yaklaşımlarÖzkan YıkıcıSertleşen ortam ve gerçekler daraltısı - Özkan Yıkıcı

Sertleşen ortam ve gerçekler daraltısı – Özkan Yıkıcı

Son bir haftadır K. Kıbrıs’ta yeni bir gerilim ortamı yaşandı. Bu defa fiber optik konusu gündemde. Bir kalemde Telekom’a devredilme protokolü gündeme düştü ve daha anlaşılmadan da protokol imzalandı. Klasik Kıbrıs gerçekleri yaşandı. Öyle yaşandı ki daha anlamadan, bütünsel düşünce olmadan konu gelip geçti. Gösterilen tutumlar ise hem sert hem de gerçekleri yansıtmadan uzaklaşan bir ikilemde akıp geçti.

Yetmişler sonunda Türkiye’de sol kesim içinde Marksist yöntem kuramı seminerlerde epey işleniyordu. Kıbrıslılar içinde bu semineri en çok anlatanlardan biriydim. Sosyalist hareket yenilince elbet düşünsel engeller de konuldu. Sonuçta günümüzde solun önemli kısmı dahi Marksist yöntemi bilmiyor. Hatta bilen bir kısım, kendine sol akademisyen diyenler dahi araştırmalarında nedense “Marksist yöntemi kullanmadıklarını” açıklamaktadırlar. Hâlbuki en basitiyle, Marksist yöntemi dıştalayınca sınıfsal temel eksen dışta bırakılmaktadır. Yine emperyalist sistem konusu araştırma konumuna sokulmaz. Bu şu demek: Ne sınıfsal uçurum ne eşitsizlik ne de sömüren–sömürülen, sömürgecilik kuralları yokmuşçasına davranılır. Tabii ki ret etmenin ilksel çıkışı da bilimsellikten çok siyasal kaçışın ve sağa, kapitalizme teslim olma geçişinin de sonucudur.

Bir haftadır yine K. Kıbrıs’ta bir protokol tartışılıyor. Ama öyle geç kalındı ki protokol yapılmış, Türkiye’de meclisten geçip Resmî Gazete’de açıklanıp yasalaştıktan sonra tartışma başladı. Öyle bir geliş ki ne protokolün içeriği net ne de başka durumlarda açıklık var. Fakat sonuçta pazartesi günü yükselen sertleşme adeta olayın K. Kıbrıs versiyonunu yaşattı. Sertleşme olmasına karşın itiraflar da net. Burada da paradoksal durumlar açık. Ama eğer K. Kıbrıs gerçeğini unutup Türkiye bağımlı, sömürgesel ilhaklaşma sürecini bilmeme moduna girerseniz işler yolundadır.

Örnek: Bir başbakan çıkıp açıkça “Türkiye önüme ne koyarsa bakmadan imzalarım.” diyebilme konumuna geldi. Ama ertesi gün iki toplumlu görüşme sürecinde ise “siyasi eşitlik ve iki devletlilik” talepleri seslendirilmektedir. Buna üçüncü ayağı da kendini sol gösterip övünen bir yazar ve iş adamı ekler; tam bir ironi, öykü gibi gelir. Katıldığı takkeci medyasında şunları söylüyor: Önce K. Kıbrıs “hükûmetine” veriştiriyor. Yolsuzluktan kara paraya geçiş suçlaması yapıyor. Sonra iki toplumlu görüşmelere geçince başka tele geçiyor. Sanki önceki anlatıyı kendi yapmamış gibi de “Biz yasa dışılıktayız. Federasyonla oluşacak koşullarda iyileşeceğiz.” der. Sonra sorumlu ararken de önceki anlattıklarının başka alanında değişen bir ses verir. K. Kıbrıs’taki durumu izolasyonlara bağlar. İzolasyonlar kalkınca da işlerin düzeleceğini belirtir.

Kısaca, K. Kıbrıs’ın sömürgesel gerçeği, Türkiye’nin ilhaklaşma hamleleri yokmuş gibi davranılır. Kendi eleştirirken hükûmet, karşıdan talepte eşitlik isterken nedenini de izolasyonlara dayatır. Böylesi karışıklığı ancak sisteme bağlı ama sistemi eleştirir gibi davranmanın resmî siyasal duruşu sağlar.

Tabii ki koşullar kültürleşince, sistemsel değer hâline oturunca anormaller hep normal hâle gelir. Otoriterlik ve ilhaklaşma ikileminde de kolayca yalan söyleyip soyut, fetişleşmiş suçlamalar da gırla gider. Şuna bir bakın: Atanmış başbakandan biz atayana karşı çıkmasını bekliyoruz. Oysa kendi kendini koltuğa oturtana niyet yaptırdı; “Önüme ne koyarlarsa imzalarım.” dedi. Öteki, sisteme bağlı ama muhalefet sırası beklediği için de salt hükûmetle yetinir. Protokolü dayatanın, bununla bağımlı ağını yükseltecek Türkiye’nin eleştirilerde veya politik hamle nedeninde adı yoktur. Hatta şu ironi de oldu: “Biz ilgili şirkete karşı değiliz.” dendi. Hâlbuki aynı günlerde Türkiye’de Telekom epey tartışma konusuydu. Parçalanarak satılmasından söz edilmektedir. Hele önceki özelleştirme girişimi ile en büyük yolsuzluk olma gerçeği, onca sertleşme laflarında hiç yok. Ama “biz” lafları veya “karşı değiliz” denilerek olay akıp gitmektedir.

Tabii ki bir de deneyimler yaşandı. K. Kıbrıs’ta protokolle yönetme şekli epey yaygın. Sonrasında yerleşince de övgüler sıralanır. Çünkü kurumsallaşıp sistemleştikçe durum epey değişir. Kimi yararlanır, kimisi teslim olur, kimisi de unutur. Ama şu nokta önemli: İlk paketler protokollerinde koltukta oturanlar şunu söylediler: “Biz de karşıyız.” Hatta çekmecelerine koyup uygulamama oyalantısı dahi yapanlar oldu. Ama şimdi atanmış başbakan açıkça kendini başbakan yapanlara nasıl teslim olduğunu anlatan itirafı yaptı: “Türkiye önüme ne koyarsa çekinmeden imzalarım.” Teslimiyetin derecesini de anlatmaktadır. Bu da dünden bugüne K. Kıbrıs işbirlikçi siyasetinin nereye geldiğinin basit örneğidir.

Şimdi “devamı” deniliyor. Ama hâlâ Türkiye gerçeği konuşmalarda pek yok. Teslim olup koltuğu alanlara silah yöneltiliyor. Ahali ise üç maymun oyununda. En net olanlar ise teslim olanlar. Protokolün ne iyi olmasını savunmaya çalıştılar. Takkeci gazetecileriyle de öz eleştiri edebiyatlı eserlere katkı yapılmaktadır. Sertleşme var. Mecliste sözler havada uçuyor. Ama ne ilgili şirket konuşuluyor ne de hedef açıklanma zahmetine giriliyor. Sıranın kime geldiği ise tahminlerle sürdürülmektedir.

Bir sertleşme dönemi daha yaşadık. Sorun ile el değiştirme, ilhaklaşma adımı daha atıldı. Cehalet ve teslimiyet anlatılı laflar uçuştu. Olayın özü değil de şekilsel biçiminde muhalif karşı çıkışlar da yapıldı. Ama katılımlar az. Yine de sertleşme oldu. Fakat sertleşilen konunun gerçekleri ile buluşamayan keskin ayrışma ikilemi sistem sınırında dolaşıp durdu.

Diğer yazıları

Pazar öğleni medyada oyalanırken – Özkan Yıkıcı

Pazar, tatil günü. Yerel medyaya bakarsanız zaten anlarsınız. Hele...

Gözden Kaçırılan Bazı Noktalar – Özkan Yıkıcı

Son günlerde adeta dünya kamuoyunda Türkiye’deki yargının CHP’ye karşı...

Hançer! – Özkan Yıkıcı

Kıbrıs’ta tuhaf ama net olan bir tutum geliştirildi. Devamında...

Direniş ve dersleri ile Bolivya kaynıyor – Özkan Yıkıcı

Son günlerde bizim genelde medya dokunmasa dahi Latin Amerika...

Mayıs Havamız Limoni – Özkan Yıkıcı

Tıpkı Mayıs ayı gelişmeleri gibi havamız da uyumlaştı. Sıcak...
4,452BeğenenlerBeğen
1,541TakipçilerTakip Et
3,958TakipçilerTakip Et
845AboneAbone Ol

Son eklenenler

Özne, Demokrasi ve MENA Bölgesinde Tarihsel Mücadele – Çağla Elektrikçi

Baf’ta 105 yaşındaki bir kadının oy kullanması, yalnızca bir...

24 Aralığ 1963 Girne Asger Hasdanesi ve Türg Yerleşimci Kolonyalizmi – Halil Karapaşaoğlu

24 Aralıg 1963 Girne Asger HasdanesiGirne Asger Hasdanesi’nin temelleri...

İsyancıların yenilgiler tarihi – Neşe Yaşın

Bizim adımıza karar veren eril figürler; sert bakışlarla bizi...

Tiyatro Taraf mı?.. Tarafsız mı?… – Yaşar Ersoy

Tarih boyunca tiyatro kimi zaman egemenlerin karanlık iktidarlarının devamına...

Pazar öğleni medyada oyalanırken – Özkan Yıkıcı

Pazar, tatil günü. Yerel medyaya bakarsanız zaten anlarsınız. Hele...

Batı Marksizmi” Neydi (ya da Nedir)? — Marx Memorial Library

Rockhill’e göre Batı Marksizmi yalnızca emperyal üstyapının organik bir...

Washington Bolivya’yı istikrarsızlaştırdı, şimdi de ganimelini istiyor — Gary Wilson

19 Mayıs’ta Bolivya hükümeti, cumhurbaşkanı Rodrigo Paz’a karşı süresiz genel greve giren madenciler,...

Canlı yayın