yaklaşımlarÖzkan YıkıcıMedya gerçeklerinden algı tutsaklığına makası - Özkan Yıkıcı

Medya gerçeklerinden algı tutsaklığına makası – Özkan Yıkıcı

Ekranları dolaşıyordum. Kumanda Tele 1 takıldı. Pazartesi günü önemli bir yargı sonucu gelmez ise ekran karartılacak. Beiş gün açıkapalı kalacak. Önemli bir gelişme. Daha önce de Tele 1 karartıldıydı. Yetmedi: gelirinin Y.5 de ceza olarak kesildi. Tam bir ceza sansürü oluyordu. Ayni zamanda şu demektir: kapanma kile birlikte, yurttaşların da bir kaynaktan bilgi edinmesinin eengelenmesidir anlamı çıkar. Ama yine de Türkiyede muhalif kanaların artık bu uygulamalar gayet normalleşti. RTÜK denetim değil de adeta iktidarın ceza kesen havuç yapısı haline daha baştan getirildi. Örnekler hep yaşandı. Olmayan olgudan suç üretip ceza verme tekniği salt yargıda değil birçok kurumda ve RTÜK de yapmaktadır.

Bukadar ağır cezanın salt 15 Temuz darbe kalkışmasıyla alakalı bir yorumdan verilme gerekçesi ise medya düzeydeki yeni gelinen aşamanın da acı bir sızlatan gerçeğidir. Şüpesiz son tahlilde ekranların lisans iptali sürecinde de önemli hamle olarak aklın bir yerinde tutulmalıdır.

Doğrusu, ben Türkiye kanaları içinde ençok izlediğim ekranlardan biridir. Birçok bilgi edinme şansım da ordan kaynaklıdır.  Tele 1 karartılması ile yüklü ceza bana yeniden enazından Türkiye gelişmesi ile bir medya yazısı da yazma zorunluluğu getirdi.

****

İnsanlar bilgi edinme konusunda önemli kaynaklardan biri de medyadır. Bu kanal ile birçok gelişmeği öğrenir. Yorumlarla da düşüncesini geliştirir veya kısıtlar. Onuniçin, medya önemlidir. Boşuna değil dördüncü kuvet deniliyor. Ancak bir nokta kaçırılmadan denmesi gerektiğini de son Türkiyede olanlar, bizdeki yerel yapılar da hep uyarmaktadır. Medya dördüncü kuvet rolunu yapması için hem bağımsız olması gerekir, hem de gerçekleri de önemsenmesi şart. Aksi taktirde medya dördüncü kuvet değil elinde olduğu kesimin probaganda ve toplum şekillendirme kurumu haline gelmektedir. Ta baştan ister direk yasaklarla veya terbiye edilip kendi kendini sansürlerse, ozaman medya dördüncü kuvet değil, uyrukçu ek yapı olarak yerini alır.

Son Türkiyede yaşananlar veya bizde artık normaleşen yayınla aslında medya dördüncü kuvet değil, iktidarların çizgisinde olma tutsaklığına itilmektedir. En basitiyle BfRT kanalındaki haberleri veya sabahleyin basın özetlerini dinleyin. Koltukçuların nerede ise tuvalet olanağı olsa yayınlayacak derecede haberleşmelerden sabahleyin gazeteler okunurken bir muhalif gazetenin mahşeti işlerine gelmediği için okumama veya şöylesine dneilip geçiştirmeleri gibi.

Türkiye deneyimi ise son Tele 1 yasaklarıyla zaten herşeği anlatır. Bakalım bizim ayni ölçekli yapılar enazından destek ve kınama yapacaklarmı: yoksa susup da snaki yokmuşçasına kendi hayatlarındaki döngüyle oyalanacaklar. Bu önemlidir. Haberini dahi yapmamak, ilgili medyanın nederecelendirileceğinin de önemli örneğidir.

Gelelde hep kavram fetişizimlere sığınılır. Kulanılan doğru kavramlar, nezaman sapılırsa, üstüne algı konulur. Medyanın önemi denilip dew dördüncü kuvet le devam yapılırken, nedense öteki gerçeklerle birlikte yapılmaz. Oysa nedya da verdiği bilgilerle, haberleşme sonucu öğretilme alanıdır. Bu kısıtlanınca da işlevinin özü yeribne teslim olma koşuluna gelir. Taraflı medya sonuçta eksik yanlış bilgilenme de oluşturur. Haberi yanlış alan insanlar da ayni eksenle düşünceo oluşturur. Böylelikle yalanın normalleştiği, bilinmemenin gayet kolay hal aldığı koşullar oluşur.

Dördüncü kuvet olmak için, önce gerçekçi hale gelmek şart. Tarafsızlık, bazen kandırmaca aracına dönüşür, işine gelmeyen gerçekleri yayınlamama adına tarafsızlık kılıfı kulanılır. Onun için, gerçeklerle yayın yapma kuralı bence daha önemlidir.

Ayni zamanda medya denetleyici oldukça dördüncü kuvet olur. Kurumlar arası kuvetler ayrımı yettmez. Görevi olan denetimi yapma adına kuvetler ayrımı yanında, yayınla öteki kurumları da bilgilendirme yoluyla kitlesel yöhe çeker. Yanlışları yayınlayarak aderta bilgilendirir. Bu enazından toplumsal eğer demokratikleşme varsa da denetim sağlanır. Demokratikleşme durumu ise salt bağımsız olma değil denetim için tutum sergilenmesi şart.

Son dönemlerde yukardaki tanımın erozyona uğratıldığına da tanık oluyoruz. Örneğin, otoriterleşme artıkça, liderle öncelik hızlandıkça, kuvetler ayrımındaki denetim ilkesi de geriye çekilir.sadece kuveetler ayrımına indirgenir. Buna dayanarak da “bağımsız yargı, özgür medya” fetişizmi geliştirilir. Halbuki salt ayrı yapı olma değil denetimi de yaparsa ilgili yapılar yeni kuvat olarak demokratik kurama göre yerleşir. Buda işin öteki yanı.

Türkiyede olanlar, bizde normalleşip durmadan övgüleştirilen sözler ve son Amerikada Trumpla hızlanan müdahaleler demokratik yapılardan uzaklaşıp daha otoriter dönüşümle algılar oluşturulmaktadır. Buda gerçek ile algı makasını daha da aşmaktadır.

Kısaca, çok basit örnekleşecek günlerden geçiyoruz. Şimdiğe dek bizim mesleki medyalarda Tele 1 için ses çıkmadı. Siyasi tutsaklık ve dayanışma ikileminde bakalım ne çıkacak. Tele bir beş gün kendi izliyicisine bilgi veremeyecek. Suçu mu: muhalif olup gerçekleri yayınlamasıdır. Bunu akalım kaş kesim onca övdükleri etiktleriyle en azından dayanışma belirtecek. Buyrun size turunsol denilen kaynaya.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Özkan Yıkıcı yazdı: Kavram fetişizminden yalan kullanım normalleşmesine

Neoliberalleşme ile birlikte, kendi kurallarını, bakış açısını da yerleştirip...

Özkan Yıkıcı yazdı: İspanya-Fas hattında neler oldu

Bir haftadır İspanya'nın Afrika topraklarındaki küçük bir yerleşimindeki gelişmeler,...

Özkan Yıkıcı yazdı: Trafik katliamından genel sistem gerçeğine

Normal yaşamla en anormal kötü koşullar kolayca dönüşür. Sanki...

Özkan Yıkıcı yazdı: Unutulmaması gereken ülkelerden biridir: Irak

Yakın tarihle Ortadoğu tamamlanınca, emperyalist çağın planlarıyla alakalı uygulama...

Özkan Yıkıcı yazdı: Bozulan iklim koşullarında siyaset de ısınırken

Temmuz ayına ve yaşadığımız haftaya artık elvedayı çekiyoruz. O...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,913TakipçilerTakip Et
916AboneAbone Ol

Son eklenenler

Dionysis Dionysiou yazdı: Nolan’ın Odyssey’si: Denizden Gelen Düşman Biziz

Düşman ufkun ötesinde beklemiyor. Nolan'ın Odyssey'sinde, o, muzafferlerle birlikte...

Faik Bulut yazdı: Hizbullah ve İsrail kavgasının 20 yıllık bilançosu

Hizbullah ile İsrail arasındaki çatışmalar ve mücadelenin tarihi 1980'lerin...

Özkan Yıkıcı yazdı: Kavram fetişizminden yalan kullanım normalleşmesine

Neoliberalleşme ile birlikte, kendi kurallarını, bakış açısını da yerleştirip...

Özgür Gürbüz yazdı: Türkiye Küresel Serinletme Taahhüdü’nde neden yok?

İnsan kaynaklı iklim değişikliği kentleri yaşanmaz hale getiriyor. Avrupa’da...

Nafiz Özbek yazdı: Alman militarizmi ve sermaye: Almanya’nın yeniden askerileşmesinin politik ekonomisi

İkinci Dünya Savaşı’nın yıkıntılarından doğan modern Almanya, kısmen Hitler faşizmini...

İlhan Uzgel yazdı: Küresel Siyaset Dönüşürken-II: NATO 3.0 nereden çıktı?

Avrupa coğrafyasında ve Türkiye’de savunma, güvenlik konuları olunca dikkatler NATO’ya...

Hayri Kozanoğlu yazdı: Yapay zekâ krizi senaryosu

Yapay zeka (YZ) alanındaki gelişmeler küresel ekonominin başlıca konusu olmaya...

Volkan Yaraşır yazdı: ‘Efendiliğin reddi’: Üçgen örgütlenme ve direniş ağları

Efendiliğin reddi kolektif bir karşı duruş, yıkıcı bir ayağa...

Canlı yayın