Bugün İsrail sandık başında. Ben yazıyı yazarken seçim hâlâ sürüyor. Siz okurken, büyük ihtimal ya seçimin sonunda veya ilk sonuçların alındığı zaman diliminde olacaksınız. Normalde seçim sonuçlarını bekleyip yazmak normaldi. Fakat konu öncesi siz sonuçları okurken, gözden kaçırılmaması gereken olguyu da aklınızda tutmanız çok önemlidir. Onun için seçimler ekseninden çok İsrail’i konuşurken, akılda olması gereken temel koşulun mutlaka dikkate alınması şart. Onun için de makale seçimlerle ağırlıklı olma yerine, sizin sonuçları dinlerken dikkatten kaçırmamanız temel durumu ekleyerek yaklaşmanız oldukça önemlidir.
İsrail seçimlere gidiyor. Şimdi sandık başında. Bu seçimin birçok önemli kendi yaşananı var. Gazze soykırımından tutun İran’la olan sıcak savaşa dek önemli gerilimler yaşandı. Suriye’den Lübnan’a önemli toprakları işgal ederek ilhaklaşma sürecine sokuldu. Hizbullah ve Hamas gibi önemli karşıt örgütleri resmen budama derecesinde darbelendi. Bölgenin yeni toprak kazanarak gelişen ülkesi hâlindeyken, aynı zamanda Yedi Ekim ve İran saldırılarıyla da yenilmezlik imajı da kırıldı. Son döneminde ise özellikle Batı Şeria’da da kullanılan yerleşimcilerle Filistin’in kalan topraklarına da el konuluyor. Seçime gidilirken, İran’la savaş, Suriye’deki ilerleme ve Lübnan’ın şimdiden güneyine yerleşme politikası da hızla sürdürülmektedir. Bir anlamda Gazze soykırım işgaliyle, Batı Şeria’daki topraksızlaştırma dönüşümleriyle Filistin konusunda darbe vururken, Hizbullah’ı da askerî alanda resmen devre dışı bıraktı. Tek düşman gibi duran Arap ülkesindeki Esat’ın devrilmesi ve fırsatla kazanılan yeni topraklar, coğrafi alanı da geliştirdi.
Tersinden bakacak olursak: İsrail, Netanyahu döneminde en yalıtılmış şekle geldi. Onu devletler desteklerken, Amerikan sokaklarında dahi protesto edildi. Şu andaki başbakan yolsuzlukla suçlanıyor. Seçimi kaybetmesi hâlinde hapse girme durumu var. İsrailliler “yenilmeyiz” duygusundan çıkarıldı. Özellikle İran saldırılarıyla tabulaşan hava savunma sistemi dahi çaresiz kaldı. En korkunç katliamları yapan, soykırımı hayata sokan, geniş topraklar kazanan İsrail, aynı zamanda güvenlik korkusuyla da yenilme korkusunu da tatması paradoksuyla birlikte yaşıyor.
Yukarıda sıraladığım birkaç koşul ile İsrail seçimlere giriyor. Netanyahu’nun yedinci kez başbakan olup olmayacağı durumu var. Resmen soykırımcı ve Uluslararası Ceza Mahkemesince tutuklama kararı olan Netanyahu, hem korkuyu hem de kazanılan toprakların reklamını yapıyor. En net destek de Trump’tan gelmesi tesadüf değildir.
İsrail ayrıca koalisyonlarla yönetiliyor. Seçim sonucuna göre sayısal denklemle dün muhalif ile iktidar olan partilerin birlikte hükümet kurma normalliği mevcut. Fakat tüm bunları sıralarken, hep sanki normal ülke seçimleri gibi konuşur hâldeyiz. Yerine göre ülke kullanımına sarılıyoruz. Oysa İsrail’i konuşurken, mutlaka ve mutlaka dikkat etmemiz gereken temel koşul vardır. Nerede ise tüm dünya devletlerinden önemli bir farkı vardır. Bu fark, günümüz İsrail’inin de gerçeğini karşımıza çıkarması bakımından çok önemlidir.
İsrail ne sermayenin birleşerek feodalizmi tasfiye ederek kurulan bir burjuva devletidir ne de emperyalizme karşı sömürgesel kurtuluş savaşı yaşayan ülkedir. Üstelik İsrail öncesi bölgede yaşayan temel halk kesimi de Yahudiler değildi. Bu bizi ister istemez, İsrail penceresinden yaklaşırken dikkat edip unutmamamız gereken olguyu dayatır.
İsrail ne kapitalist sıçrama devrimi ne de sömürgesel kurtuluş savaşıyla kuruldu. Dahası, İsrail kurdurtulurken bölgede önemli sayıda Filistinli yaşayan vatansız ve mülteci oldu. İsrail mücadele ile kurulan değil, taşınan nüfusla bizzat ağırlıklı olarak İngiltere’nin Orta Doğu planının yarattığı devletidir. Taşınan nüfusla Filistin’de İsrail devleti kurdurtuldu. Özellikle İkinci Paylaşım Savaşı’nda hızlanan Yahudilerin Filistin’e taşıtılarak resmen işgal ve ilhak altındaki devlet modeli oluşturuldu.
Emperyalist sistem klasik sömürgecilikten yeni sömürgeciliğe geçerken, Orta Doğu’nun kalbine de bir hançer saplıyordu. Bu kurdurtulan ve kuruluş aşamasındaki BM kabulü de ettirilerek yasallaştırıldı. Kurulan İsrail devleti taşınan nüfusla oluştu. Kurulurken de elinden toprakları alınan Filistinliler de vatansız veya mülteci oldu. Devlet işgal üstünde kurdurtuldu. İdeolojik ağırlık da Siyonizm idi. Kendi içinde görünüşte demokratiklik var gibi olsa da hem öteki halklara hem de bölgesel ülkelere oldukça saldırgan ve ırkçı temelde hareket ediyordu. İdeolojisinde de din temel enstrüman hâlindeydi.
Nitekim İsrail başbakanlarına veya öteki yetkililerine bakacak olursanız, hepsinde dedelerinin başka ülkede yaşadığını da anlarsınız. Nitekim son şimdiki muhalefet lideri Fas kökenli olmaktadır. Aynı zamanda İsrail’de hangi başbakan gelse, yine de en başta Filistinlilere hep katliam politikasıyla yaklaştı. Sistem İsrail’de ta baştan Mossad gibi dünyada birçok karanlık işte rol alan Mossad’ı da kurdurttu. İsrail bir anlamda Batı emperyalist bloğun Orta Doğu merkezli devleti olarak da görevini gerçekleştirdi.
Sıralanan bu bazı koşullar, İsrail konuşulurken hep dikkat etmemiz gereken temel gerçeğidir. Öteki ülkeler gibi değişimlerin olması kolay değildir. Hatta Sovyet yanlısı bazı kesimler İsrail kurulurken sırf Sovyetlerden de giden Yahudiler nedeniyle, hele de kibbutz gibi kurumsallaşmalarla sanki sol seçeneklerin de olasılığı ile tavır koydular. Fakat iş Filistin uygulamalarına ve bölgesel saldırganlıkla gelişince, yanıldıklarını anladılar. Ama çok geç kaldılar.
Konuyu fazla uzatmayalım. İsrail’de seçimler oluyor. Bazı görüşler var. Yine kaçınılmaz koalisyon dönemi de sürecek. Tek önemli tehlike Netanyahu eğer kaybederse, yolsuzluk nedeniyle hapse girme olasılığı. Öteki durumlar muamma. Yine de en basitiyle Netanyahu’nun kaybetmesi birçok yerde memnuniyet getirecek. Hele de onca katliam ortada dururken. Kimine göre de imaj yenileme veya yenilme duygusu nedeniyle yine de iyi gelişme olarak kavranacak konum da var. Net olan İsrail’in yeniden koalisyon pazarlıklarına gireceğidir.
Sesleri çıkan ama cılız olan sol ile barışçıl kesimlerin ise bu kabusta ne kadar destek alacağı da bizim gibi insanların merakıdır. Daha fazla değerlendirmeyi, seçim sonucu ve pazarlıklar dönemine bırakarak burada noktalıyorum.
Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.




