yazılariktibasOrganik tarımın adı var kendi yok - Bülent Şık

Organik tarımın adı var kendi yok – Bülent Şık

Orjinal yazının kaynağıbianet.org
Kategori:

Pestisitler, böceklerden (yani insektisitler), kemirgenlerden (rodentisitler) ve yabani otlardan (herbisitler) mikroorganizmalara (yani algisitler, fungisitler veya bakterisitler) kadar tarımsal üretimde bir sorun olarak nitelenen her türlü haşereyi önlemek, yok etmek, püskürtmek veya sayılarını azaltmak için kullanılan zehirli kimyasal maddelerdir.

Pestisit kullanımı bir zorunluluk değildir. Agroekolojik, organik, permakültür, bütüncül tarım vb gibi pestisit kullanımını azaltacak ya da ortadan kaldıracak çeşitli alternatifleri vardır.

Ülkemizde pestisit kullanımı hakkındaki bilgiler çok yetersiz.

Çiftçilerin pestisitlere ne ölçüde maruz kaldığı, gıdalardaki pestisit kalıntıları, toprak, su hava gibi çevresel ortamlara ne ölçüde pestisit bulaştığı ya da pestisitlerin yol açtığı biyolojik çeşitlilik kaybının boyutları gibi önemli meseleler hakkındaki bilgilerimiz yok denecek kadar az.

Tarım ve Orman bakanlığı sadece il bazında hangi pestisit grubunun ne miktarda kullanıldığı bilgisini açıklıyor. Ancak bu bilgi bile güvenilir değil. Türkiye’den ihraç edilen gıda ürünlerinde yurtdışında yapılan analizler yıllardır yasak olan pestisitlerin hala kullanıldığını gösteriyor çünkü. Sadece bu tespit bile tarımda kullanılan pestisit miktarının açıklanan rakamlardan daha fazla olduğuna işaret ediyor.

Pestisit kullanımı artıyor

Pestisitlerin insan sağlığı ve çevre üzerindeki olumsuz etkileri hakkında 1960’lı yıllardan beri süregelen ve son yıllarda daha sıklıkla dile getirilen haklı endişeler var.

Örneğin dünya genelinde gözlenen biyolojik çeşitlilik kaybı sorununa yol açan en önemli faktörlerden biri olarak pestisit kullanımı gösteriliyor. Pestisit kullanımını azaltacak yöntemlere geçiş yapmanın önemini Dünya Tarım Örgütü (FAO) gibi piyasanın suya sabuna dokunmayan aktörleri bile kabul ediyor. Türkiye’de ise bu konuda bir tartışma dahi yok. Pestisit kullanımı yıldan yıla artış gösteriyor.

Son on yıl içinde Türkiye genelindeki pestisit kullanımı %40 artış gösterdi. 2013 yılında yaklaşık 39 bin ton olan pestisit kullanımı, 2022 yılı sonu itibariyle 55 bin ton civarına çıktı. İnsektisit kullanımı %58, fungisit kullanımı %20 artarken, akarisit kullanımında 3 kat, herbisit
kullanımında ise 2 kat artış olduğu görülüyor. Pestisit kullanımındaki artışa rağmen tarım yapılan alanlar küçülüyor.

Tarım ve Orman Bakanlığı’nın açıkladığı verilere göre, tarım yapılan alanlarda son 10 yılda %5 oranında azalma oldu. Dolayısıyla pestisit kullanımı sonucu açığa çıkan insan ve çevre sağlığı sorunlarının azalmak bir yana daha da şiddetlenmiş olacağını düşünmek akla uygundur.

Organik tarım ne durumda?

Pestisit kullanımının olmadığı organik tarımın ya da sınırlı olduğu iyi tarım uygulamalarının ülkemiz tarımsal üretimindeki payı ise çok düşük.

Organik tarım, insan sağlığına ve çevreye zarar vermeyen ve üretimde kimyasal girdi kullanılmadan, üretimden tüketime kadar her aşaması kontrollü ve sertifikalı tarımsal üretim biçimi olarak tanımlanır.

Çevre, insan ve hayvan sağlığına zararlı yöntemlerin kullanılmadığı, doğal kaynakların korunduğu, tarımda izlenebilirlik ve sürdürülebilirlik ile güvenilir ürün arzının sağlanmasına yönelik tarımsal faaliyetler ise iyi tarım uygulamaları olarak tanımlanıyor.

2021 yılı itibariyle, ülkemiz genelindeki toplam ekilebilir alan 23 milyon 446 bin hektar olarak belirtiliyor.

Bu alanın 194 bin hektarında (%0,8) organik tarım, 207 bin hektarında (%0,9) ise iyi tarım yapılıyor. Organik ve iyi tarım uygulamalarının ülke genelindeki tarımsal faaliyetler içindeki toplam payı sadece %1,7’dir.

Bu oranlar çok feci, çok üzücü. Üstelik organik tarımın kapsamının agroekolojik bir yaklaşıma göre daha dar olduğunu da vurgulamalıyım. Bir başka deyişle, geçtim agroekolojik bir politikadan ülkemizde henüz organik tarımın bile esamisi okunmuyor…

Ortada bu fecaati idrak edecek ve agroekolojik bir perspektife dayanan onarıcı-toparlayıcı bir politik yaklaşımı acilen yürürlüğe koyacak bir siyasal iktidar olmadığı da çok açık. Aksine mevcut iktidar tüm gücüyle gıda üretiminin zeminini oluşturan fiziki varlıklara verilen zararların (örneğin onca itiraza rağmen Akbelen ormanının tahrip edilmesi) önünü açmakla meşgul. Zamanla karşımıza çıkacak ilave sorunlar gıda güvencesi ve güvenliğine dair meseleleri daha da ağırlaştıracak üstelik. Örneğin iklim krizinin yol açtığı ve açacağı sorunlar en fazla gıda üretim-tüketim zincirini etkileyecek.

Fiziki varlıkları, doğal hayatı, yaşam alanlarını korumaya odaklı bir siyasal perspektife çok ihtiyaç var. Topraktan sofraya uzanan gıda zincirinde egemen kılınacak siyasal perspektifin adı ise agroekolojidir.

Topraktan sofraya uzanan bu zincirinin dayanıklılığı, bir yıkım-kriz karşısında yeniden toparlanma gücü agroekolojik faaliyetlerin ülke genelinde yaygınlaşmasına bağlı. Henüz geç kalınmış değil. Agroekolojik faaliyetlerin nasıl hayata geçirileceği sorusuna yanıtlar
vardır. Yanıtı belirsiz olan soru bu değişimi kim yapacak sorusudur…


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Kansu Yıldırım yazdı: Devlet geri dönmüyor, sermaye devletten yeni bir şey istiyor: Sanayi burjuvazisi neden “girişimci devlet” istedi?

Hâkim liberal söylemin aksine sermaye sınıfı, dönemin ihtiyaçlarına göre...

Ela Ava yazdı: ABD ‘ekonomik savaş’ı başlattı: İran’a karşı benzersiz baskı operasyonu

İran’a karşı başlattığı savaşta Hürmüz Boğazı’na sıkışan Donald Trump...

L. Doğan Tılıç yazdı: Biri bana “Lan! Terbiyesiz!” dedi

Gündemde bir davanın karar duruşması ve ilk kez toplanacak...

Özge Güneş yazdı: Latin Amerika’nın geleceği Brezilya’da oylanacak

Brezilya 4 Ekim’de cumhurbaşkanını ve Kongreyi seçmek üzere sandığa gidecek....

Özge Güneş yazdı: Trump’a karşı mücadelede ilerici program arayışı

ABD’de 2026 ön seçimlerine kazanan adaylar kadar onların etrafında...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,905TakipçilerTakip Et
930AboneAbone Ol

Son eklenenler

George Koumoullis yazdı: Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kronik ikiyüzlülüğü: Doros Loizou, Tasos Isaak ve Solomos Solomu cinayetleri

Üç cinayetin özeti, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin yüzleşmekten kaçındığı bir gerçeğin...

Marios Epaminondas yazdı: Şehir Surlardan Çıkıyor

Bir asır önce yaratılmasından bu yana Lefkoşa'nın canlı bir...

Halil Karapaşaoğlu yazdı: Türg Hegemonya İnşasında; Türkiya’nın Paralı Ordusu SADAT

Uluslararası Savunma Danışmanlık İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş. (SADAT)...

Özkan Yıkıcı yazdı: İzlanda halkı AB ile görüşmelere hayır dedi

Bizde pek konuşulmadı. Zaten çoğu konu resmi duruştan toplumsal...

Taner Akçam yazdı: Wo warst du? Sen neredeydin?

‘Wo warst Du?’ – ‘Sen Neredeydin’ 1968 Alman gençlik...

Ecehan Balta yazdı: Nepal felaketi bize ne anlatıyor?

Nepal ile Tibet sınırında yaşanan son sel felaketi, ekolojik...

Neşe Yaşın yazdı: Ver elini Eylül

Bazen insan öylesine yoğun bir iletişim ve duygu skalası...

Niyazi Kızılyürek yazdı: “Hafıza savaşı” ve geçmişin çarmıhına çakılmak!

Bir “Hafıza Savaşının” içindeyiz. Savaşçı neferler her gün her...

Canlı yayın