Kıbrıs iktibasŞener ElcilBir Kurtarılma Hikayesi - Şener Elcil

Bir Kurtarılma Hikayesi – Şener Elcil

Orjinal yazının kaynağıozgurgazetekibris.com
Kategori:

Mağusa’da, bir öğretmen arkadaşımın eşine ait turizm ofisinde oturduğumuz bir gün, içeriye albay üniforması içinde bir subay girerek, feribot bileti istediğini söyler ve tarifeyi sorar.

Arkadaşım, bilet fiyatını söyleyip listeyi gösterir. Bilet fiyatlarının pahalılığından şikâyet eden subay, indirimli olan er ve erbaş tarifesinden bilet almak isteyince arkadaşımla tartışmaya başlar.

Bu tartışma esnasında, şehit kardeşi olan öğretmen arkadaşıma “sizi biz kurtardık” deyince olay kavgaya dönüşür.

Kıbrıs Türk toplumunun boynuna, bedeli asla ödenmeyecek bir diyet borcu gibi “sizi biz kurtardık” söylemi asılmış durumdadır.

Bu söylem hayatımızın her alanında karşımıza bilinçli olarak çıkarılıp, yüzümüze vurulmaktadır. Yaşamı boyunca “Sizi biz kurtardık. Biz olmasaydık…” diye başlayıp devam eden cümleleri duymayan Kıbrıslı Türk yoktur.

Bu sözleri söyleyenler, Kıbrıs tarihi ve gerçekleri konusunda bilgisizliklerini ele vermekte ve ayrıca Kıbrıslı Türklere bakışlarını ortaya koymaktadırlar.

Yaşanan iki büyük dünya savaşında ABD Avrupa’ya asker göndererek, taraf olmuş ve savaşın kaderini etkileyerek, kazanılmasını sağlamıştır.

Bu tarihi gerçekten hareketle geçtiğimiz hafta İsviçre’nin Davos kentinde yapılan zirvede konuşan ABD Başkanı Donald Trump; “Sizi İtalyanlardan, Almanlardan ve Japonlardan biz kurtardık. Biz olmasak şimdi birçoğunuz Almanca ve Japonca konuşacaktınız!” dedi.

Şımarık bir çocuk edası ile konuşan Donalt Trump’ın bu söylemi bizim yaşadıklarımızla birebir örtüşmektedir.
O toplantıda bulunan Avrupalı yetkililerden hiçbiri çıkıp da “bu savaşı kim çıkardı?” diye sorma cesaretinde bulunmayarak, sessiz kaldı.

Ford ve Coca Cola gibi ABD’li şirketlerin savaş öncesi Adolf Hitler’e destek verdiklerini, ABD’li bankerlerin bu iki savaşı finanse ederek savaştan ve ölüm tacirliğinden para kazandıklarını konuşan olmadı.

Avrupa’da yaşanan yıkımdan, altmış milyondan fazla insanın kaybedilmesi ve sakat kalmasından sonra, savaşın tek kazananı ABD olmuştur.

Yirmi beş milyon insanını kaybedip, savaşın kazanılmasında en önemli rolü oynayan Sovyetler Birliği bile, topraklarını ve ideolojik etki alanını genişletmekten öte, bir kazanım elde edememiştir.

İkinci Dünya Savaşı sonunda, ABD ve müttefikleri, düşman gördükleri Nazi örgütlenmesini devralarak, az sayıdaki Nazi üst düzey yöneticisini göstermelik olarak yargılayıp cezalandırmış, geri kalan kadroları ise Sovyetler Birliğine karşı kullanmışlardır.

Bu gerçekler tüm dünyadan gizlenirken, ABD savaş sonunda elde ettiği üstünlükle NATO’yu kurarak, kendine silah satışı için hazır bir piyasa yaratmıştır.

Almanya’dan kaçan bilim adamlarını ülkesine toplayarak ve Almanya’nın teknolojik üstünlüğünü kendi ülkesine taşıyarak, nükleer silah üretimi ve uzay çağını başlatan adımları hızlandırmıştır.

Dünya ticaretinde doların kullanılmasını sağlamış ve istediği kadar para basmak hakkı elde etmiştir. Bu önemli kazanımlar sayesinde, ABD bir dünya imparatorluğu olmuştur.

Avrupalı yetkililer bu tarihi gerçekleri Trump’a hatırlatmaktan sakınırken, bu görevi Kanada Başbakanı Mark Carney yerine getirerek, yeni dünya düzenine ciddi bir eleştiri getirmiştir.

Sizi biz kurtardık” diyen Türkiyeli yetkililere de biz bu kurtarma sonunda Türkiye’nin Kıbrıs’ta neler kazandığını hatırlatalım.

Bir defa bu kurtarma dedikleri işi yaparken, NATO ve özellikle İngilizlerden izin aldıklarını ve onlar adına Kıbrıs’ın kuzeyini bugüne kadar ellerinde tutuklarını vurgulayalım.

Kıbrıs’a yapılan askeri müdahale ile Sovyetler Birliği’ne yakınlaşan Makarios Yönetimi kontrol altına alınarak, Sovyetler Birliği tehlikesi bertaraf edildi ve İngiliz üslerinin güvenliği sağlandı.

Türkiye doğu Akdeniz sahillerinin güvenliği için ileri bir karakol elde ederek etki alanı genişletti. Adamızın kuzeyinde ele geçirilen fabrikalar sökülerek, Türkiye’ye taşınıp, üretime sokuldu.

Adamızın kuzeyinde en değerli doğal alanlar ve birçoğu kamuya ait mülkler bedavaya verilerek, Türk iş adamlarının mal sahibi veya ortak olduğu kumarhaneli oteller yapıldı.

Türkiye’deki kara para aklama, fuhuş ve kumar işleri adamızın kuzeyine taşındı. Yüzbinlerce Türkiye vatandaşı adamızın kuzeyine yerleştirilerek, Rum mülkleri onlara dağıtılarak, tapulandı.

Kıbrıs Lirası yerine Türk Lirası tedavüle sürülerek, adamızın kuzeyi enflasyon vergisine bağlandı.

Kuzey Kıbrıs hava sahası üzerinden geçen uçaklara verilen hizmet karşılığı elde edilen geliri, Türkiye almaya başladı.

Kurtarılma karşılığı elde edilenleri çoğaltmak mümkün ancak unutulan bir şey var ki, Kıbrıs Türk toplumunun içinde ülkesini, insanını seven ve “kurtulmak için yola çıkıp, kurtarılan” fedakâr insanlar olmasaydı, asla bu kurtarılma başarılamayacaktı.

Buradan kurtarıcıdan medet uman Kıbrıslılara da şunu hatırlatalım; Vaktiyle Neyzen Teyfik’e, başrolünü Johnny Weissmuller’in oynadığı Tarzan filmini seyrettirmişler.

Filmin sonunda Tarzan, Afrikalı yerliler tarafından kaçırılan sevgilisi Jane’i kurtarıp, bir ağaç tepesine çıkarıp, öper ve filim burada biter. Neyzen’e “film nasıldı, ne anladın?” diye sorulduğunda şu cevabı vermiş: “Kurtaran düzer!”


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Şener Elcil yazdı: Siyasi Körler Ülkesi

Uzun yıllardan beri yurtdışında yaşayan, ancak Kıbrıs’tan hiç kopmayan, yurtsever...

Şener Elcil yazdı: Şov Yapmaya Devam ve Raskolnikov Sendromu

Yunanistan Başbakanı Kyriakos Mitsotakis, 2019 Temmuz ayında, Kıbrıs’a yaptığı ziyarette Türkçe konuşan...

Şener Elcil yazdı: Piyasa Açıldı

Kıbrıs gibi yarı kurak bir iklimde çiftçilik yapmak, tarımla uğraşmak çok zor bir iştir. Yaptığınız...

Şener Elcil yazdı: Çamaşır Makinesi Sendikacıları

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, ABD Başkanı Donald Trump ile Beyaz Saray’da yaptığı son toplantıda “Siz,...

Şener Elcil yazdı: Muhalif Olmak – 2

İnsan onuruna yakışmayacak, her türlü kirli işin ekonomi diye...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,913TakipçilerTakip Et
916AboneAbone Ol

Son eklenenler

Dionysis Dionysiou yazdı: Nolan’ın Odyssey’si: Denizden Gelen Düşman Biziz

Düşman ufkun ötesinde beklemiyor. Nolan'ın Odyssey'sinde, o, muzafferlerle birlikte...

Faik Bulut yazdı: Hizbullah ve İsrail kavgasının 20 yıllık bilançosu

Hizbullah ile İsrail arasındaki çatışmalar ve mücadelenin tarihi 1980'lerin...

Özkan Yıkıcı yazdı: Kavram fetişizminden yalan kullanım normalleşmesine

Neoliberalleşme ile birlikte, kendi kurallarını, bakış açısını da yerleştirip...

Özgür Gürbüz yazdı: Türkiye Küresel Serinletme Taahhüdü’nde neden yok?

İnsan kaynaklı iklim değişikliği kentleri yaşanmaz hale getiriyor. Avrupa’da...

Nafiz Özbek yazdı: Alman militarizmi ve sermaye: Almanya’nın yeniden askerileşmesinin politik ekonomisi

İkinci Dünya Savaşı’nın yıkıntılarından doğan modern Almanya, kısmen Hitler faşizmini...

İlhan Uzgel yazdı: Küresel Siyaset Dönüşürken-II: NATO 3.0 nereden çıktı?

Avrupa coğrafyasında ve Türkiye’de savunma, güvenlik konuları olunca dikkatler NATO’ya...

Hayri Kozanoğlu yazdı: Yapay zekâ krizi senaryosu

Yapay zeka (YZ) alanındaki gelişmeler küresel ekonominin başlıca konusu olmaya...

Volkan Yaraşır yazdı: ‘Efendiliğin reddi’: Üçgen örgütlenme ve direniş ağları

Efendiliğin reddi kolektif bir karşı duruş, yıkıcı bir ayağa...

Canlı yayın