Kıbrıs iktibasNeşe YaşınNeşe Yaşın yazdı: Zaman sancısı

Neşe Yaşın yazdı: Zaman sancısı

Orjinal yazının kaynağıyeniduzen.com
Kategori:

Byung-Chul Han’ın Zaman Kokusu kitabında kullandığı bir terim var: diskroni. Zaman algısının bozulması, normal akışının, sıradanlığının, bütünlüğünün yitirilmesini tanımlıyor Yunancadan Han’ın türettiğini düşündüğüm bu kelime. Kitabı okuduğumda o sıralar zaman üzerine çok kafa yoran biri olarak çok aydınlatıcı gelmişti bana. Zamanı içinde kaybolduğumuz bir labirent gibi düşünüyordum daha çok da. Üzerinde ilerlediğimiz uzun ince yoldan çok yolumuzu kaybettiğimiz bir labirent gibi. Devamsızlık ve geçicilik aslında Han’ın söylediği diskroniyi yaratan, çoğul göstergeler içinde kaybolmuşluğumuz.  Zamanın hızlandığından söz ediyoruz ya Han bunun hızlanmadan çok atomlaşma olduğunu, hız duygusunun bu atomlaşmadan kaynaklandığını söylüyor. Bir zamansal dağılma söz konusu olan.

Kırılgan bedenlerimiz için sağlık arayışı en önemli kaygımız. Hiperaktif bir gündelik hayat içindeyiz ve durmayı bilmiyoruz, eylemlilik mutlaklaştırılmış durumda.  Kaçınılmaz duruş olan ölüme karşı bir çırpınma hali belki biraz da bu.

Yalınlaşmak isteğiyle doluyorum kimi zaman ama gözümün önünden akıp giden, kendimi alamadığım kısa videolar izin vermiyor buna. Bir kez kendimi kaptırdım mı dünyanın dört bucağındayım. Zihnimdeki gürültü başa çıkılmaz hale geliyor daha sonra. Bundan kaçmak benim elimde elbette. Elektronik bir detoks içine girdiğindeyse zamanın dışına atmış oluyorsun kendini. Zaten boomer sayılırsın daha da kötüye savruluyorsun.

Başka ülkelerde insanlar kışın eve kapatır kendini. Bizim için ise sokağa çıkılmaz zamanlar kavurucu sıcaklardan mustarip olduğumuz uzun yaz günleri. Kötü hava yoktur kötü giyim vardır denir ya derimizi soyunamayacağımıza göre termometrelerin çıldırdığı, 44 dereceye filan ilerlediği zamanlar için geçerli değil bu.

Yıl sonuna kadar elime almayı umduğum yeni şiir kitabımın adı “Zaman Fısıltısı”. Onca gürültü içinde neden fısıltı diye düşündüm az önce. Bugüne doğru fısıltısını işittiğim bir geçmiş var aslında. Bugünün gürültüsünden kaçıp içimdeki fısıltıya yoğunlaşıyorum. Gelecek ise bir başka fısıltıyla çağırıyor beni. Belki de şiirde aradığım karşı çıkış bu; bağırgan zamana karşı bir sığınak arayışı. İçimin derinlerinde bastırılmaya çalışanı işitme kaygısı. Onca kabalık içinde bir incelik arayışı da olabilir. Şiir atomlaşmış zamanı bir araya getirme çabası belki de. “Neredeydik, neredeyiz, nereye gidiyoruz”u bir içsel sükûnet ile bulma çabası.

İnsanın zihni bulanıyor zaman zaman. Suya atılan küçük bir taş sonsuz hareler yaratıyor. Nedenini de tam bilemiyorsun kimi zaman. Taşı atan ne bilemiyorsun.

Düz bir anlatı taşıyan romanların bu çağa uymadığını düşünüyorum son sıralar. Ne kadar güçlü bir anlatım olursa olsun bir şey yerine oturmamış gibi geliyor. Anlatının ve verili dilin sınırlarını sarsacak metinlere ihtiyaç var. Her anlatı hakikati hapsetmek biraz da her dil senden önce yüklenen çağrışımlara boyun eğmek. Anlatıyı bozmak, zamansallığı kırmak da yeterli değil. Çağdaş Sanat’ta olduğu gibi şarlatanlığa çok açık bazı yenilikçi duruşlar. Ama bir kez o derinlik ve büyü yakalandı mı da önünde çakılıp kalıyorsun.

İçten olan, tevazu ve zekâ taşıyan her yaratım etkiliyor beni. Bazen kafam karışıyor tam da emin olamıyorum. Bir şey kalbine doğru yol alıyorsa onda bir hikmet vardır herhalde diye düşünüyorum. Kötücül olan çoğu zaman sinsice ilerliyor ama. Sersemletmek iyi bir taktik. Bir yerde okumuştum mağazalarda çalınan o gürültülü müzik, alıcıları sersemletip daha fazla alışveriş yapmalarını sağlamak için diye. Bir kandırma bilimi var artık. Nasıl daha iyi kandırırızın ince hesapları içinde kimileri.

Ne çok kandırıldık hayat boyu. Bazen yıllar önceki bir anıya dönüyorum ve geçen yüzyılda kandırılmış olduğumu filan fark ediyorum. Birden ayıyorum. Kurduğum anlatı tepetaklak oluyor. Hakikat ele geçirilemez bir şey biliyorum bunu. Kurduğumuz hikayeler içimizin renklerine boyanmış. İçim acıyor bazı hatıralarım gölgelenip kirlenince. Neden yaşarken bunları fark etmediğimi anlamaya çalışıyorum.

Geçmişe böyle takılmak insanı tutuk ve korkak yapıyor biliyorum bunu. En iyisi balıklama dalmak hayata. Her şeye rağmen kendi masumiyetin ve vicdanına tutunmak önemli. Kim bilir daha neler getirecek hayat. Onu heyecanlı kılan gelecek epizodu bilememek belki de.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Neşe Yaşın yazdı: Yaslı Deniz Manzarası

1964-1967 yılları arasında Lefkoşa enklavında büyümekte olan bir çocukken...

Neşe Yaşın yazdı: Ver elini Eylül

Bazen insan öylesine yoğun bir iletişim ve duygu skalası...

Neşe Yaşın yazdı: Barışın Vakanüvistine Veda

İstanbul’da acı içinde Sevgül’ün cenazesini izlerken bunu bir kez...

Neşe Yaşın yazdı: Bir gün iyilik kazanacak

Hayretler içinde kalıp müdahale edemediğimiz pek çok baskıcı durumla...

Esas galip – Neşe Yaşın

Her günün bir iç müziği var. Bazen sabitleyemezsin bu...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,897TakipçilerTakip Et
988AboneAbone Ol

Son eklenenler

Özkan Yıkıcı yazdı: Türkiye’ye şöyle bir bakalım mı?

Kuzey Kıbrıs, kendi kuralıyla Türkiyeleşen gerçeği içinde seçimler sürecine...

Aykut Bektaşoğlu yazdı: Sorunlardan Kapitalizm sorumlu tutulmuyor

Sorunlardan Kapitalizm sorumlu tutulmuyor. Sermaye büyütmeye yarayan her şey...

Halil Paşa yazdı: Matematik değil, siyasal irade

Önümüzdeki seçim sonunda hükümet olması en muhtemel olan iki...

Özkan Yıkıcı yazdı: Mekke İttifakı ve Ortadoğu’da yeni emperyalist hesaplar

Arap ülkeleriyle yakınlaşıp ortak tavra sokuldu. Tabii önemli siyasal...

Yonca Özdemir yazdı: Dünyada Z Kuşağı Protestoları, Gençlerin Büyüyen Hoşnutsuzluğu ve Değişim Talebi

Dünyada Z Kuşağı Protestoları: Gençlerin Büyüyen Hoşnutsuzluğu ve Değişim...

Özkan Yıkıcı yazdı: Libya’dan gelen haber üzerine

Libya'da aslında Kaddafi sonrası kaosla yaşam şekli sürmektedir. İki...

Evren Balta yazdı: Avrupa’nın bekleme odası

Uzun zamandır televizyon izlemiyorum. Ama günlerdir okuduğum gazetelerin ve...

Canlı yayın