Bulgaristan’da cumhurbaşkanlığı seçimi gerçekleşti. Gelen sonuçlar: Bildik Batı eksenli kesimin seçimi kaybetmesi üzerine oluyor. Yotova ikinci turda koltuğu aldı. Rakibi ise daha AB yanlısı olan kaybetti. En kolay anlaşılacak olgular, katılımın %29 olması. Birinci turda ise %24 oranıyla gerçekleşti. Seçimi ise bilinen klasik denge dışında, kısa zaman önce eski cumhurbaşkanının kurduğu parti kazanıyordu. Batılı kimi ajanslar hemen kendi dışlarında olana “Rusçu” damgasını da geciktirmediler. Elbet kazanan şahsın kadın olup ilk kadın cumhurbaşkanı olması da ilk bakışta görülecek olgulardı.
Bulgaristan’da cumhurbaşkanlığı seçimi de sonlandı. Daha önce de yaklaşık bir yıl ötesi seçimi de eski cumhurbaşkanının kurduğu parti parlamentoda birinci sırada tamamladı. Ek olarak, Bulgaristan birçok ülkede görülen seçime katılımın da artık yarı oranının çok gerisine düştüğü sonucudur.
İster istemez insan şunu da söylemek zorunda kalır. Düne dek Bulgaristan’da salt seçimler değil, bazen parlamentodaki görüşmeler de gündemleşirdi. Gündemleşmekle kalınmıyor, taraflı eksene çekilip içselleştirilir. Dinsel ve ırksal bakışlarla da müdahale veya tepkiler de konulurdu. Hatta azınlığın kurduğu Müslüman ağırlıklı Hak ve Özgürlük Partisi de açıkça desteklenirdi. Dahası, Türkiye’de Bulgaristan ve Türkiye yurttaşlığı çifte olan epey vatandaş vardı. Bunların oy kullanılması için gereken çabalar da gösterilirdi. Yeri geldiğinde Bulgaristan iç politika malzemesi yapılıyordu. Irkçı dinsel söylemlerle de Bulgaristan yönetimine saldırılar yapılıyordu. Gerilimler, göçler de yaşandı.
Anlayacağınız: Bulgaristan hem dış hem de içselleşen siyasal malzeme şekline gelindi. Hatta AKP döneminde Halk ve Özgürlük Partisi beğenilmeyerek onlara da müdahale edilip parçalandı. Bir anda üçüncü güç olan parti şimdi adı dahi söylenmez oldu. Kahvedeki politikayla ilgilenen Bulgaristan Türkleri deyip partiyi bilirken, şimdi Bulgaristan seçimleri dahi haber değeri olmayan noktaya gelindi.
Bulgaristan seçimlerini dinlerken bir başka nokta da sistemsel eksenden kopuyordu. Bir dönem özellikle Soğuk Savaş döneminde antikomünizm siyasetiyle Bulgaristan’a eleştirel ve yıkılacak rejim gözüyle yaklaşılıyordu. Din ve ırksal politikalar kullanılıyordu. En karanlık istihbarat ilişkileri de ihtiyaç oranında yerini aldı. Hatta karanlık mafya ilişkileri dahi Bulgaristan’la zaman zaman gündeme geliyordu.
Bulgaristan’da da revizyonist iktidar düştü. Yerine kapitalizm ile neoliberal dönem yapılanması gerçekleştirildi. Yağmalar yapıldı. Değişmene olgu ise mafya tipleşme daha net zeminde sürecini güçlendirdi. İlk başta kullanılan enstrümanlarla umutlar saçıldı. Geçmiş eleştirilerek yeni hayaller kurdurtuldu. Birçok çevre Bulgaristan yağması için silahlarını kullandı. Ama sonuç malum. Öyle ki daha koşulları yerleşmeden, örgütlenmesi tamamlanmadan AB üyesi yapıldı. Euro geçiş ekonomik denklem tamamlanmadan da geçildi. Neoliberal anlayışın eşitsiz ülke olma Bulgaristan’da hızla yeni yükselen binada şekillendi.
Seçimler ve yeni politikalar denirken daha yolsuzluk ve yoksullukla özdeşleşmeye başladı. Bunlar hep Rusya karşıtlığı ile durdurularak düşman yaratmaya uğraşıldı. Anti-Rusyacılık ile sol karışıp bir türlü haline getirildi. Ama tüm bunlar bir gerçeği engellemedi. Engellemeyince de Batı’ya daha mesafeli ulusal partilerin öne çıkmasını da getirdi. Bunu en iyi kullanan eski cumhurbaşkanı Radev de kısa zaman içinde kurduğu partiyle birinci sırada yerini aldı.
Bunlar tekrarlana tekrarlana da insanların sandığa olan umutları da kırıldı. Öyle bir Bulgaristan oldu ki sokakta protestolarla hükümetler devrilirken, girilen seçimlerde sokak talepleri siyasal partilerde karşılık bulmama paradoksal sıkışmada takılıyordu. AB umudunun giderek azaldığı, sistemden beklentilerin kırıldığı ama hâlâ sokak refleksiyle devirme tutumunun sürdüğü Bulgaristan son seçimlerde de katılımın az olmasına karşın yeni bir seçeneği seçti.
Bunlar toptan değerlendirilmesi gereken gelişmelerdir. Apolitiklik ile sansürleme bunu hep engelliyor. Bir zamanlar K. Kıbrıs’ta da Bulgaristan gelişmeleri epey yer alıyordu. Zaten ülkemizde de Bulgaristan göçmeni vardır. Fakat apolitiksizlik ve umursamazlık sonucu şimdi bu ilgi de sıfırlandı. Bir kapitalist genel gerçeğin Bulgaristan üzerinden yaşanan ta kendisidir.
Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.



