yazılarkitapFikret Başkaya: “Şeylerin gerçeğiyle yüzleşme zamanı…”

Fikret Başkaya: “Şeylerin gerçeğiyle yüzleşme zamanı…”

Söyleşi: Göksel Karadeniz

Editörlüğünü yaptığınız kitap: “İnsanlığın vazgeçilmez ufku komünizm” Ütopya Yayınevinden çıktı. Kimse komünizmi telaffuz etmezken, siz komünizmden başka bir gelecek yok diyorsunuz. Bu negatif algının sebebi ne?

Komünizm bir kavaram, bir perspektif, politik bir proje ve hareket olarak tarih sahnesine çıktığı günden beri yeryüzünün egemenleri, mülk sahibi sınıflar yoğun bir anti-komünist kampanya yürüttüler… Aslında insanlar ne olduğunu bilmedikleri bir şeye karşı çıkıyorlar… Komünizmin ne olduğunu bilselerdi asla böyle negatif bir algı da olmazdı…

O halde komünizm nedir?

Kapitalizm sonrası uygarlık, üretim tarzı demek… Kapitalizm, ücretli emek (işçi) sömürüsü, karşılığı olmayan kadın emeği sömürüsü, doğa yağma ve talanıyla yol alan netameli bir üretim tarzı… Sınırsız büyüme, genişleme, yayılma eğilimine ve dinamiğine sahip… Lâkin bu dünyanın kaynakları sınırlı… Komünizm kapitalizmin anti-tezi… Komünizm, üretim ve yaşam araçlarının sömürücü mülk sahibi sınıfların elinde (tekelinde) olmadığı, emek (işçi) sömürüsünün sonlandırıldığı, doğanın dengelerini ve sınırlarını gözeten, insanın insanla, toplumun doğayla, kadının erkekle uyumlu, barışık olduğu bir uygarlık demek… Kapitalizm dahilinde bir kutupta zenginlik üretebilmek için karşı kutupta yoksulluk ve sefalet üretmek kaçınılmazdır… Tabii doğa yağma ve talanı kaçınılmaz…

Daha iyi bir kapitalizm neden mümkün değil?

Her üretim tarzı, uygarlık modeli densin, belirli bir mantığa göre işler ve o mantığın dışına çıkıldığında da sistem olmaktan çıkar… Kapitalizm “reforme edilebilir”, insafa gelebilir bir sistem değildir… Köleci üretim tarzı, feodal üretim tarzı reforme edilebilir miydi… Daha iyi bir köleci sistem olamayacağı gibi, daha iyi bir kapitalizm de olmaz… Kapitalizm bireylerin iradesinden bağımsız işleyen dinamiklere ve eğilimlere sahiptir…

İnsanlar kapitalizm dahilinde durumlarının iyileşeceğini sandıkları için mi kapitalizme karşı çıkmıyorlar veya yeterli tepki yok. Onu şeylerin normal hali saydıkları için mi?

Daha iyi işleyen bir kapitalizmin mümkün olduğu düşüncesi, kapitalizme yönelik tepkiyi etkisizleştiriyor… Bir neden de, kapitalizmin kendinden önceki sınıflı toplumlardan farklı olarak, çok sınırlı da olsa, sınıf değiştirme yolu kapalı değildir… Yoksul kesimlerinden birileri de egemen sınıf katına terfi edebilir ve edebiliyor… Tabii toplam nüfus içinde çok küçük bir istisna olmak kaydıyla… Oysa öyle bir şey köleci ve feodal üretim tarzlarında mümkün değildi… Mesela Osmanlı İmparatorluğunda reaya oğlu reaya olur denirdi…

Ben anti-kapitalizm, kapitalizme karşıyım diyen bununla neyi kastediyor?

Bu, ben komünistim demektir herhalde…

Bugün işçi sınıfı hareketinin ortaya çıktığı XIX’uncu yüzyılın ikinci yarısına göre kapitalizmden çıkmak çok daha mümkün diyebilir miyiz?..

Birçok bakımdan diyebiliriz… Sadece mümkün değil… Artık yeni alâmetler türedi… XIX’uncu yüzyılda gündemde iklim krizi, ekolojik yıkım yoktu… XIX’uncu yüzyılda işçi sınıfı toplumun çok küçük bölümünü oluşturuyordu… Şimdilerde ezici çoğunluk… Herhalde bu dünyada yaşayanların %90’dan fazlası emeğini satmadan yaşayamaz durumda ama emeğin o kadar çok müşterisi yok… Devasa bir işsizlik, tabii yoksulluk var… İkincisi, iyi-kötü bir iş bulabilen de aldığı ücretle geçinmekte zorlanıyor… Türkiye’deki durum bir istisna değil… Üstelik bu kadarı da doğa yağma ve talanı sayesinde mümkün oluyor… Kapitalizm sadece sosyal kötülükler (açlık, işsizlik, yoksulluk, sefalet) peydahlamıyor… İklim krizini, ve doğa yağma ve talanını, ekolojik yıkımı da derinleştiriyor ki, gezegende canlı yaşamın temeli hızla aşınıyor… Aslında ‘değişimin aktörleri’ cephesinde de önemli bir yenilik veya fark var… XIX’uncu yüzyılın ikinci yarısında ve XX’inci yüzyılın ilk üç çeyreğinde ekolojik hareket sahnede yoktu… O zaman mücadele, sömürüye, sosyal eşitsizliğe karşıydı…  Şimdilerde etkili bir ekolojik hareket var… Eko-feminizm var… La via Campesina gibi  etkili çitçi-köylü hareketleri, “Yerli Halkların mücadelesi var… Bunlar işçi sınıfı hareketiyle birlikte, kapitalizmden çıkmanın önemli aktörleri…

Hocam siz ekolojik kriz yerine “ekolojik yıkım” diyorsunuz, neden?

Kriz, iki durum arasındaki değişimi ifade eder. Genel denge durumundan bir sapmadır ama normale dönüşü, geri dönüşü de imâ eder… İşte ‘kriz geçirmiş” denir… Kalp krizi olur masaj yapılır, ameliyat yapılır, böbrek krizi olur taş düşürülür sorun çözülür, vb. Oysa, çöküş geri dönüşü olmayan eşiğin aşılmasıdır… Yok olan onca canlıyı geri getirmek mümkün mü? Yok olan ormanlar, genişleyen çöller, yükselen-tuzlanan okyanuslar, ısınan atmosfer, kirlenen hava…

Esasen İklim krizi denilende de sorun var… Orada söz konusu olan kriz değil, jeolojik çağ dönüşümü… Yaklaşık 12000 yıllık ‘Holocen jeolojik çağdan’ ‘Antropocen (insan) çağa geçiş… Bu yıkım insanların üretim, tüketim ve yaşam etkinliğinin, aşırı üretimin, saçma tüketimin, anlamsız yaşamın sonucu ortaya çıkan bir şey… Tabii nüanse edilmesi gereken bir şey var… Ekolojik yıkımın da antropocene denilen iklim değişikliğinin de sorumlusu tüm insanlar değil… Bu işte şımarık dolar trilyoneri Alon Musk’ın sorumluluğuyla, açlıktan ölmekte olan çocuğunun başında ağlayan Yemen’li kadının sorumluluğu aynı değil… Aslında ekolojik yıkımın ve iklim krizinin faili yeryüzünün egemenleri, mülk sahibi azınlık… Sıradan insanların dahli önemsiz… Kapitalizmin aşırı üretim ve tüketim eğiliminin ve dinamiğinin sonucu ortaya çıkan vahim bir durum…

Geride kalan yaklaşık 30 yılda ‘iklim krizi’ denilen olsun, ekolojik yıkım bahsinde olsun bir arpa boyu yol alınamamasının sebebi ne?

Kapitalizm dahilinde çözümün mümkün olduğu saplantısı demekte bir sakınca yok… Hem kapitalizmi tüm yıkıcı-yok edici netameli sonuçlar üretmeye devam edecek ve hem de iklim kriziyle, ekolojik yıkımla, sosyal kötülüklerle başa çıkılacak… Öyle bir şey kapitalizm dahilinde mümkün değildir. Aslında geride kalan dönemde yapılanların seyirciyi oyalamak dışında bir işlevi, bir kıymet-i harbiyesi yok…

Komünist toplum projesinin itibarsızlaşmasında geride kalan dönemde ‘komünist denilen rejimlerin’ başarısızlığının da rolü yok mu?

Elbette var ama Sovyetler Birliğinde olsun başka yerlerdekiler olsun, kendilerinin sosyalist, hasımlarının komünist dediği rejimler asla komünist değildi… Söz konusu olan “sosyal otokrasilerdi”… Bugüne kadar hiçbir yerde komünist bir deney yaşanmadı… Dolayısıyla başarısız olan, iflas eden komünizm değildi… Fakat bir şey var: Kapitalizm var oldukça, komünist toplum ideali ve perspektifi de asla gündemden düşmez… İnsan ömrü kısadır ama toplumların ömrü uzundur… Sömürünün, sosyal eşitsizliğin olmadığı, insan haysiyetinin gerçekleştiği, doğayla uyumlu bir toplumsal yaşam ideali ve perspektifi hiçbir zaman gündemden düşmez…

Fakat bugün durum farklı… Yıkım o kadar derin ve hızlı ki, geç kalınırsa geriye kurtarılacak bir şey kalmayabilir… Artık tüm zenginliklerin yaratıcısı Büyük İnsanlığın, ezilen ve sömürülen emekçi sınıfların, yeryüzünün lânetlilerinin aklını başına alması gereken zamanlardayız… İnsan irade sahibi bir varlık ve bu sefil süreci durdurmak, tersine çevirmemek için de bir neden yok… İnsanlar çözemeyecekleri soruları ortaya atmazlar… Ya vakitlice şeylerin gerçeğiyle yüzleşeceğiz ya da insanlığın ve uygarlığın bir geleceği olmayacak… Gerçi “görünen köy kılavuz istemez” denmiştir ama görmek için de göz lazım….

Hocam çok teşekkür ediyorum…

Ben de sana…


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Parsy Zartarian: “Surp Magar hepimizin hafızası”

Alevkayası’nın derinliklerinde kaderine terk edilen Surp Magar Manastırı, yıkılma...

Mühdan Sağlam ile Söyleşi: İran Savaşı, Enerji Krizi ve Türkiye Ekonomisine Etkileri

Küresel ölçekte derinleşen enerji krizi, enerji piyasalarının ötesine taşarak...

“O ânı, o korkuyu ben her Eylül ayında yaşıyorum”

Gazeteci-yazar Serdar Korucu 6-7 Eylül 1955 pogromunun hayatta olan...

Vicdani retçi Şendoğan Yazıcı:Toplumsal barış için söyleyecek sözümüz var

Meclis’teki komisyonda vicdani retçilerin de dinlenmesi gerektiğini vurgulayan Şendoğan...

Fikret Başkaya: Kemalizm bir burjuva ideolojisidir

SÖYLEŞİ: Havva Akdağ  Paradigmanın İflası adlı kitabınızda İstiklal Savaşı’nın anti-emperyalist olmadığını, Kemalist...
4,544BeğenenlerBeğen
1,569TakipçilerTakip Et
3,942TakipçilerTakip Et
873AboneAbone Ol

Son eklenenler

Özkan Yıkıcı yazdı: Gelişmelerde unutturulan sistemsel yapı: emperyalizm

İster İran ister Ukrayna savaşlarına bakarken, günlük propagandayla takılı...

Otoritenin Çöküşü Bir Tesadüf Değil, Bir Politik Projedir — Çağla Elektrikçi

Dijital çağın yarattığı otorite erozyonu, yalnızca teknolojik bir yan...

Ohannes Kılıçdağı yazdı: Hani Türklük anayasal bir tanımdı?

Türkiye Dışişleri Bakanlığı, Ermenistan seçimlerinden sonra yayınladığı ilk mesajı...

Franz Schäfer, Josef Baum yazdı: Yapay zeka ve emeğin geleceği: İki karşıt bakış açısı

Aşağıdaki yazılarda transform! Austria yazarları Franz Schäfer ve Josef...

Bayazıt İlhan yazdı: Atom bombalarında ölümcül yarış

ABD ve İsrail İran’a saldırırken en fazla İran’ın nükleer...

Ela Ava yazdı: Trump için stratejik yanılgı ve yenilgi mutabakatı

ABD Başkanı Donald Trump ve İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan,...

Yücel Özdemir yazdı: G7, İran mutabakatı ve ABD’nin güç kaybı

Fransa’nın önemli tatil beldesi Evian-les-Bains’de pazartesi başlayan ve çarşamba...

Murat Çakır yazdı: Vasallığın bedeli

Almanya ve dolayısıyla Avrupa’nın militarist dönüşümü genellikle ABD’nin geri...

Canlı yayın