Kıbrıs iktibasNeşe YaşınNeşe Yaşın yazdı: Ver elini Eylül

Neşe Yaşın yazdı: Ver elini Eylül

Orjinal yazının kaynağıyeniduzen.com
Kategori:

Bazen insan öylesine yoğun bir iletişim ve duygu skalası içinde buluyor ki kendini zihin bunları tasnif etmekte zorlanıyor. Eylül biraz da böyle bir ay olmuştur hep benim için. Seyahat dönüşleri sonrası yeni kendimi tanımlamakta, denge bulmakta zorlanmışımdır. Hem bedensel hem de ruhsal yorgunluğun küçük bir molaya gereksinimi vardır ama Eylül apar topar içine dalınması gereken bir aydır çoğunlukla. Şu an en çok hissettiğim derin bir kalp ağrısı. Dünyanın, insanın hallerinin, böylesi bir döneme bu yaşta denk gelmenin yarattığı bir ağrı. Dolup taşan koskocaman bir anılar sepetim var ve neyi nereye koyacağımdan tam da emin değilim. Bütün bir yaz boyu biriktirdiklerim bunlar.

Almanya’da geçen günler biraz da bir iklim krizi ağıtı gibiydi. Almanya için hiç de normal olmayan sararmış çimenler, su seviyesi inanılmaz düzeyde düştüğü için teknelerin sefer yapamadığı Ren nehri. Bizdeki gibi yağmur bir sevinç vesilesi haline gelmiş.

Yağmurlu bir Lefkoşa’da bu yazıyı yazarken cep telefonumun alarm zili çaldı. Adanın güneyine kayıtlı numaramdan. Dışarıya çıkılmaması, sel baskını tehlikesi için uyarıyorlar. Karşı bahçedeki ağaçlar sevinmiş gibi duruyor bana kalırsa. Yağmur öncesi fırtına dallarını hırpalasa da suya kavuşmanın, güzel bir banyo yapmanın, kavurucu sıcaklardan sonra serinlemenin sevincini yaşıyorlar. Pek çok yere zarar vermiş oysa fırtına. Oturduğun yerden en çok bu kadarını, payına düşeni görebiliyorsun.

Evde tek başınalığı severim ben. Kendimle buluşma, kendimi tedavi etme zamanlarımdır bunlar. Bunun önemli bir nimet olduğunu düşünürüm. Okuyup yazabilmek için verilmiş bir nimet. Yolculuklar bitince uzun iç yolculuklar başlar. Yaşananın, tanık olunanın gözden geçirildiği iç yolculuklar. Bazen çevremden ‘yaptıydı, yaptıydım, dediydi, dediydim’ anlatılarına boğuluyorum. İnsanlar haklı biçimde iletişim ya da iletişimsizlik sorunlarını, ötekilerle sorunlu zamanlarını, kalp kırıklıklarını paylaşmak istiyorlar. Oysa bir şiirimde söylediğim gibi “Her hikâye farklıdır / başkasının dilinde”. Çok iyi anlıyorum yaşananda gizli arızaları ama kurulan haklılık anlatıları da kafamı bulandırıyor. Bizden farklı biriyle iletişim çok zor ve bu dünya hastalandırıyor pek çok insanı. Karşı taraf çok büyük bir haksızlık yapıyordur kimi zaman ama anlatıyı farklı kurmak, hikâyeye onun gözünden bakmak işe yarayabilir. Paylaşmak isteriz elbette. Evde bir vazo kırılsa bir başkasına söylenen ‘vazom kırıldı’ cümlesi iyi gelir insana. Onun verdiği iç acısını yalnızlıkta taşımaktan kurtulursun. Bu küçük bir örnek. Derdini aktardığın insan duyarsızsa daha da acıyabilir için. Bazen bu bir rahatlama değil de tam tersine yeni bir kırılma ya da yaranın yeniden kanatılmasıyla sonuçlanabilir. Bu yüzden iletişim alanını daraltmakta, sana iyi gelecek insanlarla görüşmekte yarar var diyeceğim de insanın başkalarına zehrini saçtığı Sosyal Medya diye bir alan var şimdilerde. Çok alkışladığım bir tavrın altındaki korkunç yorumlara maruz kaldım örneğin bu sabah. Bugün kimi linç ediyoruz diye uyananlar var bana kalırsa.

Bir yaz daha bitti. Kim bilir kaç kez kurmuşumdur bir iç çekişe dönüşen bu cümleyi. Sayısız yazı yazmışımdır yaz sonunda. Pazartesi sendromuna benzeyen Eylül sendromundan söz etmişimdir. Sorun şu ki 20 yol boyunca her Pazar yazınca insanın kendini tekrarlaması kaçınılmaz oluyor.

Yaz hep büyük vaatler taşır ve Sonbahara varınca öylece bakarsın ardından. Gençlik yazları olgunluk yazlarından farklıdır elbette. Bizim gençliğimizden söz ediyorum bu arada. Şimdilerde başka türlü bir şey gençlik dedikleri.

Hiçbir döneme güzelleme yapmıyorum. Kendi gençliklerinin daha güzel olduğunu düşünenler aslında o günlerdeki kendilerini özledikleri için abartıyorlar bunu. En iyisi yaşadığımız zamanı elden geldiğince güzelleştirmeye çalışıp problemleriyle didişirken nimetlerinden de yararlanmak.

Bazı açılardan çok acı bazı açılardan ise güzel bir yazdı geçip giden. Hayat acı-tatlı bir serüven değil mi sonuçta. İnsanın içini acıtan da ışıtan da hayata dair. Kayıplar, acılar hep yaşanacak ama onların yası tutulurken güzel şeyler de olmaya devam edecek dünyada. Bunu bir kez kabul ettik mi yenik düşmekten kurtuluruz. Düşeceğiz ve kalkıp devam edeceğiz yolumuza. Başka çare yok.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Neşe Yaşın yazdı: Yaslı Deniz Manzarası

1964-1967 yılları arasında Lefkoşa enklavında büyümekte olan bir çocukken...

Neşe Yaşın yazdı: Zaman sancısı

Byung-Chul Han’ın Zaman Kokusu kitabında kullandığı bir terim var:...

Neşe Yaşın yazdı: Barışın Vakanüvistine Veda

İstanbul’da acı içinde Sevgül’ün cenazesini izlerken bunu bir kez...

Neşe Yaşın yazdı: Bir gün iyilik kazanacak

Hayretler içinde kalıp müdahale edemediğimiz pek çok baskıcı durumla...

Esas galip – Neşe Yaşın

Her günün bir iç müziği var. Bazen sabitleyemezsin bu...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,905TakipçilerTakip Et
955AboneAbone Ol

Son eklenenler

Özkan Yıkıcı yazdı: Bu ne biçim dünya hale geldi

Ufak bir normal ilgiyle başlamak, yeterli gelecek. Nasıl bir...

Halil Karapaşaoğlu yazdı: “Gipriz Cumhuriyeti’ndeki Haglarımız” Söylemi Üzerine

Gıprızlıca gonuşan Gıprızlıların genelde üş tip vatandaşlıgları vardır. Bunnardan...

Neşe Yaşın yazdı: Yaslı Deniz Manzarası

1964-1967 yılları arasında Lefkoşa enklavında büyümekte olan bir çocukken...

Fehim Taştekin yazdı: Yalınayak kamalılar, biçare ağalar

İran’ın müttefiki Ensarullah hareketinin liderliğindeki Yemen Silahlı Kuvvetleri karşı...

İ. Uğur Toprak yazdı: Gıdanın Dünü, Bugünü ve Geleceği

Başlığa bakınca ister istemez düşünüyor insan. Gıdanın dünü neydi,...

Vijay Prashad yazdı: Göçmen karşıtlığının arkasındaki ekonomik gerçekler ne?

Bugün dünyanın neresine gidersek gidelim, Küresel Kuzey'den Küresel Güney'e,...

Aras Coşkuntuncel yazdı: Neoliberalizm, 11 Eylül ve faşizm

25 yıl önce uçaklar ikiz kulelere çarpınca hemen anlaşılan...

Canlı yayın