yaklaşımlarÖzkan YıkıcıGelinen aşamadaki yaklaşımlar - Özkan Yıkıcı

Gelinen aşamadaki yaklaşımlar – Özkan Yıkıcı

Savaş başlayınca önce gerçekler yok edilir. Çok taraflı alanda, hele de propaganda psikolojik enstrümanlar da rol alınca, bilgi kirliliği yoğun olur. Onun için bilgileri aktarırken yorumlama gerçekleştirenlerin önemli dikkat etme zorunluluğu vardır. Ayrıca konulan planlar, yapılan öngörüler iş pratiğe geçince oldukça ters işleyişe uğrama olasılığı hep vardır. Bir de konumuzla da alakalı olgu vardır: bazı gelişmeler birikerek gelir. Sadece ateşlenme tetiği kalır. Bazıları ise ansızın oluşan durumlar nedeniyle birden siyaset savaş politikasına geçer. Bu fark da gelişmelerde önemli etkendir.

Yukarıdaki basit cümleler birçok sorunun yanıtlanmasında önemli etken olarak hep yaşanmaktadır. Dikkat etmek gerekir. Hele de savaş başlarken bazı tahminler eksik veya yanlış da yapılıyorsa, ister istemez gelişmeleri daha güç yakalama alanı da yaratmaya adaydır.

Son İsrail-Amerika birlikteliğinin İran’a saldırmasının son durumu bazı öngörülerin eksik olduğunu yaşattı. İran bazı tahminlerin tersine durum oluşturdu. Kolayca liderlerinin suikastı yaşandı. Hem de dinî lider Hamaney dâhil. Fakat bu gerçek sonuçta İran’da bocalama değil, beklenmeyen hamlelerin de olmasının gelişmesi oldu. Bunlar bir anda tahmini duruma ters olma tıkacını oturttu. Fakat konu savaş. Ufak bir kayış veya politik müdahale kuralları her an değişme de oluşturmaya adaydır.

Bu araya sıkıştırmak şart: Kıbrıs genelde Orta Doğu konularında hep yer alır. Hatta önemli bazı operasyon merkezi konumuna dek gelir. Bu Kıbrıslıların pek umurunda dahi olmadı. Çünkü alınan tutum ve karşılık gelmemesi ikilemi, umurunda olmamayı yerleştirdi. Bu defa yaşanan savaş ortamında Ağrotur şu veya bu şekilde hedeflenmesi, gerçekle karşılaşma korkusunu da getirdi. Şimdilik Kuzey Kıbrıs hâlâ olayın önemini anlamadığını veya siyasi koltukçuların korkarak kaçınma duruşundan uzaklaşamadıklarına tanık oluyoruz.

Ufak bir hatırlatma ekleyelim: İran konusu şimdiki durum değildir. Söylenen sorunlarla da temel gerçek değildir. Ne nükleer silah ne de başka kelimeler sadece hamle için propaganda araçları olarak söylendi. Kamuoyu lehte yaratılma peşinde olunuyordu.

Ben doksan dörtten beri çizilen emperyalist yeni stratejilerinde, Amerikan merkezli olanlarda, sıralanan yeni karşıtlar içinde İran’ı baş yerde duydum, okudum. Yine devamında iki binli yıllarda geliştirilen Orta Doğu projesinde İran en son tasfiye edilecek ülke olarak konuldu. Planlar ona göre şekillendi. Öyle de gelişti. Nitekim özellikle iş Suriye emperyalist müdahalesine gelince hem İran hem de Rusya sıra onlara geleceğini anlayınca sistemi Şam’da karşıladılar. Bunu Suriye konusunda bol bol işleyip, Suriye’den sonra sıra İran’a geleceğini net şekilde yazanlardan biriydim.

Sonuçta iş buraya dek geldi. Ayrıca ne tuhaftır ki genel Orta Doğu projesinde seçilen her ülke benzer suçlamalarla yıkıma uğradı. Irak’ta imha silahları benzeri en son Suriye’de kullanıldı. Sonuçta suçladıkları ve işgallerle rejimleri devirmedeki gerekçeler fos çıktı. Şimdi aynı ezber İran’da yapılıyor. Yine benzer olan, görüşmelerin yapılması, şer eksenine konulan saldırılacak ülkenin kabul etmesine rağmen de savaşa girişilip rejimler devrildi. Başrol hep Amerika’nındı. İsrail ise gerektiğinde öne çıktı. Fakat İran’da İsrail daha bir belirleyici, ateşleyici hâline yükseldi. Hatta kimi Amerikan kesimi, Trump’ı Netanyahu’nun kandırdığını veya etkilediğini söylüyorlar.

Sonuçta iş İran’a gelince tehditler yoğunlaştı. Propaganda yükseltildi. Ancak ambargolar senelerdir sürüyor. İran’a nefes aldırmayacak konuma getirilmeye uğraşıldı. Özellikle iş İran’a doğru yaklaştıkça da suikastler Mossad ve CIA tarafından gerçekleştirildi. Devrim muhafızları lideri Kasımî veya onlarca bilim insanı suikastlerle öldürüldü. En son daha bir artırma yapıldı. Hamas’ın seçim kazanıp başbakan olacakken katledilen liderlerinden İsmail bunlardan biridir. Bir anlamda sıcak savaş yokken bile İsrail durmadan saldırılar yapıyordu.

Derken on iki gün savaşı yapıldı. İsrail liderleri Amerika’yla birlikte suikastler düzenledi. Ama İran direnci sonucu ateşkes ilan edilip yeniden görüşme dendi. Klasik algı oyunu hep işliyordu. Hem de tam da “uzlaştılar” veya “ilerliyor” ifadeleri kullanılırken birden saldırılar başlatılıyordu. En son da böyle oldu. Üstelik İran’ın dinî lideri Hamaney de nasibini aldı. Beklenti idari boşluk ve kaos yaratma hedefi güdüldü. Ama hızla yerine seçimlere geçildi. Ordu kademesi atamaları yapıldı. Yetmedi, bu defa İran hemen karşı saldırıya geçti. Hatta işin içine söylediği gibi Körfez ülkelerindeki Amerikan üslerini de koydu. Daha önceleri misilleme yapacağı zaman önceden haber verilip ilgili yer boşaltılıp insan kaybı engelleniyordu. Bu defa haber falan yoktu. Üstelik Amerikan üsleri de hedef yapıldı. Ölüm haberleri geldi. Bu arada İsrail’in veya Amerika’nın kız öğrenci okulunu vurması, hastanelerin hedefe konulması bir anlamda propagandada psikolojik sarsıntılar oluşturdu.

Sonuçta sertleşme sürüyor. Rejim değişimi bekleyen saldırganlar birden savaşı genişleten bir İran’la karşılaştılar. Tahminlerde pek olmayan silahlar kullanılmaya başlandı. Bu defa salt İran değil, Amerika’nın da savaşı nereye kadar sürdürüleceği tartışılmaya başlandı. Ölüm haberleri Amerika içinde de aykırı sesler çıkardı. İspanya net tutumla saldırıları eleştirdi.

Trump çelişkilerle konuşmaya başladı. Kırılma çelişkileri hissedilir gibidir. Ama savaş yayıldı. İsrail Lübnan’a da saldırdı. İran Körfez’deki Amerikan üslerini vurdu. Stratejik binalar isabetli oldu. Bir anda teslim olacak, sokakta muhalefet yükselip rejimi değiştirecek beklentisi, acaba nereye kadar sorularına konu taşındı.

Unutmayalım: Salt konu savaş söylenmiyor. Özellikle hem Trump’ın hem de Netanyahu’nun siyasal zor durumda oluşları ekleniyor. Savaşı bir çıkarma nedeni de gösterilmektedir. Tabii liderlerin faşist gerçekliği neleri yapacaklarının da korkutan nedenidir.

Bir ufak durum: Libya’dan Irak’a liderler öldürüldü ve ülkeleri dağıldı. Ama İran’da durmadan öldürülmeler olmasına karşın hâlâ dağılma yok. Hatta toparlama olamaz denilirken hızla oldu. İran’da sistemin kurumsal gerçeği karşımıza geldi.

Sorular çok. Hamleler artıyor. Bölgesel savaş hâlini aldı. Salt savaşanlar değil, etraf da etkileniyor. Enerji piyasasını da kriz bekleme aşamasına hızla geliyor. Ama tahminler başlangıcın aksine sonuçta etkiler oldukça fazlalaştı. Kime göre soruları da eklenmeye yükseltildi. Ama sistemin kuralsızlaştığı, gücün konuştuğu bir aşamaya takıldık. Şimdilik Rusya ve Çin hâlâ merakla bekleme modunda. Bu iki ülkenin tutumu da süreci etkileyeceği kesin. Çünkü İran sonrası kimin olduğu da daha İran işi kapanmadan açıkça söyleniyor.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Özkan Yıkıcı yazdı: Kavram fetişizminden yalan kullanım normalleşmesine

Neoliberalleşme ile birlikte, kendi kurallarını, bakış açısını da yerleştirip...

Özkan Yıkıcı yazdı: İspanya-Fas hattında neler oldu

Bir haftadır İspanya'nın Afrika topraklarındaki küçük bir yerleşimindeki gelişmeler,...

Özkan Yıkıcı yazdı: Trafik katliamından genel sistem gerçeğine

Normal yaşamla en anormal kötü koşullar kolayca dönüşür. Sanki...

Özkan Yıkıcı yazdı: Unutulmaması gereken ülkelerden biridir: Irak

Yakın tarihle Ortadoğu tamamlanınca, emperyalist çağın planlarıyla alakalı uygulama...

Özkan Yıkıcı yazdı: Bozulan iklim koşullarında siyaset de ısınırken

Temmuz ayına ve yaşadığımız haftaya artık elvedayı çekiyoruz. O...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,913TakipçilerTakip Et
916AboneAbone Ol

Son eklenenler

Dionysis Dionysiou yazdı: Nolan’ın Odyssey’si: Denizden Gelen Düşman Biziz

Düşman ufkun ötesinde beklemiyor. Nolan'ın Odyssey'sinde, o, muzafferlerle birlikte...

Faik Bulut yazdı: Hizbullah ve İsrail kavgasının 20 yıllık bilançosu

Hizbullah ile İsrail arasındaki çatışmalar ve mücadelenin tarihi 1980'lerin...

Özkan Yıkıcı yazdı: Kavram fetişizminden yalan kullanım normalleşmesine

Neoliberalleşme ile birlikte, kendi kurallarını, bakış açısını da yerleştirip...

Özgür Gürbüz yazdı: Türkiye Küresel Serinletme Taahhüdü’nde neden yok?

İnsan kaynaklı iklim değişikliği kentleri yaşanmaz hale getiriyor. Avrupa’da...

Nafiz Özbek yazdı: Alman militarizmi ve sermaye: Almanya’nın yeniden askerileşmesinin politik ekonomisi

İkinci Dünya Savaşı’nın yıkıntılarından doğan modern Almanya, kısmen Hitler faşizmini...

İlhan Uzgel yazdı: Küresel Siyaset Dönüşürken-II: NATO 3.0 nereden çıktı?

Avrupa coğrafyasında ve Türkiye’de savunma, güvenlik konuları olunca dikkatler NATO’ya...

Hayri Kozanoğlu yazdı: Yapay zekâ krizi senaryosu

Yapay zeka (YZ) alanındaki gelişmeler küresel ekonominin başlıca konusu olmaya...

Volkan Yaraşır yazdı: ‘Efendiliğin reddi’: Üçgen örgütlenme ve direniş ağları

Efendiliğin reddi kolektif bir karşı duruş, yıkıcı bir ayağa...

Canlı yayın