Kıbrıs iktibasNeşe YaşınYankı odaları - Neşe Yaşın

Yankı odaları – Neşe Yaşın

Orjinal yazının kaynağıyeniduzen.com
Kategori:

Kendi yankı odamda, kendi küçük ve güvenli baloncuğumda yaşadığımı fark ediyorum bazı sosyalleşme ortamlarında. Karşında kocaman bir sosyal medya var diyebilirsiniz. Algoritma bunun sorumlusu. Önüme bana yakın olanı düşürüyor geniş anlamda. Dışarıdakini bilmiyor en azından tahmin etmiyor değilim elbet, yine de sarsıcı geliyor yakinen buluşma anlarında. Bazen herkesin bildiği, popüler kültüre ait bir konuda öylesine cahilim ki hayretle açılabiliyor karşımdakinin gözleri. Cehaletimden utanıp biraz da böylesi alanlarla ilgileneyim diyorum, bu sefer de algoritma şaşıyor. Kendi baloncuğumda debelenmem daha hayırlı belki de.

Yalnızlığımı seviyorum. Garip biçimde hem güvenliği hem de özgürlüğü içinde barındıran bir şey benim için yalnızlık. Genelde güvenliğe giderken özgürlükten, özgürlüğe giderken de güvenlikten olursun. Yalnızlıkta güvenlik mi var diyebilirsiniz. Pek çok insan ekonomik, duygusal, bedensel vb. güvenlik arayışıyla kaçıyor yalnızlıktan. Yalnızlık değil de tekbaşınalıktan kaçıyorlar diyelim, yol ikili ya da çoklu yalnızlıklara çıkabiliyor çünkü.

Yalnızlığı başarmak, kendine yetebilmek bir kahramanlık sayılmaz mı? Bu denklemin bozulduğu bazı anlar var elbette. Hassas mesafe ayarları işe yarıyor bir miktar. Hayatının farklı mesafelerinde duran insanlar oluyor. En yakınında da birini istiyorsun kimi zaman. Geçmiş deneyimlerin acı hatıraları devreye girebiliyor ve geri çekebiliyor ama seni. En azından benim için öyle. Yine de her seferinde aynı çukura düşmek işin diğer yanı.

Yalnızlık düşük bir toplumsal statüye denk düşmüştür hep. Kimse senin en yakınında olmak istememişe tercüme edilmiştir. Hele de kadınlar için. İstenmemiş, arzulanmamış, evde kalmış kadın motifi geçerli olmuştur çağlar boyunca. Yalnız kadın toplum için, aileler için tehlikeli sayılmış ve baskılanmıştır. Hem kendisi tehlikede olmuş hem de başkaları için tehlike oluşturmuştur yanında koruyucu, denetimci bir erkek bulunmayan, çocuk sahibi olmayan kadın. Heteronormatif bir yaklaşımdan söz ediyorum elbette. Bunun sorgulanıyor ve aşılıyor olması bir devrimdir. Verili olanı, norm haline sokulanı tehdit eden her tavırda devrimci bir nüve vardır elbette.

Normal olan çocukluğum boyunca cazip gelmiştir bana. Normal sayılana ait olmak güvenlidir çünkü. Başkalarına benzediğin için onların sosyal kümesine dahil olur ve zorbalanmazsın. Garip olmak, sıra dışı olmak kalp kırıklıklarının kapısını aralamaktır. Hiçbir zaman ait olamadım normale. Çocuklukta, ilk gençlikte normal görünene hayranlık duydum ve acı çektim bunun için. Ulaşılmaz bulduğum için belki de. Makul ve kabul edilebilir olanın rahatlığı, çoğunluğa, sürüye ait olmanın kolaycılığı iştah açıcı değil mi?

Herkes kendi ailesini dünyanın en tuhaf ailesi sanır başka tuhaf ailelerle karşılaşana kadar. Bazı hikayeler diğerlerine on basar ama.

Başkalarının benim için yazdığı hikâyeden çıkıp kendi hikayemi yazmaya başladığımda normale ait olmamayı bir avantaj olarak görmeye başladım. İstatistiklerin küçük diliminde olmak bir ayrıcalıktı. Bir farklılık kibri gerekirdi ama onca yılın ezikliğini savuşturmak için. Çocuklukta yaşanan eziklikler alt edilebilir şeyler değildir oysa.

Çoğu insan bir maske taşıdığı için göremiyoruz içerdeki ezikliği. Savunma duvarını oluşturan kibre tosluyoruz genelde. Travmalardır bu duvarları diken.

Bazı zor insanlarla nasıl böyle yakın ilişkiler kurabildiğimi sorarlar bazen. Bu duvarların ardındakini görebildiğim içindir belki de. Kırılganlık çok içerden tanıdığım bir şeydir çünkü. Ürküp kaçarım ben de bazen böylelerinden. Bazense bir detay duvarın ardındaki acıyı görmeme yardımcı olur ve merhametle dolar içim. Kötüye duyulan merhamet şaşırtıcı gelebilir pek çoklarına. Hatta kişisel olarak tecrübe edilmiş bir kötüye karşı. Yaralansam da acımışımdır karşımdakine. Zalimin içinde inleyen kurbanı görmüşümdür. Safını belirlemiş olmak rahatlıktır ve çoğu zaman yoksunumdur bu rahatlıktan. İstatistik grafiklerine giremeyecek kadar küçük yüzdelere ait olmaktır belki de kaderim.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Esas galip – Neşe Yaşın

Her günün bir iç müziği var. Bazen sabitleyemezsin bu...

İsyancıların yenilgiler tarihi – Neşe Yaşın

Bizim adımıza karar veren eril figürler; sert bakışlarla bizi...

Kıbrıs’ın bütün umutsuzları birleşiniz! – Neşe Yaşın

Biz ve onlar ikilemi sonsuza kadar sürecek bir çözümsüzlük...

Zor zamanlar baladı – Neşe Yaşın

Birgün köye bir yabancı gelir ve o günden sonra...

Sahnede ışıyan iyilik: Ada oyunu – Neşe Yaşın

Bir dönemde marjinal olan dudak uçuklatan sözler ve davranışlar...
4,501BeğenenlerBeğen
1,573TakipçilerTakip Et
3,954TakipçilerTakip Et
856AboneAbone Ol

Son eklenenler

Özkan Yıkıcı yazdı: Etiyopya seçimleriyle ülke gerçeği

Bazen güncel haberle kalınınca, hem anlık yetinme hem de...

Çağla Elektrikçi yazdı: Persepolis’i Bugün Okumak: Siyah-Beyaz Stil, Direniş ve Hafıza

Marjane Satrapi'nin Persepolis adlı eseri, çarpıcı siyah-beyaz görselliğiyle hemen...

Halil Karapaşaoğlu yazdı: Türk Yerleşimci Kolonyalizmi Bağlamında AKP Temsilciliyi ve Selimiye Meydanı

Lefgoşa’da Selimiye Meydanı olarak bilinen Lefgoşa’nın eñ önemli meydanı,...

Niyazi Kızılyürek yazdı: 1958’in “Kara Haziran’ı” (I) provokasyon ve şiddet

1958 Haziranı’nın yakın Kıbrıs tarihinde apayrı bir yeri vardır;...

Gözde Bedeloğlu yazdı: Medeni Kanun’un parça parça tasfiyesi

Eşitlik İçin Kadın Platformu’nun (EŞİK) uzun süredir dikkat çektiği ‘Medeni Kanun’un...

Özgür Gürbüz yazdı: Rüzgâr, güneş artıyor ama emisyonlar düşmüyor

Enerji Bakanlığı bir süredir Türkiye’nin yenilenebilir enerji santrallarının kurulu gücünün...

Serdar M. Değirmencioğlu yazdı: Suçları göç etmek

ABD’de göçmenlere kapsamlı yönelik saldırı sürüyor. Doğrudan ABD başkanına...

Kavel Alpaslan yazdı: Maç sonu yeşeren dünya: İşçilerin Dünya Kupası

İtalya’nın başkenti Roma’daki Flaminio Stadyumunun yerinde bir zamanlar ‘Ulusal...

Canlı yayın