Kıbrıs iktibasNeşe YaşınKıbrıs’ın bütün umutsuzları birleşiniz! - Neşe Yaşın

Kıbrıs’ın bütün umutsuzları birleşiniz! – Neşe Yaşın

Orjinal yazının kaynağıyeniduzen.com
Kategori:

Biz ve onlar ikilemi sonsuza kadar sürecek bir çözümsüzlük ya da gergin bir katlanma zemini demektir. Barış dili yeni bir “biz ”in oluşmasını gerekli kılar. Ortaklaştığımız kimlikler ve aidiyetlerle oluşacak yeni bir “biz” den söz ediyorum. Kıbrıs’ın her iki yanında kimlik ve aidiyet tanımlarının politik yelpazeyi yansıtacak biçimde şekillenmesi biz ve ötekiler tanımındaki değişik duruşlarla ilgilidir. Türk, Kıbrıs Türkü, Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı tanımlarına bakınca sağdan sola doğru bir politik duruş görülür. Güneyde de benzer bir durum vardır ve sol içinde ortak kesişen ‘Kıbrıslı ’da buluşulur. Yani etnik olmayan, sınırları deniz olan bir kara parçasına, onun tarihsel, melez kültürüne aidiyetle. Bütün mesele de budur zaten. Bu adanın bütününe duygusal bir bağ kurabilmek. Bu duygusal bağ zoraki bir biçimde kurulmaz ama. Bizim kuşakta ve bizden önceki kuşaklarda doğal biçimde vardır çünkü insanın yurdu çocukluğudur. Bizim çocukluk anılarımız adanın bütününe aittir. Her şeye rağmen Denktaş ve Klerides, Vasiliu, Talat ve Hristofiyas, Akıncı ve Anastasiadis için öyleydi. Duygusallık çoğu politikacının reddettiği bir duruştur ama çocukluk da gökyüzü gibi hiçbir yere gitmez. Yeni kuşak politikacılar en çok da bölünmüş adamızın bir yarısına dair bellek taşıyorlar. Doğal bir durum bu. Adanın diğer yarısına, diğer yarısının insanlarına karşı kendiliğinden bir yabancılık hali.

Dünya değişiyor elbette ve kimlik dediğin de dinamik bir şey. Ne Türk ve Elen kimliği ne de Kıbrıslılık 50 seneki önceki kimlik ne de dünya eski dünya. Kuzeyde Türkiye’nin kültürel hegemonyasından söz ediliyor ya neoliberalizm ile daha da güçlenen başka emperyalist hegemonyalara ne demeli?  Küreselleşme gibi tatlış bir proje biraz da güçlünün hegemonyası anlamında değil miydi? Küreselleşme yerellikleri de kışkırtıp savunmaya geçirtti diğer yandan da.

Çoklu kimliklerimiz var ve birinin diğerini iptal etmesi gerekmiyor. Sorun her kimlik tanımının kendine benzemezi üzerinden kurulması. Kapsayıcı özelliği ile Kıbrıslılık yani etnisite yerine coğrafyaya aidiyet bir kurtarıcı, bir barış projesi olarak görüldü Kıbrıs’ta. Yeni bir biz tanımı ancak böyle kurulabiliyordu çünkü. Ama Kıbrıslılık özellikle bizim kuşaklar için cuk diye oturuyordu. Kapılar açılmadan önceki dönemde doğup ya da daha önce doğsa da Kıbrıs’ın kuzeyinde bir çocukluk geçirenleri düşünelim. Onların kalplerine Larnaka’yı, Leymosun’u filan sokmak çok mümkün görünmüyor. Hoş artık bütün şehirler birbirine benziyor ya. Müteahhitler çevrecileri yendiği zaman yaşandı bu. Yurduna asla dönemezsin, döndüğün yer bıraktığın yerle alakasız olacaktır çünkü. Çevrecilik her iki taraf için birleştirici bir kimlik olabilir belki.

Tuhaf gelecek ama EOKA ve TMT’nin de birleştirici bir kimliği vardı; anti-komünizm. Bir atölye yapalım, konu anti-komünizm olsun onları çağıralım birbirlerini kucaklasınlar diye bir espri yapılmıştı bir zamanlar. Orta kimliklerin biriyle her zaman ittifak kurulamıyor tabii ki.

Kıbrıs’ın tamamına, doğasıyla, kültürüyle, insanıyla tamamına bir sevgi duymazsan onu birleştirmek için derin bir arzun olmaz, ne kadar koparırsam kar diye bakarsın. Zaten veriler de bunu bir hayal gibi gösteriyor. Daha önceki müzakere masaları bir ülkeyi değil de iki şirketi birleştirmeye çalışır gibiydi. Hisseler ve görev dağılımı konusundaydı tartışma.

Korkular, kaygılar, tarihin ağırlığı, kibir, kurnazlık, hodkamlık, kişisel çıkar hesapları üzerinde konuşulmayan gerçek engeller. Bir de biz ve onlar var tabii. Maçı almamız gerek.

Pek çok biz var Kıbrıs’ta. Biz kadınlar, biz gençler, biz çocuklarımız için güzel bir gelecek düşleyenler.

Biz ağaçlar, kuşlar, böcekler, muflonlar… Biz yalnızlar, biz mutsuzlar… Birbirinin benzeri onlarca biz. Bir araya gelince yiyip içip eğlenen biz Kıbrıslılar….

Çok uzak bir hayal biliyorum. Hiç gerçekleşmeyecekmiş gibi duran bir hayal. Hayalin ışığı bugüne de şekil verebilir ama. Biz aynı umutsuz hayali bir sızı gibi içinde taşıyanlar ne kadar kalabalığız kim bilir. Kıbrıs’ın bütün umutsuzları birleşiniz!


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Neşe Yaşın yazdı: Yaslı Deniz Manzarası

1964-1967 yılları arasında Lefkoşa enklavında büyümekte olan bir çocukken...

Neşe Yaşın yazdı: Ver elini Eylül

Bazen insan öylesine yoğun bir iletişim ve duygu skalası...

Neşe Yaşın yazdı: Zaman sancısı

Byung-Chul Han’ın Zaman Kokusu kitabında kullandığı bir terim var:...

Neşe Yaşın yazdı: Barışın Vakanüvistine Veda

İstanbul’da acı içinde Sevgül’ün cenazesini izlerken bunu bir kez...

Neşe Yaşın yazdı: Bir gün iyilik kazanacak

Hayretler içinde kalıp müdahale edemediğimiz pek çok baskıcı durumla...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,897TakipçilerTakip Et
969AboneAbone Ol

Son eklenenler

Ecehan Balta yazdı: Halkların İklim Zirvesi

COP31’e bir ay kaldı. Antalya, hükümetlerin, diplomatların, uluslararası kuruluşların...

Özkan Yıkıcı yazdı: Halk TV üzerindeki kayyım ataması

Her zamanki gibi Çarşamba sabahı da gözlerimi açtım. Klasik...

Ceren Ergenç yazdı: Çin ve AB barıştı mı?

Coen kardeşlerin Okuduktan Sonra Yak filminin ünlü kapanış repliği “Sorunu...

Fikret Başkaya yazdı: Teknik bilim kapitalizmi neden kurtaramaz?

Gezegenlerin birinden bir seyyahın yolu Dünya’ya çıksaydı, her halde...

Özkan Yıkıcı yazdı: Hamam Böcekleri sokaklarda dolaşıyor!

Dünya neoliberal krizle tükenmişliklerde debelenip duruyor. Yerine geçecek yapı...

Volkan Yaraşır yazdı: Dekadans, faşizm ve kapitalist rasyon

Marx kapitalizmi “yaşayan metafizik” olarak tanımlar. Faşizm bu metafiziğin...

Özkan Yıkıcı yazdı: Gariplik vardır!

Son günlerde Suudi merkezli çelişkili algı yaratacak haberler dünyada...

Canlı yayın