Genellikle hangi konuya ilgi duyarsanız, mutlaka ilgili alan için de yılda bazı günler olduğunu bilirsiniz. Tiyatro da bunlardan biridir. Yirmi yedi Mart, Dünya Tiyatrolar Günü’dür. Sağlık ve olanaksızlıklar nedeniyle epey zamandır tiyatro seyretmiyorum. Ancak yine alışkın olduğum radyolardan hâlâ gerek “Arkası Yarın” gerekse radyo tiyatrolarını dinlemeye devam ediyorum.
Bu yılki Tiyatrolar Günü yine geldi. Yakın dostum bana tiyatroya gidip gitmeyeceğimi sordu. Bunu havada kaptım. Cuma günü de Tiyatrolar Günü’nde Devlet Tiyatrosunun oyununu bu sayede seyrettim. Tesadüfe bakın, hem uzun hem de iyi denecek bir eserle karşılaştım. Ünlü Brecht’in “Kafkas Tebeşir Dairesi”ni izledim. Bertolt Brecht zaten dünyada ünlü bir tiyatro yazarıydı. İsmi dahi oyuna odaklanmamı sağlamaya yetip arttı. Üstelik oyun uzun olmasına rağmen doğrusu Devlet Tiyatrosu sanatçıları sahnede güzel sergilediler. Ne uykum geldi ne de sıkıldım. Oysa genelde insanı uzun zaman dilimine yayan oyunlar biraz sıkar.
Böylelikle Tiyatro Günü’nde sağlık nedeniyle veya ulaşamama sonucu izlemekten uzaklaştığım sanatı yeniden seyirci olarak izleme olanağı buldum. Tartışılmaz gerçek, tiyatro gibi sanatların insanlarla iç içe olma ve diyaloglar sonucu daha izlenir ve öğretici boyutlarıyla önemli olduğudur. Fakat ne yazık ki tam da tiyatroyu seyirci olarak izleme sürecine girmişken, kendine ünlü diyen tetikçi medyacının sanata yapılan yatırımları eleştirme şekliyle sonradan görme veya etiket hastalıklı dar kültürün de ne yazık ki ters yönden başka bir resmini gördüm.
Oysa tiyatro, ilk çağlardan beri var olan bir sanat türüdür. Öyle ki çok öncelerden yapılan tiyatro salonları hâlâ günümüzde oldukça önemli bir yere sahiptir. Hele de ses yansıtma ve izlenme koşulları, günümüzün birçok derme çatma sahnesinden çok daha akustik ve sanatsal kullanım boyutundadır. Tiyatro ile dersler öğreticilik kuralı içinde halka sunulan önemli bir durumdur.
Genelde öğrencilik döneminden beri tiyatroyla mümkün oldukça ilgilendim. Salonda izledim, radyolarda dinledim. Hatta aklımda hâlâ altmışların Kıbrıs Türk ve Rum yayınlı eserleri var. Özellikle kısa skeç tipi oyunları hâlâ devam eden Rumca kanallardan pazarları dinliyorum.
Türkiye’de tiyatro izlemem ise altmış yedide başladı. Özellikle Çukurova Radyosunun dinlenme netliği ile birlikte hem “Arkası Yarın” hem de radyo tiyatrolarını merakla dinledim. İlk sürekli izlediğim “Arkası Yarın” ise “İzlanda Balıkçısı” idi. Tiyatro ise “Mezarından Kalkan Şehit” idi.
Kıbrıs’ta pek sahneli tiyatro izlemezken, Türkiye öğrenim döneminde tiyatrolara gitme şansım oldu. Körler okulunda belirli tiyatrolara bizi götürüyorlardı. Tiyatro günlerinde de izleyici oluyorduk. İlk tiyatro günü metnini ise gittiğimiz salonda Kerim Avşar tarafından okunduğunu da hatırlarım.
Kıbrıs’ta da ulaşım sorununu çözdükçe tiyatrolara yolum düştü. Yapılan uluslararası tiyatro şenliklerini de başta ulaşım engelini aştıkça izledim. Bir anlamda iç içe bir sanatsal durum oldu. Bazı kültür derneklerinin tiyatro oyunlarına da müzik yaptım. “Hacı Yatmaz” bunlardan biridir.
Son yaklaşık bir buçuk yılda pek tiyatroya gidemedim. Gerek sağlığımın beni engellemesi gerekse ulaşım sorunları bunu en çok etkileyen koşullardı. Ama bu yılki Devlet Tiyatrosunun oyununu Tiyatro Günü’nde izleyerek zinciri kırdığıma inanıyorum.
Önemli bir öğrendiğim de tiyatroya giderken en azından birkaç kişi birlikte olmanın önemidir. Hem oyun sonrası anlaşılanları hem de sohbetle değerlendirme yapma şansınız olur. Hele de bazı tiyatrolar vardır ki oldukça vurucudur. Bu eserin içeriği kadar oyuncunun sahneye konuyu aktarması da insanda oldukça etki yapar. Bazen kendini dahi oyunla özdeşleştirir. Dedik ya, tiyatro öğreticidir. Bir hayat okulu rolünü oynama şansı vardır.
Kısaca, izledikten sonra Devlet Tiyatrolarının oynadığı oyunu izlemenizi öneririm. Mutlaka içinde doğrudan aklınızı tetiklemeye veya sizi sahneye çekip sıkılmaktan kurtaracak bir yapısal öz taşımaktadır. Brecht’in yazarı olması dahi izlemeye değerdir. Yeni eserleri izleyip yazma umuduyla konuyu burada bırakıyorum.
Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.



