Kıbrıs iktibasŞener ElcilŞener Elcil yazdı: Sıra Kıbrıs'ta

Şener Elcil yazdı: Sıra Kıbrıs’ta

Orjinal yazının kaynağıozgurgazetekibris.com
Kategori:

Kendi çıkarları için dünya siyasetini şekillendiren “küresel güçler” olarak adlandırdığımız sermaye odakları arasındaki mücadelenin yansımalarının en yoğun yaşandığı bölge, içinde Kıbrıs’ın da olduğu Orta Doğu coğrafyasıdır.

Birçok dini inanışın çıkış noktası olan bu coğrafya gerek din gerekse sömürü savaşlarının en önemlilerinin yaşandığı alan olmaya devam etmektedir.

Sınırları, emperyalist güçler tarafından belirlenip cetvel ile çizilen bu coğrafyadaki siyasi gelişmeleri belirleyen, küresel güçler olmuştur. Yüzyıllar boyunca kardeşçe yaşayan toplumları, etnik ve dini ayrımcılıkla birbirine düşürerek bundan çıkar sağlayan da yine aynı odaklardır.

Silah satmak için savaş çıkartan, ilaç satmak için yapay salgın hastalıklar yaratan ve ülkeleri borçlandırarak para satan ABD orijinli Yahudi küresel güçler ile İkinci Dünya Savaşı kıyımıyla üstünlüğü Yahudilere kaptıran Katolik sermaye grupları arasındaki rekabet, dünyada ve özellikle bölgemizde devam eden siyasi gelişmelerle su yüzüne çıkmıştır.

Yahudi küresel güçlerin “Büyük Orta Doğu Projesi” adı altında son 30 yılda yürüttükleri siyaset, bölge coğrafyasında kanlı olayların yaşanmasına neden olmuştur.

Rusya bölgeden uzaklaştırılmış, Suriye, Irak, Libya gibi merkezi otoriter rejimler ortadan kaldırıp, çok parçalı güçsüz yerel yönetimler oluşturulmuş, İsrail bölgede askeri bir güç olarak hâkim kılınmış ve Türkiye, Suudi Arabistan, Ürdün, Mısır ve körfez ülkeleri başta olmak üzere seçim dahil her türlü yöntemle kendilerine hizmet edecek işbirlikçi yöneticiler işbaşına getirilip süreç ileriye taşınmıştır.

İran savaşı sürecinde yaşananlar, safların ayrıştığını ortaya koymaktadır. NATO’nun rolü ve yapılanması sıcak gündemin ana maddesi durumundadır.

NATO’nun bu savaşta ABD’yi yalnız bırakması, İsrail’in dünyayı savaşa sokmaya yönelik stratejisi ve provokasyonlarına karşı alınan pasif tavır, ABD Başkanı Donald Trump’ın Avrupa’daki NATO gücü ile ilgili yaptığı açıklamalar, Avrupa ile Rusya arasında Ukrayna Savaşı nedeni ile devam eden gerilimde ABD’nin güven vermeyen siyaseti, ABD’nin, NATO ve AB üyesi Danimarka’ya ait Grönland adasına göz diken açıklamaları ve başta papa olmak üzere Vatikan yönetiminin ABD’ye yönelik eleştirileri önemli gelişmelerdir.

Bununla birlikte, İran savaşının dünya ekonomisine etkilerinin yarattığı olumsuzluklar, İsrail’in çıkarları için dünyanın önemli ülkelerinin körü körüne İsrail’e destek vermeyeceğini göstermiştir.

Bu savaşla birlikte oluşan siyasi atmosfer, İsrail’deki ırkçı hükümetin ve izlediği Siyonist yayılmacı siyasetin, ABD’yi İsrail’in çıkarları için savaşa sürükleyen Donald Trump’ın ve İran’daki mollalar rejiminin değişime uğrayacağının işaretlerini vermektedir.

Bölgemiz yeni bir yapılanmaya gidecektir. Savaşla birlikte kara para aklama ekseninde yer alan Dubai başta olmak üzere, körfez ülkeleri bu işlevini yitirmeye başlamıştır. Yaşanan gelişmeler, Türkiye (İstanbul) ve İtalya (Milano) yeni merkez olmaya aday olduğunu göstermektedir.

Avrupa ülkeleri, NATO dışında yeni bir güvenlik şemsiyesi oluşturmak için, Fransa ve Almanya önderliğinde yoğun bir çaba içine girerek, “Avrupa Savunma Birliği” (EDU) adı altında savunma harcamalarına çok büyük bütçeler harcamaya hazırlanmaktadırlar.

Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Yunanistan ve Fransa ile yaptığı savunma iş birliği antlaşmaları bu çerçevede ele alınmalıdır. Özellikle, Londra ve Zürih Antlaşmaları çerçevesinde kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti de savunmadan sadece garantörlerin sorumlu olduklarını düşündüğümüzde Türkiye’nin neden bu antlaşmalara sert tepki vermediğini anlayabiliriz.

Tepki vermeyi bırakın, Türkiye Avrupa’daki savunma yapılanmasına katılmaya hazır olduğunu beyan etmektedir.

Türkiye ve AB’nin birbirine ihtiyaçları olduğu gerçeğinden hareketle, belli ki kapalı kapılar arkasında sürdürülen diplomasi ile birtakım uzlaşılar kamuoyundan gizlenmektedir.

Ancak, Türkiye’nin AB’ye üye olmaması ve Kıbrıs’ta asker bulundurmasının yarattığı sorunun aşılmasının Kıbrıs sorununun çözümünden geçtiğini de unutmamak gerekir.

Rusya’ya enerji alanında bağımlılığı azaltacak olan ve 2017 yılından beri Doğu Akdeniz’deki hidrokarbon yataklarının işletilmesi ile ilgili proje de tekrardan gündeme gelmiştir. Bu antlaşmaya Kıbrıs Cumhuriyeti, İsrail, Yunanistan ve İtalya imza koymuş ve ABD’de 2019’da desteğini açıklamıştı.

Yapılması öngörülen East –Med boru hattının kârlı bir yatırım olmaması, ABD’nin 2023’te desteğini geri çekmesi üzerine, Türkiye üzerinden Avrupa’ya ulaşımın gündeme gelmesi artık kaçınılmazdır.

Son dönemde Türkiyeli yetkililerinin açıklamalarını da ABD Türkiye Büyükelçisi Tom Barracks’ın gerek enerji ve gerekse savunma alanında Türkiye’yi çözümün bir parçası olarak gören söylemlerini de ve Birleşmiş Milletler’in girişimlerini de sürecin ileriye taşınacağının işaretleri olarak ele almak gerekir.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Şener Elcil yazdı: Benden Sonrası Tufan!

Dünyayı yöneten küresel sermaye grupları arasındaki rekabetin yarattığı yeni...

Şener Elcil yazdı: Filler ve Çimenler

“Filler tepişir, çimenler ezilir” sözü dünya siyasetinde yaşananları özetler...

Şener Elcil yazdı: Şu ELAM Da Olmasa!

Dünyayı yöneten küresel sermaye güçlerinin toplumsal olayları bir satranç tahtasında oynanan oyun gibi,...

Şener Elcil yazdı: Değişim Zamanı

Küresel güçlerin, dünyadaki paylaşım kavgalarının en yoğun yaşandığı, medeniyetlerin...

Şener Elcil yazdı: Mayın Eşeği

Lozan Antlaşması ile belirlenen Türkiye Cumhuriyeti sınırlarını korumak için Suriye, Irak ve İran sınırları boyunca mayın tarlaları oluşturuldu. Yüzyıllar...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,902TakipçilerTakip Et
964AboneAbone Ol

Son eklenenler

Kıvanç Eliaçık yazdı: Devlet, sınıflar ve Poulantzas

Hayır, Karl Polanyi değil. Nikos Kazancakis hiç değil. Bahsettiğimiz...

Gıbrızlıca Konuşan Gıbrızlılar Birbirlerini Sever?

“Gıprızlıca gonuşan Gıprızlılar biribirlerni sever?” gibi saşma bir soru...

Fehim Taştekin yazdı: Suudileri kurtarmak!

İran’dan sonra Yemen savaşı, çağın savaş baronlarına ders vermeye...

Ümit Akçay yazdı: COP31’e doğru: Antroposen, kapitalosen ve ekolojik emperyalizm

Dünya Ekonomik Forumu’nun 2026 Küresel Riskler Raporu, çarpıcı bir çelişkiye...

Aras Coşkuntuncel yazdı: ABD demokrasisi ve İran savaşı

Kant “Mutlak monark nedir? ‘Savaş olmalı’ diye emrettiğinde, savaşın...

Emre Demir yazdı: Farklılıklar içinde birlik arayışı: 18. BRICS Zirvesi

Yeni Delhi’de 18. BRICS Zirvesi, 12-13 Eylül 2026 tarihlerinde...

Özgür Gürbüz yazdı: Türkiye COP 31’e hazırlanıyor

Kömür, petrol ve gaz gibi fosil yakıtların kullanımı iklimi...

Özkan Yıkıcı yazdı: İki kavramdan sıyrılmak umuduyla

Lefkoşa'da dar eksenden sıyrılmak istedim. Her konudaki iki kuramın...

Canlı yayın