Kıbrıs iktibasNiyazi KızılyürekNiyazi Kızılyürek yazdı: Ayırımcılığa Son Vermek İyi Bir Güven Artırıcı Önlemdir!

Niyazi Kızılyürek yazdı: Ayırımcılığa Son Vermek İyi Bir Güven Artırıcı Önlemdir!

Orjinal yazının kaynağıyeniduzen.com

Kıbrıs Rum makamları ve kurumları tarafından ayırımcılığa uğrayan Kıbrıslı Türklerin hikayesi insanın içini burkuyor. Gün geçmiyor ki ayrımcılığa uğrayan bir Kıbrıslı Türk olmasın!

Beş yıllık Avrupa parlamenterliği dönemimde bu tür sorunlarla uğraşıp durduğum için yaşanan sıkıntıları birinci elden biliyorum. Banka hesabı açamayan, çalışma hayatından dışlanan, vatandaşlık konusunda mağdur edilen Kıbrıslı Türklerin sorunlarını hem AB makamlarının hem de Kıbrıs Cumhuriyeti makamlarının gündemine taşıdım ama kalıcı sonuçlar alamadım.

Özellikle, Türkçe dili ilgili girişimlerim Kıbrıs Rum makamlarının duvarına çarptı.

Bu konuları Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis ile de bizzat görüştüm. Ayrıca, AKEL aracılığıyla kendisine bir mektup ulaştırdık ve Kıbrıslı Türklere dönük yapılabilecek açılımları sıraladık. Fakat hiçbir şey değişmedi, ya da çok az şey değişti diyelim.

BM’nin Irkçı Ayırımcılığı Ortadan Kaldırma Komitesinin Kıbrıs Raporu

Kıbrıslı Türklerin mağduriyeti artık uluslararası kurumların da dikkatini çekiyor. Örneğin, Birleşmiş Milletlerin Irkçı Ayırımcılığı Ortadan Kaldırma Komitesi tarafından geçtiğimiz Nisan ayında yayınlanan raporda Kıbrıs Cumhuriyeti’nde Kıbrıslı Türklere, göçmenlere, mültecilere, yabancı işçilere, özellikle de Müslüman işçilere karşı ırkçı ayırımcılık uygulandığı belirtiliyor.

Raporda, nefret söyleminin yaygın olduğu ifade ediliyor ve bazı milletvekillerinin ırkçı nefret söylemini “siyasi bir araç” olarak kullandıklarından bahsediliyor.

Raporun 16-17 Nisan günlerinde BM’de görüşülmesi esnasında çok önemli noktalara dikkat çekilerek, Kıbrıslı Rum yetkililerden ivedilikle önlem almaları talep edildi. Örneğin, karma evliliklerden doğan çocukların yurttaşlık almakta çok zorlandıkları, bunun, Kıbrıslı Rumlara kıyasla Kıbrıslı Türkler aleyhine ciddi bir ayrımcılık olduğu vurgulandı.

Raporda Kıbrıs Cumhuriyeti’nin nefret söylemine karşı aldığı önlemelere de yer veriliyor ama bu önlemlerin yetersiz olduğu ifade ediliyor. Kitle iletişim araçlarında, sosyal medyada, internet ortamında ve özellikle futbol maçlarında nefret söylemlerine karşı alınan önlemlerin oldukça yetersiz olduğu belirtiliyor.

Gerçekten de sosyal medyada ırkçılık, yabancı düşmanlığı, İslamofobi, seksist söylemler ve Kıbrıslı Türklere karşı önyargılı göndermeler yaygındır. Zaman zaman şahsen ben de bu nefret söylemlerinden payımı alıyorum.

Kıbrıs Rum makamları bu suçlamalar karşısında, özellikle karma evliliklerden doğan çocukların yurttaşlık haklarının ihlal edilmesi konusunda “Türk işgalini” ileri sürüyor. Nitekim, BM’nin raporu görüşüldüğünde Kıbrıslı Rum yetkililer bol bol işgalden söz ettiler.

Fakat, ırkçılık, yabancı düşmanlığı, nefret söylemi ve Kıbrıs Cumhuriyeti yurttaşı Kıbrıslı Türklerin haklarının ihlal edilmesini işgal olgusuyla izah etmek kimseye inandırıcı gelmiyor. Hele, söz konusu devletin resmi dillerinden biri olan Türkçe konusunda sergilenen ayırımcılığın işgal ile ne ilgisi olabilir?     

Dil Ayırımcılığı En Kötüsü!

BM raporunda Kıbrıslı Türklerin dil konusunda ciddi ayırımcılıkla karşı karşıya kaldıkları ifade ediliyor. Kanımca, bu fevkalade önemli bir meseledir. Raporda da belirtildiği gibi, Türkçenin Kıbrıs Cumhuriyeti’nin resmi dili olmasına karşın eğitim sisteminde ve kamu hizmetlerinde bu dile yer verilmiyor. Bu durum Kıbrıslı Türklerin yaşamın bütün alanlarında ayırımcılığa uğramalarına yol açıyor. Örneğin, sınavların sadece Yunanca yapılması Kıbrıslı Türklerin çalışma yaşamına katılması önünde ciddi bir engeldir.

Sadece iş hayatında değil, toplumsal yaşamın diğer alanlarında da örneğin kültür, spor ve yargı alanlarında da Kıbrıslı Türkler mağdur diliyor. Kıbrıs Anayasasında açıkça belirtilmiş olmasına karşın mahkemelerde Türkçeye yer verilmiyor. 

Bu konuyu defalarca gündeme getiren biri olarak, Kıbrıs Cumhuriyeti yetkililerinin hiçbir önlem almadıklarını, almak istemediklerini yaşayarak gördüm.

Türkçenin Avrupa Birliği’nin çalışma dillerinden biri olmasını ısrarla önerdiğim halde bu konuda en küçük bir adım atılmadı. Benzer biçimde, gündelik yaşamda Kıbrıslı Türklerin Türkçe dilinde hizmet verip hizmet almalarının önü açılmıyor.

Oysa, Kıbrıslı Türklerin istihdam, eğitim, kültür-sanat ve spor alanlarında kendilerine yer bulmaları sadece ırkçı ayırımcılığı ortadan kaldırmada değil, iki toplumun üyelerinin kaynaşması açısından da fevkalade önemlidir. Çok-dilliliğin gündelik yaşamda ve kurumlarda görünür olmasının yakınlaşma politikası bakımından bambaşka bir anlamı vardır.

Bugün Kıbrıs Cumhuriyeti’nin sağlık sektöründe Kıbrıslı Türk doktorlar çalışmıyorsa, kamu sektöründe Kıbrıslı Türk memurlar yoksa, spor ve kültür alanlarında Kıbrıslı Türkler kendilerine yer bulamıyorsa, banka hesapları açılmıyorsa, bunun esas müsebbibi Kıbrıs Cumhuriyeti devletine hakim olan zihniyettir. Bu konularda önlem almak “karşılıklılık” ilesine tabi değildir.

Bu uygulamaların iki toplum arasındaki uçurumu derinleştirdiğini ve ülkenin birleşmesini zorlaştırdığını sıradan bir sosyoloji öğrencisi bile bilir.

Bunda ısrar etmenin anlamı nedir? Nasıl bir mesaj verilmek isteniyor?

“Siz o tarafa, biz bu tarafa mı?”

Bitirirken bir hatırlatma yapalım: Kıbrıs Cumhuriyeti AB üyesi olurken imzalanan protokollerde üyelikten Kıbrıs’ın bütün yurttaşlarının yararlanması gerektiğine vurgu yapılıyordu.

Unutuldu mu?


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Niyazi Kızılyürek yazdı: Savaşın Elli İkinci Yılında Barış Hala Yok!

Adanın çanak gibi ikiye bölündüğü 1974 Yazının üstünden elli...

Niyazi Kızılyürek yazdı: Guterres Ziyaretinin Düşündürdükleri

Geçen Pazar Yenidüzen’de kimsenin Guterres’ten mucize beklememesini yazmıştım. Guterres...

Niyazi Kızılyürek yazdı: Kimse Guterres’ten Mucize Beklemesin!

Kıbrıs’ın hem uzun müzakere tarihinde hem de BM’den beklentiler...

Niyazi Kızılyürek yazdı: Aşırı Milliyetçi ve Anti-Komünist Yunan Ordusu ve 15 Temmuz 1974 Darbesi

Yunan Cuntasının yakın Kıbrıs tarihinin seyrini değiştiren 15 Temmuz...

Niyazi Kızılyürek yazdı: Savaş ve Kadın

Geçtiğimiz günlerde Avrupa Parlamentosu’nda Kıbrıslı Rum ve Yunanlı milletvekillerinin...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,907TakipçilerTakip Et
921AboneAbone Ol

Son eklenenler

Ceren Ergenç yazdı: Çin kültürel hegemonyayı öğrenirken

Türkiye’nin bu yılki Oscar adayı açıklandığında tartışma filmin niteliğinden...

Özkan Yıkıcı yazdı: Emperyalist yeni dizaynda, Suriye gelişmeleri

Tekrar edelim: olayları tümüyle ele almadıkça, net gerçeğe ulaşmak...

Özkan Yıkıcı yazdı: Karışık işler, vesselam!

Yazıyı yazdığım an, 18 Ağustos günüydü. Siz ne zaman...

Özkan Yıkıcı yazdı: Ufak bir canlanışa girişirken

Genelde havamız sıcak. İşiniz yoksa da çoğu zaman evden...

Hasan Kahvecioğlu yazdı: “Solomon’u öldürmedi… Orada yoktu… Ya 3 gün önce?”

Şener Levent soruyor: “Sen hangi cehennemden çıkıp geldin?” EA yanıt veriyor: “Yaşadığın...

Halil Karapaşaoğlu yazdı: Türkiya’nın Somali’de Ne İşi Var?

“Türkiya'nın Somali'de ne işi var?” sorusunun cevabı “Türkiya’nın Gıprız’da...

Niyazi Kızılyürek yazdı: Savaşın Elli İkinci Yılında Barış Hala Yok!

Adanın çanak gibi ikiye bölündüğü 1974 Yazının üstünden elli...

Özkan Yıkıcı yazdı: Diplomasi kıskacında, Libya

Libya, bir anda gündemde çalkalanarak, darmadağın olmuştu. Birçok gücün...

Canlı yayın