yaklaşımlarÖzkan YıkıcıÖzkan Yıkıcı yazdı: Gelişmelerde gündem oluşturma sırrı

Özkan Yıkıcı yazdı: Gelişmelerde gündem oluşturma sırrı

Bir ufak soru sorsam: Türkiye’deki gelişmeleri buradaki medya kaçı gündeme çekme hamlesi yapar? Elbet resmi açıklamaların işine gelen boyutunu bir yana itersek, sıfır çekme olasılığı yüksek. Ancak, resmi açıklamalar hele de Kıbrıs ile alakalı olunca, yeni son teslimiyet rüzgârıyla da “teşekkür edilme” yarışında koltukçuları bulmak da kolay. Daha da ileri gidecek olursak, Türkiye yetkilileri veya ona uygun başka kesimlerin demeçleri öyle bir ele alınır ki sadece işinize gelen bölümle yetinilir. Örnek: Erdoğan parti toplantısı sonrası konuşur. Hemen arada Kıbrıs’la alakalı resmi görüşe hizmet eden, içteki politik kullanıma yönelik sözler ettiği zaman, bizim özellikle birkaç medya dışında hepsi kendine geleni alıp ötekini dahi belirtmez. Hele de iç muhalefete göndermelere ihtiyaç duyulmadıkça manşete koydurtmazlar.

Bir de başka şekilde işler: bir hamle veya uygulama yapılmak istenir. Doğru yanlış bakılmaksızın hemen bizim konuyu gündeme taşıyanlar “Türkiye de böyle yaptı, biz neden yapmayalım” demekle destek bulacağına inanılır. Tabii K. Kıbrıs’taki uygulamalarda, hele de Üstel dönemi “nasıl başbakanlığa oturtulduğu unutulmasın,” hemen peşinden duyduğu her Kıbrıs açıklamasına teşekkür göndermesi yapma yarışında liderliği alma peşindedir. “Türkiye sayesinde” veya “Türkiye’ye teşekkürler” lafları bolca kullanılır. Sayesinde, talimatıyla, teşekkür etmenin artık vıcığının çıkarıldığını eklersem, hiç yalan olmaz. Aynen çoğu aynı çizgideki medya da bunu hemen işler.

Ancak, öteki gelişmelere gelince de sağırlık, önemli bir kural olarak işleve girer. Bir de son gelişmelerdeki bir olay gibi de olanlar var: jet hızıyla gelen -sakın aklınıza Üstel gelmesin- daha okunmadan vekillerin onayladığı çerçeve yasasında da, en azından Türkiyeleşmenin etkisiyle önemli bir hamle olarak yorumlanmasını bekleyen olmuştur. Ama hemen hemen hiç olmadı. Belki de seçim hesabının sarhoşluk derecesi ya da talimat gelmediği için yazacak laf bulunamadığı içindir.

Oysa Türkiye artık burasını resmen her yönüyle kontrol ediyor. Şikayet eden de yok. Ama onca medya, sonucu hiç olmazsa nasıl bir Türkiye geleceğini anlatma adına olanları aktarma kuralına uygun haber yapsa desem boşuna.

Türkiye’de gerçekten önemli gelişmeler oluyor. Ancak, bunlar direkt içsel muhalefetle oluşan dengeler üzerinden değil, emperyalist bölgesel hesaplardan ve rejimin devamlılığına yönelik siyasal girişimler olarak yaşanıyor. Şu paradoks her şeyi anlatır: Türkiye’de hızla çerçeve yasası geçer. Sayıya bakarsan, dörtyüzlerin çok üstünde. Beklenen rakamı da aştı. Buna karşılık tüm sansürlemelere rağmen hâlâ soru çok. Kuşkular yaygın. Eleştiriler bol. Hatta imzayı çakıp “evet”i boş kâğıda yazanlar bile endişelerini belirtiyor. Onca tartışmayla hızla yasalaşmayı yan yana koyunca, bir çelişki bulacağınız kesin. Ama şansımız: bizim şanlı medyaları izliyorsanız, gazeteleri okuyorsanız, çok azı olayı haber yaptı.

İlgili yasanın isimlendirilmesi dahi çok farklı: Cumhur İttifakı, yani iktidar kesimi, “terörle mücadele” ekseninde “terörün bitirilmesi yasası” siyasal hamlesi olarak propagandalaştırıyor. Özellikle DEM çevreleri ise yüksek sesle “barış ve demokratikleşme” ismini kullanmayı yeğliyor. Bu iki kavram oldukça farklı. Dahası: “Kürt” kelimesi kimi çevrelerce kullanılıyor. Hatta Kürt sorunu için önemli bir hamle olduğu belirtiliyor. Ama iktidar bloğu tüm servis ettiklerinde, açık demeçlerinde salt terörü bitirme sınırıyla sınırlandırıyor. Tabii ki yasayı da kendi hazırladığı için de içerikte hep silah bırakma üzerinden, hem de kuracağı komisyon denetiminde gerçekleşmesini savunup yasalaştırdı. Oysa başta Kürt çevreleri, hep “Kürt sorununun çözümü” lafını ve “barışı” öne çıkararak övgüler sıralıyor. İçerik boşluğunu da “yasanın bir başlangıç olduğunu” belirterek ikna çabasına girişti.

Öteki devlet merkezli partiler ise darmadağın. Sadece bazı sağ partiler direkt aynı eski resmi görüş ekseninde tavır koyup karşı çıkmaktadır. Sosyal demokratlar ise zaten kayyum krizinden ve operasyonlardan nefes bulmaya çalıştıkları için hazırlıksız yakalandılar ve kendi içlerinde tartışmalı bir sonuçla karşılaştılar.

Peki genel gerçekleştirme yoluna gidersek: mecliste jet hızıyla yasa geçerken, sokakta aylardır maaşlarını alamayan madencilerin taleplerini duyurma eylemi Ankara’da güvenlik güçlerince dayaktan geçirilerek, ters kelepçeyle tutuklanıyorlardı. Bu basit örnek ise tam da hem de çok önemli bir yasa geçirilirken, anayasa denilirken, yasal önem vurgulanırken, çok basit bir sorunun hiç yanıtının olmadığını gösteriyordu. Anayasa ve AİHM kararına rağmen hâlâ tutukluların, eğer yasal uyumluluk olacaksa, serbest bırakılmalarının hukuki zorunluluğu resmi çevrelerde hiç karşılık bulmadı. Yine de Türkiye’de önemli çevreler yasayı şu veya bu şekilde açıkça desteklediler. Kendileri yasaya rağmen tutsak olanlar dahil.

Burada önemli bir kavramın içeriğine değinerek şimdilik konuyu tamamlayayım. Kavramın açıklayıcı kelimesel simgesi var. Ancak sosyolojik, hukuki veya siyasal kavramlarda önemli bir genişleme içerik durumu da var. Çünkü sonuçta bu açıklanan olayın neden-sonuç ilişkisiyle oluşumu var. Ayrıca kullanılan kavram, eğer onu kullanan güçlerin içerik anlamıyla tartışılmazsa, hep eksik kalır. Hele de yeni hamleli uygulanacak bir yasallık varsa, onu gündeme getirenin durumuyla içeriğinin anlamı daha bir bilinmesi gereken koşuldur.

“Çözüm” deniliyor. Çözümü yapacak kesimlerin önce masada olmasına bakılacak. Sonra nasıl bir görüşme izleme yöntemine önem verildiği anlaşılmaya uğraşılacak. Konu malum da, bunu ele alıp ilerletmek veya dondurmak isteyenin de hesapları var. Şekillenme, masa başındaki kesimlerin güçleri ile yönlendirme tutumları çok önemlidir. Hatta konulan isim gibi. Son çerçeve yasasına gelinceye dek, yapıldığı hâlde bilinen görüşmeleri söylemek dahi suçtu. Hele de iki yıl öncesine dek masadaki karşıt “Öcalan” baş düşmandı. Onun adını anmak dahi, hapiste terör örgütü adıyla suçlandırılmanıza yeterdi.

Bu özetlenen durumlar her alanda geçerli. Konulan kelimenin içeriği malum. Ama bunu hayata geçirirken, masada olanların bakışını bilmek önemlidir. Zaten belirleyecek olan da siyasal hamleyi yapanın ağırlığıdır, bu kaçınılmazdır. Hele de kamuoyu bilmiyorsa, klişelerle idare ediyorsa, iş işten geçince, bambaşka yaratılan bir kamuoyu dışında kendinizi bulmanız da mümkündür. Nitekim daha konu gündemleştirilmeden, özellikle yerel seçimler sonrası iki hamleyle bugünün sinyalleri verildi. Devlet içi bloklaşmada yeni bir denkleme gidiliyordu. Seçimi alan muhalefetin belediyelerine kayyumlar ve operasyon “ödülü” konulurken, Kürtlerle Öcalan sınırında bir diplomasinin yapıldığı sızıntısı da vardı. İstenilen, sayısal rakamla rejimin devamı hamleleriydi.

Ötekisi de tıkanan Ortadoğu projesinde, hele de Amerikan-İsrail İran saldırılarında umulan olmayınca, bölgesel yeni girişimler oldu. Bunu resmen Ankara’nın yeni Amerikan elçisi de açıklıyordu. Demokratik değil, federal hiç olamazken, “monarşiler diyarı” Ortadoğu denildi. Bunlar açıkça seslendirilirken de Türkiye’de hem de en karşıt Bahçeli, Öcalan övgü şok tedavisine geçti.

Bilmem, bu gelişmeler size bir şeyleri kımıldatmaya yetiyor mu?


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Özkan Yıkıcı yazdı: Kıyas yapma örneği: Kolombiya

Kolombiya, son yıllarda değişik yönleriyle gündemde oluyordu. Özellikle solcu...

Özkan Yıkıcı yazdı: Hızla çerçeve yasası geçerken

İki yıldır konuşturuldu. Algılarla epey propaganda yaptırıldı. Algılar diyorum:...

Özkan Yıkıcı yazdı: 8 Ağustos çocukluğumdan, siyasal travma yaşama dönemine dek gelinmesi

8 Ağustos, Kıbrıs'ta önemli bir tarihi gün olarak anılıyor....

Özkan Yıkıcı yazdı: Suudi merkezli, Amerikan açık destekli yeni bölgesel ittifak açıklanırken

Erdoğan bir günlük Suudi Arabistan ziyareti için Mekke'ye gider....
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,912TakipçilerTakip Et
918AboneAbone Ol

Son eklenenler

Özkan Yıkıcı yazdı: Kıyas yapma örneği: Kolombiya

Kolombiya, son yıllarda değişik yönleriyle gündemde oluyordu. Özellikle solcu...

Özkan Yıkıcı yazdı: Hızla çerçeve yasası geçerken

İki yıldır konuşturuldu. Algılarla epey propaganda yaptırıldı. Algılar diyorum:...

Özkan Yıkıcı yazdı: Çerçeve yasası meclise gelirken

Sonuçta bilinmeyen ama üzerinden bol bol yorumlar yapılan yasa,...

Özkan Yıkıcı yazdı: Kavram fetişizminden yalan kullanım normalleşmesine

Neoliberalleşme ile birlikte, kendi kurallarını, bakış açısını da yerleştirip...

Dionysis Dionysiou yazdı: Nolan’ın Odyssey’si: Denizden Gelen Düşman Biziz

Düşman ufkun ötesinde beklemiyor. Nolan'ın Odyssey'sinde, o, muzafferlerle birlikte...

Canlı yayın