yaklaşımlarÖzkan YıkıcıSıkılan kurşunlar hedeflerine ulaşırken - Özkan Yıkıcı

Sıkılan kurşunlar hedeflerine ulaşırken – Özkan Yıkıcı

Cuma günü, tam da hafta sonu tatiline girer, İslamcıların mübarek gününü yaşatırken, yağ ve yalaka adına K. Kıbrısta malum camilere gidip de makam bekleyenlerin gösterisi yapılırken, işler bir başka işliyordu. Cuma gecesi K. Kıbrısta yağma vesayeti kavgasının işareti geliyordu: DP vakıfları ve merkez kooperatifin “yönetimini” ele geçirdi. Fikri efendinin eli taşın altında daha da taşıyacak malı çıkıyordu. Ayni gün Türkiyede ise birbirine aykırı veya uymayan gelişmeler oluyordu. Sansür yasası meclisten geçti. Kimilerinin “gözü” aydındı! Öte yandan geceleğin Bartının Amasra ilçesinden maden kazası haberi geliyordu. Baştaki makam konuşmalarına bakarsan başka gerçeklik haykırılınıyordu. Verilen rakamlar dahi sonradan yanlış çıkan birbirini kovalayan sözler uçuştu. Ölüm konusu pek söylenmiyordu. Fakat, resmi açıklamaların ardından acı gerçekler gelmeğe başladı. Sonuçta 41 kişi yerin altında, karanlık bir diyarde katledilmiş halde ölüm bilgisi açıklanıyordu…

Bu gelişmeler bir anda ağıtların, çığlıkların yükselmesine neden oldu. Fakat, bizim gibi diyalektik bilen kişiler için, bilimselliğimizin nedenli doğru olduğu da anlaşılıyordu. Gerçi K. Kıbrıs kamuoyu doğrudürüs Türkiyedeki geçen sansür yasasını konuşmadı. Öyle ki yarın ayni yasadan konulacak ilkelerin kendilerince bizim demokrasimiz diyecek derecede aldatmacayla koltuk hayaline de takılanlar olacaktı.

Bakıldığı zaman Cüma günü Türkiyede yaşanan iki gelişme sanki alakasızcasına ayrı durumda algılanıyordu. Fakat, hayatın bir gerçeği vardır; siz gerçeği görmezden veya anlamakta zorlanıyorsanız, yine de gerçekler örtülemez. Bir an gelir ve açığa çıkar. Geçirilen yeni yasa daha jet hızıyla kendini hisetirdi. Hem de en acılı dönemde, doüruya en çok ihtiyaç duyulan koşulda. Amasra katliyamının 3 yıl öncesi sayıştay tarafından uyarılıp, güvensizlik yetersizliği belgesi açığa çıkarıldı. Bu iktidar için “kin ve ayırıcı özelik” olarak görüldü. Halbuki Amasradaki ve birçok benzer madenclik cinayetinde ayni güvensizlik gerçekleri ölümlere neden olduydu. Amasra da bunun bir tekrarı gibiydi. Üstelik net devletin denetlememesi ve işverenin bile bile insanları yerin altında ölüme göndermesine karşın, yargıda hep kurtuldular. Tam aksi gerçekleri söyleyen ve haklarını isteyen kesimler karşılarında hep devletin gücüyle dayağı, jopu buldular. Avukatları hapse atıldı. Tıpkı Soma faciyasında olduğu gibi.

Yeni yasa Cüma günü artık yasalaşıyordu. Ama, kimse bunun en acı günde jet hızıyla geleceğini herhalde tahmin etmiyordu. Jet demişken bizim ünalın koltuktan koltuğa üst makama çıkması değildir. Bu jet hızı yasanın ne olduğunun, uygulamayla anlaşılmasıdır. Maden katliyamında güven önlemlerinin oldukça eksik olduğu bilgileri ortaya çıktı. Doğal olarak bunları yazanlar da olacaktı. Üstelik sanal medyada da mesajlaştıracaklardı. Bunda anormal bir şey yok diyenler olacaktır. Hele de Türkiyedeki gelişmeleri öteleyip çıkar bekleyen K. Kıbrıstaki medya ile politik çevreleri hiç alakadar etmeyecekti.

Nemi oldu: mesaj çeken 13 kişiye jet hızıyla soruşturma açıldı. Bu yeni yasanın hızla merhaba demesinin de ihtarı gibiydi. Hani olurmu olmaz mı ikilemlerine hemen son verildi. Yasa bu. Benzeri de bizde var. Sanırım ençok uğraşacağımız konu yasanın bazı sözleriyle bize demokrasicilik satacak yakın çevrelerimizle uğraşmak olacağı kesin. Hele de krevat takıp sıra bekleyenlerin durumu epey sinirlere dokunma durumu da olacaktır. Yapılan yasa kadar sömürge ülkelerde ve otoriter rejimlerde yasanın kendisi değil daha önemli yetkinin kullanımındadır. Örneğin klasikleşerek ve yaygınlaştırılan tavırla sunulan ve suç konulan “kin, öfkelendirme, terör, düşmanlık ve birliği bozma” cümlelerinin anlamı tam da siyasal hedefe oturtulacak içeriklere büründürülecektir. Bunu daha Türkiyede geçen sansür yasasıyla yeniden anlamamız gerekir. Amasradaki maden cinayetinde resmen resmi sayıştaylık raporlarına rağmen olan yetersiz güvenlik olgusu varken, bunu soruşturma konusu etmekle ne tip yasa olduğunun da anlamayana anlatan juygulamadır. Bunu daha çok yaşayacağız. Aslında soyut kavramlar ve hapse girme unsuruyla yeni yasanın sosyal medya olduğu, halka gerçek bilgi haberi vermeme amacıyla yapıldığı hep söylendi. Buradakiler buna hiç yanaşmadı. Hat da hatırlayanlar, çıkarılan bizim bir yasamızda ilkesel olarak demokrasi denilirken, hemen sonra soruşturma açılma durumu da gerçekleşti. Ama, sırf yasayı hukukçu krevatlı hazırladığı için de belirli kesim susarak tavır takındıydı.

Bazen tesadüfler oldukça yakıcıdır. Cuma günü hem Türkiyede geçen sansür yasası, hem de geceleğin olan maden cinayeti bize başka bir acı durumu da yaşatmak zorunda brakıldık. Geçen yasanın nemelem olduğunu yine aıcının nedenleri konuşulmak isterken karşılandı. Daha ne olsun. Tabi K. Kıbrısta tüm bunlar olurken Toplama parti koltuk pazarlığında Vakıfları ve Koperatif merkezini UBP elinden aldı. Bölelikle eğer seçim olursa istihtamla kendi yandaşını işe koyup taraftar sağlayacak, hem de eldeki bazı kamusal isimli yapıları da teslimiyetle daha bir sona doğru evrimleştirecek. Zaten son Vakıflar yönetim kurulu başkan hikayesi herşeyi anlatmıyormu? Onun için Türkiyede yasa geçmiş, Amasra katliyamında hatalar ve hat da göstere göstere yapılanlarla sisgemin aynasına mı takıldı; buradakilerin hiç umurunda değil. Sadece koltuk sevdası ile rant gözlerindeki işdahla ceplerine bakıp teslimiyetin türküsünü öğrenmeye çalışıyorlar. Ama, önceki yazımdaki uyarı yeniden aklıma geldi: Lefkeliler herhalde ünüversite rantıyla uğraşavaklarınaü gelecek madenciliğin olasılığı ile nelerin olacağı konusunda biraz Karadenize doğru göslrini diksinler. Benden yazması.

Kısaca, bu hafta sonu epey acılar ve derslerle yaşandı. Dileğen kolayca anlar. Anlar ki sistemin neyi hedeflediği ve bizi bekleyenleri doğru okurlar. Yarın Fevzioğlyla gelecek yasaları veya Lefke madenciliği biraz sorgular. Ama, bizde hep ganimet ve peşkeşlerle hırslı bir koltuk sevdası var. Şimdi Vakıflar ve kooperatif alanında Fikri Beyin taşın altındaki eli epey ganimet bulacak.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Özkan Yıkıcı yazdı: Kavram fetişizminden yalan kullanım normalleşmesine

Neoliberalleşme ile birlikte, kendi kurallarını, bakış açısını da yerleştirip...

Özkan Yıkıcı yazdı: İspanya-Fas hattında neler oldu

Bir haftadır İspanya'nın Afrika topraklarındaki küçük bir yerleşimindeki gelişmeler,...

Özkan Yıkıcı yazdı: Trafik katliamından genel sistem gerçeğine

Normal yaşamla en anormal kötü koşullar kolayca dönüşür. Sanki...

Özkan Yıkıcı yazdı: Unutulmaması gereken ülkelerden biridir: Irak

Yakın tarihle Ortadoğu tamamlanınca, emperyalist çağın planlarıyla alakalı uygulama...

Özkan Yıkıcı yazdı: Bozulan iklim koşullarında siyaset de ısınırken

Temmuz ayına ve yaşadığımız haftaya artık elvedayı çekiyoruz. O...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,914TakipçilerTakip Et
916AboneAbone Ol

Son eklenenler

Dionysis Dionysiou yazdı: Nolan’ın Odyssey’si: Denizden Gelen Düşman Biziz

Düşman ufkun ötesinde beklemiyor. Nolan'ın Odyssey'sinde, o, muzafferlerle birlikte...

Faik Bulut yazdı: Hizbullah ve İsrail kavgasının 20 yıllık bilançosu

Hizbullah ile İsrail arasındaki çatışmalar ve mücadelenin tarihi 1980'lerin...

Özkan Yıkıcı yazdı: Kavram fetişizminden yalan kullanım normalleşmesine

Neoliberalleşme ile birlikte, kendi kurallarını, bakış açısını da yerleştirip...

Özgür Gürbüz yazdı: Türkiye Küresel Serinletme Taahhüdü’nde neden yok?

İnsan kaynaklı iklim değişikliği kentleri yaşanmaz hale getiriyor. Avrupa’da...

Nafiz Özbek yazdı: Alman militarizmi ve sermaye: Almanya’nın yeniden askerileşmesinin politik ekonomisi

İkinci Dünya Savaşı’nın yıkıntılarından doğan modern Almanya, kısmen Hitler faşizmini...

İlhan Uzgel yazdı: Küresel Siyaset Dönüşürken-II: NATO 3.0 nereden çıktı?

Avrupa coğrafyasında ve Türkiye’de savunma, güvenlik konuları olunca dikkatler NATO’ya...

Hayri Kozanoğlu yazdı: Yapay zekâ krizi senaryosu

Yapay zeka (YZ) alanındaki gelişmeler küresel ekonominin başlıca konusu olmaya...

Volkan Yaraşır yazdı: ‘Efendiliğin reddi’: Üçgen örgütlenme ve direniş ağları

Efendiliğin reddi kolektif bir karşı duruş, yıkıcı bir ayağa...

Canlı yayın