yaklaşımlarÖzkan YıkıcıSıkıntı nerede dersiniz? - Özkan Yıkıcı

Sıkıntı nerede dersiniz? – Özkan Yıkıcı

Son dönem, yaşlılığın yıpranmalarıyla tamamlanıyordu. Konu, istemesem de sağlıkla artık cebelleşmemi de tetikliyordu. Geçen yıl bu günlerde uzun süren hastane serüveninden sonra kalp operasyonuyla resmen baypas oldum. Aradan bir yıl geçmeden bu defa acil tıkanmayla karşılaştım. Birkaç günlük yeni hastane macerası yeniden yaşadım. Aslında karşılaştığım durum bana hiç yabancı gelmiyordu. Senelerdir uyarılarını benim de yaptığım sonuçları bizat kendim yaşıyordum. Ama can havliyle darmadağınıklıktaki savrulma epey yıpratıcı olması da kaçınılmazdı.

Geçen yıldan beri özellikle beni ziyaret eden gençlere kendi itirafımı da yapıyordum. Uğraşmamıza rağmen gidişatın çöküşünü engelleyemedik. Biz haklı olsak da yenildik. İşin acı yönü, bu olumsuzluklarla rantlaşan kesimlerin sıkılmadan şikâyet edip topu ötekine atmasıydı.

Geçen hafta yine tıkanma ve nefes alamama sonucu yolum hastanelere düştü. Bazı tanıdıklara da uyarak özel ve kamu hastanelerine gittim. Klasik özel tutumla sorumluluk almama adına sizi devlet hastanesine sevk ettiler. Neyse, bunlar sorun değil. Ama saatlerce bekledim. Bazı tartışmaları istemesem de duydum. Bazısı beni taburcu etmek istiyordu. Bazısı ise bu hâlde buna imza atmayacaklarını söylediler. Epey zaman sedyede bekledim. Sonradan öğrendiğime göre bazı doktorlara da müdahale için telefon açtılar. Telefonlar kapalıydı. Genç bir doktor gelip taburcu olmayacağımı belirtip hastaneye yatırdı. Yoksa yine sonucun nereye gideceği net değildi.

Bu defa kaldığım servis iyi idi. Dikkatimi çeken durum, yatanların önemli kısmının İngiltere’den gelmiş olmalarıdır. Neyse, devamına gerek yok. Sonuçta taburcu oldum.

Bir yıl öncesi yazdığımı ve senelerdir diziler hâlinde program yaptığım sağlıkla direkt karşı karşıya kaldım. Bildik ama yaşarkenki hâl bambaşka şekle dönüyordu.

Makamcı durmadan başarı masalları anlatıyor. Çalışanlar şikâyetnameler diziyor. Hastane yolculukları ise bir başka öykü. Özel hastane ve klinikler de epey kalabalıklaşıyor. Bir anlamda sağlık sistemi diyecek kurallar burada yok. Öncelikle sağlık için planlama gerekir. Planlama için nüfus sayısının bilinmesi gerekir. K. Kıbrıs’ta tüm sorunlar bu eksikle başlar. Nüfus bilinmiyor. Biraz deşince de konu sağlık olunca sayısal nüfus kadar hastalıklar haritasının da bilinerek eğitimin buna odaklanması şart.

Hâlbuki K. Kıbrıs’ta nüfusun çoğu dış ülkelerden gelmedir. Üstelik tek ülke veya bölge kökenli de değildirler. Değişik yönlerden gelmeleri direkt birçok başka hastalığı da taşımalarını oluşturuyor.

Hâlbuki bizde işler tıkırında. Doksan yaşındaki tartışma ile bizat sağlık makamcısı doktorlara yasal olmalarına rağmen klinik açma ve sonradan özel hastaneye de gitmeleri pratikte gerçekleştirildi. Bir hizmeti hem kamu hem klinik hem de özel hastanede verme kuralı ilkeleştirildi.

Yetersizlikler veya kaçışlar ise yeni rant alanını da aştı. Üstelik çalıştırmaya hazır yurttaş olmayan insan sayısı da kabarıktı. Dünyanın başka hastanelerinde olmayan uygulamalar, üstelik para karşılığı bizde kurallaştı.

Bir gerçeği hiç örtemedi: Ülkemizin nüfusu bilinmiyor. Bilinmiyor da kalabalık olduğu da kesin. Ama görev alanı kurumsal olarak yetersizdir. Buna rantlaşma ve ilgisizlik de eklenince koşuşan veya darmadağın gelişmelerle hastane figürü oluşturuldu. Fakat tartışmalarda bu yapısal öz gündemleşmez. Mesleki istekler veya lonca tipi savunma refleksleriyle de bambaşka talepli koşullar yerleşti. Fazla hasta veya yetersizlik kelimeleri çoğu olanı örtmeye hâlâ yetiyor.

Zaten tüm bu karmaşa sonrası örneğin bazen doktorların haklı taleplerine karşın destek bulamıyorlar. Hep ötekinin yasa dışılıkları, rantlaşmaları kullanılmaktadır. Öyle ki son çıkarılacak yasayla uzmanlığın dahi parayla ünvana çevrilmesi bile tam anlaşılamadı. Bunların toplamı ise sağlığın günümüz ülke sömürgesel sisteminin bir parçası olarak çürüdüğünü gösteriyor. Çöken ve hâlâ onun üstünden kazanç peşinde olma ikileminde insani değerler adeta kıskaca alındı. Çürüyen sistemin çöken yapısının insana bakış resmidir yaşadığımız sağlık gerçeği.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Özkan Yıkıcı yazdı: Halk TV üzerindeki kayyım ataması

Her zamanki gibi Çarşamba sabahı da gözlerimi açtım. Klasik...

Özkan Yıkıcı yazdı: Hamam Böcekleri sokaklarda dolaşıyor!

Dünya neoliberal krizle tükenmişliklerde debelenip duruyor. Yerine geçecek yapı...

Özkan Yıkıcı yazdı: Gariplik vardır!

Son günlerde Suudi merkezli çelişkili algı yaratacak haberler dünyada...

Özkan Yıkıcı yazdı: Bir harmanlama yazısı

Zaman zaman tekrarladığım basit gerçeklerden biri ile başlayalım. Genelde...

Özkan Yıkıcı yazdı: Gar katliamından günümüze gelen izler

10 Ekim Türkiye için önemli yakın tarih günüdür. Yorumlara...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,897TakipçilerTakip Et
970AboneAbone Ol

Son eklenenler

Ecehan Balta yazdı: Halkların İklim Zirvesi

COP31’e bir ay kaldı. Antalya, hükümetlerin, diplomatların, uluslararası kuruluşların...

Özkan Yıkıcı yazdı: Halk TV üzerindeki kayyım ataması

Her zamanki gibi Çarşamba sabahı da gözlerimi açtım. Klasik...

Ceren Ergenç yazdı: Çin ve AB barıştı mı?

Coen kardeşlerin Okuduktan Sonra Yak filminin ünlü kapanış repliği “Sorunu...

Fikret Başkaya yazdı: Teknik bilim kapitalizmi neden kurtaramaz?

Gezegenlerin birinden bir seyyahın yolu Dünya’ya çıksaydı, her halde...

Özkan Yıkıcı yazdı: Hamam Böcekleri sokaklarda dolaşıyor!

Dünya neoliberal krizle tükenmişliklerde debelenip duruyor. Yerine geçecek yapı...

Volkan Yaraşır yazdı: Dekadans, faşizm ve kapitalist rasyon

Marx kapitalizmi “yaşayan metafizik” olarak tanımlar. Faşizm bu metafiziğin...

Özkan Yıkıcı yazdı: Gariplik vardır!

Son günlerde Suudi merkezli çelişkili algı yaratacak haberler dünyada...

Canlı yayın