Bir ay önce gündem şöyle bir ikilem içindeydi: İran ve Amerika görüşüyor. Yapılan açıklamalarda, görüşmelerde iyi havadan söz ediliyordu. Ama öte yandan durmadan hem İsrail hem de Amerika’nın İran’a saldıracağı, an meselesi olduğu belirtiliyordu. İkinci İran saldırı savaşı böylesi bir ikilemde başladı. Faşist demagoji, ikili tutum ve propagandayla etkileme, saptırma kuralları gerçekleşti. Savaşı doğrudan Amerika ve İsrail başlattı. Öyle kural falan da dinlemediler. Kız çocuklarının okulundan tutun, hastanelere dek birçok yer vuruldu. İran lider kadrolarının, başta dinî mollalar olmak üzere katledildiği belirtildi. Toparlanan İran ise karşılık verdi. Orta Doğu’yu saran savaş seyrediliyordu.
Savaş bir ayını tamamladı. Başlarkenki ikili durum yine oluşturuldu. Hem savaşın bir ay sonrasında yine faşist demagoji ile ikili duruşlar var. Bir yanda temasların olduğu haberleri dolaşımda. Öte yandan açık kullanılan dil ile de Amerika’nın kara harekâtı öngörüleri sürüyor. Ama hep ikili. Net paydaşlık, Amerika’ya karşı tutumlar da oluyor. Amerika hem görüşme yürütüyor hem de “onlar yenildi” derken, bölgeye yaptığı yığınakla da savaşı tırmandıracağı mesajlarını veriyor.
Savaş bir ayını tamamladı. Amerika ve İsrail bu defa üniversiteleri, hastaneleri ve sivil hedefleri vurdular. Bir tırmanış var. Fakat Pakistan ve Türkiye’nin de içinde olduğu devletler girişimlerde bulunuyor.
Hem savaş alanı yayılıyor hem de kara harekâtı tartışmasıyla karşı tarafı çökertme olasılığı dile getiriliyor. Ama Amerika yığınak durumundadır.
Petrol fiyatları dalgalanıyor, Hürmüz Boğazı resmen kriz noktası olarak ısınıyor. Tüm bunlar savaş alanında olurken, karşılıklı önemsenme derecesiyle yerleşen teslimiyetçi siyasetin resmini hep yaşadık. Şimdi uzamaya başlayan savaşta hangi ülkenin rol alacağını düşünelim.
Yerler vurulurken, Amerika’da görülmemiş sayıda “sekiz milyon katılım ve üç binin üstünde yerleşim yerinde” katil kral gösterileri yapıldı. Alışılmış bir konum değildi. Yurt dışı uzun tatil varken, efendi çadır imdat uygulamasıyla kendini savunuyordu. Savaşın üzerinden bir ay geçti ama tırmanarak sürüyor. Protestolar hafta sonu savaşa karşı olarak da genişledi. Tabii ki açıklamalarıyla tutarsızlık ve acemice olma rengindeki kral hiç oralı olmadı.
Önümüzdeki günlerde toprak işgali girişimi olacağı bekleniyor. Ama “kim kazanacak” sorusu daha çok geride kaldı. Daha geneli, doksanların ortasında planlananlarla yapılacakları dinlerken hep acemice laflara kapılırız. Şer eksenli İran, hedef olarak bölgenin son önemli ülkesiyle alakalıydı. Oysa günü yaklaştıkça hem oyun havası hem de böylesi koşullar benzetmesiyle kapatılıyor.
Belli ki kara harekâtıyla yol alınacak. Kimisi sınavla istediği simgenin durumundadır.
Kıbrıs yine bu savaşın içinde, ama hâlâ hedef olmadı.
Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.




