yazılariktibasSömürgeciliğin en kanlı-iğrenç hali - Hüseyin Aykol

Sömürgeciliğin en kanlı-iğrenç hali – Hüseyin Aykol

Orjinal yazının kaynağıyeniyasamgazetesi9.com
Kategori:

Elimde bu kez incecik bir kitap var. Hepsi hepsi dört forma; yani 64 sayfa kadar. Ama elimde tutmaya korkuyorum. Kitaptan adeta elleri, ayakları kesilmiş binlerce Kongolu dökülüyor çünkü.

Mark Twain’in yazdığı “Kral Leopold’un Kendi Kendine Konuşması” isimli kitabı, Oku Yayınevi yeni yayınladı. Oku Yayınevi’ni belki hatırlarsınız, hani “Savaşa Karşı Savaş” kitabını yayınlanışının 100. yılında dört dilli evrensel formatını koruyarak ilk kez Türkiye’de okurlarla geçen yıl buluşturmuştu.

Uzun yıllar Belçika’nın sömürgesi olan Kongo büyük bir soykırıma sahne oldu. Belçika Kralı II. Leopold 10 milyona yakın insanı tembel oldukları, yeteri kadar kauçuk toplamadıkları için öldürttü. İnsanların elleri, ayakları kesildi ve dünya bu olaya karşı umursamaz bir tavır aldı.

Yaşananlar o kadar sarsıcıydı ki Kongo’da kısa süreliğine olanlara tanık olan Joseph Conrad hiçbir zaman suçluluk hissini üstünden atamadı, bu vahşet üzerine “Karanlığın Yüreği”ni yazdı. Ancak Mark Twain’in kitabıyla bu olaylara doğrudan dikkat çekilebildi ve tarihte ilk kez uluslararası insan hakları kampanyası başlatan bir kitap oldu.

Siyasi hiciv türünde bir kurgu olsa da Mark Twain, dönemin raporları ve tanıklıklarına da yer vererek belgesel niteliği de taşıyan ve Kongo vahşetini ya da belki daha doğrusu insanın para hırsını anlatan en önemli kitaplardan birini kaleme almış oldu.

Emperyalizm karşıtlığını ve sivri dilini sakınmadan saldıran Mark Twain, hepimizin aklında olan bir fikri; bir diktatörün etrafında olan biteni kontrol edemeyince odasında nasıl krizler geçirebileceğini akıldan çıkmayacak bir biçimde canlandırdı.

Bu katliam için Belçika krallığından ya da hükümetlerden herhangi bir özür halen dilenmediği gibi, birkaçı yıkılsa da, ülkenin birçok yerinde II. Leopold’un heykelleri halen durmaktadır.

Mark Twain’i tanımayan var mı?

Ülkemizde hiç olmazsa lise bitirmiş insanlarımızın herhalde “Tom Sawyer’ın Maceraları” adlı çocuk romanından haberi olmuştur. Asıl adı Samuel Langhorne Clemens olan Mark Twain’in ırkçılık karşıtı “Huckleberry Finn’in Maceraları” romanı ise kimi edebiyatçılar tarafından Amerikan edebiyatının ilk büyük eseri olarak değerlendirilir.

İcat edildiğinde daktiloyu kullanan ilk kişilerden biri olan Mark Twain, 1835 yılında doğdu. Ülkesinde pek çok iş yaptı, iflas etti. Borçlarını ödeyebilmek için, oradan izlenimler yazmak üzere çıktığı gezilerde başta Hindistan, Ortadoğu olmak üzere birçok sömürge hakkında ayrıntılı bilgilere sahip oldu.

Mark Twain, 1860 ve 1870’lerde aslında ABD’nin emperyalist amaçlarını paylaşıyordu. Örneğin Hawaii Adaları konusunda ABD çıkarlarını kararlılıkla savunuyordu. 1890’ların ortalarındaki fikrini tarif ederken “Kızıl bir emperyalisttim. Amerikan kartalının Pasifik Okyanusu üzerinde çığlık atmasını istiyordum” diyordu.

Fakat 1899’dan itibaren dünya görüşünü tersine çevirdi ve anti emperyalist oldu. Emperyalizm karşıtlığını on binlerce üyeye ulaşacak “American Anti-Imperialist League”in başkan yardımcılığını yaptı. ABD’nin Filipinler’i ilhakına karşı çıkmak gibi faaliyetleri olan bu hareketin içinde, 1901 yılından 1910 yılındaki ölümüne değin bulundu.

Yaşlılık yıllarında sömürgeciliği, ırk düşmanlığı, kazanç hırsı, dinsel ikiyüzlülüğü sert bir dille eleştiren yazılar yazdı. 1905’te 70. yaşını Beyaz Saray’da Theodore Roosevelt’in onuruna verdiği yemekte kutladı. 1907’de Oxford Üniversitesi kendisine fahri doktora verdi. Geçirdiği kalp rahatsızlığı sonucu 21 Nisan 1910 tarihinde Connecticut’ta öldü.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Serdar Paulo Erdost yazdı: Komünistler Graz’da güven tazeledi: Fırtına ortasında kızıl bir vaha

Avusturya’nın güney eyaleti Steiermark’ın başkenti Graz’da belediye başkanlığı seçimini...

Ela Ava yazdı: ABD ile mutabakat İran içindeki ayrımları alevlendiriyor

İran ile ABD arasındaki gerilim bir adım ileri, iki...

Vivian Avraamidou Ploumbis yazdı: Siyasetin Başaramadığını Başardı

Dün gece Facebook'ta dolaşırken, birkaç saatliğine de olsa Kıbrıs'ın...

Ali Deniz Kılıç yazdı: Sırrı Süreyya’nın ayrımı: Barış başka, çözüm başka mı?

Hansel ile Gretel, ormanın derinliklerine terk edileceklerini anlayınca eve...

Fernando Buen Abad yazdı: Hayal kırıklığı sarmalı: Dünya kupasının anestezi etkisi

Her futbol dünya kupası, gezegen çapında dev bir toplumsal...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,929TakipçilerTakip Et
886AboneAbone Ol

Son eklenenler

Dionysis Dionysiou yazdı: Sıfıra Dönüş Olmadan, Aşamalarla Çözüm – Kıbrıslılar Hangi Çözümü Kabul Edebilir

Eğer Kıbrıslı Rumlar, çözümün uygulandığını, toprakların geri verildiğini, garantilerin...

Ecehan Balta yazdı: 35×35: Fosile Elektrikli Makyaj

COP31’e giderken Türkiye’nin iklim diplomasisinde öne çıkardığı yeni hedefin...

Serdar Paulo Erdost yazdı: Komünistler Graz’da güven tazeledi: Fırtına ortasında kızıl bir vaha

Avusturya’nın güney eyaleti Steiermark’ın başkenti Graz’da belediye başkanlığı seçimini...

Hediye Levent yazdı: Irak’ta yüzyılın operasyonları ve temkinliler!

Irak yolsuzluk operasyonu ile çalkalanıyor. Irak basınında yerin 4...

Ceren Ergenç yazdı: Çin platformlarına gümrük duvarı: Aynı verginin iki ucunda Türkiye

Avrupa Birliği 1 Temmuz’da, değeri 150 avronun altındaki paketlere...

Kavel Alpaslan yazdı: NATO neden bir mafya örgütüdür?

Mafya denince gözümüzde canlanan resim sadece ‘yeraltına’ aitmiş gibi...

Metin Yeğin yazdı: ‘Terra Viva’ kooperatifi

Bayağı fabrikaydı işte. Kocaman binası, sütlerin, peynirlerin, peş peşe...

Özkan Yıkıcı yazdı: Köylüm Bektaş Göze’nin ardından

İkimiz de Dilirga bölgesinde doğduk. Köylerimiz ayrı olsa da...

Canlı yayın