yaklaşımlarÖzkan YıkıcıÖzkan Yıkıcı yazdı: Ara seçimler sonrası, gözden kaçırılanlar

Özkan Yıkıcı yazdı: Ara seçimler sonrası, gözden kaçırılanlar

Amerika’da ara seçimler sonlandı. Sayısal gerçekle Trump’a önemli darbe vuruldu. İşleyen Amerikan sistemine göre ise hâlâ Trump devlet başkanıdır ve ülke başkanlık rejimiyle yönetilmektedir. Neyse: Konuyla alakalı zaten makaleler yazdım. Yine de gerek zaman zaman cılız olsa da bizde de olan yorumlamalarda önemli hem de etkileyen temel olgular nedense hep kaçırılıyor veya kaçırtılıyor. Bu yorumları izlerken de yeni bir makale ile eksikler üzerinden ele almak zorunluluğu bende oluştu.

Tekrarda yarar var: Aslında yorumlama nedeninde direkt anlaşılan ama yorum yaparken dahi katılmadan yapılan temel olgular var. Amerika’nın emperyalist sistemin temel gücü olması. Başka bir nokta da kapitalist sistem içindeki kurallarla yapılanma birlikte ele alınması önemlidir. Süper güç ve emperyalist gerçeklik, tüm gelişmelerde yorumlarda dahi mutlaka düşünülmesi gereken yapısal olmazsa olmazdır.

Daha da soyutlamaya geçelim: Amerika sistemin temel gücü olması nedeniyle bizdeki sorunda dahi olmazsa olmazdır. Onun için orada olan değişimler, buraya da haberimiz olmasa da yansıması muhtemeldir. Hele eksen kayma veya güç kaybetmesi kolayca buraya da rüzgârı yel olsa da taşır.****

Gelelim daha somut durumlara: Genellikle Amerikan sisteminde iki parti temeldir. Cumhuriyetçiler ve Demokratlar. Öyle öteki olma siyasal duruma pek parlamentolarda rastlanmaz. Arada alınan oy dahi söylenmez. Seçimlerde ekranlardaki başkanlar tartışması dahi iki lider yelpazesinde olur. İki parti de sistemin uygulayıcı güçleridir. Değişik sermaye kesimlerinin önemli sayıdaki finansmanıyla oluşur. Ayrıca, Amerika’daki partilerdeki yönetim şekli, bildik parti şemalarıyla değil. Ufak bir örnek her şeyi anlatır. Ne Demokratların ne de Cumhuriyetçilerin başkanlarının kim olduğunu pek bilen yok. Üstelik görünümde partilerde örgütsel bağ yerine bireysel davranış öndedir. Bu da bazen meclislerdeki sayısal oran ile yapılan kritik oylamalardaki oy verme ters olması mümkündür. Hele de kritik konularda ağırlıklı olarak da Demokratlar hep fire verip lehlerine olan çoğunluk, oylamada aleyhlerine çıkıp başkan desteğine geçer.

Bu gerçeklik, ister istemez çoğu zaman değişen başkan veya meclis sayısal duruma rağmen temelde Amerikan emperyalist politikalar değişmez. Sadece balans ayarlama ile yetinilir. Bir paradoks yaratılır. Bu propaganda algısında da kullanılır. Değişen başkan ile sanki Amerika emperyalist merkez değilmiş gibi bir kısa umut yaratmakta da gecikmez.

Bunlar unutulunca, işler tamamdır. Hele de neoliberal sistemleşme ve sosyalizmin yenilme birlikteliğinde daha kolay işler. Emperyalist kuram kullanılmadan, Amerikan genel modeli düşünülmeden hatta övülerek algılatılırsa, sınıfsal öz ve sömürgesel ilişkiler sildirtilerek sanki iki ülke ilişkili de düşünce oluşturulursa, her şey örtülerek normalmiş imajı da yerleşir. O zaman da ilişki içinde değil, iki devlet ilişkili bir düşünce ideolojikleşip kapitalizmi yok saymaya varır. Bunu net şekilde Amerika-Türkiye veya Amerika-Kıbrıs algısında hep yaşarız. Hatta sömürgesel bağımlı ilişkili, modern çağdaş ilişki olarak da yutulur.***

Son seçimlerin bir önemli ayrıntısı var: Ara seçimlerde Amerika’da alışılan koşullara ek bazı eklentiler olur. Katılım daha yüksek. Üstelik bunlar dünyada pek rastlanmayan gençler üzerinden gerçekleşiyor. Simgesel olsa da ilkler de oluştu. Müslüman birinin senatör olması, siyah kadının vali seçilmesi, eşcinsel kişinin meclise girmesi ve dahası bu defa gerçekleşti. Neden çok basit: Amerika’da doğan sosyal muhalefet bir anlamda sistemi de sorgular olgular da içerince, ilk başta Demokrat Parti içinde alışılmamış şekliyle Demokrat Sosyalistler kişileri de aday yaptırmakla kalmayıp, meclise de göndertir. Hem de Teksas gibi veya Michigan gibi yerlerden. Bunun da açıklaması şöyle: Yükselen sosyal muhalefetin, şikâyetten değişime varan bazı dalgalar da yaratmasının işaretidir. Fakat paradoksallaşma da var: Değişim için oy verilen Demokrat Parti aynı zamanda da sistemin öteki yüzü sermaye duruşlu örgüt olmasıdır. Bu durum ikilem yaratmaya da adaydır. Yakın örnek ise savaşlardır. Biden döneminde Ukrayna savaşı benzeri krizler yaratıldı. Ülkedeki eşitsizlik derinleşti. Ama dedik ya burası Amerika…

Dikkatten kaçırılan daha somut durumlar da var: Genelde değişen başkanlarla bazı etkiler beklenir. Türkiye silah alımları, uçak sorununa bakar. Kıbrıs’ta ise eskiden daha fazla çözüm için umutlar uçuşurdu. Fakat her konuda olduğu gibi ilgisizlik ve kıskaçta kalma sorunu o da etkisini kaybetti. Hiç duydunuz mu Trump kaybedince barış geleceğini?

Fark edilmeyen şu: İstesek de istemesek de 1958’den sonra Kıbrıs şekillenmesinde Amerika direkt rol aldı. Bunu ilerideki yazılarımda ele alacağım. Hatta İngiltere kendi gizliliğine çekilip önde hep Amerika’nın olmasına çaba gösterdi. Cılız sol dönemi dışında da Amerika’dan hep umutlu fon havaları da çalındı. Şimdi artık kısırlaşan bakış ile teslimiyetin derecesi sonucu, o da söylenmez. Hatta direkt Amerika adına rol alanlar direkt Amerika’ya atıp tutanlar hâline de geldikleri zaman zaman oluyor.

Konuşulmayan bir nokta, özellikle de Türkiye’de, var olan gündem eksen değil de Amerika’nın politikalarındaki kayma veya devamlılıkta, etkileri ne olacak? Yeni stratejik hamlede bölgesel güçlerin daha da kullanılmaları Türkiye’yi nerelere sürükleyecek. Kıbrıs nerelere savrulacak, bunlar konuşulmaz. İran hedefi mutlaktır. Bölgesel dizaynlar da hâlâ sürüyor. Demokrat meclis değil şu koşullarda seçilecek başkan da devam edecek. Sanırım İran veya Suriye gerçeklerinde bunları hâlâ yaşanıyor. Ama bu durum konuşturulmaz. Yokmuş gibi davranılır. Oysa İran konusu gibi çizilen uzun yılların stratejileridir. Tıpkı Orta Doğu’da siyasal İslam yapılanması ve tek adam rejimlerine yönelme gibi. Tabii unutmamak da şart: Soğuk Savaş koşulları ile sonrasındaki yeni sömürgeleşme koşulları aynı değil. Saddam ile günümüz Irak’ı bu yüzden aynı imiş gibi kıyas da yapılamaz.

Son bir nokta: Amerikan seçimlerinin iki partili sınıfsal özü de doğru yakalamalıyız. Tekelci sermayenin belirli bloklaşmasının ayrışması da vardır. Ancak temelde emperyalist genel kurumsallaşma ile tekelci sermaye kârı merkezde olacaktır. Buna da kötü bir birliktelik olan kapitalist sistemin kriz içinde olmasıdır. Kriz ile yeninin ne olacağı belirsizlikte, Amerika eşitsiz gelişim ilkesiyle de hegemonya kaybeder aşamaya gelmesi de sürpriz olamaz.

Kısaca son ara seçimlerde ülke paradokslarla da yaşıyor. Sistemin kriz içinde olması, krizleri yönetememe, sandıktan tepki çıkarken, seçeneğin sistemsel yelpazeli oluşu, belirsizlikler ve zorunlu ittifakların kaygan zeminde altüst olması bize çok dikkatli olmamızı dayatıyor. Böylesi ara seçimler fazla değişim yaratmazdı. Hatta değişim olsa da genel politika balans kayması dışında yansıyışı olmazdı. Fakat bu defa paradokslarla dolu. Kayganlık çok. Hele de bu defa şimdiden hangi başkan sorusu daha bir anlamlı konuşulmaya başladı. Ama hâlâ gerçekler ve konuşulanlar birçok noktada örtüşmüyor veya hiç gözetilmeme aşamasında. Bu da onca konuşma altında hâlâ eksik kalanlar var. Tabii aynı ortaklıkta yeni seçenek de hâlâ belirsiz hâldedir. Tüm bunlar ise Amerika’nın daha da konuşulacağını anlatıyor.

Son bir önemli ayrıntı: Hâlâ eksik bırakılan sistem gerçeği sonucu, Trump’ın tutumlarını kişisel delilikle açıklama bolluğu var. Halbuki Trump’ı trilyonluk dolarlarla reklamlaştırıp seçildiği hep yok saydırtılıyor. Sermaye kriz dönemlerinde böylesi hem otoriter hem de kişisel simgelerle örtülen liderliğe önem verir. Hitler’den Trump’a örnekler bol. Ama olayı sınıfsal özünden koparıp kişisel bireye indirgersen, zaten gerçekleri de ta baştan yok sayma hâline düşülür. Birçok sorun veya politik karar böylesi kişisel algılarla örtülür. Bunu İran konusunda da yaşadık. Doksanlardan beri stratejide İran varken, gün oldu nükleer ve saldırganlık gündemiyle daraltıldı. Sonrasında günlük saldırma ve barışla ikilemde hapsedildi. Ama değişmeyen gerçek emperyalist strateji ile sahada karşılaşan durumlar karşısında propaganda kullanımından başka bir şey değildir.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Özkan Yıkıcı yazdı: Memlekete de bir uğramak molası

Memlekete de bir uğramak molası Dünyada birçok önemli gelişmeler yaşanıyor....

Özkan Yıkıcı yazdı: İlk sonuçlarla, Amerikan ara seçimleri

Son aylarda artan dünya gerilimleriyle birlikte, Amerikan seçimleri bir...

Özkan Yıkıcı yazdı: Belekten kısa bir gevezelik hatırası!

Belekten kısa bir gevezelik hatırası! Susurluk, Balıkesir'in bir ilçesidir. O...

Özkan Yıkıcı yazdı: Bulgaristan cumhurbaşkanlığı seçimleri üzerine

Bulgaristan'da cumhurbaşkanlığı seçimi gerçekleşti. Gelen sonuçlar: Bildik Batı eksenli...

Özkan Yıkıcı yazdı: Cuma günü

Gazeteleri okurken, perşembe gününün tatil olduğunu ve Türkiye'deki cumhuriyetin...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
4,266TakipçilerTakip Et
1,390AboneAbone Ol

Son eklenenler

Nuray Sancar yazdı: COP 31 iklim zirvesi… şaka gibi

Üç gün sonra Antalya’da genişletilmiş Expo sahasında düzenlenecek COP...

Erkan yazdı: Bu yüzyılda yeni Ekimlere

Bundan 109 yıl önce buz kırıldı; yol açıldı! Büyük...

Yücel Özdemir yazdı: Avrupa’da rüzgar ‘sol’dan esiyor

Uzunca sayılabilecek bir süredir dünya genelinde neoliberalizmden, aşırı sağdan,...

Özkan Yıkıcı yazdı: Memlekete de bir uğramak molası

Memlekete de bir uğramak molası Dünyada birçok önemli gelişmeler yaşanıyor....

Ecehan Balta yazdı: Biyoçeşitlilik COP17: Doğayı koruma vaatleri, yıkımın gerçekliği

Dünyanın dört bir yanında ormanlar yok oluyor, sulak alanlar...

Yelda Erçandırlı yazdı: Lula, ekstraktivizm ve sol kalkınmacılığın sınırları

Luiz Inácio Lula da Silva’nın 25 Ekim 2026’da dördüncü...

Mahir Ulutaş yazdı: Ankara-Bakü hattındaki krizin yapısal dinamikleri üzerine

Ankara ve Bakü arasındaki “kardeşlik”, en çetin diplomatik krizlerinden...

Canlı yayın

01:01:36

#video “Çocuklar Zaten Evde de Aç!”: 24 TL’lik Yemek Bütçesi ve Eğitimde Beslenme Skandalı | Gündem+

24 TL ile bir çocuk nasıl doyar? Gündem+ konuğu Adnan Zekai, okullarda açlıkla mücadele eden öğrencilerin durumunu, bakanlığın yetersiz politikalarını ve kamusal eğitimin geldiği noktayı gözler önüne serdi.
00:55:13

#video “Masada Yeni Süreç mi Var?”: Hakan Fidan’ın Temasları ve Kıbrıs Diplomasisi | 15+ Dakikada Gündem

Fidan'ın ziyareti masaya yeni bir yol haritası mı getiriyor? 15+ Dakikada Gündem programında, Ankara'nın Kıbrıs politikası, diplomatik trafiğin şifreleri ve Ada'daki olası yeni dengeler ele alındı.
01:07:17

#video “ABD Seçimlerinde Tsunami Etkisi”: Trump Dönemi Bitti mi, Bölgeyi Ne Bekliyor? | Yeniçağ Güncel

"Yeniçağ Güncel" programında Murat Kanatlı ve Doç. Dr. Mustafa Çıraklı; ABD başkanlık seçimlerinin küresel dengelere etkisini, Trump sonrası olası senaryoları ve Ortadoğu ile Doğu Akdeniz'e uzanan jeopolitik yansımaları canlı yayında masaya yatırdı.