yaklaşımlarÖzkan YıkıcıKıbrıs versiyonlu kumarhaneler tartışması saman alevinden - Özkan Yıkıcı

Kıbrıs versiyonlu kumarhaneler tartışması saman alevinden – Özkan Yıkıcı

Bizde acayip denecek, fakat normalleşen bir bakış açısı yerleşti. Daha ileri gidip kültürleştirildi. Olayın anormal veya yanlışı dahi sorgulanmaz. Hat da yoğun tartışır gibi olmla ile hedefin konulmayarak başka alana laf söyleme düşünce şekli de epey siyasallaşan yolu aştı. Son meclise giden ve anlık geçen kumarhane veya gazinolar konusu da bunların en somut olanıdır. Kısa vadeli atışmalar sonrası da yasa geçti. Fakat daha geçerken dahi o klasik ilhaklaşma tipi duruşlar da sergilendi. Öyle ki yeni külliye parlamento binasında sorulmasa da herkes biliyor ki görünürde eskiden de yasak olmasına rağmen yurttaşlar kumar oynamak için ilgili kuruluşlara kolayca giriyorlardı. Adet yerini bulsun diye bazen de yakalananlar da olmuyor değildir. Onların de her birinin başka gerçeği vardır.

Daha konuya girmeden, yüzeysel şöylesine dokunma dahi, birçok paradoksu göstermeğe yetip artıyor. Uygulanıp uygulanmayan ve anlık gelip geçen kumarhane veya kazinolar yasası konusu tam da bizlik hikayedir. Fakat, politik görünümle hikaye fıkraya daraltılıp günü kurtarma ve iş yapmanın rahatlığı da oldu. Ama kime sorsanı herkes yasanın atresini söylese de tartışmada “hükümet, ben yaptım” kısgacında geçti. Öyle olunca da öz dokunulmaz halde açıkta olmasına karşın kendince korunmuş olunuyordu. Çizilen alanda dar eksende bağırarak iktidar muhalefet oyunu yeniden kumarhane çizgisinde oynandı.

****

Muhalefete sorarsanız “hükümet” diyecek. Yasanın eksiklikleri falan da sıralanacak. Koltukçulara bakacak haldeyseniz, onların birkısmı gerçekten yasayı dahi bilmedikleri hemen anlaşılıyor. Savunurken de yine de “biz yaptık” havası okunmaya uğraşıldı. Sonuçta, dar zamanlı alevlenme, parmak sayısıyla da tamamlanıp, yasa geçti

Nedense ayni büyük  eksiklik tekrardan sırıtı. Öyle sırıtı ki demeğin gitsin. Konunun özü  pandora kutusunda. Ama iş yapmanın laf atışması da boş değildi. Sanki ilgili yapıların kurulmasında direk kendileri yer almışçasına işe sarıldılar. Oysa biraz kafası çalışan iki olguyu hep gelişmelerde aradı. Yasa deniliyordu ya: yukarda da belirtiğim gibi, yurtaş olanların kazinolara girmesi yasaktır. Fakat herkes bilir ki kumar oynamak için kolayca gidiliyor. Sömürge tipi hukun yetkinin mutlaklık ilkesidir olan.

Öteki alan pek dokunan yok. Örneğin salondaki bağıran vekilere “Ömer Lütfi Topal” desem, kaçı bilir emin değilim. Dahasını soralım: neden doksanlarda Türkiyede kazinolar yaygın, kumar oynanırken ansızın yasak konup ilgili kuruluşlar K. Kıbrısa taşındı….

Bunlara dokunmak tehlikelidir. Kimisi koltukta kalma, ötekiler de müsaade ile en azından yakındaki saraya gitme hayalinden kaybolmayı korkuyor. Oysa konu daha geniş. Salt biz değil yayınlanan uluslarası kara para raporlarında artık Kuzey Kıbrıs da var. kara para klama yerleri oalrak da kumarhaneler de işaret ediliyor. Ama bizim buradaki enazından koltukçulara bunu aöylesen, kızarlar. Kızarlar da kendileri de mutlaka ilgili raporlara raslamaktadırlar. Yine de mecliste tüm bu net olgular yokmuş gibi, birileri koltuktan yasayı hazırladıklarını, ötekisi de muhalefet adıyla daha gür sesle “hükümet” ifadesiyle başlayan karşı eleştiriye girişiyor. Kimse bu durumun Türkiye gerçeğine dokunmaz. Neden ansızın bu kuruluşların ansızın buraya taşındığını, düzenlemede yine ayni ülkenin rolunun ne olduğu sorgulanmaz. Hep çizilen dar alanda dans edilir. Sahi, koltukçu olup da yasayı da savunur gibi yapan makamcıya tekrar sorayım: “kazino olayında önemli başlangıç olan Ömer Topal cinayeti neydi”:

Doksanların dünyasında Çilerin Türkiyenin kumarhanelerindeki durum oldukça vahimdi. Öyle probaganda olyor ve pratik sonuçlar çıkıyordu ki sonunda orada yasaklandı. Başbakan TANSU ÇİLERİN hakındaki yaygın görüşler de oldukça kabarıktı. Neden K. Kıbrıs da kolayca yanıtlanıyordu. Burada bu yapılanma için oldukça reklamlar yapıldı. Kirli para sözüne ünlü politikacımız “ister beyaz ister kara, ister temiz ister kirli olsun yeterki para gelsin. Farketmez” açıklamaları da yapıldı. Anlayacağımız biraz deşince adamız için kazinolar pekde iyi geçmişe sahip değildir. Gelişi dahi kirli karanlık aşmazın sonucu Türkiyeden buraya oldu. Zaten doksanlar oldukça karanlık sayfalarla doludur. Türkiye K. Kıbrıs ekseninde ilginç akışlar oldu. Kumarhaneler de bunlardan birisidir.

Ek not: kumarhanelerin bağlı olduğu bölüm, benim dayre idi. Orada hangi dolapların döndüğünü de gayet iyi biliyorum. Onun için bizim politikacıların rantlardan alıp veya kopmalarını, değişen Türkiye yönetimler dengesiyle hanki kesimlerin ele geçirme hikayelerine direk tanık oldum. Bazı kumarhane sahiplerinin elinden kumar oynatma izini alınırken ki bağırmaları da net olarak koridorlarda dahi oldu. Yani anlayacağınız: meclisteki şovlar bir yana dokunuşlar gerçekler üzerinden olmadı. Herkes kimin kumarhanelere gitiğini bilir. Onun için başka hikaye ile şov yapılsın.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Özkan Yıkıcı yazdı: Kavram fetişizminden yalan kullanım normalleşmesine

Neoliberalleşme ile birlikte, kendi kurallarını, bakış açısını da yerleştirip...

Özkan Yıkıcı yazdı: İspanya-Fas hattında neler oldu

Bir haftadır İspanya'nın Afrika topraklarındaki küçük bir yerleşimindeki gelişmeler,...

Özkan Yıkıcı yazdı: Trafik katliamından genel sistem gerçeğine

Normal yaşamla en anormal kötü koşullar kolayca dönüşür. Sanki...

Özkan Yıkıcı yazdı: Unutulmaması gereken ülkelerden biridir: Irak

Yakın tarihle Ortadoğu tamamlanınca, emperyalist çağın planlarıyla alakalı uygulama...

Özkan Yıkıcı yazdı: Bozulan iklim koşullarında siyaset de ısınırken

Temmuz ayına ve yaşadığımız haftaya artık elvedayı çekiyoruz. O...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,913TakipçilerTakip Et
916AboneAbone Ol

Son eklenenler

Dionysis Dionysiou yazdı: Nolan’ın Odyssey’si: Denizden Gelen Düşman Biziz

Düşman ufkun ötesinde beklemiyor. Nolan'ın Odyssey'sinde, o, muzafferlerle birlikte...

Faik Bulut yazdı: Hizbullah ve İsrail kavgasının 20 yıllık bilançosu

Hizbullah ile İsrail arasındaki çatışmalar ve mücadelenin tarihi 1980'lerin...

Özkan Yıkıcı yazdı: Kavram fetişizminden yalan kullanım normalleşmesine

Neoliberalleşme ile birlikte, kendi kurallarını, bakış açısını da yerleştirip...

Özgür Gürbüz yazdı: Türkiye Küresel Serinletme Taahhüdü’nde neden yok?

İnsan kaynaklı iklim değişikliği kentleri yaşanmaz hale getiriyor. Avrupa’da...

Nafiz Özbek yazdı: Alman militarizmi ve sermaye: Almanya’nın yeniden askerileşmesinin politik ekonomisi

İkinci Dünya Savaşı’nın yıkıntılarından doğan modern Almanya, kısmen Hitler faşizmini...

İlhan Uzgel yazdı: Küresel Siyaset Dönüşürken-II: NATO 3.0 nereden çıktı?

Avrupa coğrafyasında ve Türkiye’de savunma, güvenlik konuları olunca dikkatler NATO’ya...

Hayri Kozanoğlu yazdı: Yapay zekâ krizi senaryosu

Yapay zeka (YZ) alanındaki gelişmeler küresel ekonominin başlıca konusu olmaya...

Volkan Yaraşır yazdı: ‘Efendiliğin reddi’: Üçgen örgütlenme ve direniş ağları

Efendiliğin reddi kolektif bir karşı duruş, yıkıcı bir ayağa...

Canlı yayın