Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres’in adayı ziyareti sırasında sivil toplum örgütleriyle gerçekleştirdiği basına kapalı toplantıda yaşanan gerginliğin ardından yeni bir gelişme kaydedildi.
Toplantıda 100’den fazla örgütün imzaladığı İki Toplumlu Barış İnisiyatifi deklarasyonunu Guterres’e sunan ve Kıbrıslı Türklerin yaşadığı sorunlara dikkat çeken Kıbrıs Türk Orta Eğitim Öğretmenler Sendikası (KTOEÖS) eski Başkanı Selma Eylem, doğrudan hedef alındı.
ÖNCE SATAŞMA SONRA GÖZDAĞI
Toplantı sırasında Kıbrıslı Türklerin iradesine yönelik müdahaleleri, asimilasyon politikalarını ve adanın kuzeyinde yaratılan statükoyu eleştiren Eylem’in konuşması, Kıbrıs Türk Ticaret Odası Başkanı Turgay Deniz tarafından kesilmeye çalışılmış ve Eylem hakarete uğramıştı. Basına yansıyan son gelişmeler durumun polisle gözdağı verme noktasına taşındığını gösterdi.
Basın-Sen Başkanı ve Kalem Kıbrıs yazarı Ali Kişmir’in köşesinden gündeme getirdiği olaya göre, Selma Eylem Adli Şube tarafından aranarak ifadeye çağrıldı.
“RESMİ YAZI VAR AMA ŞİKAYET YOK”
Yaşanan süreci Yenidüzen Gazetesi’nden Ertuğrul Senova’ya aktaran Selma Eylem, Adli Şube’den bir polis çavuşunun kendisini aradığını belirterek, “Ortada bir suç veya şikâyet olup olmadığını sordum, “yok” dedi; ‘Elimde resmi yazı var’ ifadesini kullandı” dedi.
Normal şartlarda siyasi nitelikteki konuların Siyasi Şube ilgisinde olduğunu, ancak konunun Adli Şube’ye devredilerek bir adli suç isnadı havası yaratılmak istendiğini vurgulayan Eylem, avukatı Öncel Polili ile görüşerek hukuki bir zorunluluk bulunmadığı için ifade vermeyi reddetti.
EYLEM’İN SENDİKAL MÜCADELE GEÇMİŞİ
Selma Eylem’in ifadeye çağrılması, sendikal mücadele geçmişindeki sert eleştirilerini yeniden akıllara getirdi. KTOEÖS, Şubat 2026’da Türkiye’nin Lefkoşa Büyükelçiliği önünde gerçekleştirdiği eylemde doğrudan Ankara’nın adadaki politikalarını hedef almıştı. Eylemde “Kuklacıyı protesto etmek için buradayız” diyen Selma Eylem; adanın kuzeyinin nüfus aktarımı, asimilasyon dayatmaları, tarikatlar ve mafyatik yapılarla bir “bataklık düzenine” çevrilmek istendiğini vurgulamıştı. Eylem, söz konusu protestoda “Ne yama ne de rehin olmayı kabul edeceğiz” ifadelerini kullanmıştı.
ANKARA VE “CİHAT YAYCI” DETAYI
Eylem’in ifadeye çağrılması, Kıbrıslı Türklerin muhalif seslerini sindirmeye yönelik sistematik bir konseptin parçası olarak değerlendiriliyor. Ali Kişmir köşe yazısında, Türkiye medyasında Kıbrıslı Türk sendikaları hedef gösteren emekli amiral Cihat Yaycı’nın söylemlerine dikkat çekti.
Kişmir, Yaycı’nın “Bana verilen bilgiye göre söylüyorum” diyerek BM toplantısındaki konuşmaları aktarmasını ve “Bu sendikalara para Türkiye’den gidiyor, kapatılmalı” şeklindeki ifadelerini hatırlatarak, toplantıya katılan bazı çevrelerin jurnalcilik yaptığını ve Ankara merkezli konseptin Kıbrıslı Türkleri tamamen susturmayı hedeflediğini vurguladı.
ERHÜRMAN’A ÇAĞRI: “İRADE ORTAYA KOYACAK MISINIZ?”
Söz konusu uygulama ve baskı girişiminin ardından gazeteci Kişmir, Kuzey Kıbrıs Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’a açık bir çağrıda bulunarak şu soruları yöneltti:
“Polisin başını huzurunuza çağırıp, ‘Bu anti-demokratik uygulamayı neden yaptınız, elinizdeki resmi evrak nedir, sizden bunu yapmanızı kim veya kimler istemiştir?’ diye soracak mısınız? Ve de bunu kamuoyu ile paylaşıp bir daha yaşanmaması için ortaya irade koyacak mısınız?”
Kıbrıslı Türklerin özgürlük ve örgütlenme mücadelesi sürerken; Selma Eylem’in ifadeye çağrılması, adanın kuzeyindeki vesayet tartışmalarını bir kez daha gündeme getirdi.
1) http://www.kibriskalem.com/2026/08/14/selma-eyleme-siyasi-baski/
Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.



