
Kuzey Kıbrıs’ta kamu sağlığına ilişkin yapılan iddialı açıklamalarla sahadaki yapısal gerçekler birbiriyle örtüşmüyor. Başbakan Ünal Üstel ve Sağlık Bakanı Hakan Dinçyürek’in “Sağlıkta devrim yarattık, 20 milyon Euro’luk teknolojik yatırım yaptık” açıklamaları ve TC Lefkoşa Büyükelçisi Ali Murat Başçeri’nin 2026 İktisadi ve Mali İş Birliği Anlaşması kapsamında, Türkiye’den Kuzey Kıbrıs’ın sağlık sektörüne 1 milyar 485 milyon TL kaynak tahsis edildiğini duyurması gözleri sağlık yatırımlarına çevirdi. Ancak sahadaki veriler ve hekim örgütlerinin uyarıları bambaşka bir tabloya işaret ediyor.
“SİSTEM SEVK ÜZERİNE KURULU”
Açılışı yapılan Dr. Halil Onalt Dikmen Sağlık Merkezi gibi birinci basamak binalar “yerinde hizmet” olarak sunulurken, hayati önem taşıyan üçüncü basamak sağlık hizmetlerinde (onkoloji, ileri cerrahi, kardiyoloji) hastalar Türkiye’ye sevk edilmeye devam ediyor.
Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği (KTTB) tarafından yapılan son açıklamada, KKTC sağlık sisteminin giderek “hasta sevkleri üzerine kurulu bir yapıya” dönüştüğü vurgulandı. KTTB, Sağlık Bakanlığı’nın 2026 yılı bütçesinin tam %15,2’sinin sevk giderlerine ayrıldığını duyurarak, bu harcamaların ayrıntılarının kamuoyuyla açıkça paylaşılmasını talep etti.
Birkaç yıllık sevk maliyetleri, uçak biletleri ve hasta harcırahlarının toplamıyla Kuzey Kıbrıs devlet hastanelerine kazandırılabilecek yüksek teknolojili tıbbi cihazlar ve uzman kadrolar kurulabilecekken; bütçenin “yatırım yapmak” yerine “sevk faturası ödemeye” ayrılması tepki çekiyor.
BİNA YAPMAK YETMİYOR
Siyasiler Girne, Güzelyurt ve Lefkoşa’daki yeni hastane binaları inşaatlarını öne çıkarsa da hekimler asıl sorunun “beton değil, insan kaynağı ve cihaz idamesi” olduğunu vurguluyor.
KTTB Yönetim Kurulu, sistemin sadece bina yaparak iyileştirilemeyeceğini; nitelikli insan kaynağı, tıbbi ekipman ve sürdürülebilir bakım-onarım planlamasının şart olduğunu ifade ediyor. Kamudaki hekim özlük haklarının yetersizliği nedeniyle uzman hekimlerin özel sektöre veya yurt dışına kayması, alınan veya mevcut olan cihazların işletilmesini imkânsız kılarken; Kamu İhale Yasası’ndaki bürokratik engeller nedeniyle arızalanan cihazlar aylarca atıl kalıyor. Bu durum, hastanın tek çaresi olarak sevk zincirini zorunlu kılıyor.
NÜFUS BİLİNMİYOR, GÖÇ ARTIYOR
Sağlık bütçesinde yaşanan bu dengesizliğin en temel nedenlerinden biri ise adadaki nüfus belirsizliği ve kontrolsüz göç.
Resmi ve güncel bir nüfus sayımının yapılmadığı Kuzey Kıbrıs’ta; öğrenciler, çalışma izinliler, turistik vizeyle kalıp kayıt dışı çalışanlar nedeniyle de fiili nüfus, bütçelenen projeksiyonların katbekat üzerinde seyrediyor. Kişi başına düşen sağlık harcamasının hesaplanamadığı ülkede, plansız bütçeler yılın ilk yarısında tükeniyor. KTTB de adadaki sağlık altyapısının kontrolsüz biçimde artan nüfusa yanıt veremediğine dikkat çekerek, ülkeye yönelik göçün kontrol altına alınmasını ve koruyucu sağlık hizmetlerinin merkeze koyulmasını talep ediyor.
KAMU KAYNAKLARI VERİMSİZ HARCANIYOR
Günün sonunda ortaya çıkan tablo, yalnızca Kuzey Kıbrıs’taki hastaların yaşadığı mağduriyetle sınırlı kalmıyor. Türkiye Cumhuriyeti tarafından sağlanan ve kamu fonlarından aktarılan milyarlık bütçeler, adada kalıcı ve kendine yeten bir sağlık altyapısına dönüşmek yerine geçici sevk faturalarını kapatmak için harcanıyor.
Gerçekçi bir nüfus projeksiyonu yapılmadan, uzman hekim istihdamı sağlanmadan ve teknik donanım planlanmadan harcanan her kuruş, kamusal bütçelerin verimsiz kullanılmasına yol açıyor. Hem Kuzey Kıbrıs hem de Türkiye açısından kamu kaynaklarının doğru yönetilmesi; sadece fiziki bina açılışlarına değil, nitelikli, sürdürülebilir ve denetlenebilir bir sağlık altyapısına öncelik verilmesini zorunlu kılıyor.
Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.