yaklaşımlarÖzkan YıkıcıÖzkan Yıkıcı yazdı: İspanya-Fas hattında neler oldu

Özkan Yıkıcı yazdı: İspanya-Fas hattında neler oldu

Bir haftadır İspanya’nın Afrika topraklarındaki küçük bir yerleşimindeki gelişmeler, epey yer aldı. İspanya-Fas sınırı olup Cebelitarık Boğazı’nın Afrika yakasındaki İspanya toprağı pek de adı duyulmadı. Neredeyse epey kesim İspanya’nın burada iki küçük yerleşimi olduğunu bilmiyor. Ben dahil pek aklıma gelmeyen bir gerçektir. Fakat, bir parlayış ile yoğun göç dalgası, peşinden de dünyada propagandalaştırılması sonucu, Ceuta bir anda adını duyurdu. Fakat emperyalist gerçeklik hemen sırıtıverdi. İspanya toprağına bir anda nüfusuna yakın bir göç hareketi oldu. Hep İspanya konuşuldu. Öyle ki AB içi daha karıştı. Ancak, şu basit yanıltma eksikliğine bakın: nedense göçün geldiği Fas pek de konuşturulmadı. Sanki insanlar gökten inip bu küçük İspanya yerleşimine yerleşmiş algısıyla başlayıp, Sánchez’i suçlama fırsatı olarak da kullanıldı.

Ben konuya Kıbrıs’tan bakıyorum. Çünkü bu adada yaşayıp, koşulları da olduğu gibi yakalayarak yorum yapıyorum. Dünyada olan olayları da bize göre muhtemel kıyası veya etkisini de yapmaya önem veriyorum. Zaten göç konusu özellikle neoliberalleşme sonrası tırmandı. Peşinden gelen peş peşe krizler ise adeta zorunlu hızlanan fırtınaya dönüştü. Elbet işin içinde sorun olunca, siyasal nedenlerle de belirlenip ekonomik yıkımlar eklenince, olay gelişir. Yetmezmiş gibi iklim bozulmalarının yarattığı tahribattan tutun savaşların normalleşmesine, uygarlık yıkılış krizlerine dek uzanan sonuçlar sonucu artık adına göç dalgaları denilen gelişmeler oluştu.

Belirttiğim gibi, zorunlu koşulların yarattığı sorunları değerlendirecek mafyalar, kullanacak siyasal erkler de güçlendi. Tüm bunlar emperyalist ağın kapitalist neoliberal yapısının da tükenmesiyle iyice çıkmaza sokuldu.

Kıbrıs da bu sistemin bir kullanım sömürgesi. Kendi koşullarına has özellikler de vardır elbet. Ancak dünyadaki gelişmeler, uygun hâlleriyle de adaya gelip vuran dalgalar normalliği gibidir. İşte İspanya-Fas sınırındaki olaylar bir anda benzerlerinden tutun, orada olanları daha bütünsel öğrenme ikileminde beni inceleme moduna sokturdu. Haftalık gelişmeleri izlerken de yeterli hâl birikimi sonucu ancak yazmaya karar verdim.

Ufak bir öncelik hatırlatması: Kıbrıs da sistemin değişik göç dalgalarından etkilendi. Hele kullanım ada olma gerçeği, stratejik sömürge ile köprülük rolleri, burada da Fas-İspanya sınırlı Ceuta benzeri gelişmeler hemen akla geliyor. Tabii istenilen belleği silmediyseniz. Örneğin doksanlar ortasında ansızın İngiltere’ye K. Kıbrıs’tan yoğun insan gidişleri oldu. Bunlar mülteci gibi kılıfları da kullandılar. Önemli kısmı Türkiye’den gelip KKTC pasaportu kullanarak, o dönem sağlanan kolaylıktan İngiltere’ye girme girişimleri oldu. Tabii ki Türkiye gerçeği ile adayı kullanma fırsatı resmen işledi. Farkına varılınca da Kuzey Kıbrıs için sağlanan bazı kolaylıklar da ortadan kaldırıldı.

Daha yakına gelelim: Kıbrıs AB üyesi olduktan sonra, kuzeyden güneye bir dönem önemli sayıda kaçak geçişler oldu. Mültecilik kullanımı denendi. Binlerle ifade edilen sınırdan geçişler sağlandı. Elbet bu işin de mafyaları vardı. Herkes kelle başına alınan fiyatı dahi biliyordu. Ama her iki olayda da hiçbir mafyalık tutuklanıp yargılanmadı. Tabii hep kaybeden de malum.

Onun için İspanya-Fas sınırını duyunca, Kıbrıs’ta yaşayınca aklıma hemen bu yaşananlar geliyor. “Yarın Şengen vizesi veya başka konularda olmayacak” pek diyen yok. Aksine fırsattan kaçakçılık kullanımlı mülteci veya göçmen kuralına sarılmaya hazır epey kesim vardır.

Girişte de belirttim: Afrika topraklarında İspanya’nın iki küçük yerleşimi var. Şudur budur bir yana, bakalım. Düne dek bir defa hariç, böylesi bir olay yaşanmadı. Neredeyse kentin nüfusuna yakın insan bir günde sınırdan yüzerek geçiş yapar. Hem de karşı taraf engellemeden. Sonrasında, beklentilerle karşılaşılanların tersliği tersten işlendi. Geri ülkelerine dönüldü. Hedefe hemen Sánchez konuldu. Bazı AB yönetimleri İspanya’nın Şengen vizesinden çıkarılmasını dahi önerdi. Kimse olayın nedenine falan bakmadı. Hatta girilen yerleşimden Avrupa’daki İspanya’ya kolayca geçemeyeceğini dahi bilmeme cehaletine yatıldı. Çünkü bazı tahminlerin adeta doğrular biçimindeydi olanlar.

Fas ise sessiz. Bir anda onca insan nasıl toplanıp kolayca geçme açıklaması olmadı. Son olarak da İspanya’yı suçlayıp, sosyal medya suçlamasıyla işin içinden çıkıldı. Oysa yorumlar Sánchez kadar Fas için de okları yöneltecek duruma geldi.

Çoğu kesim şunu hemen hatırladı. Hele yandaşlamacı faşist liderlerin Sánchez’i suçlamaları da yardımcı oldu. Sánchez, İsrail’in soykırımını suçladı, tavır koydu. Filistin’i açıkça desteklediğini hem söz hem de pratikleriyle de kanıtlıyordu. Trump’ın İran saldırısına katılmadığını net şekilde tavırlaştırdı. İran’ın nükleer silah sahibi olmaması talebine, o zaman da İsrail’in de nükleer silahtan arınmasını önerdi. Bu da epey tepki aldı. AB neredeyse yönetimlerin tümden İsrail’in arkasında durup destek verirken, eleştirmesi de pek de yutulur bir tavır değildi.

Bir de söylenmeyen önemli bir durum vardı: Fas’ın işgal edip ilhaklaştırdığı Batı Sahra’nın direniş örgütü Polisario’nun lideri hastalanır. Sağlık nedeniyle İspanya’da tedavi edildi. Fas’ı bu durum çok kızdırdı. Ayrıca, Fas, İsrail ile iyi ilişkileri olan önemli bir Arap ülkesidir. Koyun bunları yan yana…

Israrla gündemleştirme ve Sánchez’e saldırılar, olayı değişik yöne çekmeye yetiyor. Hele de işin içine Trump da girerse… Birden Kıbrıs’la ilgili aklıma yakın bir durum geldi. Hatırlayın Türkiye’ye gelen Suriyeliler olaylarını. Bir gün ansızın sadece Suriyeliler değil, birçok Türkiye’ye gelen göçmeni alıp arabalara koydular. Yunanistan sınırına getirip oradan gönderme ve baskı oluşturma eylemleri yaşandı. Devamında AB ile Türkiye o meşhur anlaşmayı da yaptılar. Anlayacağınız, bu tür siyasal kullanımlarda salt İspanya-Fas sınırı değil, bizim coğrafya da çok deneyimlidir.

Şimdi anladınız mı neden biraz bekleyip belleğimi de kullanarak bu makaleyi yazmaya karar verdim?


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Özkan Yıkıcı yazdı: Trafik katliamından genel sistem gerçeğine

Normal yaşamla en anormal kötü koşullar kolayca dönüşür. Sanki...

Özkan Yıkıcı yazdı: Unutulmaması gereken ülkelerden biridir: Irak

Yakın tarihle Ortadoğu tamamlanınca, emperyalist çağın planlarıyla alakalı uygulama...

Özkan Yıkıcı yazdı: Bozulan iklim koşullarında siyaset de ısınırken

Temmuz ayına ve yaşadığımız haftaya artık elvedayı çekiyoruz. O...

Özkan Yıkıcı yazdı: Tetiklenen savaş alanı ve Mısır oyuna doğru

Belli ki genel Amerikan Ortadoğu projesi sıkıştı. Üstelik Trump...

Özkan Yıkıcı yazdı: Şifrelenen Kıbrıs gerçekleri

Basit bir kuraldır: siz bir sorunu çözmek veya nedenini...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,917TakipçilerTakip Et
914AboneAbone Ol

Son eklenenler

Şener Elcil yazdı: Siyasi Körler Ülkesi

Uzun yıllardan beri yurtdışında yaşayan, ancak Kıbrıs’tan hiç kopmayan, yurtsever...

Yonca Özdemir yazdı: Guterres’in Kıbrıs Ziyareti Dağ Fare mi Doğurdu?

Bildiğiniz üzere, BM Genel Sekreteri António Guterres geçtiğimiz hafta...

Dionysis Dionysiou yazdı: Guterres Neden Geldi?

Kıbrıs, resmî olarak sürekli bir çatışmanın tarafı olmayı seçtiği...

Federico Pita yazdı: Latin Amerika tekno-faşizmin yeni laboratuvarı

Latin Amerika, teknoloji-üstüncülüğünün siyasi ve ideolojik laboratuvarına dönüşüyor. Silicon Valley milyarderi...

Ertan Erol yazdı: Trump’ın kayığında Kolombiya sağı

Kolombiya’da Seçilmiş Başkan Abelardo de la Espriella kuracağı hükümeti...

Özkan Yıkıcı yazdı: Trafik katliamından genel sistem gerçeğine

Normal yaşamla en anormal kötü koşullar kolayca dönüşür. Sanki...

Halil Karapaşaoğlu yazdı: Türkiya-Irag İlişgileri

Türkiya’nın Gıprız’da yürüddüyü politikayı veya Türkiya’nın Gıprız’da yürüdeceyi politikayı...

Canlı yayın