Kıbrıs iktibasNiyazi KızılyürekNiyazi Kızılyürek yazdı: “Hafıza savaşı” ve geçmişin çarmıhına çakılmak!

Niyazi Kızılyürek yazdı: “Hafıza savaşı” ve geçmişin çarmıhına çakılmak!

Orjinal yazının kaynağıyeniduzen.com

Bir “Hafıza Savaşının” içindeyiz. Savaşçı neferler her gün her saat işbaşındadır. Karşılıklı olarak mevzilendikleri sosyal medyadan, basından, siyasi örgütlerden birbirlerine “kendi hakikat algılarını” sıkıyorlar.

Yorulmak bilmeyen bu savaşçı neferler fizik olarak aynı adada bulunuyorlar ama ruh ve akıl olarak farklı dünyalarda yaşıyorlar. Kendi değerlerini, algılarını, ideolojilerini, kimliklerini güdümleyen milliyetçilikten hareketle, kendi mitolojilerini yaratıp kendi travmalarını kutsuyorlar. Kendi kahramanlarını yüceltiyorlar, kendi mağduriyetlerini abartarak vurguluyorlar.

“Biz” ve Onlar” arasında devam eden bu toptancı savaşta Ötekinin mağduriyeti görülmediği gibi, Öteki bir nefret nesnesine dönüştürülüyor.

Tam da bu yüzden argümanları ahlak açısından meşru değildir. Çünkü, Ötekini görmemek, ahlak ve etik normlarının dışında hareket etmek demektir.

Hafıza Savaşı Geleceğin Önünü Kesiyor!

Geçmişin tek yanlı anlatısına dayalı “Hafıza Savaşı” gelecekte olması gerekenin yapılmasını da engelliyor. Çünkü, var olan durumu nasıl algıladığımız, gelecek tahayyülümüze yansıyor. “Korkunç” bir geçmiş algısına sahipsek, geleceği de “korkulu bir rüya” olarak görebiliriz.

Nitekim, Kıbrıs’ta toplumlar geleceğe sırtını dönmüş durumdadırlar. Sahip olduklarından daha iyi bir gelecek tahayyül edemiyorlar. Bu da onları şimdiki zamana ve geçmişe sabitliyor.

Siyaset sahnesinde geleceğe dönük çabalar terk edilince, sahne bütünüyle Hafıza Savaşçılarına kalıyor. Onlar da toplumları geçmişin çarmıhına geriyor.

Hafıza Değiş Tokuşu ve Kısır Döngüyü Kırmak!

Bu kısır döngüyü kırmak zor olsa da mümkündür. Örneğin, Ötekinin acısını hatırlatmak önemli bir çıkış yolu olabilir.

Bu, elbette Ötekini her haliyle kabul etmek anlamına gelmiyor. Söz konusu “Biz” de olsak, “Onlar” da olsa haklıyla haksızı ayırmak, adalet ile adaletsizlik arasında ayırım yapmak çok önemlidir.

Yürünmesi gereken başka yollar da vardır: “Biz” ile “Onlar” gruplarının mağdur bireylerine ses vermek. Kendi hikayelerini kendi dilinden anlatmalarına olanak tanımak.

Yani, Hafıza Değiş-Tokuşu yapmak.

Farklı etnik toplumlardan mağdurların hikayesini kendi ağızlarından dinlemek, mağdurların birbirleriyle konuşmasına zemin hazırlamak fevkalade önemlidir.  

Bunun ortak gelecek tahayyülüne giden yolda sonsuz yararları vardır.

Başka bir yöntem de Onarıcı Adalet anlayışıyla mağdurlarla failleri bir araya getirip yüzleştirmektir. 

Her Şeye Rağmen Umutlu Şeyler Oluyor

Karşılıklı mevzilenmiş Hafıza Savaşçılarının karşısına giderek daha çok sayıda kişinin dikildiğini görüyoruz. Umut vaat eden bu kişiler ne kahramandırlar ne de cesur.

 Ahlak anlayışları böyle gerektirdiğinden, milliyetçi aklın aklamacı aklının vicdanlarının sesini bastıramadığından kendi toplumları içindeki Hafıza Savaşçılarına “orada dur” diyorlar. Ötekinin mağduriyetine dikkat çekiyorlar.

Elbette Hafıza Savaşçıları onları hedef tahtası yapıyor. Acımasız saldırılara uğruyorlardır. Fakat, sayıları giderek artıyor ve toplumların vicdanlarının özgürleşmesine katkıda bulunuyorlar.

Nitekim, geçtiğimiz akşam Işık Kitabevinin Kitap Fuarında Kıbrıs Türk Gazeteciler Birliği’nin örgütlediği ve Sevgül Uludağ’a ithaf ettiği anlamlı panelde bir araya gelen mağdurlar ve mağdur yakınları müthiş bir olaya imza attılar. Erbay, Hristos ve Yorgos acıda birleşerek geçmişin çarmıhından kurtulup geleceğe birlikte yürüdüklerini gösterdiler.

Yol budur. Uzun ve çetrefillidir ama baka yolu yoktur.

Etik yaşama ve barışa giden yol Ötekinden geçer! 


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Niyazi Kızılyürek yazdı: Etnik Nefret Çok, Uzlaşma Kültürü Yok!

Adanın iki yakasında da etnik nefret ve öfkeyle “tanışan”...

Niyazi Kızılyürek yazdı: Savaşın Elli İkinci Yılında Barış Hala Yok!

Adanın çanak gibi ikiye bölündüğü 1974 Yazının üstünden elli...

Niyazi Kızılyürek yazdı: Ayırımcılığa Son Vermek İyi Bir Güven Artırıcı Önlemdir!

Kıbrıs Rum makamları ve kurumları tarafından ayırımcılığa uğrayan Kıbrıslı...

Niyazi Kızılyürek yazdı: Guterres Ziyaretinin Düşündürdükleri

Geçen Pazar Yenidüzen’de kimsenin Guterres’ten mucize beklememesini yazmıştım. Guterres...

Niyazi Kızılyürek yazdı: Kimse Guterres’ten Mucize Beklemesin!

Kıbrıs’ın hem uzun müzakere tarihinde hem de BM’den beklentiler...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,904TakipçilerTakip Et
930AboneAbone Ol

Son eklenenler

Halil Karapaşaoğlu yazdı: Türg Hegemonya İnşasında; Türkiya’nın Paralı Ordusu SADAT

Uluslararası Savunma Danışmanlık İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş. (SADAT)...

Özkan Yıkıcı yazdı: İzlanda halkı AB ile görüşmelere hayır dedi

Bizde pek konuşulmadı. Zaten çoğu konu resmi duruştan toplumsal...

Taner Akçam yazdı: Wo warst du? Sen neredeydin?

‘Wo warst Du?’ – ‘Sen Neredeydin’ 1968 Alman gençlik...

Ecehan Balta yazdı: Nepal felaketi bize ne anlatıyor?

Nepal ile Tibet sınırında yaşanan son sel felaketi, ekolojik...

Neşe Yaşın yazdı: Ver elini Eylül

Bazen insan öylesine yoğun bir iletişim ve duygu skalası...

Özkan Yıkıcı yazdı: Geliyorken gelen: ancak hâlâ kabullenmeyen gerçek

Şu anda Karpaz’dayım. Yağmur sıkça yağıyor. Dün geceye doğru...

Murat Çakır yazdı: Söylenebilirliğin ve yapılabilirliğin sınırları

Eylül ayında yapılacak üç eyalet parlamentosu seçimleriyle Almanya’nın “süper...

Canlı yayın