yaklaşımlarÖzkan Yıkıcıİkileme takılan yaklaşımlar - Özkan Yıkıcı

İkileme takılan yaklaşımlar – Özkan Yıkıcı

Çarşanba gecesi ilksoy Aslımın kitap tanımını izledim. Önümüzdeki yazılarımdan birini buna ayıracam. Benim önemsediğim bazı yaklaşımlara dokunacam. Kaçınılmaz olarak birlikte olamama ve gelişen koşulların etkisiyle bazı önemsiz gibi görülecek tehlikeli yaklaşımlara da ne yazık tanık oldum. Buna dayanarak, ilerdeki yazılarımdan birini de ilksoyun kitap tanıtırken ki bazı tartışmalara dokunacam.

Kitap tanıtımı sonrası, sonbahar gece tadında arkadaşla çorba içtik. Tabi ki konuyu da kısaca yorumladık. Arkadaş, pek farkında olmadığını vurguladı. Sonra eve ulaştım. Klasik televizyon dolaşım gerçekleştirdim. Türkiyede muhalefet medyasındaki iki kanalda beni çeken tartışmalar oluyordu. Daha doğrusu bazı araştırmacılar “tehlikelerden” söz ediyordu. Bunları izledim, Resmen bizi de ilgilendirmenin de ötesinde, burada değişik yöntemle uygulanan siyasal uygulamalar konuşuluyordu. İstedim ki kıyas veya bütünleştirici yaklaşım bakımından, bu tartışmalardan özünü bozmadan özetler yazmak içimden geldi.****

Tartışılan konu Suriyeli mülteciler veya Türkiyenin uyguladığı şekliyle sığınmacılardır. Bunların demokrafik ve seçimlerdeki etkilerinin tehlikesi anlatılmaya çalışılınıyordu. Bu konuda birkaç kısa örnekle somutlayalım: “Suriyeli mültecilerin vatandaş yapılması lseçimlerde önemli etkisi olacak. Zaten şimdiden yapılıyor. Örnek, oturduğunuz evde dahi yabancı birinin veya birkaçının daha kayıtlı olduğunu bulan yurtaşlar var. Bunların sayısı belli değil. Herkesin araştırma yapması gerekiyor….

Birbaşka örnek ise Reyhanlı örneği ile söylenmesi gerekiyor: Reyhanlıda yaklaşık üçyüz Suriyeli yurtaş yapıldığı söyleniyor. Bu rakam en azından Reyhanlıda yerel seçimlerde oldukça etkili olacak. Bunun toplamında milyona yakın yurtaş yapıldığı bilgisi varken, seçim farkının da az olacağı sonuçları çıkarken, etkilerin nedenli fazla olacağının kanıtlarıdır….

Türkiyede bol bol ünüversite kuruldu. Yurtaşlar mesleki eğitim yerine artık ün kolay diploma alma durumuhyla da ünüversite diplomasına yöneldiler. Bu durum giderek mesleki esnaf alanında Suriyelilerin yerleştiğini ve yaygınlaştığına tanık oluyoruz. Bu yine demokrafik bir mesleki gerçektir. Yarın eğer Suriyeliler ülkelerine döndürülürse, mesleki teknik açısından boşluk olacağı kesindir. Bu yüzden bol bol ünüversite kurdurduk yerine, mesleki okulara önem verilmesi gerekirdi. Bu dahi yapılmadı. Suriyeli ve öteki göçmenler mesleki ve tarım alanlarında oldukça yaygınlaştı. Bizimkiler ise diplomam var diye bu alanlardan çekildi……

Suriyeliler ucuz çalışıyor. Emek ekseninde gidrek işçi çalıştırmadaki bazı bölümlerde de tercih ediliyor. Buraya yerleşiyorlar. Üstelik nifusları da çoğalıyor. Önümüzdeki on onbeş yıl sonra daha çok çocuk doğurdukları için, yabancı nifus bizi geçecek. Defakto sorunlar ortaya çıkacaktır…..

Bune benzer örnekler bolca verildi. Doğrusu, bana hiç yabancı gelmedi. Sabahleyin mahalemdeki bazı Rehyanlılıya konuyu sordum. Tabi ki benim kuralımla. Reyhanlılılar hemen yerleşim yerlerinde Suriyelilerin çoğaldığını kabulendi. Belediye başkanlığında tehlikeli etkileri olacağını da vurguladılar. Ben onların da örneğin önümüzdeki belediye seçimlerindeki Lefkoşa konumlarını söyleyince, ateşlendiler. Burası da vatanımızdır. Biz burayı kurtardık çıkışını yaptılar. Basit bir haklılıkları vardı: Suriyeliler savaştan kaçarken, onlar buraya “kurtarıcı” rolüyle geldiler. Bu farkı da yeniden akılma koydum.

Herhalde yukarda özetlediklerim size bir önemli hatırlatma yapdtı. Ama karşımızda bir Türkiye politikası vardır. Örneğin Kıbrıs veya Afrin veya geneli Kuzey SUriyede yapılanı hiç sorgulamazken, defaktolarla oynarken, üstelik kendi toprakları derecesinde tabusal savunurken, sesleri çıkmayan veya direk savunan Türkiye kesimleri, şimdi özellikle muhalefet, Suriyelilerin oy kulanmasından, nifus artışından korku yaratma eylimindedir. İktidarın kulanıp kazanma olgusunu öne çıkarıylrlar. Tabi sınıfsal olarak sömürülmeğe dokunmak istememeleri de bakış aaçısındaki durumlarını yansıtıyor. Ayni sayılan yöntemleri biz kıbrısta çok yaşadık.Bir ev atresiyle otuza yakın yurtaş yapılması veya KIbrısa hiç gelmeden vatandaşlık verilen nice insanlar vardı. Bunları burada seslendirip defakto ve ilhaklaşma denilince de ırkçı damgasını hep vurdular. Şimdi hem de Suriyenin ilhak politikasının olmadığı tam aksi sığınmacılar üzerinden oynanan oyuna karşı çıkmak paradoksuyla debeleniyorlar. Ozaman tekrar hatırlatalım: Önce Kıbrıstan başlayıp genel devlet ve dış politikasıyla birlikte genele gelin. Çünkü ikili uygulamalarla Türkiye yakın tarihi çok zengin. Bakalım bu durağa ne zaman geleceğiz?

Tesadüf olan Türkiyede sığınmacı mülteci yurtaşlar tartışılırken, ayni zamanda K. Kıbrısta hem de yeni atanan memurlarla alevlendirilen yurttaşlık vermenin de burada olmasıdır. Afrinden gelen haberler ise benzer. Ozaman, gelin tüm sömürme ve sömürgecilik insan yurtaş oynunu birlikte sorgulayalım.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Özkan Yıkıcı yazdı: Kavram fetişizminden yalan kullanım normalleşmesine

Neoliberalleşme ile birlikte, kendi kurallarını, bakış açısını da yerleştirip...

Özkan Yıkıcı yazdı: İspanya-Fas hattında neler oldu

Bir haftadır İspanya'nın Afrika topraklarındaki küçük bir yerleşimindeki gelişmeler,...

Özkan Yıkıcı yazdı: Trafik katliamından genel sistem gerçeğine

Normal yaşamla en anormal kötü koşullar kolayca dönüşür. Sanki...

Özkan Yıkıcı yazdı: Unutulmaması gereken ülkelerden biridir: Irak

Yakın tarihle Ortadoğu tamamlanınca, emperyalist çağın planlarıyla alakalı uygulama...

Özkan Yıkıcı yazdı: Bozulan iklim koşullarında siyaset de ısınırken

Temmuz ayına ve yaşadığımız haftaya artık elvedayı çekiyoruz. O...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,914TakipçilerTakip Et
916AboneAbone Ol

Son eklenenler

Dionysis Dionysiou yazdı: Nolan’ın Odyssey’si: Denizden Gelen Düşman Biziz

Düşman ufkun ötesinde beklemiyor. Nolan'ın Odyssey'sinde, o, muzafferlerle birlikte...

Faik Bulut yazdı: Hizbullah ve İsrail kavgasının 20 yıllık bilançosu

Hizbullah ile İsrail arasındaki çatışmalar ve mücadelenin tarihi 1980'lerin...

Özkan Yıkıcı yazdı: Kavram fetişizminden yalan kullanım normalleşmesine

Neoliberalleşme ile birlikte, kendi kurallarını, bakış açısını da yerleştirip...

Özgür Gürbüz yazdı: Türkiye Küresel Serinletme Taahhüdü’nde neden yok?

İnsan kaynaklı iklim değişikliği kentleri yaşanmaz hale getiriyor. Avrupa’da...

Nafiz Özbek yazdı: Alman militarizmi ve sermaye: Almanya’nın yeniden askerileşmesinin politik ekonomisi

İkinci Dünya Savaşı’nın yıkıntılarından doğan modern Almanya, kısmen Hitler faşizmini...

İlhan Uzgel yazdı: Küresel Siyaset Dönüşürken-II: NATO 3.0 nereden çıktı?

Avrupa coğrafyasında ve Türkiye’de savunma, güvenlik konuları olunca dikkatler NATO’ya...

Hayri Kozanoğlu yazdı: Yapay zekâ krizi senaryosu

Yapay zeka (YZ) alanındaki gelişmeler küresel ekonominin başlıca konusu olmaya...

Volkan Yaraşır yazdı: ‘Efendiliğin reddi’: Üçgen örgütlenme ve direniş ağları

Efendiliğin reddi kolektif bir karşı duruş, yıkıcı bir ayağa...

Canlı yayın