yazılariktibasAna Vračar yazdı: Britanya'nın yeni başbakanı Keir Starmer'ın siyasi mirasından kopabilir mi?

Ana Vračar yazdı: Britanya’nın yeni başbakanı Keir Starmer’ın siyasi mirasından kopabilir mi?

Britanya’daki genel tepkiye bakılırsa Starmer’ın gitmesi bir rahatlama yaratmış durumda. Ancak Burnham’ın son birkaç yıllık rotayı köklü biçimde değiştirecek sezgiye ya da kararlılığa sahip olup olmadığı henüz belli değil. Üstelik açıkladığı bakan atamaları, bir kopuştan çok sürekliliğe işaret ediyor

Orjinal yazının kaynağıBreakthrough News
alıntı yapılan kaynakbirgun.net
Kategori:

Keir Starmer, 20 Temmuz 2026’da Britanya Başbakanlığı görevinden istifa ederek yerini İşçi Partisi’nden meslektaşı Andy Burnham’a bıraktı. Bu değişim, İşçi Partisi’nin kesin bir seçim zaferi kazanmasından iki yıl sonra ve iktidarının yarattığı büyük hayal kırıklığıyla geçen yaklaşık iki yıllık bir dönemin ardından gerçekleşti. Starmer liderliğindeki parti, kemer sıkma politikalarının sonuçlarını gidereceği vaadiyle seçim kampanyası yürütmüş, ancak kısa sürede bu vaatlerinden geri adım atarak sosyal yardımlar ve kamu hizmetleri yerine askerî harcamalara öncelik vermişti.

Britanya’daki genel tepkiye bakılırsa Starmer’in gitmesi bir rahatlama yaratmış durumda. Ancak Burnham’ın son birkaç yıllık rotayı köklü biçimde değiştirecek sezgiye ya da kararlılığa sahip olup olmadığı henüz belli değil. Morning Star’ın uluslararası haberler editörü Roger McKenzie, Starmer’in gitmesini “iyi bir haber” olarak nitelerken, özellikle Gazze’deki soykırım sırasında İsrail’e verdiği tavizsiz destek nedeniyle Starmer döneminin tam anlamıyla bir felaket olduğunu vurguladı.

Burnham, Starmer olmamasının sağladığı bariz avantajın yanı sıra, başbakan olarak yaptığı ilk resmî konuşmada geçmişin neoliberal modelinden uzaklaşma ve hayat pahalılığı kriziyle doğrudan mücadele etme sözü verdi. Ayrıca, Jeremy Corbyn’in İşçi Partisi liderliği döneminde savunduğu önlemler arasında yer alan evsizlikle mücadele için derhâl bir girişim başlatacağını açıkladı. Burnham, “Bu anı Britanya için bir kırılma noktasına dönüştürecek, son kırk yılın en büyük değişimlerini hayata geçireceğiz” dedi.

Ne var ki Burnham’ın konuşmasının ardından açıkladığı bakan atamaları, bir kopuştan çok sürekliliğe işaret ediyor. David Lammy ve Rachel Reeves gibi Starmer kabinesinin halk nezdinde tepki çeken bazı bakanları görevden alınsa da pek çok kilit isim yerini korudu. McKenzie, John Healey’nin maliye bakanlığına atanmasını başlıca kaygı nedenlerinden biri olarak gösteriyor. Healey kısa süre önce, “orduya yeterince para ayrılmadığını” düşündüğü için savunma bakanlığından istifa etmişti.

Savaşı Durdurun Koalisyonu ile Nükleer Silahsızlanma Kampanyası ortak açıklamalarında, “John Healey’nin maliye bakanlığına atanması, kaçınılmaz olarak sosyal yardımlar, sağlık ve konut alanlarında büyük mücadelelerin yaşanacağı anlamına geliyor” dedi. Açıklamada, “Ekonominin giderek büyüyen bir bölümü savaşa ve yıkıma ayrılırsa, Burnham’ın ulaşmayı hedeflediğini öne sürdüğü toplumsal ve ekonomik amaçların hiçbiri, özellikle de hayat pahalılığı kriziyle mücadele gerçekleştirilemez” ifadelerine yer verildi.

Healey, önceki yönetimle kurulan tek bağ değil. Burnham, göçmen haklarını etkileyen uygulamaları nedeniyle yaygın biçimde eleştirilmesine rağmen Shabana Mahmood’u içişleri bakanlığı görevinde tuttu. Benzer biçimde eski sağlık bakanı Wes Streeting de savunma bakanlığına getirildi. Streeting’in geçmişte sektörün çıkarlarıyla uyumlu tutumlar benimsemiş olması bu atamayla ilgili kaygıları artırdı.

Barış ve Adalet Projesi yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: “Maliye Bakanı John Healey ve Savunma Bakanı Wes Streeting’den Ulusal Sağlık Sistemimizi yönetecek Yvette Cooper’a ve İçişleri Bakanlığında kalan Shabana Mahmood’a kadar yeni kabine üyelerinin çoğu kemer sıkma politikalarında, kamu hizmetlerimizin daha fazla özelleştirilmesinde, İsrail’in Gazze’deki soykırımına siyasi kılıf sağlanmasında ve mülteciler ile Britanya’da güvenli bir yaşam arayanlara yönelik düşmanca ortamın oluşturulmasında kilit roller oynadı.”

Ed Miliband’ın dışişleri bakanlığına atanması ihtiyatlı biçimde daha olumlu bir görünüm sunsa da İşçi Partisi yönetiminin İsrail yanlısı çizgisinden kopan politikalar belirleme konusunda ne ölçüde hareket özgürlüğüne sahip olacağı belirsiz.

McKenzie’ye göre Burnham’ın çevresine topladığı isimler dikkate alındığında, onun genel olarak Starmer çizgisinden kayda değer ölçüde uzaklaşması pek olası görünmüyor.

Genel tablo pek parlak olmasa da McKenzie, Burnham’ın son iki yılın siyasetinden koptuğunu göstermek için atabileceği somut adımlar bulunduğunu belirtiyor. Bunlardan biri, Starmer’ın politikalarını eleştirdiği için partiden uzaklaştırılan Diane Abbott’ı yeniden partiye kabul etmek olabilir. McKenzie, “Bunu yaparak İşçi Partisi’nin sol kanadıyla arasındaki yarılmayı gidermeye çalışabilir” diyor. Burnham ayrıca, Gazze’deki soykırıma ortak olan silah şirketlerine yönelik doğrudan eylemler ve Britanya’nın soykırımdaki rolünü protesto ettikleri için cezaevinde bulunanlar dâhil, Filistin’le dayanışma aktivistlerinin kriminalize edilmesine son verebilir.

McKenzie’ye göre dış politikada bir iyileşme sağlanması, Britanya’nın ikinci Trump yönetiminin çıkarlarından uzaklaşmasını gerektiriyor. Starmer’ın gerçekleştiremediği dönüşüm de buydu. McKenzie, “Şöyle söyleyeyim: Burnham’ın Gazze’deki soykırım konusunda [İspanya Başbakanı] Pedro Sánchez’le aynı tutumu benimsediğini görelim; o zaman soldan çok farklı bir tepki alacağından oldukça eminim” diye ekliyor.

McKenzie sonuç olarak, Burnham hükümetinin ileride hangi yönde ilerleyeceğinden bağımsız biçimde, solun sosyalist alternatifler ortaya koyabilecek gerçek bir muhalefet örgütlemesi gerektiğini vurguluyor: “Sosyal yardımlara daha fazla kaynak ayırmamız gerekiyor. Göçmenleri ve sığınmacıları kriminalize etmekten vazgeçmeliyiz. Aşırı sağı yenilgiye uğratmanın tek yolu bu.”

Çeviren: Özge Güneş


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Kansu Yıldırım yazdı: Marx haklı çıktı: Dünyada kâr oranları 50 yılda yarıya geriledi

Kapitalizmin tarihsel aşamalarında gerçekleşen krizler her zaman sistemin mutlak...

Hünkar Özlütaş yazdı: Arabistan’ın dar boğazı Babülmendep

Temmuz başlarında yapılan ABD-İran ateşkes mutabakatı, ABD’nin İran’a geniş...

Ceyda Beysel yazdı: Mücadele umut versin

Arnavutluk’ta Zvernec bölgesinde koruma altındaki Sazan Adası’nı da kapsayan Trump ailesi...

Michael K. Smith yazdı: İsrail’in Pasifik’teki İnsanlığa Karşı Suçları

“Bize demokrasinin, uluslararası hukukun, insan haklarının ve insan onurunun...

Prabhat Patnaik yazdı: Neoliberalizm ve Aydınlar

Hindistan gibi üçüncü dünya ülkelerinde neoliberal kapitalizmin önemli bir...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,920TakipçilerTakip Et
911AboneAbone Ol

Son eklenenler

Niyazi Kızılyürek yazdı: Kimse Guterres’ten Mucize Beklemesin!

Kıbrıs’ın hem uzun müzakere tarihinde hem de BM’den beklentiler...

Neşe Yaşın yazdı: Zaman sancısı

Byung-Chul Han’ın Zaman Kokusu kitabında kullandığı bir terim var:...

İbrahim Sirkeci yazdı: Andy Burnham’ın “Yeni Yolu”: Thatcherizm sonrası bir siyaset mümkün mü?

İngiltere İşçi Partisi siyasetinde son dönemin en dikkat çekici çıkışı partinin...

Gözde Bedeloğlu yazdı: Kim bu eşit egemen?

Hayal edin. Bir gün, Alman Federal Meclisi toplanıyor ve...

Kansu Yıldırım yazdı: Marx haklı çıktı: Dünyada kâr oranları 50 yılda yarıya geriledi

Kapitalizmin tarihsel aşamalarında gerçekleşen krizler her zaman sistemin mutlak...

Fehim Taştekin yazdı: En zayıf olanın kudreti!

Konvansiyonel kalıplar parçalanıyor. İran savaşı süper güç yanılsamasını açığa...

Katerina Yennari yazdı: Berlin’de Bir Kadın

"A Woman in Berlin" (Berlin'de Bir Kadın), bir kadının...

Canlı yayın