iktibasYücel ÖzdemirYücel Özdemir yazdı: NATO 3.0: Avrupa'nın yeni militarist misyonu

Yücel Özdemir yazdı: NATO 3.0: Avrupa’nın yeni militarist misyonu

Orjinal yazının kaynağıevrensel.net

NATO’nun 3.0 versiyonunun rotasının, Avrupa’yı ‘Rusya tehdidi’ni kullanarak rekor düzeyde silahlandırmak ve silah tekellerinin ortak üretimini güçlendirmek olduğu Ankara zirvesinin sonuç bildirisinde belirgin bir şekilde ortaya çıktı.

Ukrayna savaşıyla ‘Rusya tehdidi’nin somut bir hal alması, ABD açısından Avrupa ülkelerini daha fazla silahlanmaya zorlamak için önemli bir fırsattı. Aradan geçen dört yıl içinde Almanya ve Fransa’nın başını çektiği Avrupa ülkeleri, askeri harcamaları iki katına çıkardı. Ankara zirvesinin sonuç bildirisinde Avrupa ve Kanada’nın askeri harcamalarının 2025’te 139 milyar doların üzerinde arttığına dikkat çekildi. NATO Genel Sekreteri Rutte’nin açıklamasına göre, 2026 da eklendiğinde toplamda bu miktar 258 milyar dolara kadar çıkıyor.

Zirvenin arifesinde Kanada, Alman silah tekeli TKMS’nin öncülüğündeki Almanya-Norveç ortak projesi U212CD’den tam 20 milyar dolara 12 denizaltı sipariş etti. Güney Kore tekeli Hanwha Ocean’dan alınıp TKMS’ye verilen ihale, NATO 3.0 açısından büyük anlam taşıyor. Alman Savunma Bakanlığı bugüne kadar görülmemiş rekor siparişin politik anlamını şu şekilde ifade etti: “Arktik ve Kuzey Atlantik’in jeopolitik önemi hızla artıyor. Erimeye başlayan buz tabakaları yeni deniz yollarının açılmasını mümkün kılmakta ve bu durum, fırsatların yanı sıra güvenlik politikası açısından yeni zorluklar da yaratmaktadır.” (bmvg.de)

Dolayısıyla bu siparişle, Atlantik’in diğer yakasındaki Kanada’nın Avrupa güvenlik mimarisinin parçası olarak hareket etmesi gerektiğine dair bir adım atıldı. Bunu sadece Rusya’ya karşı birlikte hareket etmeyle de sınırlamamak gerekiyor.

ABD, kuzey kutbunun kontrolü ve Rusya ile mücadelede Avrupa merkezli yeni bir askeri ittifak anlamına gelen NATO 3.0’ın tepesinde durmaya devam edecek. Almanya ise daha fazla sorumluluk üstlenen ikinci derece yeni lider olmaya aday.

Zirvenin başladığı gün Alman Savunma Bakanlığı, bu yıl için askeri harcamalara 124.7 milyar avroluk rekor bütçe ayrıldığını duyurdu. Zamanlama tesadüf değil. Maksat, Berlin’den Ankara’ya “Biz hazırız” mesajı göndermekti.

Açıklanan rakam, geçen yıla göre yüzde 25.5 artışa tekabül ediyor. Böylece NATO’nun yüzde 2 şartı geçilerek yüzde 2.69’a ulaşıldı. Bu yüzden Başbakan Merz, her fırsatta NATO’nun geçen yıl belirlediği yüzde 3.5 şartını, 2035’i beklemeden 2029’da yerine getireceklerini söylüyor.

Ankara’da verilen görev, üstlenilen sorumluluk ve Alman emperyalizminin dünya üzerindeki pazarları askeri yollarla kontrol etme isteği, silahlanmanın korkunç düzeyde artmaya devam edeceğini gösteriyor. Maliye Bakanı Klingbeil’in geçen hafta açıkladığı 607 milyar avroluk 2027 bütçesinin en az yüzde 20’sinin askeri harcamalara gitmesi planlanıyor. 2030’a kadar bu miktarın 183 milyar avroya, oranın yüzde 30’a çıkması öngörülüyor.

Zeit Online’da yer alan haber analizde, 2027’de net borçlanma tutarı 203.7 milyar avroya ulaşacak. Bunun yarısından fazlası orduya gidecek. Askeri harcamalar için kullanılan kredilerin payı, 2030 yılına kadar yüzde 70’e yükselecek. Bu da hükümetin, borçlanmanın üçte ikisinden fazlasını askeri amaçlar için kullanacağı anlamına geliyor. Almanya açısından bugüne kadar görülmemiş bir tablo söz konusu. (zeit.de)

Sadece 2025 ve 2026 bütçeleri arasında bir kıyaslama yapıldığında, askeri harcamalar yüzde 32.7 artarken, sağlık harcamaları yüzde 34.2 azalmış. Bütçesi azalan bir diğer alan, yüzde 7.1 ile eğitim oldu.

Soğuk Savaş’ın hüküm sürdüğü 1970’li ve 80’li yıllarda Federal Almanya’da askeri harcamalar toplam bütçenin yüzde 20’sine denk geliyordu. Berlin duvarının yıkılmasından sonra bu oran yüzde 10’a kadar düştü.

Günümüzdeki yükseliş elbette sadece Almanya’ya özgü değil. Avrupa’da GSYİH’ye oranla askeri harcamalarda başı çeken ülkeler Litvanya (yüzde 5.33), Estonya (yüzde 5.10), Letonya (yüzde 4.92) ve Polonya (yüzde 4.68). Yüzde 5 dayatmasında bulunan ABD’de ise askeri harcamaların 2026’da yüzde 3.17’ye ulaşması bekleniyor.

Ankara zirvesinin sonuç bildirisinin 5. maddesinde belirtilen “Daha güçlü bir NATO içinde daha güçlü bir Avrupa ve modernize edilmiş bir ittifak” şeklindeki tanımlama önümüzdeki dönemde Avrupa ülkelerinin temel stratejisi olacak gibi görünüyor.

Ankara zirvesinden çıkan sonuçların iki temel çelişkiye yol açacağı bugünden söylenebilir.

Birincisi: Askeri harcamalar için eğitimden, sağlıktan, emeklilikten, sosyal hizmetlerden kesintiler yapıldıkça emekçi sınıflar arasında yoksulluğun artmasına bağlı olarak tepkiler yükselecek. Almanya’da işçiler sokağa çıkmaya başladı. Önümüzdeki sonbahar sosyal alandaki kesintilere karşı mücadele sıcak geçecek. Rusya korkusu bir süre daha silahlanmaya ve silah tekellerine barut taşıyabilir. Ancak bunun da bir sınırı var.

İkincisi: Avrupa; Kanada ve Türkiye’nin aralarında olduğu ülkelerle kuracağı “stratejik ortaklıkla” kendi güvenliğini sağlayıp, askeri-sanayi kompleksini büyüttükçe ABD’den ayrı davranma, kendi çıkarlarını merkeze almayı deneyecektir. Bu durum değişen güç dengelerine bağlı olarak, tıpkı İran savaşında olduğu gibi, ABD’nin yalnız kalma ihtimalini güçlendirecek. Bu nedenle şimdi bir ‘görev dağılımı’ gibi gösterilen NATO içinde güçlü Avrupa seçeneği, bumerang etkisi yaratabilir.

Özetle NATO 3.0 versiyonu ile Avrupa’ya biçilen rol yakın gelecekte askeri harcamaların artması nedeniyle hem halkın öfkesi hem de ABD ile yaşanacak çıkar çatışmalarıyla tedavülden kalkabilir.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Yücel Özdemir yazdı: Berlin seçimlerinin ardından: Kamulaştırma korkusu ve kirli kampanya

Berlin’de Elif Eralp ve Sol Parti’nin sandıktan açık arayla...

Yücel Özdemir yazdı: Almanya’da aşırı sağ yükselirken sol ne yapıyor?

Avrupa ve dünya aşırı sağcı, ırkçı Almanya için Alternatif...

Yücel Özdemir yazdı: Almanya’da aşırı sağ neden ve nasıl kazandı?

Almanya’nın 2,1 milyon nüfusu ve 1,7 milyon seçmeni olan...

Yücel Özdemir yazdı: Ukrayna ve İran’da son sözü kim söylüyor?

Ukrayna ve İran savaşlarının kısa sürede bitme olasılığı her...

Yücel Özdemir yazdı: Avrupa’nın ‘şans kıtası’ Afrika mı?

Bir yıldan fazla bir süredir Almanya Dışişleri Bakanlığı koltuğunda...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,898TakipçilerTakip Et
965AboneAbone Ol

Son eklenenler

Özkan Yıkıcı yazdı: Aksa Tufanı’ndan Mekke ittifakına gelirken

Önemli siyasal tarihçi, Aksa Tufanı ile Ortadoğu'da yeni bir...

Metin Yeğin yazdı: Borçlular hâlâ birleşiyor

On yıl önce Barcelona’da birileri bana şöyle demişti: “Banka...

Hediye Levent yazdı: Mekke Antlaşması’nın zor imtihanı

Türkiye ve Pakistan Mekke Antlaşması gereği Suudi Arabistan’a askeri...

Özkan Yıkıcı yazdı: Teknoloji ağına takılan makalenin yeniden yazılma zorunluluğu

Brezilya ve İspanya'daki seçim rüzgârları üzerine Bu yıl önemli seçim...

Ecehan Balta yazdı: Adil dönüşüm neyi dönüştürecek?

Ekolojik kriz üzerine konuşmaya başladığımız anda tartışma çok hızlı...

Taner Akçam yazdı: “Sallandıracaksın birkaç tanesini, bak bakalım yolsuzluk oluyor mu?”

Bu sözü eskiden kahvehanelerde çok duyardım. Şimdi eskinin kahvehaneleri...

Özkan Yıkıcı yazdı: Güncemize düşen Mekke anlaşması

Kıbrıs'ta yaşamanın önemi ve dezavantajları mutlaka vardır. Bazı konularda...

Volkan Yaraşır yazdı: Adorno, Minima Moralia ve faşist salgın

Frankfurt Okulu’nun ya da Eleştirel Teori’nin kurucusu ve en...

Canlı yayın