Kıbrıs iktibasŞener Elcilİnsan olmak — Şener Elcil

İnsan olmak — Şener Elcil

Orjinal yazının kaynağıozgurgazetekibris.com

Kıbrıs özelinde, hayatımızın birçok aşamasında siyasi görüşlerimize ve yaşama bakış açımıza katılmayan, kandan ve gözyaşından beslenen, kara cahillerin saldırılarına uğramaktayız.

Bölünmüş adamızın iki yanında, kendi şahsi çıkarları için faşizmi özümsemiş, milliyeti ve ırkı ile övünmeyi alışkanlık haline getirmiş bu çevreler, kendi gibi düşünmeyenleri “Rumcu, Türkçe konuşan Rum, gavur, hain, Türk tohumu ve Rumca konuşan Türk olarak suçlamaktadırlar.

Geçtiğimiz günlerde, Türkiye’deki haber kanalının birindeki çarpıcı bir haber, beni düşünmeye sevk etti.

Haberde, ABD orjinli genetik şirketlerin dünyada yaygın olarak, para karşılığı yaptıkları genetik testlerin yanlış sonuçlar verdiği, insanların dolandırıldığı, bu testlerin yaptırılmaması gerektiği ile ilgili Türkiye’nin anlı şanlı akademisyenleri uyarılarda bulunuyorlardı.

Türkiye’de ırkçılık ve milliyetçilikten beslenen bir yönetimin, bireylerin milliyeti ve ırkını bilimsel olarak açıklayan genetik testlere savaş açmasının, kendi varlık sebebi ile doğrudan ilişkili olması ile açıklayabilirsiniz. Bilimsel gerçekler, uyduruk tarih ve onun üstüne kurulu siyasetin en korkulu rüyasıdır.

İnsanlığın, Afrika kıtasından başlayan, tarih sahnesine çıkma sürecinde, içinde bulunduğumuz coğrafya birçok medeniyete ev sahipliği yaptığı gibi, diğer coğrafyalara ulaşmada da bir köprü görevi görmüştür.

Bu gerçekten hareketle, yapılan gen testlerinde kişilerin genlerinde sadece bir ırka veya milliyete ait genlerin çıkması mümkün değildir.

Anadolu coğrafyasında yaşayan herkesin orta Asya’dan göç eden Türkler olduğunu söylemek ve bunun üzerinden yürütülen ırkçı ve milliyetçi siyasetin yanlışlığı ortadadır.

Yapılan bilimsel testlerde Türkiye’de yaşayanların genlerinde Türk, Rum, Ermeni, Kürt, Arap, Fars, Yahudi, Rus, Gürcü ve Slav gibi gen özelliklerinin karma olarak bulunduğu gerçeği karşımıza çıkmaktadır. Kıbrıs’ta bu genlere İtalyan, Fransız, İspanyol ve kuzey Afrika genlerini de ilave edebilirsiniz.

Kıbrıs’taki duruma bakacak olursa ki milliyetçilik ve ırkçılık üzerinden siyaset yapanların büyük bölümünün genleri incelendiğinde aslında o çok övündükleri milliyetleri ile bir bağları olmadığı görülecektir. Özellikle toplumlararası çatışmalarda milliyetçi söylemlerle ortaya çıkan bazı şahsiyetlerin ebeveynlerinden birinin Türk veya Rum olduğu gerçeği karşımıza çıkar.

“Türk’ten daha Türk veya Yunan’dan daha Yunan” görünmeye çalışmanın altında yatan temel sebep gerçek kimliğini gizleyerek, kendini ispat çabasıdır.

Paralimni ve Karava Rumlarının kökeni Arap akınları sırasında yerleşenlere dayandığı gerçeği görüldüğünde, onların neden çok Yunan milliyetçisi ve ırkçı oldukları daha iyi anlaşılır.

Rumca konuşup Türk ve Müslüman olduğunu övünerek söyleyen Luricina (Akıncılar), Galinoporni (Kaleburnu), Ayios Theodoros (Boğaziçi) ve benzeri Linobambakki köylerinden çok büyük Türk milliyetçileri çıkması rastlantı değildir.

Türkiye’de Karadeniz bölgesi de yaşayanların kökeninin Laz, Pontuslu Rum ve Gürcülere dayandığı gerçeği de onların Türk milliyetçiğine dayalı, ırkçı söylem ve eylem içine girmelerinin nedenini ortaya koyar.

EOKA örgütünü kuran faşist George Grivas’ın ve Başpiskopos Makarios’un babalarının Türk olduğu ile ilgili iddiaların da çok yazılıp söylenmesinin temelinde de bu kompleks yatmaktadır.

Irkçılık, milliyetçilik ve şovenist söylemin sonu yoktur. Kıbrıs’ta yüzyıllar boyu birlikte yaşayan iki toplum bu söylemler başladıktan sonra çatışmaya sürüklenmişlerdir.

Karşılıklı suçlamalar bugüne kadar gelmiş ve hala devam etmektedir. Yalnız bunları yapanlar, kendi genleri ile ilgili bilimsel test yapmaktan bile kaçmaktadırlar.

Burada sorulması gereken soru; kimin ne kadar Rum ve kimin ne kadar Türk olduğu mu acaba?

2021 yılında, SMA hastası Asya bebeğin tedavisi için Halil Karapaşaoğlu ve arkadaşları ihtiyaç olan 2.4 milyon doları toplamak yönünde bir kampanya başlatmışlardı.

Dönemin yöneticileri Ersin Tatar ve Ersan Saner kampanyaya devlet kasasından çok komik katkılar yaparak, Asya bebeği sözde tedavi için Türkiye’ye gönderdiler.

Türkiye’deki süreç tamamen zaman kaybından öte bir anlam taşımadığı için aile çıkış yolu aramaya devam etti.

Olay bilgime geldiği anda Kıbrıs Cumhuriyeti makamlarının Kıbrıslı Rum bir SMA hastası çocuğa yaptığı katkıyı öne sürerek, dönemin KC Başkanı Anastasiadis’e çok ağır ifadeler kullanılan bir mektup yazdım ve kendilerinin vatandaşları arasında ayrım yaptığı ile ilgili suçlamalarda bulundum.

Mektubuma anında yanıt verildi ve dönemin Dışişleri Bakanı Nicos Christodoulides olayı bakanlar kuruluna götürerek tedavi masraflarının Kıbrıs Cumhuriyeti tarafından üstlenildiğini duyurdu.

Kuzeydekilerin olayı siyasete bulaştırması sonucu Türkiye’de kaybedilen zaman nedeni ile tedavinin geç yapılması maalesef Asya bebeğin kaybedilmesine neden oldu.

Çok sevdiğim bir öğretmen arkadaşımın kanser hastası olan kız kardeşine Lefkoşa devlet hastanesinde verilen kan yüzünden hepatit C bulaştırılarak, ölümle karşı karşıya bırakıldı.

Bu hastalığın tedavisinde bir aylık kullanım için 28 bin Euro değerindeki “Sovaldi” isimli ilacın kullanılması gerekiyordu. Arkadaşımla birlikte dönemin CTP’li Sağlık Bakanı Ahmet Gulle’yi ziyaret ederek destek istedik.

Günler sonra olumsuz yanıt alınca, güneyde ilaç şirketi olan arkadaşım Nicos Karullas’a ulaştık.

Nicos bize ilacı bulup, çok uygun fiyata ithal etti ve hiçbir masraf almadı. Arkadaşım da dededen kalma Kaymaklıdaki evi satarak geri kalan masrafları karşıladı ve kız kardeşi kurtuldu.

Bir öğretmen arkadaşımın tüp bebek uygulaması sonucu ikiz bebekleri beş aylıkken doğdu. Kuzeyde olmadığı için, bebekler acilen güneyde devlete ait özel bir bebek gelişim merkezinde gelişmeleri için tedavi ve gözlem altına aldılar.

2013 yılında, yasaların değişmesi sonucu Kıbrıslı Türklerin güneydeki hastanelerden parasız yararlanmaları mümkün olmadığından, günlük 1500 Euro masrafı öğretmen maaşı ile karşılayamayacakları gerçeği aileyi perişan etti.

Kuzeydeki makamlar bu konuda katkı yapmak şöyle dursun, aileye cephe aldılar. Olaya müdahale edip, Kıbrıs Cumhuriyeti Sağlık Bakanı ile yaptığımız yazışmalar sonucu, tüm masraflar Kıbrıs Cumhuriyeti tarafından karşılandı.

Bu konuda yaşadığım, onlarca örnek verebilirim. Önemli olan Türk veya Rum olmak veya bunlarla övünmek değildir. Önemli olan insan olabilmek ve ayrım yapmadan insanca yaşayabilmektir.

Diğer yazıları

Borcu Borçla Kapatma Ekonomisi – Şener Elcil

İngiltere, Amerika ve Kore’de çalışmış dünyaca ünlü Kıbrıslı ekonomi profesörü arkadaşım George Theoharidis, Türkiye...

Meyhanede Devrim – Şener Elcil

Çok değer verdiğim bir arkadaşım, beni arayarak bir grup...

Dünya Siyasetinin Deneme Alanı – Şener Elcil

Dünya siyaseti ekonomi üzerine kurulmuş olup, tüm siyasi sistemler,...

Devlet Malı Deniz Yemeyen Keriz – Şener Elcil

Kıbrıslı Türkler geçmiş yıllarda Türkiye’ye, “Türkiya” derlerdi. Batılı tarih kaynaklarında...

Ödemekle Bitirilemeyen Borç – Şener Elcil

Kıbrıslıların, Türkiye’ye borç ödemeye başlama tarihi, 1517 Ridaniye Savaşı ile Mısır’ın Osmanlı Padişah’ı Yavuz Sultan Selim tarafından...
4,452BeğenenlerBeğen
1,541TakipçilerTakip Et
3,960TakipçilerTakip Et
846AboneAbone Ol

Son eklenenler

Özne, Demokrasi ve MENA Bölgesinde Tarihsel Mücadele – Çağla Elektrikçi

Baf’ta 105 yaşındaki bir kadının oy kullanması, yalnızca bir...

24 Aralığ 1963 Girne Asger Hasdanesi ve Türg Yerleşimci Kolonyalizmi – Halil Karapaşaoğlu

24 Aralıg 1963 Girne Asger HasdanesiGirne Asger Hasdanesi’nin temelleri...

İsyancıların yenilgiler tarihi – Neşe Yaşın

Bizim adımıza karar veren eril figürler; sert bakışlarla bizi...

Tiyatro Taraf mı?.. Tarafsız mı?… – Yaşar Ersoy

Tarih boyunca tiyatro kimi zaman egemenlerin karanlık iktidarlarının devamına...

Pazar öğleni medyada oyalanırken – Özkan Yıkıcı

Pazar, tatil günü. Yerel medyaya bakarsanız zaten anlarsınız. Hele...

Batı Marksizmi” Neydi (ya da Nedir)? — Marx Memorial Library

Rockhill’e göre Batı Marksizmi yalnızca emperyal üstyapının organik bir...

Washington Bolivya’yı istikrarsızlaştırdı, şimdi de ganimelini istiyor — Gary Wilson

19 Mayıs’ta Bolivya hükümeti, cumhurbaşkanı Rodrigo Paz’a karşı süresiz genel greve giren madenciler,...

Canlı yayın