yaklaşımlarÖzkan YıkıcıYaşanan deprem ve Kıbrıs ekseni - Özkan Yıkıcı

Yaşanan deprem ve Kıbrıs ekseni – Özkan Yıkıcı

Türkiye ve Suriyedeki feci deprem yaşandı. Ağırlığı çok acıları feci denecek sonuçlara doğru hayat akıyor. Öyle bir deprem ki artık eskisi gibi olmayacak deyeri oldukça fazla anımsatıyor. Belli ki Türkiyede birçok deyişik gelişmelerin öncesinde bulunuyoruz. Yıkım ve acıların üstünden nasıl Türkiye tartışmaları da tüm felakete kaarşın tartışılmaya ve ömgrülerin oluşmasına da başlandı. Siyasal islamın resmen çöküşü yaşandı. Kurumsal devlet aygıtlarının çürümüşlükleri ve etkisizlikleri de acılarlarla feryatlarla ortaya serildi. Güvensizlik ve arayışlar birbirini kovaladı. Baskılar, yasaklar ve bilime karşı tabu ile inançlar adeta sistemi koruma adına her alanda uygulanıyor. Ama deyişmeyen gerçek, durmadan artan ölüm bilgielri ve felaketin büyüklüğü kadar, devletin artık çökmüş tutumlarıdır. Bunlar elbet rejimin korunması ve korunamayacağı paradoksunun adeta karşıtlık şekliyle her alana yansıması şeklinde de gerçekleşiyor. Öyle ki kendinden olmayan belediyenin dahi yardımını engeleme veya yardım etmeleri durdutma suçlama probagandalarının yönetim tarafından kulanılması gayet normal halem geldi. Daha kötüsü, önemli metya ve başta TRT resmen gerçeklerle deyil, rejimi koruma adına yayın yapma tutumlarıyla da olaylardaki gerçekliği örtme çabaları yaygınlaşıyor. Yardımlaşma yaygınken, bazı yerlerde “kime yardım” soruları da sorulması tesadüfm deyildir. Tüm bunların K. KIbrısa yansımaması mümkün deyildi.

Türkiyeleşme gerçeğimiz ile zaten buraya da etkilerinin olmlası kaçınılmazdı. Her zaman da gerçekleştirildi. Faakat, bu defa işler daha bir vahim şekilde yansıyor. Özellikle Adiyamandaki bulunan sporcu lise kafilesi durumu veya öteki depremle etkilenen şehirlerdeki ziyaretçi kişilerin oluşu durumu daha duyarlı şekle sokmayı yoğunlaştırdı. Enkaz altında olma, kurtarılma durumları hepsi merak ve beklentileri daha bir duygusallaştırıp artırdı. Buna Türkiyedeki resmen faciyayi yönetme şekli de eklenince, daha bir travmatik ortam yaratıyordu. Bir de buraya yerleştirilen TC kökenlilerde Hataylı, Antepli ve Maraşlı kesimli epey insan vardır. Bunlar ister istemez Türkiyedeki yakınlarının durumuyla da alakalı oluyorlardı. Nedense onca hamasi medyamız bu kesimi siyasal probaganda da kulanmalarına ve destek de şu veya bu şekilde almalarına rağmen, bu acıları konusunda ayni ilgiyi göstermediler. Bunlar ilk bakışla K. Kıbrısın Türkiye deprem eksenine oturup kalıyordu.

Olayın bir de pranaoyla sşyasal yanı da gerçekleştirildi: “neden Tahsin” sorusunun da tekrardan yanıtını da aldık. Hatırlayın Tahsinin marifetlerini ve TC tarafından en son nasıl koltuğa oturtulduğunu. Şimdi de Güney Kıbrısın yardım etme isteğine hamasi küfürbaz demeciyle gündeme oturdu. Güneyden yardım çn verilmek istenen su kolilere nasıl engel konulma paranoyasına şayit olundu. Türkiyeye gidip oradaki yetkililere Güneyden gelecek yardımı kabullenmemelerini iknaya uğraştığı da idiya edildi. Tüm bunlar bize Kıbrıs sorununda kritik paranoyla tutumlu Tahsini yeniden karşımıza getirmesi de siyasetin bir gerçeklik fotoğrafı olarak tarih sayfasına da yazıldı.

Yine gördük ki silikleşe silikleşe konulara salt talimat veya rant kapma kılığına sokulan koltukçuların, bu dönemki gerek açıklama gerek tutumlardaki hiçeleşmelerini acıyla seyretmek zorunda kalıyoruz. Acıdır ki bunu da normal kabuletme zemini de çoktan oturdu. Şunu da ekleyelim: anımsayın; deprem öncesi tıpkı Türkiyedeki gibi KTMMÖB alanlarının daraltılması, şehirlcilik konusundaki planlama sınırının çekilmesi, daha kolay rantlaşma ile imar oyunlarıyla rantlaşma anlayışları gerek yasal gerek se karar adıyla gündeme gelmesiydi. Şimdi depremi izlerken, bu yaklaşımların nedenli ağır sonuçları olduğunu da direk Türkiye örneği ile yaşadık. Ama, sanki olmamış gibi şehircilik yasası denetimi azaltma, planlamayı kırma adıyla gündeme gelmesi, şimdiden hiç ders alınmadığının en basit kanıtıdır. Talimatla gelmenin düşünce kısırlığı, iradi karar alma şekilerini ne acıdır ki hala yaşıyoruz. Türkiye depremi ve nedenleri net şekilde karşımızdayken, bunun devamıyla K. Kıbrısta sürdürülmesi de oluşan Türkiyeleşme gerçeğinin siyasal boyutudur.

Son önemli bir nokta: bazı çevreler yardım topluyor. Fakat, haklı olarak ve geçmişteki bemzer yaşananlar nedeniyle  yardımları ya kendileri getirmeğe çalışıyor veya “kimme” sorusuyla güvenilir örgüt aranmaktadır. Buda çaresizlik ve güvensizlik yanına yardımlaşma ikileminin çıkmasını da yaratıyor.

Kısaca, alınacak çok djers, karşılaşılan çok acı ve siyasetimizin nedenli yanlış olduğu karışık bir eksen oluştu. Kim kime isterse inandığı ve gerektiği anda en kötü yalanı dahi haklı çıkma adına kulanılan zeminde, hala gerçeklik gereken yere gelmedi. Hala onca insani yardımlaşma karşısında Tahsinleşme siyasetimizin paranoya düşmanlığına da bir yeni sayfa daha yazdık. Bunlar şimdiden akılara ne yyazık kazıldı.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Özkan Yıkıcı yazdı: Kavram fetişizminden yalan kullanım normalleşmesine

Neoliberalleşme ile birlikte, kendi kurallarını, bakış açısını da yerleştirip...

Özkan Yıkıcı yazdı: İspanya-Fas hattında neler oldu

Bir haftadır İspanya'nın Afrika topraklarındaki küçük bir yerleşimindeki gelişmeler,...

Özkan Yıkıcı yazdı: Trafik katliamından genel sistem gerçeğine

Normal yaşamla en anormal kötü koşullar kolayca dönüşür. Sanki...

Özkan Yıkıcı yazdı: Unutulmaması gereken ülkelerden biridir: Irak

Yakın tarihle Ortadoğu tamamlanınca, emperyalist çağın planlarıyla alakalı uygulama...

Özkan Yıkıcı yazdı: Bozulan iklim koşullarında siyaset de ısınırken

Temmuz ayına ve yaşadığımız haftaya artık elvedayı çekiyoruz. O...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,914TakipçilerTakip Et
916AboneAbone Ol

Son eklenenler

Dionysis Dionysiou yazdı: Nolan’ın Odyssey’si: Denizden Gelen Düşman Biziz

Düşman ufkun ötesinde beklemiyor. Nolan'ın Odyssey'sinde, o, muzafferlerle birlikte...

Faik Bulut yazdı: Hizbullah ve İsrail kavgasının 20 yıllık bilançosu

Hizbullah ile İsrail arasındaki çatışmalar ve mücadelenin tarihi 1980'lerin...

Özkan Yıkıcı yazdı: Kavram fetişizminden yalan kullanım normalleşmesine

Neoliberalleşme ile birlikte, kendi kurallarını, bakış açısını da yerleştirip...

Özgür Gürbüz yazdı: Türkiye Küresel Serinletme Taahhüdü’nde neden yok?

İnsan kaynaklı iklim değişikliği kentleri yaşanmaz hale getiriyor. Avrupa’da...

Nafiz Özbek yazdı: Alman militarizmi ve sermaye: Almanya’nın yeniden askerileşmesinin politik ekonomisi

İkinci Dünya Savaşı’nın yıkıntılarından doğan modern Almanya, kısmen Hitler faşizmini...

İlhan Uzgel yazdı: Küresel Siyaset Dönüşürken-II: NATO 3.0 nereden çıktı?

Avrupa coğrafyasında ve Türkiye’de savunma, güvenlik konuları olunca dikkatler NATO’ya...

Hayri Kozanoğlu yazdı: Yapay zekâ krizi senaryosu

Yapay zeka (YZ) alanındaki gelişmeler küresel ekonominin başlıca konusu olmaya...

Volkan Yaraşır yazdı: ‘Efendiliğin reddi’: Üçgen örgütlenme ve direniş ağları

Efendiliğin reddi kolektif bir karşı duruş, yıkıcı bir ayağa...

Canlı yayın