Kıbrıs iktibasNeşe YaşınSahnede ışıyan iyilik: Ada oyunu - Neşe Yaşın

Sahnede ışıyan iyilik: Ada oyunu – Neşe Yaşın

Orjinal yazının kaynağıyeniduzen.com
Kategori:

Bir dönemde marjinal olan dudak uçuklatan sözler ve davranışlar zaman içinde merkeze kaymış, normalleşmiş, kabul görmüş oluyor. Hafta içinde. Limasol’dan Ethal Tiyatrosu’nun Lefkoşa Belediye Tiyatrosu sahnesinde gösterime koyduğu Ada oyununu izlemek bu düşüncelere taşıdı beni. 90’lı yılların sonuydu. Kıbrıs’ta barışseverler için olanaklı buluşma noktası her iki taraftan erişimin mümkün olduğu Pile köyüydü. Hemen hemen her hafta sonu oradaydım ben de. İki dilde yayımladığımız Hade dergisinin toplantıları da orada gerçekleşiyordu. Bir buluşmada Kıbrıs’ta çatışmalarda ölen Türk, Rum herkesi kapsayan toplu bir anma etkinliği yapmayı kararlaştırmıştık. Haber nasıl da hızla uçup gittiyse Rauf Denktaş’tan jet bir tepki geldi.

” EOKA’cıları anacaklarmış. Bunu yapmak mide ister.”. Polemikçi biri değilimdir ama cevabı yapıştırmıştım hemen: “Bunu yapmak kalp ister. O da sizde yok”.

Bugün böylesi bir anma yapmak son derece normal görünüyor. Yakınlarını yitirenlerin, kayıp kişilerin aileleri bir araya gelip acılarını paylaşabiliyor. Her iki taraftan büyük travmalar yaşamış, çok acılı insanlar birbirlerine empati ile yaklaşabiliyor. Dünyanın en önemli tiyatro yazarlarından Athol Fugard’ın  Ada oyunu Nelson Mandela’nın da 27 yıl hapis tutulduğu Robben adasından alıyor adını. İki Güney Afrikalı tutsak paylaştıkları hücrede birbirlerinin işkence sonucu oluşan yaralarını iyileştirmeye çalışır ve bir gün Antigone oyununu oynamak için provaya başlarlar. Oyunun karakterlerinden John Creon’u , Winston ise Antigone’yi oynar. Winston bir kadın rolünü oynamayı kabullenemez ve alaya alınacağını düşünür. Provalar sırasında ise John, başvurusunun kabul gördüğünü 10 yıllık cezasının 3 yıla düştüğünü ve 3 ay içinde tahliye olacağını öğrenir. Winston arkadaşı özgür kalacağı için sevinir ve birlikte onun özgürlüğü hakında hayaller kurarlar.

 Fugard’ın oyunun diyaloglarını ilk oynayan aktörler John Kani ve Winston Ntsohana ile yeniden ele alıp yetkinleştirdiği biliniyor. Ada oyunu genel çerçevesi içinde uyarlamalara oldukça uygun bir yapıya sahip.

Oyun metnini oluşturan Mihalis Kolokotronis bu formatı Kıbrıs’a başarıyla uyarlamış. İngiliz Sömürge İdaresi tarafından aynı koğuşa atılan İbrahim Ahmet ( İzel Seylani) ve Andreas Kyriakidis  ( Giorgos Evagorou) oyunun karakterleri. Andreas anti sömürgeci direniş döneminde bir EOKA savaşçıcı İbrahim ise Taksim mitingi sırasında tutuklanan bir idealist öğretmen. İşkence gören iki karşıt uçtaki Kıbrıslı Türk ve Rum’un birbirlerinin işkence yaralarını iyileştirmeye, hücredeki zor koşullara dayanmaya çalışması ve Antigone oynaması. Müthiş bir geri plan. İki çok başaralı aktör ve mükemmele yakın bir ritimle sunulan bir gerilim. Kıbrıs Türkçesi ve Rumcası bir metne hiç bu kadar yakışmamıştı. Fugard’a bir yazar olarak neden özellikle oyun yazmaya yöneldiği sorulduğunda konuşma diline, konuşma dilinin olanaklarına hayran olduğunu söylemişti. Burada Kıbrıs’taki iki temel konuşma dilinin buluşmasında mucizevi bir sevgi aktarımı var. Aynı ritmi taşıyan, birbirlerinden alışveriş yapan iki dil bu. Farklı kutuplarda olunsa da hayaller, umutlar, kaygılar, korkular aynı. Farklı yerlerde olsalar da iki idealist insan var sahnede. Bize yanlış da gelse iyinin oralarda olduğuna inanmış ya da inandırılmışlar. Düşman saflardakiler insanda, insanın kırılganlığında buluşuyorlar. Birbirlerinin acısını hisseder ve birbirlerine yardımcı olmaya çalışırlarken düşmanlığın, çatışmanın anlamsızlığı ayan beyan oluyor. İki mağdurun olduğu yerde drama üçgenindeki zalim, kurban, kurtarıcı rollerinin ne kadar değişken olduğu da görülüyor. Politik pozisyonları doğuran ihtiyaç, korku, kaygı ve yaralı belleklerin varlığı ve bunları tatmin edecek yeni pozisyonlar olsa her şeyin daha güzel olabileceği görülüyor.

 Kıbrıs’ın oyunda aktarılan dönemine ait siyah beyaz video görüntüleri iç burkarak akıyor sahnede. Yönetmen İzel’in dokunaklı sesini kullanmadan edemiyor ve ona bir türkü söyletiyor.

Küçük salonu dolduran Türk, Rum izleyicinin nefesini tutarak izlediği bir oyuna tanık olduk geçen hafta. Oyunun sonunda da güzel bir sürpriz vardı. Oyunun yönetmeni  Achilleas Grammatikopoulos “Bu akşam bir insanı, bir yolculuğu onurlandırıyoruz. Yıllarca ayrı yaşamayı öğrenmiş sesleri bir araya getiren bir yolculuk bu. Onun ellerinde tiyatro yalnızca bir sanat olmadı, bir eylem de oldu. Unutuşa karşı bir direnç ve umut eylemi… Yaşar Ersoy sadece bir yaratıcı olmadı, bir köprü oldu. Diller, anılar, insanlar arasında; cesaret ederek yeniden birbirlerinin gözlerine bakmayı göze alan insanlar arasında.” diyerek Yaşar Ersoy’a Ethal Tiyatrosu’nun onur ödülünü taktim etti.

Kıbrıs’ın güzel kalpli insanlarına verilmiş bir başka ödüldü Ada oyunu.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Neşe Yaşın yazdı: Zaman sancısı

Byung-Chul Han’ın Zaman Kokusu kitabında kullandığı bir terim var:...

Neşe Yaşın yazdı: Barışın Vakanüvistine Veda

İstanbul’da acı içinde Sevgül’ün cenazesini izlerken bunu bir kez...

Neşe Yaşın yazdı: Bir gün iyilik kazanacak

Hayretler içinde kalıp müdahale edemediğimiz pek çok baskıcı durumla...

Esas galip – Neşe Yaşın

Her günün bir iç müziği var. Bazen sabitleyemezsin bu...

İsyancıların yenilgiler tarihi – Neşe Yaşın

Bizim adımıza karar veren eril figürler; sert bakışlarla bizi...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,913TakipçilerTakip Et
916AboneAbone Ol

Son eklenenler

Dionysis Dionysiou yazdı: Nolan’ın Odyssey’si: Denizden Gelen Düşman Biziz

Düşman ufkun ötesinde beklemiyor. Nolan'ın Odyssey'sinde, o, muzafferlerle birlikte...

Faik Bulut yazdı: Hizbullah ve İsrail kavgasının 20 yıllık bilançosu

Hizbullah ile İsrail arasındaki çatışmalar ve mücadelenin tarihi 1980'lerin...

Özkan Yıkıcı yazdı: Kavram fetişizminden yalan kullanım normalleşmesine

Neoliberalleşme ile birlikte, kendi kurallarını, bakış açısını da yerleştirip...

Özgür Gürbüz yazdı: Türkiye Küresel Serinletme Taahhüdü’nde neden yok?

İnsan kaynaklı iklim değişikliği kentleri yaşanmaz hale getiriyor. Avrupa’da...

Nafiz Özbek yazdı: Alman militarizmi ve sermaye: Almanya’nın yeniden askerileşmesinin politik ekonomisi

İkinci Dünya Savaşı’nın yıkıntılarından doğan modern Almanya, kısmen Hitler faşizmini...

İlhan Uzgel yazdı: Küresel Siyaset Dönüşürken-II: NATO 3.0 nereden çıktı?

Avrupa coğrafyasında ve Türkiye’de savunma, güvenlik konuları olunca dikkatler NATO’ya...

Hayri Kozanoğlu yazdı: Yapay zekâ krizi senaryosu

Yapay zeka (YZ) alanındaki gelişmeler küresel ekonominin başlıca konusu olmaya...

Volkan Yaraşır yazdı: ‘Efendiliğin reddi’: Üçgen örgütlenme ve direniş ağları

Efendiliğin reddi kolektif bir karşı duruş, yıkıcı bir ayağa...

Canlı yayın