Geçen hafta sonu Almanya’da iki eyalette de seçimler gerçekleştirildi. Merkezi siyasetlerin çöküşü yanında Berlin’de sol, öteki Merken eyaletinde de faşist Alternatif Parti birinci geldi. Kaçınılmaz olarak tartışmalarla baskılarla da ayar girişimleri başlatıldı.
Irak’ta ise direkt Amerikan müdahalesi ile merkezileşme otoriter oluşum için önemli hamleler gelişiyor. İki Kürt yapısı dahi kendi özerkliklerini kaldırarak birleşti. Irak merkezi ordusuna bağlanma adımları da hızlandı. Tabii ki öteki önemli milis grupların da bağımsızlıklarını kaldırıp merkezi orduya katılarak tasfiye edilme baskıları yoğunlaştırıldı.
Konu yapmaya çalışacağım bu iki konunun önemi net. Sistemin kriz içindeki gelişen siyasal durumlar ve sistemsel yaklaşım arayışlarının örnekleri oluşudur. Değişik iki alandan iki ülke seçtim. Almanya’daki Sol Parti’nin kazandığı ve gelecek baskılanmaların yoğunlaştığı Berlin ile Irak’ta çeyrek asır net işgal sonrası, Orta Doğu yeni şekillenmelerdeki yeni yapılanışın adımlarını yorumlayacağım. Bir gelişmiş bir de yeni sömürge ülke değişik konularla gelecek uyarılarıyla kısa makalemde yer bulacak.
Almanya’da bağıra bağıra gelen aslında net faşist parti gerçeği vardı. Son yerel seçimlerde iki eyalette birinci oldu. Merkez partiler çökerken, militarist ve savaş politikalarıyla yeni sıçrama yaparken, Berlin’de de Sol Parti’nin kazanması, koalisyonlarla yönetilen Almanya’da yeni sıkıntılar ve partilere baskılar gelmeğe başladı. Artık tıkanan merkezi partiler değil net olarak sermaye kesimi baskılama ile ideolojik ayar peşinde oluyor.
Sol Parti Berlin’de eyalet seçiminde birinci geldi. Normal şartlarda yönetimi bu partinin kurup eyalet başkanlığı verilmesi gerekir. Tıpkı kısa zaman önce parlamento seçimlerinde Fransa’da Boyun Eğenler Partisi’nin birinci gelip de başbakanlık verilmeme oyunu bu defa Almanya’da gündeme sokuldu. Sol Parti’nin bazı görüşlerden sıyrılıp daha merkeze, sermaye çıkarına endekslenmesi baskıları daha seçim sevinci sönmeden başladı. Oysa Almanya Sol Parti birinci gelmenin nedenlerinden biri de en başta Sosyal Demokrat ve Yeşillerden bazı ayrıcalıkları olmasından kaynaklanmaktaydı.
Özellikle Berlin’deki seçimde konut fiyatlarının kontrolü veya ucuz toplu taşıma seçeneği seçmende karşılık buldu. Fakat, kapitalizmi unutsak da bu basit gelecek önerilerde dahi sınıfsal durum yine suratımıza vuruyor. Zaten garip olan Sosyal Demokratlar dahi genel Alman politikasında Sol Parti ile koalisyon ve ittifak yapmama tutumunda ta baştan vardı. Birçok sol politikadan vazgeçilmesine karşın, savaşları destekleme ile NATO’ya karşı durmaktan vazgeçilmesine rağmen Sol Parti hep öcü gibi sunuldu.
Şimdi, tıpkı Fransa parlamento seçimleri gibi birinci gelen partinin koalisyonu kurup başkan olması kuralı öncelikli olmasına rağmen şartlar havada uçuşuyor. Herkesin Sol, Sosyal Demokrat, Yeşil üçlüsünün hükümet kurmasını isterken, sermaye kesimi devreye girdi. Sol Parti’ye açıkça konut kiralarını sınırlamasından vazgeçmesi, İsrail’i eleştirip Filistin’e destek vermekten kaçınmasını, ucuz toplu taşıma hamlesinden geri durmasını baskılıyor. Bu şartları kabul etmesi halinde üçlü koalisyona izin verip destekleyeceklerini belirttiler. Bir anlamda Sol Parti’yi kazandıran taleplerden vazgeçip, öteki partilerin kaybetmesine neden olan şartlara dönüp koltuğa oturtulması önerisi sopayla işaret edildi.
Peşinden Sosyal Demokratların önemli kesimi ve Yeşiller de aynı koroya katıldı. Sol Parti’nin aşırı radikal damgasıyla önerilerinin sıfırlanması dayatması var.
Kısaca: Almanya’da Sol Parti bazı yerel demokratik haklar talep etmesine rağmen, bunları sermaye kabul etmedi. Partileri de peşine takıp koalisyonda birlikte olmalarına pranga vuruyor. Anlaşılan merkezi sağ ile sol bir anlamda sistemde alamadıkları oylara rağmen koltuk hesabında oturmaları zemini de oluşturulma peşindedir. Daha önemli ilk adımlar ise Alman sağ bloku artık olmaz dedikleri faşist partiyle koalisyon olasılığı görüşlerini propaganda ile kitlelere sunma durumuna geldiler.
Gelelim Irak’a: son olarak federal Kürdistan’da iki özerk yapı içindeki Kürtlerdeki gelişmeler önemli. Düne dek hiç uzlaşamayan, zaman zaman da savaşan Yurtsever ve Demokrat Kürt partileri milislerini yani peşmergelerini birleştirdi. Daha ileri gidip bunların Irak ordusuna bağlanması hamleleri de oluşturuldu.
Öteki önemli milis gücü Haşdi Şabi’ye ise kısa bir zaman içinde, silahlarını devredip tasfiye olmaları ve orduya katılmaları çağrıları oldu. Irak’ta, güçlü bölgesel güçler, etnik yapılar veya mezhepsel oluşumlar bir anlamda merkezileştirme sürecine geçildi.
Bunlar Irak’ın inisiyatifinden çok, hatırladığımız yakın geçmişle taşlandı. Son seçimlerde aslında başbakan olması gereken Maliki Amerika tarafından engellendi. Birçok kesimin unuttuğu Irak’ın işgal altı durumu, açığa vuruluyordu. Amerika’nın da onayladığı Ali Efendi başbakan oldu. Amerika, Türkiye gibi ülkeleri dolaştı. Türkiye ile başta Kerkük petrol anlaşmasını İngiltere’ye verilen önemli konumla yapıldı. Amerika açıkça Irak’taki askeri üslerini kapatacağını belirtiyordu. Hele de İran’ın tüm bölgedeki Amerikan üslerini harap ettiği davranışla da bambaşka durumlarla konu anlaşılmaya uğraşıldı.
Tabii peşinden şu açıklamayı da katmak şart. Amerika’nın Irak Suriye temsilcisi ve Ankara elçisi Barak, açıkça şu yeni siyasal hamleyi açıkladıydı: artık yerel güçlü milis yapıları tasfiye edilip merkezi otoriter devlet kurumsallaşmasına geçiliyordu. Irak ve Suriye de ilk örnekler oldu. İlk darbe de Kürtlere vuruldu. SDG Suriye’de entegre yapıldı. Irak’ta da bağımsızlık referandumu yapan federal Kürdistan petrolü İngiltere ağırlıklı şirkete devredilip Kerkük petrolü sisteme sokuldu. Kürdistan’daki iki peşmerge yapı birleşip Irak merkezi yapıya bağlandı.
Özetle Irak işgalinden çeyrek asır sonra yeniden bir merkezileşme hamlesini bizzat Amerika başlatıyordu. Tabii İran’a karşı ve Türkiye’ye fırsat oluşturarak da yeni Orta Doğu denkleminde yeni aşamaya giriliyor. Irak’taki gelişmeler elbet devamı da olacak. Kaçınılmaz olarak en çok etkileyeceği yerler ise komşu İran ile Türkiye’dir. Tabii iç alanda ilk kayganlık da federal Kürdistan’da başladı bile.
Kısaca iki örnek verdim. Emperyalist çağdaki emperyalistler arası rekabetin savaşlarla tırmandığı günlerde, kaynayan Orta Doğu coğrafyasındaki yeni Suriye ve Irak örnekleri, Alman seçimleriyle Berlin’de kazanan sol karşısındaki sermaye sınıfsal gerçeklerle, nasıl baskılandığı seçkilerini özetledim. Bunlar kapitalist sistemin yarını ve siyasal tercihlerini yansıtıyor. Tabii unutmayalım: krizlerin sarmaş dolaş olduğu, savaşa çekinmeden başvurulan koşullarda yaşanıyor. Açmaz ve yönetememe karşıtlığında aranan çıkış tüneli içinde gelişmiş ve yeni sömürge ikilemli siyasal yaşananlardır.
Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.




