İki yıl önce OECD’nin 2017 yılından beri üzerinde çalıştığı özgün bir çalışmanın ön sonuçlarını yazmıştım: Hasta Tarafından Bildirilen Gösterge Araştırmaları (Patient-Reported Indicator Surveys-PaRIS). Çalışma özellikle kronik rahatsızlıkları olan hastalara odaklanarak, bireylerin sağlık hizmeti deneyimlerini ve bu deneyimlerin yaşamları üzerindeki etkilerini ortaya koyan benzersiz bir gösterge seti sunuyor. Dikkat çekici bir yanı da hastalardan aldığı geribildirimlerle hem birinci basamak sağlık hizmetlerindeki durumu ortaya koyması hem de politika geliştirmeye yarayan uluslararası nitelikte bir çalışma olması. Böylece birinci basamak sağlık hizmetlerinin performansını ve insan odaklılığını iyileştirebilmek için politika yapıcılar, sağlık hizmeti sunucuları ve hastalar arasında bir diyalog ortamı oluşturmak hedefleniyor.
Geçtiğimiz yıl çalışmanın birinci tur sonuçları, geçen hafta da OECD tarafından “sağlık politikasını desteklemek için hasta bildirimli verilerin kullanılması” alt başlıklı politika belgesi yayımlandı. Raporda ve çalışmanın devamında çok değerli belgeler ve değişik ülke modellerini karşılaştırmamıza yarayacak veriler var. Can sıkıcı olan Türkiye’nin bu çalışmada yer almaması. Oysa çok övündüğümüz, dünyaya örnek gösterdiğimiz aile hekimliği modelimiz var. Sağlık Bakanlığı bu çalışmaya neden katılmadı? Tartıya çıkmaktan mı çekindi? Oysa katılsak, doğrularımızı ve yanlışlarımızı görsek, eksiklerimiz için politika geliştirsek daha iyi olmaz mıydı?
DİKKAT ÇEKEN SONUÇLAR
Sağlık hizmetlerinin temelini birinci basamak oluşturur. Halkınıza oradaki başarınız kadar nitelikli hizmet sunabilirsiniz. Araştırma kronik sağlık sorunları olan ve sayıları giderek artan bireylerin ihtiyaçlarını daha iyi karşılayabilmesi için sağlık sistemlerinin uyarlanmasına acil ihtiyaç olduğunu gösteriyor. Çalışmada 19 ülkede 45 yaş ve üzeri 107 bin hastadan ve bin 800 birinci basamak sağlık hizmeti merkezinden veri toplanmış. Araştırmaya katılan ülkeler: Avustralya, Belçika, Kanada, Çekya, Fransa, Yunanistan, İzlanda, İtalya, Lüksemburg, Hollanda, Norveç, Portekiz, Romanya, Suudi Arabistan, Slovenya, İspanya, İsviçre, Amerika Birleşik Devletleri ve Galler.
İnsanlar daha uzun yaşıyor, ama bu daha iyi yaşadıkları anlamına gelmiyor. Kronik hastalıklar çok yaygınlaşmış durumda. Yaşı 45 ve üzerinde birinci basamak sağlık hizmeti kullanıcılarının yüzde 82’si en az bir, yüzde 52’si en az iki, yüzde %27’si ise üç veya daha fazla kronik hastalıkla yaşıyor. Kronik hastalıkların sayısı arttıkça hastaların hissettikleri iyilik hali bozuluyor. Hizmet değerlendirmelerinde ortalamanın üzerinde olumlu cevap alınan ülkeler İsviçre, ABD (65 yaş üzeri ve Medicare kapsamındaki hastalar), Avustralya, Çekya, Fransa ve Norveç. Göstergelerin yarısından fazlasında ortalamanın altında puan alanlar Yunanistan, İzlanda, Portekiz, Romanya ve Galler.
HASTALARIN GERİ BİLDİRİMLERİ ÖNEMLİ
Kronik hastalığı olanlar ihtiyaçlarına odaklanan bir sağlık hizmeti aldıklarında fiziksel ve ruhsal sağlıklarının, esenliklerinin daha iyi olduğunu bildiriyor. Sağlığa daha çok kaynak ayırmak önemli ama bu da daha iyi hizmet alabildiğiniz anlamına gelmiyor. İyi organize olmuş sağlık sistemlerinde daha az kaynakla daha iyi sonuç almak mümkün. Çalışma her on hastadan dördünün kendi sağlığını yönetme konusunda kendine güvenmediğini, yine her on hastadan dördünün sağlık sistemine güvenmediğini gösteriyor. Hastaya yeterli zaman ayrılması çok önemli. Kendilerine yeterli zaman ayrıldığını düşünen hastaların yüzde 64’ü sağlık sistemine güvenirken yeterli zaman ayrılmadığını düşünenlerin yüzde 34’ü güveniyor. Hizmet alırken yaşanan olumsuzluklar sağlık sistemine güveni ciddi biçimde sarsıyor. İhtiyaç duyduğunda randevu alamama, geç veya yanlış tanı alma gibi olumsuz deneyimler güveni yüzde 70’lerden 30’lara düşürüyor.
Kadınlar daha uzun yaşıyor. Bunun yanında fiziksel ve ruhsal sağlıklarına yönelik değerlendirmeleri daha olumsuz, sağlık hizmetlerine güvenleri daha az. Hastalar uzaktan sağlık hizmetlerine ve verilere erişim gibi dijital teknolojileri kullanmakta zorlanıyor, ilgili internet sayfalarının kullanımının zor olduğunu belirtiyor.
Rapor sağlık hizmetleri ile ilgili karar alma süreçlerinde hasta bakış açılarının dikkate alınmasının önemini ortaya koyuyor. Çalışmanın sonuçları ulusal sağlık stratejilerine yön verebilecek, hizmet sunumunu iyileştirebilecek, daha entegre ve insan odaklı bakım modellerine geçişi sağlayacak öneriler içeriyor. Türkiye’de de Sağlık Bakanlığı’nın bu tür çalışmalardan kaçmaması, hasta ve sağlık çalışanlarının geri bildirimlerini dikkate alan şeffaf bir anlayışla politikalar geliştirmesi gerekiyor. Doğru sağlık sistemi hekimlerin, sağlık emekçilerinin, yurttaşların ve yöneticilerin bir arada karar alabildikleri modellerle geliştirilebilir. Bu da yüzü insana, doğaya, yaşama dönük iktidarlarla mümkün.
Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.



