yazılarKıbrıs iktibasMihalis Stavru yazdı: Bu adada sadece biz yaşamıyoruz

Mihalis Stavru yazdı: Bu adada sadece biz yaşamıyoruz

Orjinal yazının kaynağıpolitis.com.cy
alıntı yapılan kaynaktr.news.rik.cy

“Politis” gazetesinin birkaç gün önceki manşeti, bazılarının yaşadığı yanılsamayı bir kez daha gün yüzüne çıkardı. Hâlâ Yunanistan’la birleşmeye gidileceğini ya da Kıbrıs sorununu çözmek için savaşa gidileceğini hayal edenler var. Emin olun ki bunların en azından yarısı askerlik bile yapmamıştır. Bunlar Kıbrıs Cumhuriyeti’ni Kıbrıslı Türklerin katılımı olmadan sonsuza kadar kendi çiftlikleriymiş gibi yönetebileceklerini sanıyorlar, ve anlamıyorlar ki geçen zaman Kıbrıs’ın aleyhine işliyor. Kıbrıslı Türkleri Kıbrıs devletinin kuruluşunda hiçbir rolü olmayan bir dipnotmuş gibi görüyorlar. Çözüm, vatan ve adalet hakkında konuşan ama basit bir gerçeği kabul etmekte zorlanan insanlar bunlar: bu adada yalnız yaşamıyoruz.

“Politis”in analiz ettiği araştırma, Kıbrıs sorununa kapsamlı bir çözümün büyük başlıklarını, yani liderlerin zaman zaman haritalar, garantiler veya anayasal düzenlemeler üzerinde konuşarak ele aldıkları meseleleri konu almıyordu. Tersine çok daha basit ve belki de çok daha önemli bir şeyi kayda geçiriyordu: yurttaşların iki toplumu birbirine yakınlaştırabilecek şeyin ne olduğuna inandıklarını.

Kıbrıslı Rum ve Kıbrıslı Türklerden oluşan çalışma grupları, ayrı ayrı yaptıkları tespitlerin ardından, gerginlikleri azaltabilecek, günlük yaşamı iyileştirebilecek ve müzakerelerin gidişatından bağımsız olarak iki toplum arasındaki güveni güçlendirebilecek pratik önlemlerden oluşan ortak bir listeye ulaştı. En basiti olan Beşparmaklar’daki bayrağın kaldırılması gibi sembolik adımlardan tutun da 1974’e kadar olan dönem de dahil olmak üzere Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kuruluşundan itibaren yaşanan olayların okullarda nasıl ele alınması gerektiği gibi daha derin ve zor tartışmalara kadar.

Çünkü esasen Kıbrıs sorununun çözümünün özü budur. Onlarca yıldır meseleyi, sanki imzaları bekleyen teknik bir el kitabıymış gibi tartışıyoruz. Sanki iki lider arasında yapılacak bir anlaşma, yarım yüzyıldır biriken güvensizliği, korkuları ve stereotipleri bir anda ortadan kaldırmaya yetecekmiş gibi.

Kıbrıs sorununun çözümü sadece müzakere masalarından gelmeyecek; çözüm, iki toplum birbirine yeniden tehdit olarak değil, yurttaş olarak bakmaya başladığında gelecek. O zamana kadar, Kıbrıslı Rumlar ile Kıbrıslı Türklerin birbirine yakınlaşması fikrine bile öfkelenen herkes, istediğimizi söylediğimiz çözümden ne kadar uzakta olduğumuzu bir kez daha kanıtlamış olacak.

Farz edin ki yarın sabah “kusursuz bir anlaşma” imzalandı; birbirine güvenmeyen, birbirini tanımayan, ayrı dünyalarda büyümüş, ayrı okullara gitmiş, ayrı yaşanmışlıkları olan insanlar onu hayata geçirebilir mi? Birbirini hâlâ “öteki” olarak gören insanlar! Birbirini bir barikatın öteki tarafında bulunan soyut bir kavram gibi gören insanlar!

Kıbrıs sorununun çözümü sadece müzakere masasında yazılamaz. Çözüm, iki toplum birbirine yeniden “tehdit” olarak değil de “aynı yurdun insanı” olarak bakmaya başladığında mümkündür.

O zamana kadar, Kıbrıslı Rumlar ile Kıbrıslı Türklerin birbirine yakınlaşması fikrine dahi tahammül edemeyenler var olmaya ve istediğimizi söylediğimiz çözümden ne kadar uzak olduğumuzu tekrar tekrar kanıtlamaya devam edecekler.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Dionysis Dionysiou yazdı: Nolan’ın Odyssey’si: Denizden Gelen Düşman Biziz

Düşman ufkun ötesinde beklemiyor. Nolan'ın Odyssey'sinde, o, muzafferlerle birlikte...

Dionysis Dionysiou yazdı: Guterres Neden Geldi?

Kıbrıs, resmî olarak sürekli bir çatışmanın tarafı olmayı seçtiği...

Alper Ali Rıza yazdı: Guterres, 2017’deki Kıbrıs Barış Konferansı’nı Eline Yüzüne mi Bulaştırdı?

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Guterres geldi ve gitti....

Mustafa Çıraklı yazdı: Guterres’in Ardından: Çözüm diplomasisi de değişmeli mi?

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres'in Kıbrıs ziyareti, büyük ölçüde...

Kerim M. Munir yazdı: Adapte Edilebilir Federalizm: Kıbrıs İçin Yeni Bir Anayasal Tasarım

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kıbrıs ziyaretine hazırlanırken, belki de...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,913TakipçilerTakip Et
916AboneAbone Ol

Son eklenenler

Dionysis Dionysiou yazdı: Nolan’ın Odyssey’si: Denizden Gelen Düşman Biziz

Düşman ufkun ötesinde beklemiyor. Nolan'ın Odyssey'sinde, o, muzafferlerle birlikte...

Faik Bulut yazdı: Hizbullah ve İsrail kavgasının 20 yıllık bilançosu

Hizbullah ile İsrail arasındaki çatışmalar ve mücadelenin tarihi 1980'lerin...

Özkan Yıkıcı yazdı: Kavram fetişizminden yalan kullanım normalleşmesine

Neoliberalleşme ile birlikte, kendi kurallarını, bakış açısını da yerleştirip...

Özgür Gürbüz yazdı: Türkiye Küresel Serinletme Taahhüdü’nde neden yok?

İnsan kaynaklı iklim değişikliği kentleri yaşanmaz hale getiriyor. Avrupa’da...

Nafiz Özbek yazdı: Alman militarizmi ve sermaye: Almanya’nın yeniden askerileşmesinin politik ekonomisi

İkinci Dünya Savaşı’nın yıkıntılarından doğan modern Almanya, kısmen Hitler faşizmini...

İlhan Uzgel yazdı: Küresel Siyaset Dönüşürken-II: NATO 3.0 nereden çıktı?

Avrupa coğrafyasında ve Türkiye’de savunma, güvenlik konuları olunca dikkatler NATO’ya...

Hayri Kozanoğlu yazdı: Yapay zekâ krizi senaryosu

Yapay zeka (YZ) alanındaki gelişmeler küresel ekonominin başlıca konusu olmaya...

Volkan Yaraşır yazdı: ‘Efendiliğin reddi’: Üçgen örgütlenme ve direniş ağları

Efendiliğin reddi kolektif bir karşı duruş, yıkıcı bir ayağa...

Canlı yayın