yaklaşımlarÖzkan YıkıcıÖzkan Yıkıcı yazdı: Yeniden bir ittifak yazısı: Mekke

Özkan Yıkıcı yazdı: Yeniden bir ittifak yazısı: Mekke

Mekke İttifakı sorularla birlikte konuşulmaya devam ediliyor. Tabii ki K. Kıbrıs hariç. K. Kıbrıs’ta başlangıçta bazı kesimler sırf Türkiye oluşu nedeniyle şöylesine haber yapıp bıraktı. Bazısı da “çok az” hamasi ihtiyaç terkisine konularak atışlar yaptı. Aslında ben güneyde biraz olsun tartışılmasını umuyordum. Orada da şimdilik fazla ilgi yok. Demek oluyor ki, Mekke gibi hem de Ortadoğu-Güney Asya ittifak genişliğindeki bir yapı dahi burada esamesi okunmaz. Üstelik bol bol “olmazsa olmaz” denilen Türkiye’nin de olmasına karşın.

Son dönemi izlerken, Mekke İttifakı veya Türkiye’deki çerçeve yasası gelişmelerini yakalarken, yeniden aklıma sistemsel uyumlaşan kaçış propaganda enstrümanı geldi geçti. Dikkat ettiniz mi, her konuda öyle bir durum oluyor ki içeriği bilinmeden, sunuma gelmeden bir başlık karşımıza çıkarırlar. Sonra çıkarılan konuya klişeleşen kelime konduruluyor. Olayın kendisi değil de başlıkla etraf algılara boğuluyor. İnsanlar gündeme sokulan konunun adını istenilen şekliyle duyar. Ama içeriğini bilmez. İçerik adeta propaganda yapanlarca konulur. Bazıları da tahmini hava basar. Bir anda birçok görüş havada uçuşur. Ancak, bilgi kısırlığı nedeniyle, herkesin ihtiyacına göre tartışmalar günlerce sürer. Hatta konu gündeme gelip içerik yayınlansa dahi birçok eksiklik devam eder. İnsanlar eğer bilgi birikimi de yoksa, güncel tutsaklıkla olayı tartışıp kendine göre yontar.

Türkiye’deki son çerçeve yasasıyla tamamlanan sürecin ilk adımı, Mekke İttifakı, hatta Guterres adaya gelirken ki gündem olguları hepsi bu içeriktedir. Emperyalist sistem, hele de 2008 finans krizi tıkacıyla da artık yeni propaganda alanını böyle uyguladı. Bir kelime atılır, içerik yok. Bazı işbirlikleri kurulur, belge bulunmaz, ama bolca gündemde tartışılır. Oysa konulan ister kelime ister belge, resmen sistemin gelecek politik hesabı hâlindedir.

Mekke İttifakı önemli. Öyle önemli ki pratikte nasıl uygulanacağı sorusuyla da daha da dikkate alınması şart. Olayın başlangıcında konuyla alakalı bazı görüşler yazdım. Olayın Ortadoğu gerçeği, daha önceki deneyimler ile katılımcıların önemli ortak siyasal yapılanışları, bir anda olayın öyle önemsiz olacağı kaçışına kolay kolay neden yok. Fakat, olayı değerlendirenlerin önemli kısmı soyutlama yapıp sistemin istediği ayarlarla yaptığı için, kolayca sorular bulup farklılıklar koyup, ilerde olabileceklerin anlaşılmasına da bilmeden hizmet etmektedir.

Katılımcı ülkeler Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan. Bu üç ülkeyi görünce, hele de Mekke merkezli olması imajı da ideolojik mesaj bakımından çok yönlü uyarıcılar içermektedir. Hele de son İran saldırılarıyla tıkanan Trump’ın, üstelik Çin’i kuşatma adına Pasifik’e açılmayı çoktan planlarken tıkanması, genel emperyalist politika bakımından da dikkat etmemi sağladı. Zaten Ortadoğu, kırklar sonundan itibaren NATO kanalıyla Türkiye’ye gelirken, bölgede yeni ittifak deneyimleri hep oldu. Ama direkt İngiltere-Amerikan projeli olmalarına karşın, hep ülkesel ittifak simgesiyle bırakılıp konu göz ardı edildi. Türkiye, İran ve Pakistan işbirliği ittifakı bunun somut örneği. Üstelik bu ittifak yetmişlerde Yeşil Kuşak yapısının da ön karakolu gibi planlanmıştı.

Koşullar malum. Katılımcı ülkelerin durumu da ortada. Ama bazı kolayca aldatıcı görüşler de var. Emperyalist gerçeği soyutlayarak yapılan bu durum kaçınılmazdır. Örnek Pakistan’ı verelim. Çoğu yorumcu Pakistan’ı Çin’le de alakalı bir müttefik olarak algılatıyor. Doğrudur bir ölçüye kadar. Hemen hatırlatalım. Yetmişlerde de Pakistan-Çin ilişkileri iyiydi. Hatta Hindistan savaşlarında Pakistan’ı Çin de destekledi. Ama, Pakistan hep Amerikan siyasal kıskacından çıkamadı. Öyle ki Ziya-ül Hak darbesi gibi askeri darbelerle de ayarları oluşturdu. Cihatçı deposu hâlinde dünyaya gericiliği Amerika, Pakistan üzerinden gönderdi.

Son dönem konumuna gelince: Musa Özuğurluğu’nun da Pakistan konusunda ikilemli anlatışını duyunca yeniden hatırlatma ihtiyacını duydum. Yalnız ekleyeyim: Pakistan’la ilişkiler iyidir. Ama temel değildir. Karşılıklı çıkarlarla çekilen bir çizgidedir. Ancak herhalde Han’ın nasıl devrildiğini aklınızda tutuyorsunuzdur. Pakistan’ın bundan önceki başbakanı Han hapiste. Çünkü Han, Amerika’nın istediği “Rusya’ya gitme ve bana Çin sınırına yakın üs ver” önerilerine uymadığı için onu resmen yargıdan orduya uzanan bir darbeyle devirdiler. Sonra da hapse soktular. Son seçimde adayları kazansa da bin bir kılıfla yapılan dalaverelerle yine hükümet Şerif’e kurdurtuldu.

Aynı zamanda Pakistan’ın nükleer silah yapımına da göz yumulduğunu akıldan çıkarmayalım. Yine de koşulları gereği, Pakistan bir Asya ülkesidir ve Çin’le önemli çıkar ilişkileri vardır.

Şuna bir bakalım: Pakistan’daki rejim İslami bir rejim. Üstelik direkt Amerikan müdahaleleriyle de oturan bir rejim. Pakistan’da iki kurumda Amerikan etkisi var: ordu ve adalette. Bunlar yeri geldikçe müdahale eder. Tabii bir de İslamcı-şeriatçı kesim. Boşuna senelerdir Pakistan’da gerici cihatçı kamplarda CIA eğitim yapmadı.

Suudi Arabistan-Amerika ilişkileri malum. Üstelik Suudiler Amerika için finansman yeri; son Trump’ın da yaptığı gibi, gidip milyarlarca doları silah satarak cebini doldurdu. Türkiye ise NATO üyesi. Şu andaki rejim siyasal İslam çizgisinde. AKP’nin kuruluşundaki toplantının şekli de Merdan Yanardağ’ın kitabında belgeleriyle var. Zaten Trump’ın meşruluk vermesi de boşuna değil. Tabii Suudi denilince Mekke durumu da var. İslam dünyasındaki siyasetçilik, ümmeti savunurken merkez Mekke’dir. Mekke damgasının kimi çevrelere çağrısı da bu.

Yer Ortadoğu. İran’ın takınışı ile özellikle Körfez ülkelerini Amerika’nın onca dolarlara ve silahlara karşın korumaması da başka bir gerçek. Barrack ise ısrarla Ortadoğu monarşileri ve federalciliğe fatiha okuyor. Ümmet ve İslam ideolojileri yönetimlerde değişik şekillerde var. Bu konuda Amerika’nın katkısı tartışılmazdır. Amerika’nın bölgeden çekilme talepleri de arada seslendiriliyor. Tam da bu gelişmeler üstüne Mekke İttifakı çıkar. Ama içerik pek yok. Ortaya çıkan bazı maddelerin biri de tıpkı NATO’nun beşinci maddesi gibi. Birine saldırı olursa, hepsine olmuş gibi kavranıp tavır konulacak. Bazı yorumcular, emperyalist gerçekle davrananlar, ya “Ortadoğu NATO’su” veya eskiden CENTO tipi örgütlenme olarak anlamaktadırlar.

Şimdiden tedirgin olanlar var. Hedef pek açıklanmasa da yaşananlar, hedefin şu veya bu şekilde İran olduğunu akla getiriyor. Bazısı İsrail deme peşinde. Bunlar yine yanılır. Tabii emperyalist bir bakışla bakmadıkları için. Amerika, tıpkı CENTO döneminde de olduğu gibi İsrail konusunu da içerir. Yetmişlerde Ortadoğu savaşları da yaşanmasına rağmen istihbarat ilişkilerinde üçlüğe İsrail’in de katılması yaşananlar arasındaydı.

Pakistan ordusuyla, nükleer gücüyle, Suudiler para ve petrolleriyle, Türkiye ordu ve gelişen askeri sanayisiyle, bir anlamda eksikliklerin birbirini tamamladığı koşulların birleşmesidir. Tabii ki Suudiler şimdiden Bab el-Mandeb Boğazı’na çoktan hedefi koydu. Ayrıca acaba Mısır da olur mu sorusu var.

Kısaca: Mekke işbirliği ittifakı çok mesaj verir. Hele de bölge Ortadoğu olunca, işin içinde Amerika da destekleyince, İngiltere’nin nerede olduğunu hâlâ pek anlamadığımız bu gelişmede, ilerde fazla duyulacak durumlarla karşılaşmamız mümkündür. Unutmadan: Bağdat Paktı kurulurken, Türkiye kamuoyuna hep kendi özüyle denildi. Oysa Bağdat Paktı kurulurken, Kıbrıs’taki İngiliz valisi Doktor Küçük’ü de alıp katılmıştı. Sahi, ikiye ayrılan Kıbrıs’ta böylesi ittifaklar hiç mi endişe duyurmuyor?


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Özkan Yıkıcı yazdı: Ufak bir canlanışa girişirken

Genelde havamız sıcak. İşiniz yoksa da çoğu zaman evden...

Özkan Yıkıcı yazdı: Diplomasi kıskacında, Libya

Libya, bir anda gündemde çalkalanarak, darmadağın olmuştu. Birçok gücün...

Özkan Yıkıcı yazdı: Kıyas yapma örneği: Kolombiya

Kolombiya, son yıllarda değişik yönleriyle gündemde oluyordu. Özellikle solcu...

Özkan Yıkıcı yazdı: Gelişmelerde gündem oluşturma sırrı

Bir ufak soru sorsam: Türkiye'deki gelişmeleri buradaki medya kaçı...

Özkan Yıkıcı yazdı: Hızla çerçeve yasası geçerken

İki yıldır konuşturuldu. Algılarla epey propaganda yaptırıldı. Algılar diyorum:...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,907TakipçilerTakip Et
921AboneAbone Ol

Son eklenenler

Özkan Yıkıcı yazdı: Ufak bir canlanışa girişirken

Genelde havamız sıcak. İşiniz yoksa da çoğu zaman evden...

Özkan Yıkıcı yazdı: Diplomasi kıskacında, Libya

Libya, bir anda gündemde çalkalanarak, darmadağın olmuştu. Birçok gücün...

Özkan Yıkıcı yazdı: Kıyas yapma örneği: Kolombiya

Kolombiya, son yıllarda değişik yönleriyle gündemde oluyordu. Özellikle solcu...

Özkan Yıkıcı yazdı: Gelişmelerde gündem oluşturma sırrı

Bir ufak soru sorsam: Türkiye'deki gelişmeleri buradaki medya kaçı...

Özkan Yıkıcı yazdı: Hızla çerçeve yasası geçerken

İki yıldır konuşturuldu. Algılarla epey propaganda yaptırıldı. Algılar diyorum:...

Canlı yayın