Kıbrıs iktibasNeşe Yaşınİsyancıların yenilgiler tarihi - Neşe Yaşın

İsyancıların yenilgiler tarihi – Neşe Yaşın

Orjinal yazının kaynağıyeniduzen.com
Kategori:

Bizim adımıza karar veren eril figürler; sert bakışlarla bizi gözleyen, yasaklayan, engel olanlar, kapıları üstümüze kapayan, cezalandıran, doğruyu dikte edenler ve onlara karşı yükselen isyan. Bu temel motifi var çağlara damga vuran hikayelerin. Bireylerin, ülkelerin hikayesinin ana şablonu bu. Aileden başlayıp devlete doğru ilerleyen bu otoriter kader. Gücü elinde tutanın bunu sürdürmek için kurduğu baskı ve hegemonya. Hayat boyu en önemli meselem olmuştur belki de bu. Kara kader defterini yazanlara isyan etmekle geçmiştir ömrüm. Oysa kitleler bu figürlere tapıyorlar. Otoriteye itaatte bir rahatlık var çoğu zaman. Sırtını dayarsın ve birisi senin adına sorunları üstlenir. Sürünün bir parçası olur ve karmaşadan kurtulup güven içinde ilerlersin.

İsyanın sayısız bedeli var bu arada. Dar ağacından, hapishane zindanlarına, her türlü zulüm ve mahrumiyete dair bir kader bu. Zalimlerle mazlumların tarihinde kurtarıcı rolünü üstlenenler bunlar. Drama üçgenindeki bu üç ana rol; zalim, kurban, kurtarıcı rolleri sabit ve mutlak pozisyonlar değil diğer yandan da. Yani kurbanlar da gücü ele geçirince zalime dönüşebiliyor, zalimler kurban, kurtarıcılar zalim ya da kurban olabiliyor. Adalet arayışı hiç bitmiyor. Dünya adaletli bir yer değil zaten adil olmak kolay da değil. Önemli olan adalet duygusu taşımak ve onu aramaktan vaz geçmemek belki de.

Haklılık anlatısını seçici bir bellekle güçlü bir biçimde kuranlar var bir yanda diğer yanda ise haksızlığa uğradığı halde bunu yeterince ifade edemeyip bu anlatıya yenik düşenler. Bazen anlatı öylesine güçlü biçimde inşa edilmiştir ki kendinden bile kuşkuya düşürür insanı. Bazı anlatılar ön kabuller üzerine inşa edilir. Örneğin erkeklerin üstünlüğü bir ön kabul olabilir ya da otoriteye, sisteme itaat tartışılmaması gereken gerçeklikler olarak sunulabilir. Zekâ ve aykırılık en büyük tehlikedir otorite için.

Sistemler kendilerini yeniden üretebilmek için her türlü önlemi almışlardır zaten. Pek çok norm ve gelenek sistemin sürdürülebilirliği için mevcuttur. Toplum mühendisliği ile biat eden bireyler yaratılır.

Diğer yandan bir isyankâr kitlelerin gönlünde yer bulabilir. İsyanın kaynağı kitlelerin temel ihtiyaçlarına denk düşmektedir çünkü. Tabu, töre, gelenek hayatın talepleri ve yönelimleri karşısında gülünç ve anlamsız kalabilir. Gönülde yer bulan isyancıya destek ise aynı oranda değildir. İsyancıya destek sürünün dışına itilip güvenlik zonundan çıkmak anlamına gelebilir. İsyancılara layık görüneni açık biçimde işaret etmektedir sistem. Kafa bulandıracak pek çok ayrıntı sokulmuştur zaten dolaşıma.

Yanlışa, adaletsizliğe boyun eğmeyen pek çok insan vardır her şeye rağmen. Bedeli ne olursa olsun insan kalmanın haysiyetini korumaya azmetmiş bireylerle doludur toplum. Birbirine yaslanıp dayanışma içinde büyütebilirler karşı çıkışı.

İnsanlık tarihi sayısız kıyım, sayısız haksızlıkla dolu. Kısacık hayatlarımızda nerede, kimin yanında durduğumuz önemli. Güzel günler görmeyeceğiz belki ama güzel günler için canını dişine takanların safında yer almak da az şey değil.

Birisine haksızlık yaptığımı düşündüğümde aklım şaşar benim ve bir sakarlık yapabilirim. İç huzuru kadar güzel bir şey yok bu dünyada. Adil olmak, iyi biri olmak kolay değildir elbet. İyilik yapıyorum sanırken zarar vermek de mümkün kimi zaman. İyiliği hedeflemek, bir başkasının acısını hissetmek, özenli davranmak önemli olan.

Kurbanları zalime dönüştüren intikam duygusu kasıp kavuruyor insanlığı. Hayat felsefesi bir bedel ödeme üzerine kurulu çünkü. Zalimi şaşırtıp tökezletmek ve o düşerken onu tutup bir insanlık dersi vermek de bir yöntem.

Hayatın sırrını çözmüşüm, formülü biliyormuşum gibi anlaşılmak istemem ama bunca yılın düşünsel mesaisi var önümüzde. Hayret içinde bakıyorum bazen olup bitene. Hayatın dinamikleri nasıl göz yumabiliyor bunca çürümeye. Bilgelik tarihi bu kadar mı kifayetsiz?

İçim acıyarak izliyorum sürüp giden onca adaletsizliği ve bunları düzeltmek için çırpınanları. Dünyanın çok daha güzel bir yer olması mümkünken bunca zulüm, bunca acı niye diye hayıflanıyorum. Benim gibi hisseden pek çok insan olduğunu da biliyorum. Bu kadar kalabalık olmamıza rağmen neden değiştiremediğimiz üzerine düşünmeliyiz belki de.

İsyancıların yenilgiler tarihi derslerle dolu. Bu cehennemin çıkış kapısı vardır elbet bir yerlerde. Zeka ve yaratıcılık devreye girsin yeter ki.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Neşe Yaşın yazdı: Yaslı Deniz Manzarası

1964-1967 yılları arasında Lefkoşa enklavında büyümekte olan bir çocukken...

Neşe Yaşın yazdı: Ver elini Eylül

Bazen insan öylesine yoğun bir iletişim ve duygu skalası...

Neşe Yaşın yazdı: Zaman sancısı

Byung-Chul Han’ın Zaman Kokusu kitabında kullandığı bir terim var:...

Neşe Yaşın yazdı: Barışın Vakanüvistine Veda

İstanbul’da acı içinde Sevgül’ün cenazesini izlerken bunu bir kez...

Neşe Yaşın yazdı: Bir gün iyilik kazanacak

Hayretler içinde kalıp müdahale edemediğimiz pek çok baskıcı durumla...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,897TakipçilerTakip Et
969AboneAbone Ol

Son eklenenler

Ecehan Balta yazdı: Halkların İklim Zirvesi

COP31’e bir ay kaldı. Antalya, hükümetlerin, diplomatların, uluslararası kuruluşların...

Özkan Yıkıcı yazdı: Halk TV üzerindeki kayyım ataması

Her zamanki gibi Çarşamba sabahı da gözlerimi açtım. Klasik...

Ceren Ergenç yazdı: Çin ve AB barıştı mı?

Coen kardeşlerin Okuduktan Sonra Yak filminin ünlü kapanış repliği “Sorunu...

Fikret Başkaya yazdı: Teknik bilim kapitalizmi neden kurtaramaz?

Gezegenlerin birinden bir seyyahın yolu Dünya’ya çıksaydı, her halde...

Özkan Yıkıcı yazdı: Hamam Böcekleri sokaklarda dolaşıyor!

Dünya neoliberal krizle tükenmişliklerde debelenip duruyor. Yerine geçecek yapı...

Volkan Yaraşır yazdı: Dekadans, faşizm ve kapitalist rasyon

Marx kapitalizmi “yaşayan metafizik” olarak tanımlar. Faşizm bu metafiziğin...

Özkan Yıkıcı yazdı: Gariplik vardır!

Son günlerde Suudi merkezli çelişkili algı yaratacak haberler dünyada...

Canlı yayın