yazılariktibasCihan Tuğal yazdı: Brezilya solu: Birkaç adım ileri, birkaç adım geri

Cihan Tuğal yazdı: Brezilya solu: Birkaç adım ileri, birkaç adım geri

Orjinal yazının kaynağıevrensel.net
Kategori:

Ekim ayında başa baş geçmesi beklenen başkanlık seçimi dolayısıyla Brezilya şimdiden gergin bir bekleyişte. Geçtiğimiz hafta içinde açıklanan son anketlere göre, eski işçi önderi Başkan Lula rakibiyle arasındaki farkı açmış görünüyor. Rakibi, bir önceki aşırı sağcı Başkan Jair Bolsonaro’nun oğlu. Baba Bolsonaro, Trump’ın tüm çabalarına rağmen tutuklu. Seçimlere katılamıyor. Aslında Lula’yla yarışan o.

Daha mayısta Lula ile Bolsonaro arasındaki fark yüzde 5-6 civarındayken, şimdi yüzde 7-10 bandında görünüyor. Bu sıçramanın ana sebebi, Bolsonaro hakkında bir yolsuzluk iddiası. Elbette ekime kadar benzer birçok oynama olabilir.

Seçimlerin meclis ayağında ise, sağ güçlenmeye devam ediyor.

Bolsonaro taraftarları ve karşıtları, aylardır kitlesel gösteriler düzenliyor. Henüz iki tarafın gösterileri de görece mutedil geçiyor. Dengeleri değiştirecek sayılara da ulaşmış değiller.

Dört sene önce, gayet zorlu bir seçim sürecine sahne oldu Brezilya. Lula başkanlığı aldı ama meclis sağın elinde kaldı. Dahası, seçimlerden sonra da Bolsonarocu PL (Liberal Parti) üye sayısını arttırmaya devam etti. Lulacı PT (İşçi Partisi) ise, benzer bir büyüme yaşamadı.

2024’te belediye seçimlerinde Bolsonarocuların atılım yaşaması, tabloyu iyice tatsızlaştırdı.

2023’ten itibaren sol, yürütmeyi elinde tutuyor gözükmesine rağmen, çok ilerleme kaydedemedi. Aslında hükümet, sol ve merkez güçlerin bir ittifakı. Ve genel olarak merkeze oynamaya çalışıyor. Yine de Lula’nın partisinden 2004 yılında kopan PSOL (Sosyalizm ve Özgürlük Partisi), koalisyonda ciddi ağırlığa sahip.

Bazı bakanlıkların PSOL yönetiminde olmasının da katkısıyla, hükümet gençler arasında işsizliği azalttı. Gecekondu mahallelerinde (favelalarda) eğitim faaliyetleri arttı. Ücretler düşürülmeden çalışma saatleri kısıldı.

2024 ve 2025’te, sendikalı sayısında da artış görüldü. 2012’den beri yaşanan düşüşün tersine çevrilebileceği umudu doğdu.

Ama tüm bunlar, hükümetin piyasaları sakinleştirme çabasının gölgesi altında kalıyor. PSOL ve toplumsal hareketler daha fazla kazanım için ittirdikçe, PT’nin piyasacı kanadını temsil eden Fernando Haddad ve benzeri isimler koalisyonun gerekliliklerini hatırlatarak bu girişimleri tıkadılar.

İroniye bakın. Piyasaların dengesini, eskiden militanlığıyla bilinen bir işçi önderinin yönettiği sosyalist-merkez-sosyal demokrat bir koalisyon koruyor. Bir taraftan kitlelere, “Ben sizdenim” diyor bu koalisyon, bir taraftan burjuvazinin ılımlı kanadını, “Aşırı sağ geri gelirse, piyasalar yine tepetaklak olur” tehdidiyle kendi yörüngesinde tutuyor. Merkez sağın giderek silindiği bir dünyada, solun güçlü olduğu ülkelerde bile böyle gariplikler yaşanıyor işte.

PSOL’nin önde gelenlerinden bazıları, aşırı sağın iyice güçlenmesine önlem olarak, PT ile 4 yıllık bir “federasyon” önerdi. Partinin çoğunluğu, merkeze kayışı iyice güçlendireceği için, bunu reddetti. Ancak bu bölünme ve tartışma dahi, gelecek için hayra olmayan alametler içeriyor. Buna ek olarak, PSOL’nin seçimlerden sonra birkaç toplumsal hareket bileşenini kaybetme ve küçülme ihtimali de var.

Bu siyasi değişim ve manevraların yapısal kökenleri bir o kadar önemli. 2000’lerin başlarına göre, sol çok sıkışık bir alanda oynuyor. Sol, en azından kamuya konuştuğunda, oligarkların harcadığı inanılmaz propaganda paralarını, Trump’ın müdahalelerini sorumlu tutuyor bu vahim tablodan. Bunlar elbette önemli faktörler fakat daha ciddi sorun PT’nin 2000’lerden itibaren kendi tabanını örgütsüzleştirmiş, siyaseten de merkeze kaymış olması. PSOL zaten bu stratejiye tepki olarak, PT’nin sol kanadı ve bazı küçük ve orta boylu sosyalist gruplar tarafından kurulmuştu. Ancak daha da köklü sorun, Brezilya işçi sınıfının demografik olarak örgütlenmesi zor sektörlere kaymış olması. Dolayısıyla PSOL ve benzer güçler akıntıya kürek çekiyor, PT’nin merkezi ise akıntıyla beraber yüzüyor. PT’yi bu yoldan vazgeçirecek bir strateji henüz vücut bulamadı.

Ana aktörler çok temel bir gerçekliğin farkında. Brezilya bu cendereden kendi başına çıkamaz. Geniş bölgesel ve küresel ittifaklar elzem. Bu yönde çabalar sürüyor. Bolivya’da yaşanmakta olan ayaklanma bu yüzden umut verici. Ancak PT ve Lula daha soldayken, Bolivya’da ve bir iki ülkede daha sosyalistlerin iktidarda olması bile, Brezilya solunun merkeze kaymasını engelleyememişti. PSOL ve benzeri aktörlerin hem bölgesel hem küresel çapta daha güçlü müttefiklere ihtiyacı var.

*Brezilyalı sosyolog Ruy Braga’ya yorumlarından ötürü teşekkürler


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Ümit Akçay yazdı: COP31’e doğru: Antroposen, kapitalosen ve ekolojik emperyalizm

Dünya Ekonomik Forumu’nun 2026 Küresel Riskler Raporu, çarpıcı bir çelişkiye...

Emre Demir yazdı: Farklılıklar içinde birlik arayışı: 18. BRICS Zirvesi

Yeni Delhi’de 18. BRICS Zirvesi, 12-13 Eylül 2026 tarihlerinde...

İ. Uğur Toprak yazdı: Gıdanın Dünü, Bugünü ve Geleceği

Başlığa bakınca ister istemez düşünüyor insan. Gıdanın dünü neydi,...

Kerem Göktan yazdı: 11 Eylül sonrası ABD-Çin ilişkileri: Ortak yaşam-gerginlik sarmalı

11 Eylül 2001’de gerçekleşen radikal İslamcı terör saldırısı sonrası...

Enzo Traverso yazdı: Marx, tarih ve tarihçiler: Yeniden kurulması gereken bir ilişki

Son yıllarda başlayan ve yaygın olarak “yeni eleştirel düşünceler”...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,901TakipçilerTakip Et
964AboneAbone Ol

Son eklenenler

Özkan Yıkıcı yazdı: Kıbrıs gerçeklerinden Gröland anlaşması

Yeniden belirtmekte fayda vardır: Her araştırmacı mutlaka bulunduğu coğrafyanın...

Özkan Yıkıcı yazdı: Almanya eyalet seçimleri yapıldı

Bizde hariç, epey dünya kesiminin konuştuğu Almanya eyalet seçimleri...

Kıvanç Eliaçık yazdı: Devlet, sınıflar ve Poulantzas

Hayır, Karl Polanyi değil. Nikos Kazancakis hiç değil. Bahsettiğimiz...

Gıbrızlıca Konuşan Gıbrızlılar Birbirlerini Sever?

“Gıprızlıca gonuşan Gıprızlılar biribirlerni sever?” gibi saşma bir soru...

Fehim Taştekin yazdı: Suudileri kurtarmak!

İran’dan sonra Yemen savaşı, çağın savaş baronlarına ders vermeye...

Ümit Akçay yazdı: COP31’e doğru: Antroposen, kapitalosen ve ekolojik emperyalizm

Dünya Ekonomik Forumu’nun 2026 Küresel Riskler Raporu, çarpıcı bir çelişkiye...

Aras Coşkuntuncel yazdı: ABD demokrasisi ve İran savaşı

Kant “Mutlak monark nedir? ‘Savaş olmalı’ diye emrettiğinde, savaşın...

Emre Demir yazdı: Farklılıklar içinde birlik arayışı: 18. BRICS Zirvesi

Yeni Delhi’de 18. BRICS Zirvesi, 12-13 Eylül 2026 tarihlerinde...

Canlı yayın