Kıbrıs iktibasNeşe YaşınNeşe Yaşın yazdı: Barışın Vakanüvistine Veda

Neşe Yaşın yazdı: Barışın Vakanüvistine Veda

Orjinal yazının kaynağıyeniduzen.com
Kategori:

İstanbul’da acı içinde Sevgül’ün cenazesini izlerken bunu bir kez daha teyit ettim. Biz adanın bütününe yayılmış büyük bir aileyiz ve soyadımız Barış. Belki de tek umut bu güzel insan potansiyeli Kıbrıs’ta. Sevgül’ün Kıbrıs için yaptıklarına sahici bir takdir taşıyan, onun erken ölümü için içleri yanan bu insanlar paylaşılmış bir gelecek olacaksa onun en bariz işareti.

Sevgül benim çocukluk arkadaşımdı. 1970 yılında sonradan adı Türk Maarif Koleji olan İngiliz Koleji’ne girdik birlikte ve aynı sırada yan yana oturduk. İngilizce öğretmenimiz Özker Özgür sürekli kendi aramızda konuştuğumuz için bize “Chatting Boxes” derdi. Konuşamadığımızda küçük kağıtlara mesajlar yazıp birbirimize iletirdik. Biz o yıllarda Türk Bankası’nın arkasında, Şehir Bakkaliyesi üstündeki evde yaşıyorduk. Sarayönü’ndeki Kütüphane binasına yakın yani. Sevgül kütüphane sorumlusu olan annesi Türkan Teyze’nin yanında olurdu hep ve onun yanına giderdim ben. Çok net hatırlamasam da benim kırmızı ayakkabılarıma bayıldığını ve sonra aynı kunduracıdan kendisine de kırmızı ayakkabılar aldırdığını ve ikiz ayakkabılarla dolaştığımızı yazmıştı bir yazısında.

Ben “Arts” o ise “Science” bölümünü seçmiştik sonra. Annesi hiçbir yere yalnız gitmesine izin vermezdi ama biz Efruz apartmanına taşındığımızda Sevgül’ü bize getirip bırakmıştı. AFS bursu ile Amerika’ya gittiğinde bana süslü kağıtlar, zarflara yazılmış mektuplar, küçük armağanlar gelmeye başlamıştı ondan. Bende kalacak sayısız sırrı var. Son günlerde bir film gibi anılar geçiyor gözlerimin önünden.

Sonraki yıllarda beni üzecek bir şey söylediğinde, ya da sıklıkla bana küstüğünde ondan neden vazgeçmediğimi soran arkadaşlarıma “insan kız kardeşinden vaz geçemez ki” derdim. Arada beklenmedik bir nedenle bana kızar ve sosyal medyada bloklar ama sonra dayanamayıp tekrar açardı. Bir keresinde bir 8 Mart etkinliğinde gidip ona sarılmış: “Bugün 8 Mart, kız kardeşlik günü hadi barışalım” demiştim ve hemen buzlar erimişti.

Ölümünden önce iyi ki Brüksel ziyaretinde birlikte olduk ve bağımızı yenileyip güçlendirdik diye teselli buluyorum. Onu hastanede ağrılar içinde gördüğüm o günden beri hiç aklımdan çıkmadı, acısı kalbime taş gibi oturdu.              

Ölümünden sonra toplumun her kesiminden gelen o taktir ve sevgi akışı onun muhteşem enerjisi, inadı ve cesareti ile Kıbrıs’a yaptığı muazzam katkının ispatıydı. Sadece şu kısa mesajı yazıp gönderebildim cenazesine:

“Bizi en çok acılar birleştirir. Birbirimizin kaybettikleri için ağladığımızda barışın nehrine akar o gözyaşları. Bugün bütün bir ada senin için ağlıyor Sevgül, çocukluk arkadaşım. Bu ada senin kalbine dönüşmüş bugün. Ben çocukluğumu, kız kardeşimi yitirdim, Kıbrıs ise ortak kalbinin incisini. Uzaklarda aldım acı haberini, bu kadar erken, bu kadar kabul edilmesi zor. Şimdi aklımda Lefkoşa sokaklarında kırmızı ayakkabıları ile dolaşan, sınıfta aynı sırada yan yana oturan iki yaramaz kız çocuğu.

Ölüm acılarının merhemi olmaya çalıştın sen hep, toprağın altındakini gün yüzüne çıkarıp bitmeyen bir yasla başa çıkmaya çalışan insanları biraz olsun rahatlatmaya çalıştın. Şimdi senin gidişinin acısıyla baş başa ve çaresiziz. Sesin kulaklarımızda, gülüşün gözümüzün önünde. Barış için çabaladın hep ama bugün sen barışın kendisi oldun. Sen gitsen de öyle büyük ki kalplerimize bıraktığın gölge. Senin göremediğin o güzel güne ulaşacağız bir gün mutlaka. Bir gün mutlaka kucaklaşacak bu ada.”

Barış ailesi olarak ne kadar da eksiğiz artık. Her an her şeyi takip edip her şeye yetişen Sevgül yok artık. Katie Kleridis için ortak arkadaşlarımızı davet edip evimde bir anma yapmıştım. Sevgül’e gelmesi için ısrar ettiğimde: “Çocuklarım için yemek yapmam lazım bugün. İşe götürüp hafta içi yiyorlar” demişti. Belki de içinden gelmemişti o gün orada olmak. Hem bitmeyen bir enerji hem de büyük bir duygusal yorgunluk görürdüm onda.

Öyle acı ki bunu yaşamak. Bazı insanlar hiç yakışmaz ölüme. Bazı insanları yitirmek kendimizden bir parçayı yitirmektir. Artık Kıbrıs’ta barış için kuş uçsa ondan haberi olan Barış’ın vakanüvisti Sevgülümüz yok. Ailemizin incisini kaybettik. Unutulmayacak.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Neşe Yaşın yazdı: Yaslı Deniz Manzarası

1964-1967 yılları arasında Lefkoşa enklavında büyümekte olan bir çocukken...

Neşe Yaşın yazdı: Ver elini Eylül

Bazen insan öylesine yoğun bir iletişim ve duygu skalası...

Neşe Yaşın yazdı: Zaman sancısı

Byung-Chul Han’ın Zaman Kokusu kitabında kullandığı bir terim var:...

Neşe Yaşın yazdı: Bir gün iyilik kazanacak

Hayretler içinde kalıp müdahale edemediğimiz pek çok baskıcı durumla...

Esas galip – Neşe Yaşın

Her günün bir iç müziği var. Bazen sabitleyemezsin bu...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,898TakipçilerTakip Et
965AboneAbone Ol

Son eklenenler

Özkan Yıkıcı yazdı: Sonbaharda ısınan Fransız sokakları

Şöylesine bir haber düşünün: “K. Kıbrıs'ta bazı talepler sonucu...

Özkan Yıkıcı yazdı: Yeni döneme açılan yelkenleri ile Irak

Ortadoğu'nun siyasal tarihinde Irak, kavşak dönemlerde dahi önemli sıçramalar...

Hediye Levent yazdı: Irak’ta işgal bitti! Peki şimdi ne olacak?

30 Eylül 2026 Irak için tarihi bir gün. Yaklaşık...

Özkan Yıkıcı yazdı: Sabahın seherinde ekim ayına başlarken ki Türkiye

Sabahleyin klasik altı buçuk yataktan kalkma dönemim başladı. Önce...

Ceren Ergenç yazdı: ABD-Çin zirvesinden çıkan geçici barış kime yarayacak?

Xi Jinping geçen hafta üç günlük bir devlet ziyareti...

Özkan Yıkıcı yazdı: Sıra geldi Brezilya seçimlerine

Bu yıl özellikle Latin Amerika seçimleri önemliydi. Öyle önemli...

Özkan Yıkıcı yazdı: Yeniden tekrarlama ihtiyacı

Sonunda New York şovları sonlandı. Tabii ki oraya gidip...

Canlı yayın