yaklaşımlarÖzkan YıkıcıÖzkan Yıkıcı yazdı: Sarsıntılarla K. Kıbrıs seçim süreci ilerlerken

Özkan Yıkıcı yazdı: Sarsıntılarla K. Kıbrıs seçim süreci ilerlerken

Ufak ayrıntıyla başlayalım: K. Kıbrıs koşulları siyasal süreçte iki ana hatla ayrışır. Bunlar dönemini kapatınca da sonlanır. Ta ki yeniden başlayıncaya dek her şey unutulur. Seçim süreci olmayan süreç ile seçim dönemine girilip seçim sonuçlarına dek olan zaman dilimi. Bunlar bazen öyle sert kesişlerle olur ki sanki başka dünya biçimine dek gelir. Ortak durum şu: K. Kıbrıs’ın kendine has olgularla da sömürgesel ilhaklaşma sürecinin yeniden üretilme sıkıntısıyla yaşamaya devam ediyor. Daha bir bağımlı ile altüst olan sosyolojik yapısı, en doğal yasal değil de yasa dışı kuralların ağırlığında, görünüm yasallıkla adeta sarsıla sarsıla yoluna devam ediyor. Bu devamlılıkta ise özellikle seçim sürecinde de görüldüğü gibi, daha fazla talimatlaşan, işbirlikçiliğin ikili karakterliliği ve bozulan de facto ile yeni yolunda ilerlemeye devam etmesidir.

Bir zamanların duyarlı olunan bazı konular dahi normalin de gerisine düşülen döneme ulaştığımızın da işaretleri direkt yaşanmaktadır. En basiti şu: Bu seçim döneminde özellikle de güçlü partiler kendi kurallarına dahi uymuyor. Örnek, her iki partide de yazılı tüzüklerine aykırı, var olanı koruma adına yok sayıp hiçbir şey yokmuşçasına yola devam denildi. Tüzük özürlü ve yasal kuralların keyfileştiği ortamda, karar merciinin mutlaklığı debelenmesinde K. Kıbrıs seçim sürecinde ilerlemeye devam ediyor.

Elbet, artık normalleşen gerçekler, sonuçta kamuoyunda izlenirliği çizilen sınırla da noktalandı. Türkiye gerçeği ise daha bir sırıtır oldu. Son örnek her şeyi anlatır: Hem de koltuklarda oturan UBP aday sıralanmasında yaşandı. İtirazlar ayyuka çıkarken, divan başkanı dijital durumun kuşkuları üzerine el ile saymayı dahi saydığı oylama sorununda, parti lideri kendi konumuyla toparlama yapma yerine, hesapta olmayan hızla uçağa binip Ankara’ya yeni dolmuş yolculuğu yaptı. Ankara mesajları ise buradaki gerçekler değil, “örtülmüş bırakılma” talimatı tipi saptırmalarla seçim mesajı çakıyordu. Nitekim herkes Ünal Ankara’ya giderken, artık sorunun yeniden kapatıldığını söylemekten çekinmedi. Hatta şanlıyla bağıran bir makamcının “vekillikten çekilme, bakanlığı bırakma” sözleri dahi “buna bakmayın” ile karşılık buldu. Bu da kısa zaman içinde, yeraltındaki gelen ses gibi her şey inkâr edilip yerinde kalıp yarışa devam dedi.

Kuzey Kıbrıs seçim sürecinde ötekilerinin benzeri oluyor. Bir önemli farkla, daha dağınık, teslimiyet kuramlı, talimat normalleşmesi ve kurumlardaki çöküş kendine has konumla yaşanılmak zorunda bırakılıyor. Öyle ki siyasal propagandada artık inanç kalmazken, buna karşın onca borçlanmaya rağmen yükselerden atmalar da önemli karşılık bulmadı. Kulaştırmadan sadakaya varan propagandalar uçuştu. Hayali laflarla gelecek satışları panayır kıvamındadır. Ama yine de seçim süreci yürüyor.

Bu süreçte en başta UBP artık partisel kimliği sıkışmasından örgütsel darmadağınıklıklar peş peşe geldi. Son aday belirlemedeki durum önemli paradoksal durumu yansıttı. Üstel kürsüden “demokrasi şöleni, birlik” mesajları verirken, salondaki yükselen itirazlar ise bambaşka gerçeği belirtiyordu. Zaten sonuçta Ünal Bey kendi skandalının da simgesi jet hızıyla Ankara’ya yolandı. Bu gelişmeler hiç sürpriz değil, hele de parti içi oyunlar bolca magazinlikten soruna hep yaşandı. Ama bu defa aday belirlemede dahi olması gelinen aşamanın özünü aktarıyor. Üstelik de onca tantana ve şikâyet, müdahale şekillerinin üstünden ansızın sanki en basitiyle “el ile sayılacak oylar” dahi yapılmayarak süt liman havasına girildi.

Sadece son dönem her şeyi anlatmaya yetiyor. UBP %65 oyla Sucuoğlu’nu seçer, seçim kazanır. Başbakan atanır. Daha ilk elçilik yolundaki listeden birisi dıştalanır. Ama yetmiyor. Kurulan kabine var. Ama Ankara, Antalya’ya kabinedeki dışişleri değil, makam verilmeyen Tahsin’i çağırır. Böylelikle Tahsin Efendi dışişleri tapusunu alır. Yine de yetinilmiyor. Seçimi alan ve başbakanlığa dek gelen Sucuoğlu koltukta günleri dahi dolduramadı. Bir el yordamıyla en az kurultay oyunu alan kişi birden jet hızıyla başbakan olur. Parti gık demiyor. Üstel üç seçime girer. Üçünü de kaybeder. Onca ulufe dağıtma, yandaş kayırmalar kazanmasına yaramadı.

Kendini sınadığı parti kurultayı ise bizzat medyada maç seyreder gibi tantanalı geçti. İtirazlar açıkça yapıldı. Ama benim gibi düşünenler bunların bir faydası olmadığını belirtti. Onca tantana ve hatta bazı kurultay seçimlerinin resmen iptal edilmesine rağmen koltukçular değişmedi. Yol böyle izlendi. Lefkoşa-Ankara dolmuş yolculukları haftalık hâlinde sürdü.

Geldik son halkaya: Bu defa aday sıralama oluyordu. Ama burada da itirazlar oluştu. Tabii unutanlar vardı: Bazısı da bilmemekle kurtulmayı umuyordu. Ama olmadı. Aday sıralamasında da ayyuka çıkan itirazlar oldu. Hem de demokrasi şöleninin başarısı kürsüden haykırılırken. Sonrası nefes Ankara’da alındı. Değişmeyen gerçek, olan oluyordu. Onca sancı ve bağırma boşunaydı. İstifa eden de etmemiş gibi hamasileşti.

Yeni bir seçime böyle giriyoruz. Tekrar edeceğim: Zaten baştan özellikle iki büyük parti en hafif deyim ile “özürlü tüzüklü” girdiler. Kıyaklar bazen seçim sürecine de yansıdı. Elektrik borçlarının ayarlanması adına rüşvetlendirilmesi gibi. Fakat seçimler var. Siyasal kısırlaşma ile aman korkusu gölgesinde ilerliyor.

İster istemez tarihî bazı hatırlanmalar oldu. Bir yalanı tekrar tekrar söyleyerek kabullenme, başka açıdan da yalan ne kadar büyük olursa o kadar kabul görür propaganda Göbels ilkesi son günlerde epey hayat buluyor. Karşılıklı ekranlarda bağrışmalar ve çağdaş demokratik en iyi kurultay, aday belirleme lafları. Birbirini öylesine yalanlıyor ki kral çıplak onun yanında süs kalır.

Yaşanan Kuzey Kıbrıs koşullarının yeni bir gerçeğidir. Sistem ne kadar çürürse çürüsün, değişmezlik ile aynı yolda devam, böylesi tapöoları da yaratır. Hani derler ya “yeniden üretilme”… İşte K. Kıbrıs’ın sömürgesel ilhaklaşmanın yeniden üretilme çabalarını seçimler sürecinde yaşıyoruz. Hiçbir kelime koymasanız da sadece son UBP aday belirleme gelişmeleri dahi ilgili kuramı doldurmaya yetiyor.

Son bir damla da yargıdan: Sahte diploma yaşananı malum. Şu anda içeride olan genel sekreter 647 sahte diploma verdiğini itiraf yaptı. Ama şu anda yargılanan kişi yirmiye varmaz. Tabii başka çıkan bilgiler de hepsi unutturuldu. Seçilen ilk net örnek ise bu arada kıstırılanların sembol olacak kişisi idi. Juju lakaplı bu şahıs ceza aldı. Daha başlarken ki ayrıcalıklar ile oluşan şüpheler, bir anlamda ceza almasını da kaçınılmaz kıldı. Bu genel deşarj olursa da görev tamamdı. Oysa sadece yukarıda verdiğim rakam, üniversitenin yetkilisi açıkladı. Bunların devamı ısrarla yok saydırtılarak, bir damlasıyla yetinilmek de bizim öteki gerçeğimiz.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Özkan Yıkıcı yazdı: Brezilya’dan Sırbistan’dan gelen seçim sonuçları

Pazar gecesi gözlerimi yumarken, pazartesi günü sabahı beklediğim birkaç...

Özkan Yıkıcı yazdı: Avrupa rüzgârında gerçekleri yakalarken

Son haftaların adeta tekrarlanan süreci yeniden yaşandı. Başta Fransa,...

Özkan Yıkıcı yazdı: Türkiye’ye şöyle bir bakalım mı?

Kuzey Kıbrıs, kendi kuralıyla Türkiyeleşen gerçeği içinde seçimler sürecine...

Özkan Yıkıcı yazdı: Mekke İttifakı ve Ortadoğu’da yeni emperyalist hesaplar

Arap ülkeleriyle yakınlaşıp ortak tavra sokuldu. Tabii önemli siyasal...

Özkan Yıkıcı yazdı: Libya’dan gelen haber üzerine

Libya'da aslında Kaddafi sonrası kaosla yaşam şekli sürmektedir. İki...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
4,267TakipçilerTakip Et
1,150AboneAbone Ol

Son eklenenler

Özkan Yıkıcı yazdı: Önemli kuramla İsrail tartışılmamalıdır

Bugün İsrail sandık başında. Ben yazıyı yazarken seçim hâlâ...

Özge Güneş yazdı: Brezilya’da yeniden mücadele kazandı

Üç hafta önce bu sayfalarda “Brezilya’da oyun bitmedi” demiştik....

Enver Şat yazdı: COP31’de asıl soru: Dönüşümün bedelini kim ödeyecek?

Dünya fosil yakıtlardan uzaklaşmaya çalışıyor. “Yeşil enerjiye adil geçiş”...

Volkan Yaraşır yazdı: Guy Debord: Yağma mı metanın değer yitimi mi?

2008 sonrası yeni bir isyan dalgasıyla karşı karşıyayız. Önce...

Hasan Kahvecioğlu yazdı: Bir demokrasi şöleninde “gombina” olur mu, olmaz mı?

Ulusal Birlik Partisi, cumartesi günü “aday sıralama” kurultayı düzenledi. Dokuz...

Yonca Özdemir yazdı: Azerbaycan-Türkiye Gerginliği: Kardeşlik başka, vesayet başka?!

Türkiye ile Azerbaycan arasında son zamanlarda esen soğuk rüzgârlar,...

Şener Elcil yazdı: “Bu Beni Geçti Be!”

Geçtiğimiz yıl İngiliz Yüksek Komiserliği’nin her yıl düzenlediği geleneksel...

Ertan Erol yazdı: İspanya seçimleri ve Milei’nin ziyareti

İspanya 29 Kasım’da erken genel seçimlere giderken ve ülkedeki...

Canlı yayın