Özellikle bu yıl direkt Kolombiya ile alakalı makaleler yazdım. Birkaçında yıl içi gelişmelerle, çok önemli olduğunu da uyardım. Kolombiya’da başkanlık seçimi vardı. Başkan Petro eski bir gerilla siyasetçisiydi. Tutumları da oldukça dünyada yankı buluyordu. Filistin’e direkt destekten, İsrail’e karşı ekonomik alana varan tutumları önemsendi. Yine Amerika ile ve özellikle Trump’la çelişkiler yaşandı. Amerika’dayken vizesi dahi iptal edildiydi.
Sadece sıralanan birkaç gelişme dahi Petro’yu, Kolombiya’nın dünyada birkaç ülkenin tutumunda görülen emperyalizme karşı olumlu tutumlar nedeniyle de seçenekleşme konumuna getiriyordu. Bu nedenle başta Trump olmak üzere, Kolombiya’daki paramiliterlerden sermaye kesimine, seçimlerde Petro tipi adayların kazanmaması için önemli çabalar gösterdiler. Kolombiya hep Amerika’nın Latin Amerika’daki önemli müttefikinden de öte yakınıydı. Bölgedeki birçok operasyon için kullanılıyordu. Ülkede değişik sol örgütler de vardı. Bunların kazanmaması adına mafyalardan tutun devlet gücüne de varan baskılar yapılıyordu. Gerektiğinde Amerika direkt müdahale ediyor. Üsleri de her an tetikteydi. Salt Kolombiya değil, örneğin Venezuela’ya da operasyonları bu ülke üzerinden yapmaya uğraşılıyordu.
Kolombiya böylesi önemdeyken, geçen seçimde umulmadık ama yoğun uğraşlar sonucu Petro seçimi kazandı. Öteki devlet kuvvetleriyle çatışma adına da olsa ülkede değişimler başladı. Bunu dış politikada direkt Filistin alanında yaşadık. Gidilen BM toplantısındaki konuşmadan tutun, Amerika’da yapılan Filistin destekli gösterilere dek katıldı. UCM davasında Filistin lehine katıldı.
Elbet salt dış politika değildi: ülkede mafyalarla mücadele direkt ve samimi şekilde sürdürüldü. Ezilen kesim lehinde düzenlemeler de yapıldı. Ülkede yoksullar lehine eşitsizlik denklemi değiştirildi. Yerli halklara daha somut kazanımlar sağlandı. Bu arada mücadele eden gerilla sol gruplarla yapılan görüşmelerde istenen sonuç alınamadı.
Özetlenen bu gelişmeler Latin Amerika’da karşılığı vardı. Amerika ise bu dönem sonrasındaki seçimlerle hesaplar başlattı. Kolombiya’ya göre başkanlık tek dönemle sınırlıydı. Onun için Petro aday olamazdı. Yakın dostunu aday gösterdi. Trump direkt tavır koydu. Paramiliterlerin de avukatı olan faşist Espriella’yı destekledi. Aynı şekilde sermaye kesimi, paramiliterler ve değişik sistem güçleri de Espriella’nın yanında durdular. Sol aday ise sendikal hakları genişleteceğini, yoksullara emeklilik hakları gibi taleplerle propaganda yaptı. Petro’nun politikalarına devam edeceğini belirtiyordu.
Faşist aday Espriella ise orman alanlarında büyük hapishaneler kuracağını, güvenlik politikasına önem vereceğini, bütçeyi kamusal alanda hayli civarında azaltacağını, zenginlerden alınan vergileri de düşüreceğini anlatıyordu. Başta madenlerin yabancı sermaye tarafından kullanılmasını da açacağını eklemekteydi.
Bu basit görülen ama anlamları önemli programlarla seçimlere gidildi. Son sonuçlara göre faşist aday, paramiliterlerin avukatı Espriella ufak bir oyla kazandı. Sol aday usulsüzlüklerden söz ediyor. Yargıya başvuracağını belirtip şimdilik sonuçları kabul etmiyor.
Dikkatinizi çektim mi: hâlâ dünya resmi medya algılarında simgeler net kullanılmaktan kaçınılıyor. Şimdi de Kolombiya’da sağ adaya yumuşatılmış ifadeler konuyor. Oysa kendisinin tıpkı son dönem bazı yöneticiler gibi açıkça faşizmi savundukları da net. Ama nedense sağ kesimin konunun anlaşılmasında önemli katkı yapan kimliksel siyasi isim kullanılmamaya devam ediliyor. Trump eksenli birçok liderin açık tutumları ortadayken, hâlâ demokratiklikle yumuşatılmış sağ damıtmayla örtme duruşları devam etmektedir.
Sonuçta: Kolombiya önemli kavşaktan geri döndü. Yeniden emperyalist role büründü. En azından Filistin, Küba gibi konularda ses veren bir yerin nefesi kesildi. Bu da başta Latin Amerika olmak üzere faşizmin yükseldiği bir süreçten geçtiğimizi gösteriyor. Şimdi gözler Brezilya’da: bakalım orada nasıl bir sonuç gelecek.
Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.



