Bu günlerde, bir İngiliz gazetesinin Maria Angela Holgin’in öneriler taslağına ilişkin haberinin ardından, Kıbrıs sorunundaki çözüm süreci üzerine yoğun bir tartışma yeniden alevlendi. Elbette henüz hiç kimse, bunların resmi olarak müzakere masasına konulacak öneriler olduğunu doğrulamış değil. Kıbrıs sorunuyla ilgili konularda genellikle çok konuşkan olan Nikos Hristodulidis ise bu kez herhangi bir görüş açıklamadı. Bilindiği gibi Hristodulidis, BM Genel Sekreteri’nin yeni beşli toplantıda sunacağı varsayılan türden somut öneriler üzerine değil, yalnızca müzakerelerin yeniden başlatılması üzerine konuşup duruyordu. Barikatların öteki tarafından gelen bilgilere göreyse Erhürman bu önerilere olumlu yaklaşıyor; belki de Tufan Erhürman’ın elinde bazı somut kulis bilgileri vardır. Her hâlükârda yurttaşlar doğrulanmamış bir bilgi seliyle karşı karşıya kalırken, siyasi liderler ise önlerindeki metnin gerçekten önerilerin ta kendisi olup olmadığını bile bilmeden peş peşe açıklamalar yapıyor.
Yurttaşlar, geçmişte olduğu gibi, yeniden karşıt kamplara bölünmeye başladı. Kilise bile bu cepheleşmeye katılarak, “bir kişi bir oy” ilkesinin çiğnendiğini ileri sürüyor ve müminleri Federasyon’un “ırkçı” yapısına karşı mücadeleye çağırıyor. Her türlü federasyonu ezelden beri reddedenlerden ve üniter (tek) devlette direten aşırı sağcı ELAM’dan zaten söz etmiyorum. Ancak şimdi kimileri “gevşek federasyon” planına karşı çıkıp bunun adayı iki devlete götüreceğini öne sürüyor, kimileri ise garantör güçler arasında NATO yer alacaksa her türlü anlaşmayı peşinen aforoz ediyor. DİKO’nun ise Federasyon önerilerini hâlâ “doğru içerikli” sayıp saymadığını bilmek zor.
Benim için asıl sorun bu duyduklarım değil. 1963’ten bu yana, Kıbrıs sorununun çözümüne kapı aralayabilecek her yeni fikre karşı hep benzer itirazlar, reddedişler ve aforozlar öne sürülüyor. Kanımca Kıbrıslı Rumlar kendi kendilerini yönetmeye çok alıştılar; devlet yönetimini Kıbrıslı Türklerle paylaşmaya yanaşmıyorlar, ama aynı zamanda iki ayrı devleti de istemiyorlar. Kıbrıs Türk toplumunu kapana kısırılmış halde tutmak istiyorlar ve bu durumun, “onlar ve Türkiye Kıbrıslı Rumların taleplerine boyun eğene dek” zaman içinde böylece sürüp gidebileceğini sanıyorlar. Ama işler hiçbir zaman Kıbrıslı Rum toplumunun arzularına göre sipariş üzerine gelişmez; statüko ebedi olamaz. Zaruret Hukuku da demokratik bir rejimenin işleyişine aykırı biçimde sonsuza dek sürdürülemez.
Bu durumda asıl mesele —eğer Kıbrıs sorununun çözümüne dair yayımlananlar gerçekten doğruysa— benim açımdan bu önerilerin kabul edilebilir olmasıdır; çünkü Federasyon’un temel unsurları mevcuttur ve bunlar federal bir devletin işleyişini güvence altına alır. Antonio Guterres’in 2017’de Crans-Montana’da sunduğu plan, Kıbrıslı Rum liderliğinin bunu kabul etmeyip görüşmelerden çekilmesiyle çökmüştü. Kıbrıslı Rum tarafı bugün müzakerelerin 2017’de kaldığı yerden (sahi nerede kalınmıştı ki?) yeniden başlamasını istese de, artık ne uluslararası aktörler, ne BM, ne de özellikle BM Genel Sekreteri kaldığı yerden başlamaya niyetli. Çünkü Kıbrıslı Rum lider Nikos Hristodulidis, üzerinde geçmişte mutabakata varılmış ama imzalanmamış —dolayısıyla yürürlüğe girmemiş— konuları yeniden pazarlık masasına açmaya çalışıyor.
İşte bu kısırdöngü içinde, Maria Angela Holgin, yeni tartışmalardan kaçınmak ve görüşülecek konuları daha geniş bir zemine yaymak amacıyla, toplum liderleriyle defalarca görüştükten sonra bu kapsamlı önerileri hazırladı. Eğer bu bilgiler gerçekten doğruysa, karşımızdaki metin çatışmalı konuları sınırlandıracak bir çözüm formülüdür. Holgin’in önerileri, Federasyon’un temel ve esas özelliklerini koruyor; bu yüzden hiç kimse bu düzenlemenin iki devlete yol açacağını iddia edemez. Bu öneri, ülkeyi yeniden birleştirmek içindir; yeni bir gerginlik ve çatışma odağı yaratmak için değil. Üstelik bu düzenlemeyle birlikte, Türk-Yunan ilişkilerindeki sorunların genel çözümüne yönelik koşullar da oluşacak ve köklü bir diyalog kanalı açılacaktır.
Bu, Kıbrıslılerin ülkelerini yeniden birleştirmesi için tarihi bir fırsattır. Artık ormanı görsünler, tek bir ağaca takılıp kalmasınlar.
Orijinali Rumca olan bu makalenin çevirisinde yapay zeka Claude’dan yararlandık. Yayımlanmadan önce çeviriyi bir Yeniçağ Kıbrıs editörü kontrol etti.
Çeviri: Yeniçağ Kıbrıs / Yapay Zeka Claude
Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.


