Bilip de göz ardı yaptığımız durumlar çok. Bu yazı yazarken de seçtiğimiz konularda da tekrarlanır. Genelde gündem olan veya sizin önemseyip öne çıkardığınız konular konu edilir. Sonrasında ise önemsenip ele alınan sorunun devamına da dikkat edilmez. Hele güncelleştirmeyle olan gündem yazıları çoğu zaman nedenleri veya sonuçlarıyla tamamlanmadan bırakılır. Böylelikle okuyucu da eksik bilgilenmeyle kolayca yanlış yorum yapma çizgisine kayar. Özellikle siyasal konularda bu yöntem önemlidir. Bu makale, ilgili eksikliklerden sıyrılma adına yazılıyor.
Bir haber bazı kaynaklarda dolaşıma girdi: G. Kore’nin eski devlet başkanı Yun ömür boyu hapse gönderildi. Daha gerçeği, önceki devlet başkanı sıkıyönetim ilan etme girişimi sonrası, darbe bastırılınca da önce görevden, sonrasında da yargılanarak hapse konuldu. Pek de alışılan gelişme değildi. Fakat medyalar genellikle konuya sıkıyönetim ilanı ile çıkan olayları gündemleştirdi. Devamında da parlamento kararından sonra muhalefetin sokakta direnişiyle sıkıyönetim birkaç saat sürüp bastırıldı. Peşinden olanlar ise dünya medyalarında pek haber yapılmadı. Oysa en son gelişmede resmen darbe girişimi olan hareketin lideri ömür boyu hapse mahkûm edildi; savunma bakanı ve emniyet yetkilileri de değişik cezalara çarptırıldı. Ama konu eden yok.
Sonucu yorumlamadan bazı gelişmeleri hatırlatalım: Güney Kore eski devlet başkanı Yun, kendince nedenlerle sıkıyönetim ilan eder. Kuzey Kore tehdidini de bolca bahanelerine kullanma şansı olur. Oysa ülkede konuşulan yolsuzluklardı. Bu davranışına muhalefet direndi. Askerî bariyerleri geçip parlamentoyu toplayıp darbeyi yasa dışı ilan eder. Halk sokakta adeta direnişteydi. Bu başarısızlık birkaç saat içinde sağlandı. Yani anında karar ile direnişe geçme, Güney Kore’de darbe girişimini engelledi. Anayasanın askıya alınma kararı daha uygulanmadan parlamento tarafından geri çevrildi. Bu arada iktidar partisinden de bazı vekiller, başkanın yanında değil, muhalefet cephesinden karşı direnişte yer alması da işin önemli başka noktasıdır.
Bu gelişme sonrası olaylar hızla gelişti. Başkan görevden alındı. Yargıya gönderildi. Üstelik bazı yargıçları da başkanın atama gerçeğine karşın yargılama başlatıldı. Bu arada başkan görevden alınınca da erken seçime gidildi. Ne yazık ki geçen yıl yapılan erken seçim sonucu dünya basınında pek yer almadı. Hâlbuki sağcı başkanın yerine merkez sol Mun başkan seçildi. Mun hem yargılanmaya devam derken yeni uygulamalar da getirdi. Önemlilerinden biri de Kuzey Kore sınırında mikrofonlarla yapılan aleyhteki propagandaya son vermesi idi. Ama yargı sürdü. Sonuçta da yaklaşık bir buçuk yıl önce başlayan darbe girişiminin başkanı Yun ömür boyu hapse atılarak süreç tamamlandı.
Konuyu aşmadan birkaç özellik de belirtelim. Güney Kore resmen Amerika denetiminde. Askerî üsleri ve hatta nükleer silahı da mevcut. Kolay kolay bu çizgi dışına çıkılamıyor. Hatta başlangıçta otoriter sert yönetimlerle ülke yönetildi. Doksanlı yılların başındaki halk ayaklanmalarıyla bazı haklar kazanılmaya başlandı. Özellikle otoriterlikten sandıklı demokrasiye geçişler epey kanlı geçti.
İki binli yılların başında ilk defa seçimi kazanan sol aday ise ülkedeki seçimlerle yetinmeyerek önemli denetim mekanizmalarını demokratik örgüt denetimiyle başlattı. Örnek olarak, yolsuzluğa karışan adayların vekil adaylıklarının propaganda yoluyla engellenmesi denetimini hayata soktu. Bu o dönem yapılan parlamento seçiminde yaklaşık 4,1 kişinin adaylığının engellenmesiyle tamamlandı. Benzer gelişmeleri kuvvetler ayrılığına da sokup başbakan dahi yargılatılabilen kurallar konuldu. Nitekim bu kuralları koyan o dönemin devlet başkanı, kendi yakınlarını dahi çekinmeden yargıya teslim etti.
Daha ironik olan şu: Şu anda ömür boyu hapse çarptırılan Yun, bir dönemin savcısı idi. Kendisi o dönemin yine sağcı başkanını yargılayıp görevden alıp hapse göndermişti. Tarihin böyle tesadüfleri de vardır.
Yun hapse gönderildi. Tavrı Trump benzeri idi. Nitekim yargılanma sürecinde Trump’ın müdahale edip etmeyeceği kuşkuları da vardı. Seçimlerde ülkeyi denetleyen, kontrol eden Amerika yine sağ aday yanlısı idi. Fakat Güney Kore halkı tam aksi merkez sol kişiyi tercih etti. Hepsi aynı değildir ilkesine de rastlandı. En başta Kuzey Kore ilişkileri. Eski lider darbe yapmak için Kuzey Kore’ye insansız araçlarla ülkeyi tehdit ederken, korku saçmaya çalışırken, şimdiki tam aksi anti propaganda yapan yayınları sınırdan kaldırttı. Ama ülke Güney Kore. Amerika’nın kontrolünde. Yine de halk bazı hakları kan dökerek aldı. Sanırım en son Yun olayı önemli derstir.
Kısaca, sizi son kararla birlikte yakın dönem Güney Kore gelişmesiyle meşgul yaptım. Salt gündemle kalsaydım ne sonucu ne de oradaki gelişmeleri bilmeden, bir haber algısıyla unutulup gidilecekti. Ama konu diyalektik neden-sonuç ilişkisine geçilince alınacak ders ve “bunlar da oluyormuş” örneklemesine de ulaşılmış hâlde seçenekleşilecektir. Hele de günümüzde Trump dahi yargıya doğrudan müdahalelerle kendi lehine araç hâline getirme çabaları olduğu günlerde, kuvvetler ayrılığının ne denli önemli olduğu, konulacak denetim yasalarıyla da herkesin dilediğini yapamayacağı bilgileri hayatla birlikte önemlidir. Bu nedenle pek haber olamayan Güney Kore’deki yargılama sonucuyla birlikte makale yazdım.




