iktibasVolkan YaraşırVolkan Yaraşır yazdı: Metaların efendilerine karşı, sitüasyonistler

Volkan Yaraşır yazdı: Metaların efendilerine karşı, sitüasyonistler

Orjinal yazının kaynağıyeniyasamgazetesi9.com

Kapitalizmin en yıkıcı, en asalak ve en çürümüş halini yaşıyoruz. Kitleler ise umursamazlık, kaybolmuşluk ve gönüllü edilgenlik içinde. Umursamama ve tahayyül edememe hali ancak eleştirel eylemle, sokağa, barikatlara ve hayata sahip çıkarak aşılabilir.

1968 deneyimi, küresel bir isyan hareketi ya da sistem karşıtı kolektif bir ayağa kalkıştır. 1968,  kapitalizmin yaratığı yabancılaşmaya ve “şeyleşmeye” karşı duruş ve ayrıca reel sosyalizmin eşitlik uğruna özgürlüğü yok edişini ya da bürokratik despotizmi reddetmektir.

1968’i etkisi, sarsıcılığı ve bıraktığı miras olarak 1848 Devrimleri’ne benzetebiliriz. 1848, kapitalizmin ilk küresel krizinin yarattığı bir devrimci dalgadır. Kıta düzeyinde devrimci senkron olarak biçimlenir ve sürekli devrim olarak gelişir. Gerçek manada bir dünya devrimi olan 1848 feodal statükoya bir başkaldırıdır. Burjuvazinin egemen sınıf olarak örgütlenmesine yol açtığı gibi proletaryanın tarihsel ve toplumsal bir güç olduğunu gösterir. Aynı zamanda radikal ve militan ideolojik yönelimleri ortaya çıkarır. 1848 Devrimleri üzerinden sonraki yüzyılın tüm dinamiklerini okumak mümkündür.

Benzer vurguları 1968 için de yapabiliriz. 1968, bir başka alem arayışıdır ve dünyayı sarsan bir yıldır. 1968, seksizme, ekolojik yıkıma, savaşa karşı bir duruştur. İkinci dalga feminizmin, siyahi haklar, ekoloji ve LGBTQIA+ hareketinin doğumuna şahitlik yapmıştır. Kapitalizmin yarattığı tüm çelişkiler ve tahakküm biçimlerine karşı bir başkaldırıyı simgeler.

1968 son ve başlangıç

Genellikle spekülatif bir biçimde gençlik hareketi olarak değerlendirilen 1968, gerçek manada bir sınıf ve kitle hareketidir. Küresel isyan dalgası olarak modern dönemde dünya devriminin olanaklarını ortaya koymuştur. İtalya ve Fransa’da işçi hareketi ve öğrenci hareketi olarak ortaya çıkmış, konsey pratikleri olarak iz bırakmıştır. ABD’de ırk ayrımcılığı ve savaş karşıtı hareket olarak şekillenmiştir. Almanya’da ağırlıkta bir öğrenci hareketidir. Mozambik, Gine Bissau, Kongo’da sömürgecilik karşıtlığıdır. 1956 Macaristan ve 1968 Prag Ayaklanmasında bürokratik sosyalizme karşı özgürlük arayışıdır. Çin Kültür Devrimi gibi muazzam bir çabayı ifade eder.  Bask, Katalonya, İrlanda, Korsika ve Filistin’de ulusal mücadelelerin gelişimini simgeler. F. Fanon’un ifadesiyle “yeryüzünün lanetlileri”nin efendiliğe karşı duruşunu gösterir.

’68 Eylem repertuvarı olarak da olağanüstüdür. Paris bir anlamda ‘68’in entelektüel ve eylem odağı olur. Sokak ve barikat savaşları, sit-in gibi yasal ve yapısal ırkçılığa karşı sivil itaatsizlik eylemleri, fabrika ve üniversite işgalleri, işçi özyönetim pratikleri, uzun genel grevler, sınıfın estetik militanlığını gösteren çeşitli sabotaj pratikleri, patronları rehin alma, makine kırma gibi eylemler ve işgal komiteleri, fabrika konseyleri, işçi denetimi gibi örgütlenme biçimleri doğmuş, farklı karşı kültür pratikleriyle iz bırakmıştır. 1968 çok boyutlu ve katmanlı bir kapitalizm eleştirisidir. Ne yazık bu devrimci enerjinin kristalize olmaması ve devrimci bir öznenin, enternasyonal bir hattı oluşturamaması ve kapitalizmin absorbe etme gücü hareketin yenilgisine yol açmıştır. Daniel Bensaid’in ‘68 için bir son ama yarattığı birikimler için bir başlangıçtır’ vurgusu yapması anlamlıdır.

Efendiliğin reddi

1968 bir anlamda efendiliğin reddidir. 1968 genelleşmiş bir meta sistemi olan kapitalizmin maskesini indirir. Aynı 1848 Devrimleri gibi sonraki yüzyılda yani 21. yüzyılda etkilerini hissettirir. 1968’i bir imdat sireni, aktüel kapitalizmin bütün yıkıcılığının erken görülmesi ve farklı anti-kapitalist alan ve dinamiklerin erken doğumu olarak değerlendirebiliriz.

Bu noktada dikkat çeken deneyim Sitüasyonist Enternasyonal’dir. Guy Debord’un fiili liderliğini yaptığı hareket metanın efendiliğine karşı sistemin işleyişini, yıkıcı yabancılaştırıcı gücünü ortaya koyan, eylemi teşvik ve tahrik eden düşünsel ve pratik adımları içerir. Bunu sanatı ve  hayatı politize ederek yapar. Sitüasyonistleri 68’in entelektüel vizyonu olarak kabul edilebiliriz. Özellikle Fransa 68’in bütün bilinen sloganları onlara aittir.

Eleştirel teori ve eleştirel eylemle tahakkümün bir ağ gibi hayatı kuşatmasına, hayatın ve insan ilişkilerinin tam anlamıyla metalaşmasına, modern kentin bir tahakküm üretme mekanizmasına ve meta pazarına dönüşmesine ve yabancılaşmanın mutlak ve tamamlanmış hallerine karşı meydan okurlar. Böyle bir toplumun “Gösteri Toplumu” olduğunu ifade ederler. Ancak eylemle karşı duruş gösterilebileceğini ileri sürerler. Guy Debord için gösteri imaja dönüşene dek yoğunlaşmış sermayeyi temsil eder. Sitüasyonistler için devrim, yaşamın yeniden yaratılmasıdır. İşçi Konseyleri’ne dayanan bir sosyalizm tasavvuru geliştirirler. Debord İşçi Konseyleri için 68 “olayının tam kalbinde yer alır” vurgusunu yapar.

Direniş ve reddetme

Sitüasyonistler sınıf bilinci ve öfkeden arınmış insanlara sokağa, barikatlara ve hayata sahip çıkarak seslendiler. Bugün de ancak hayal gücüne ve reddetme kültürüne dayanan, sınıf mücadelesinin ritmini yakalayan pratik ve örgütlenmelerle yeni kapitalizme karşı duruşlar gösterebiliriz. Migros Depo, Doruk, Polyak maden işçilerinin, Akbelen ekoloji direnişçisi Esra Işık’ın ve Kürt siyasal hareketinin çoklu mücadele pratikleriyle yaptıkları budur. Yani asıl mesele direnişin içselleştirilmesi ve bir direniş kültürünün yaratılmasıdır. Ve bu pratikler kadın özgürlük hareketiyle birlikte anti kapitalist mücadelenin kalbini işaret etmektedir.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Volkan Yaraşır yazdı: ‘Efendiliğin reddi’: Üçgen örgütlenme ve direniş ağları

Efendiliğin reddi kolektif bir karşı duruş, yıkıcı bir ayağa...

Volkan Yaraşır yazdı: Faşizmin normalleşmesi: Geç faşizm ve geç emperyalizm ilişkisi

Liberal devlet teorisine göre faşizm, kötülüklerin simgesidir ve tarihi...

Volkan Yaraşır yazdı: Doğanın kalbini söken sömürü: Ekstraktivizm

Türkiye’de kapitalist sistem emek sömürüsünü derinleştirirken, çok boyutlu ekstraktivist...

Volkan Yaraşır yazdı: Wittgenstein, dil oyunları ve yapay zeka

20. yüzyıl felsefesinin en etkili ve en özel kimliklerinden...

Volkan Yaraşır yazdı: Küba Devrimi ve Barbudos’lar

20. yüzyılın en sarsıcı ve en özgün devrimlerinden biri...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,914TakipçilerTakip Et
916AboneAbone Ol

Son eklenenler

Dionysis Dionysiou yazdı: Nolan’ın Odyssey’si: Denizden Gelen Düşman Biziz

Düşman ufkun ötesinde beklemiyor. Nolan'ın Odyssey'sinde, o, muzafferlerle birlikte...

Faik Bulut yazdı: Hizbullah ve İsrail kavgasının 20 yıllık bilançosu

Hizbullah ile İsrail arasındaki çatışmalar ve mücadelenin tarihi 1980'lerin...

Özkan Yıkıcı yazdı: Kavram fetişizminden yalan kullanım normalleşmesine

Neoliberalleşme ile birlikte, kendi kurallarını, bakış açısını da yerleştirip...

Özgür Gürbüz yazdı: Türkiye Küresel Serinletme Taahhüdü’nde neden yok?

İnsan kaynaklı iklim değişikliği kentleri yaşanmaz hale getiriyor. Avrupa’da...

Nafiz Özbek yazdı: Alman militarizmi ve sermaye: Almanya’nın yeniden askerileşmesinin politik ekonomisi

İkinci Dünya Savaşı’nın yıkıntılarından doğan modern Almanya, kısmen Hitler faşizmini...

İlhan Uzgel yazdı: Küresel Siyaset Dönüşürken-II: NATO 3.0 nereden çıktı?

Avrupa coğrafyasında ve Türkiye’de savunma, güvenlik konuları olunca dikkatler NATO’ya...

Hayri Kozanoğlu yazdı: Yapay zekâ krizi senaryosu

Yapay zeka (YZ) alanındaki gelişmeler küresel ekonominin başlıca konusu olmaya...

Volkan Yaraşır yazdı: ‘Efendiliğin reddi’: Üçgen örgütlenme ve direniş ağları

Efendiliğin reddi kolektif bir karşı duruş, yıkıcı bir ayağa...

Canlı yayın