Kıbrıs iktibasNeşe YaşınVicdan ülkesinin yalnızları - Neşe Yaşın

Vicdan ülkesinin yalnızları – Neşe Yaşın

Orjinal yazının kaynağıyeniduzen.com
Kategori:

Bizim gibi düşünmeyen, farklı değerlere sahip insanlara karşı duyduğumuz öfkenin en önemli nedenlerinden biri güvenlik endişemiz. Farklılıklarla birlikte var olmayı beceremediğimiz, birine karşı diğerinin egemenlik tehdidi altında yaşadığımız için bu tedirginlik. Herkese yer açan, farklı çiçeklerin boy verebildiği bir bahçede değiliz çünkü. Bahçıvan gücü ele geçirir geçirmez kendi renkleriyle donatmaya meylediyor orayı.

Bazı semboller ürkütüyor bizi. Bizimle özdeşlik taşımadıkları için yaşam alanımızı tehdit ediyorlar. Beni sevmiyorsan kahrol diyorlar. Artlarında gizli tarihi, ideolojiyi öfkeyle çarpıyorlar yüzümüze. Ya sev ya terk et diye haykırıyorlar. Bazıları ise bize çok yakın olmasalar dahi birlikte görülmekten pek çekinmeyeceklerimiz. Kendi sesimizle var olamasak da bizi çok germiyor bu ortaklaşan sesler. Bizim rengimizi silikleştirip yok etmiyorlar en azından.

Acı olan şu ki yanlarında durduğumuz mağdurlar, sırf mağdur oldukları için taraf olduklarımız, gücü ele geçirince yeni zalimlere dönüşebiliyorlar. Bize benzemeyen o mağdurların yanında durmuş olduğumuz için bizim mahalleden kovulmamıza ise ramak kalıyor. Vicdan ülkesi büyük bir yalnızlık coğrafyası.

Dünya büyük bir rekabet alanına dönüşmüş durumda. Ahali, CV’sini parlatmakla meşgul. Öylesine kırılgan öylesine korku doluyuz ki ne kadar değerli olduğumuza dair anlatıyı dillendirerek bir zırh buluyoruz kendimize. Sosyal Medya da başarılarımızı sergilediğimiz birer arena. Ben önemli ve güçlüyüm, sakın ha dokunmayasınız bana demekteyiz fotoğraflarla. Hayran olun ne olur ve sevin beni.

Burnu Kaf dağında olanlar küçümseyerek bakıyorlar bu yer kapma telaşına. Kalibre farkından dem vuruyorlar. Lig ve sıklet farklı sonuçta. En büyüklerin tenezzül etmeyeceği düzeyler bunlar.

Kaf dağında da büyük huzursuzluk, yer kapma telaşı, o zirvelerden her an indirilme korkusu var ama. Tanrıların kıskançlığını anlatan mitolojik hikayeler korkutucu intikam girişimleriyle dolu.

Bunca kargaşa içinde bir masumiyet alanı olarak duran tek şey sanat olabilirdi. Orada da türlü şarlatanlık, sahtelik, göz boyama girişimi olmasaydı. Zirveye tırmanmak için bir araç olabiliyor çünkü o da.

Bu oyunu görüp kuralların dışına çıkanlar, vicdan ülkesinin yalnızları güçlerini birleştirmedikçe düze çıkmak mümkün görünmüyor. Dünyanın bütün yalnızları birleşiniz diye yazmıştım uzun yıllar önce. Yanılabileceğini hep göz önünde tutmak, sürekli kendi içine bakmak, kendi dışına çıkıp kendine oradan bakmak, balkona çıkıp manzarayı daha bütünlüklü görebilmek önemli sanki. İçtenlikle kendini ortaya koyanlar, yanılma, hata yapma payını kabullenenler, şu an cazip görünene kapılmadan sonraki hamleleri hesaplayanlar, kendini merkeze koymadan hakikatin peşine düşenler birer umut ışığı.

Ben kimseyi beğenmiyorum hiçbiri benim doğruma uymuyor diye kendi yalnızlık kulesinden etrafı seyretmek en büyük tehlike. Senin gibi düşünmeyenlerle ortaklaştığın noktalarda birlikte olabilmek değerli olan.

Dünya bilinmez, öngörülmez bir geleceğe doğru yürürken kendi küçük dünyalarımız, konforlu alanlarımız, elde edilmiş küçük hazlarımız içinde bir korunak bulmamız mümkün değil. Başımıza her an her şey gelebilir çünkü. Hiç kimsenin dokunulmazlığı yok.

Sorumluluk ve kahramanlık alanları ise kendimizi parlatmamız değil dünyanın acısına bir miktar dokunabilmek için önemli. Kendisini parlatmak için meydana çıkanlar bir biçimde belli ediyor rengini. Kalbini koymuş olan kendi pırıltısı peşinde olandan ayırt edilebiliyor bir süre sonra.

Beğenmeme hakkımız var bazı insanları ama herkes de bizim gibi düşünüp davranmak zorunda değil. Kendi doğrularımızı söyleyebiliriz elbette. Pek çok insan ise doğruları yanlış biçimde söyledikleri için dışlanıyor unutmamalı bunu. Neyi söylediğimiz kadar nasıl söylediğimiz de önemli. Hep birlikte bağırıldığı için kimse kimseyi işitmiyor bazen. Bir köşede araya girip düzeltme yapmaya çalışan cılız sesli biri oluyor ama fırsat verilmiyor ona da.

Çok zor zamanlardayız ve daha da zor zamanların habercisi bunlar. Cılız seslerimiz birleşirse güçlü olabiliriz belki. Kalpleri kırmadan kolaylıkla çözülebilecek şeyler bir meydan savaşında karşılıklı kayıplara yol açıyor ve bir intikam sarmalı oluşuyor sonrasında. İyiliğin, güzelliğin tarafındaysak iyi ve güzel olabilmeli ifade biçimimiz de. Bizim yanımızda durmaktan tereddüt edenler bizi doğru anlamadıkları için uzaktadırlar belki de. Bazen bir doğruluk fısıltısı bağıran bir sesten daha etkilidir. Unutmamalı bunu.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Esas galip – Neşe Yaşın

Her günün bir iç müziği var. Bazen sabitleyemezsin bu...

İsyancıların yenilgiler tarihi – Neşe Yaşın

Bizim adımıza karar veren eril figürler; sert bakışlarla bizi...

Kıbrıs’ın bütün umutsuzları birleşiniz! – Neşe Yaşın

Biz ve onlar ikilemi sonsuza kadar sürecek bir çözümsüzlük...

Zor zamanlar baladı – Neşe Yaşın

Birgün köye bir yabancı gelir ve o günden sonra...

Sahnede ışıyan iyilik: Ada oyunu – Neşe Yaşın

Bir dönemde marjinal olan dudak uçuklatan sözler ve davranışlar...
4,643BeğenenlerBeğen
1,583TakipçilerTakip Et
3,940TakipçilerTakip Et
880AboneAbone Ol

Son eklenenler

Mihalis Stavru yazdı: Bu adada sadece biz yaşamıyoruz

“Politis” gazetesinin birkaç gün önceki manşeti, bazılarının yaşadığı yanılsamayı...

Özge Güneş yazdı: Kolombiya’dan kıtaya neofaşist kuşatma

Kolombiya tarihinin en kritik siyasi süreçlerinden birini geride bıraktı. Ülkenin...

Şener Elcil yazdı: Muhalif Olmak

Bir ülkede hükümetlerin görev yapma süresi, muhalefet edenlerin başarısı ile ters...

Özkan Yıkıcı yazdı: Sızdırtmalardan Öngörülere Kıbrıs

Adamızda yine diplomatlar gezileri başladı. Amaç malum: Kıbrıs sorunu....

Hayri Kozanoğlu yazdı: Trump devrinde merkez bankacılığı

Küreselleşmiş kapitalizm kurgusu içerisinde, özellikle de sermaye akışlarının serbestliği...

Zafer Taşkın yazdı: Alman jeopolitiğinden NATO’ya: Türkeş, Türk Sağı ve antikomünizm

19.yüzyılın sonlarında Almanya, İngiltere ve Fransa gibi geniş sömürge imparatorluklarına...

Hasan Kahvecioğlu yazdı: “Online” doktor randevusu için bu rezil “site”yi, devlete kim kakaladı?

Dünya; 1980’lerden beridir, “çevrimiçi devlet hizmeti”nin keyfini sürmektedir. Neredeyse yarım...

Michael Löwy yazdı: 23 Aralık 2084

Merhaba. Kış başlıyor ve burada, Grönland’da, 40 dereceyi aşmayan...

Canlı yayın