yaklaşımlarÖzkan YıkıcıÖzkan Yıkıcı yazdı: Kıyas yapma örneği: Kolombiya

Özkan Yıkıcı yazdı: Kıyas yapma örneği: Kolombiya

Kolombiya, son yıllarda değişik yönleriyle gündemde oluyordu. Özellikle solcu lider Petro’nun başkan olması sonrası ülkede değişimler başlatıldı. Dış politikada da Kolombiya, aldığı tutumlarla haberin de ötesine geçip, gündemleşip tartışmalarda önemli bir örnek oldu. Hele de Trump’ı da çileden çıkarıp, tam da B.M. toplantısı için Amerika’dayken vizesinin iptal edilip sınır dışı edilmesi, aslında düşündürücü olma çizgisini aşan bir gelişmeydi.

Bu yıl Kolombiya seçimleri önemliydi. Bazı ülkeler vardır ki seçim sonuçları, politikaya da hemen yansır. Bir anlamda fark bulmanın turnusolu hâline gelir. Kolombiya’da seçimler yapıldı. Başkanlık tek döneme dahil olduğu için Petro aday olmadı. Ama arkadaşı adaydı. Fakat, tam bir Kolombiya tipi seçim süreci yaşandı. Öyle yaşandı ki Kolombiya’nın eski devlet başkanı sonuçları tanımadı. İmzalamayarak itiraz yaptı. Mahkemeleri göreve çağırdı. Kazanan aşırı sağ faşist adaydı. Tabii söylemeye değer var mı: Trump her türlü entrika ile maddi katkı yaparak seçimin mümkün olduğu derecede içine girdi. Kısa zaman önce de Petro saraydan ayrılıp tören yapmadan yeni başkan saraya geçer. Çünkü, Petro’ya göre seçimlerde hile vardı. Bunun soruşturulması gerekirdi.

Şu soru oluşması muhtemel: seçime itiraz eden eski devlet başkanı. İtiraz anında da başkandı. Birçok açık kanıt da sundu. Ama kurulan sistemin özü sonucu, kurumsal denklem harekete geçmedi. Zaten Petro başkan olduğu dönemde tüm iyi girişimlerine karşın, eski yapının devamı bazı kurumlar direkt ona karşı çıkıp, görevden uzaklaştırmaya çalıştılar.

Gelelim ondan sonrasına: Petro’nun yerine geçen başkan, direkt Amerikan yanlısıydı. Zaten, Trump daha koltuğa oturur oturmaz, yardımları yağdırdı. Epey açık yardım yapılır hâle geldi. Tabii başta madenlerin de kendi şirketlerine verilmesi teslimiyeti de hemen başlatıldı. Ama biz gelelim pek yansımayan dış politika durumuna…

Petro başkan iken dünyada birçok gelişme oldu. Kolombiya içinde olanları, benim gibi ilgilenip izlemeyenler elbet duymadı. Zaten önemsenen de yoktu. Halbuki Petro iç politikada da bazı önemli hamleler yaptı.

Petro başkanlığında önce Gazze soykırımı gerçekleşti. Petro direkt tavır aldı. Öyle ki İsrail ile olan önemli anlaşmaları da fesih etti. Yine Petro, liderken Filistin sorununda anti-Amerikan tutumunu, lafla değil tutumlarla taçlandırdı. Daha ileri giderek kapitalizmi de eleştirip her alanda açıkça belirtti. B.M. toplantısında, kürsüden konuşurken, İsrail’i kınadı. Filistin’e destek verdi. Sistemin eşitsiz sömürüsüne sert ifadeler kullandı. Sokakta Filistin’e destek amacıyla oynanan futbol maçında sahaya inip direkt katılımcı oldu. Latin Amerika politikasında daha bağımsız bir seçeneği öne çıkardı. Amerika’nın başta Venezuela müdahalesine izin vermedi. Ülkesinden Karakas’a saldırı olanağı sağlamayıp adeta Trump’ı çıldırttı. Tabii bunlar hem içte hem de dışta epey değişik tepkiler de aldı. Tabii unutmadan, Güney Afrika’nın İsrail hakkındaki UCM davasında da taraf oldu.

Bu ilkelere uygun politika uygulamaya çalıştı. Hele Maduro’nun kaçırılmasında ses veren liderler arasındaydı. Mafyaların uluslararası boyutunu somut kanıt ve tutumlarla da açığa çıkarmakla kalmayıp, resmen pratikte örnekleştirdi. Kendine has bir sol politika uygulayarak salt ülkesi veya Latin Amerika değil, dünyada sempati kazandı. Tabii ki buna karşılık da başta Amerika ve İsrail’in şimşeklerini de çekti.

Tartışmalı seçim sürecine girilirken de durmadan kanıtlarla bazı müdahaleleri açıkladı. Israrla yargının müdahale etmesi gerektiğini belirtti. Zaten kanıt aramaya gerek yoktu: Trump, açıkça her olanakla faşist adayı destekliyordu.

Sonuçta emperyalist tipi demokrasicilik oyunundan bir seçimi izleyerek yeniden bilmeyenlere öğretildi, bilenlere de unutanlara hatırlatıldı. Ama devamı da geldi. Hani bizde pratikle de yerleşen “kim olursa olsun” ilkesi var ya, dünyada aynı olmadığını anlatan hızlı bir kıyas tablosu oluştu. Tekrarda yarar var: Petro devrim yapmadı. Seçimle sistem içi gelen sol bir liderdi. Yine de olanaklar ölçüsünde devlet içi kurumsal zorlamayı fazla yapmadan ileri, farklı adımlar attı. Bu, en azından sağ ve sol bakış farklılığının pratik turnusolunu yaşattı. Nitekim yine dış politikada kalacak olursak: yeni faşist lider, Trump’ın da dolarlarından şirket pazarlamalarına geçerken, ilk önemli dış politikası İsrail ile yeniden ilişkileri kurmaya girişmesi oldu. Bu eksenle alakalı peş peşe kararlar geldi. Öyle ki çoğumuzun duyup da unuttuğu konu da güncelleştirildi. Suriye’deki İsrail’in işgal altında tuttuğu Golan Tepeleri’nin ilhakını tanıdığını belirtti. Bir anlamda tam tersi bir politika geçişi yaşandı. Gazze soykırımını tanıyarak, Ceza Mahkemesi sürecinden çekilme gibi durumlara bir de Golan Tepeleri’nin işgal altından ilhaklaşıp direkt İsrail toprağı olmasını da kabullendi. Elbet Latin Amerika politikasında Amerikan sömürge valisi olma gerçeği, yine Küba’ya da darbe getireceği kesin.

Konuyu biraz izliyorsanız; Venezuela’da da aynı tutumların bir kısmını uyguladı. Hatta kıtaya İsrail danışmanları gibi askeri çevrelerin gelişine de kapı açtığı kolayca gerçekleşti.

Kolombiya önemliydi. Amerika’nın en yakın müttefikiydi. Petro seçimi kazandığı anda, nelerin olacağı merak konusu hâline geldi. Direkt Amerikan kontrolünde, her türlü sermayeden askere varlığı kökleşen bir koşulda birçok taşı oynattı. Bunu pratikle de kanıtladı. Ama hani ezberletilmeye çalışılıyor ya: “artık sağ sol fark etmez” cümlesi artık pratikle bozulan bir gerçek oldu. Sadece Filistin konusunda veya son dönemde kavrularak yaşadığımız iklim bozulmalarında “hepsi aynıdır” lafı tutmuyor. Yeter ki her görüş kendi pratiğiyle birlikte uygulansın. Kolombiya, hem de ilk solcu başkan deneyiminde, bize sol görüşlerin sağdan farklılıklarını birçok konuda kanıtladı. Üstelik seçimlerle gelirken, hileli seçim veya müdahalelerin gölgesindeki bir seçimle nasıl bir değişim, faşist kayışın da sistemsel aynada resmi hâline geldi. Varsın Kıbrıs’ta “hâlâ sağ sol farkı artık kalmadı” ezberi pratikle karşılık bulmaya devam etsin.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Özkan Yıkıcı yazdı: Gelişmelerde gündem oluşturma sırrı

Bir ufak soru sorsam: Türkiye'deki gelişmeleri buradaki medya kaçı...

Özkan Yıkıcı yazdı: Hızla çerçeve yasası geçerken

İki yıldır konuşturuldu. Algılarla epey propaganda yaptırıldı. Algılar diyorum:...

Özkan Yıkıcı yazdı: 8 Ağustos çocukluğumdan, siyasal travma yaşama dönemine dek gelinmesi

8 Ağustos, Kıbrıs'ta önemli bir tarihi gün olarak anılıyor....

Özkan Yıkıcı yazdı: Suudi merkezli, Amerikan açık destekli yeni bölgesel ittifak açıklanırken

Erdoğan bir günlük Suudi Arabistan ziyareti için Mekke'ye gider....
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,912TakipçilerTakip Et
918AboneAbone Ol

Son eklenenler

Özkan Yıkıcı yazdı: Gelişmelerde gündem oluşturma sırrı

Bir ufak soru sorsam: Türkiye'deki gelişmeleri buradaki medya kaçı...

Özkan Yıkıcı yazdı: Hızla çerçeve yasası geçerken

İki yıldır konuşturuldu. Algılarla epey propaganda yaptırıldı. Algılar diyorum:...

Özkan Yıkıcı yazdı: Çerçeve yasası meclise gelirken

Sonuçta bilinmeyen ama üzerinden bol bol yorumlar yapılan yasa,...

Özkan Yıkıcı yazdı: Kavram fetişizminden yalan kullanım normalleşmesine

Neoliberalleşme ile birlikte, kendi kurallarını, bakış açısını da yerleştirip...

Dionysis Dionysiou yazdı: Nolan’ın Odyssey’si: Denizden Gelen Düşman Biziz

Düşman ufkun ötesinde beklemiyor. Nolan'ın Odyssey'sinde, o, muzafferlerle birlikte...

Canlı yayın