Rusya-Ukrayna savaşı dört yılını tamamladı. Beşinci yılına girdi. Hâlâ savaş sürüyor. Üstüne üstelik Batılı dünya Rusya’ya karşı da ambargo kararı almaya devam ediyor. Buna karşın bazı çevreler de savaşın bitmesini isteyen sesler çıkarıyor. Fakat savaş salt Ukrayna içinde değil; özellikle Karadeniz’de, resmen uluslararası sularda dahi Ukrayna saldırılar yapıp sınırı genişletmeye çalışıyor. Bu arada anlaşma için de girişimler var. Özellikle başta Batılı dünya tek sesle Rusya’ya karşı tutum alırken, ilerleyen süreçte çatlaklar çıktı. Trump dönemiyle de ikili bazı sesler duyulur oldu. Yine de değişmeyen gerçek, Ukrayna’daki savaşın dördüncü yılını tamamladığıdır. Ölü sayıları dahi bilinmiyor. Beşinci yıla girdik. Ne kadar sürer sorusu hâlâ soru hâlinde kalmaya devam ediyor.
Dört yıl önce başlayan Rusya’nın Ukrayna’ya girmesiyle uluslararası savaşa sıçrayan durum, beşinci yılında da hızla devam ediyor. Batı’nın ve özellikle Amerika’nın stratejik hedefli Ukrayna’dan Rusya’yı kuşatma hareketi karşılığında Rusya’nın Ukrayna’ya girmesiyle yükseldi. O zaman dünyada epey yankı oldu. “Tehlikeler” denildi. Ülkemizde dahi konuşuldu. Yetmezmiş gibi de Rusya’nın Ukrayna’ya girmesi ile Batılıların hem Ukrayna’ya destek hem de Rusya’ya karşı ambargo kararları almasıyla dünya ekonomisine, başta olmak üzere, önemli sert etkiler de yaptı. Ama klasik beklenenler olmuyordu. Rusya, Ukrayna rejimini devirecek sonuca ulaşmadı. Batılı emperyalist blokun ambargolarla Rusya’nın en azından ekonomik çöküş yaşayacağı tahmini de gerçekleşmedi. Bu da savaşın devam etme enerjisini oluşturdu.
Gelinen noktada Batılıların, başta Trump olmak üzere, eski Ukrayna topraklarının aynen kalmayacağını kabul etme sonucuna vardığı görülüyor. Rusya ise Kiev’i ele geçirme, devirme sonucundan uzak hâldedir. Yetmezmiş gibi ambargolarla Rusya’nın yıkılmasını bekleyen Batı, tersinden bazı Batılı devletlerin özellikle enerji alanında sıkıntılar yaşadıkları da kesindir. Öyle ki AB ülkeleri, savaşa ayrılan fonlar nedeniyle bedelini ezilenlerin sosyal haklarından keserek karşılamaya çalıştılar. Bir anlamda Ukrayna savaşı Batı’da ekonomik zorluklar da yaşatıyor. Üstelik bu zorluklar, kendilerinin ayaklarına sıktıkları kurşunlar nedeniyle de artıyordu.
Rusya’yı mutlaka ambargolar ile savaşa ayırmak zorunda olduğu ek kaynak nedeniyle etkiledi. Ama yıkılma veya ticari önemli daralma olmadı. Bu da Rusya’nın askerî alanda istedikleri olmasa da yine de savaşı sürdürme koşullarında fazla takoz olunmadı. Ayrıca Ukrayna savaşı ile Batı’da uyanan anti-Rus tutumları ırkçılığa yöneldi. Bir faşizmin dalgasının yükselmesi ivmesi yaratıldı. Bu da gelecek siyasetlerde faşizmin güçlenip değişik versiyonlarla da iktidarlara gelmesine yol açtı. Anti-Rus anlayışı sokaklardaki şeytanın dahi dışa vurmasını tetikledi.
Ukrayna savaşa başlarken dünya epey duyarlı idi. Kimisi savaşı desteklerken kimisi de savaşın daha ilk baştan yarattığı ortamdan korkarak davranış sergiliyordu. Dört yıl sonrasında ise sanki yokmuşçasına bir derecesine gelindi. Önemli değerlendirme veya muhasebe yapma dahi pek yok. Bir tarihsel klasik yeniden düşünsel alanda yaşanıyordu. Başta çok konuşulan, durmadan uygulansın uygulanmasın kararlar alınan ortamdan dört yıl sonrasında normalin de gerisine düşüldü. Hem de bazen ateşkes, bazen savaşın yayılma ikileminde örnekler pratikte olmasına rağmen. İnsanlığın kendisi, kendiyle yaşayarak oluşturduğu gündem hastalığının kendisidir.
Trump’un gelmesiyle çabalar artar gibi oldu. Trump, önceki savaşı sıçratan Biden’a göre Rusya’ya başka gözle bakıyor. Brzezinski’nin değil Kissinger’ın düşünce modeline yakın olarak yorumlanmaktadır. Bu da Biden dönemindeki Avrupa ile ortak Ukrayna duvarında çatlaklar çıkardı. Gelişmeler ise arayış ile öngörmeler arasında karışık şekilde sürmektedir. Görüşme yapma olasılığı ile Ukrayna devlet başkanının geleceği soruları da oluştu. Ama özellikle başta Ukrayna’yı tetikleyen, kendileri de ambargolar uygulayan AB ülkelerinde çatlaklar görülür hâldedir. Değişmeyen gerçek, savaşın hâlâ sürdüğüdür. Ukrayna’nın eski Ukrayna olmayacağı, sadece savaşta değil göç ederek mültecileşen kendi nüfusuyla bambaşka gelecek sorularını da pratikte yaşamaya başladı.
Rusya ise en azından belirli toprakları kalıcılaştırarak kendine bağlama kuralına sarıldı. Ukrayna’nın NATO’ya girmemesi de bir kendince başarıdır. Fakat Ukrayna savaşı nedeniyle kapasitesinin sınırlı oluşu, birçok alanı da kaybetti. Bunlar Kafkasya’ya Batılı emperyalistlerin “merhaba” demeleri şeklinde oldu. Azerbaycan-Ermenistan koridorunu Amerika’ya kaptırdı. Suriye’de Esad’ın gidişini engelleyemedi. Özellikle Orta Doğu’da eski gücünde değildir. Yine de Batı’nın istediği şekilde Rusya yıkılmadı. Hâlâ bölgesel güç olarak gücünü korumaktadır.
Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.




