yazılarKıbrıs iktibasGaz Lambası - Ömür Yılmaz

Gaz Lambası – Ömür Yılmaz

Orjinal yazının kaynağıozgurgazetekibris.com

Yıl 1880, yer Londra.

Orta yaşlarında yeni evli Bella ve Jack, çok katlı bir ev satın alırlar. İki ev hizmetlisi ile burada yaşamaya başlarlar.

Yıllar önce bu evin dördüncü katında bir cinayet işlenmiştir. Yaşlı bir kadın öldürülmüş, sahip olduğu düşünülen yüklü miktarda çok değerli mücevherat ise hiç bulunamamıştır.

Eve yerleştikten sonra birkaç ay içinde Bella’nın aklını yitirdiği söylentileri mahallede yayılmaya başlar. Evden çıkmasına izin verilmeyen Bella, anlam veremediği şeyler yaşar evde.

Eşyalar sakladığına emin olduğu yerlerden yok olur, evde başka kimse yokken ışıklar kısılıp açılmaya başlar. Olanları kocasına anlatmaya çalıştığında ise azarlanır, hakarete uğrar, kafasını toparlaması için odasına hapsedilir.

Ev hizmetlileriyle iletişim kurması yasaklanır. Bir süre sonra tek duygusal bağ kurabildiği köpeğine de zarar verebileceğine inandırılır ve köpeği de alınır elinden.

Bella’nın aslında deli olmadığı, aklını yitirmediği, yıllar önce bu evde işlenen cinayetin peşini bırakmayan eski bir polis memurunun Bella’yı ziyaret etmesiyle ortaya çıkar.

Bu cinayeti Jack işlemiştir. Yaşlı kadını mücevherleri için öldürmüş ancak çalmak istediği mücevherleri bulamadan olay yerinden kaçmak zorunda kalmıştır.

Yıllar sonra zengin bir kadınla evlenmiş (Bella), onu bu evi almaya ikna etmiştir. Tek derdi o mücevherleri bulmaktır. Sonra da parasının üstüne konarak, karısından bir şekilde kurtulmak…

Bella’yı deli olduğuna ve hastaneye yatırılması gerektiğine inandırmak da Jack’ın planının parçasıydı. Bu süreçte de Bella’nın kendine olan güvenini ortadan kaldırarak, onu daha kolay kontrol altında tutabilecekti.

Bella’nın yaşadığı tecrit, yani kocası dışında kimseyle iletişim kurmasına izin verilmemesi, Jack’ın kurduğu manipülasyon ve kontrol mekanizmasının önemli bir aracıydı.

Neyin gerçek, neyin uydurma veya hayal ürünü olduğunu sorgulayabileceği, kontrol edebileceği tek referans noktası Jack’tı.

Aslında ışıklar kendiliğinden kısılıp açılmıyormuş. Daha evlerde elektriğin olmadığı o dönemlerde, gazla çalışan lamba sistemleri varmış evde. Farklı bir odada veya katta gaz lambası açıldığında, diğer lambalara gaz daha az basınçla gittiği için ışık kısılıyormuş.

Bella, evde kimse yokken odasındaki ışık kendiliğinden kısılıyor zannederken, aslında Jack dördüncü katta gaz lambası açıp mücevherleri arıyormuş.

Bu gerçek bir hikaye değil. Patrick Hamilton’un 1938 yılında yazdığı, sonra da birkaç kez film olarak uyarlanan “Gas Light” isminde bir oyun. Partnerler arası şiddette çok sıklıkla gördüğümüz bir manipülasyon ve psikolojik şiddet yöntemini o kadar iyi anlatıyor ki; özellikle 2000’li yıllardan itibaren bu alanda yapılan çalışmalarda “gaslighting” yeni bir terim olarak kullanılmaya başlandı.

Son yıllarda ise bizim için de çok geçerli olduğuna inandığım iki farklı alanda daha insan davranışlarını anlayabilmek için kullanılıyor bu kavram.

Birincisi tarikatlar. 1998’de kişisel gelişim gruplarıyla başlayan ve yıllar içinde insan ticareti, şantaj, dolandırıcılık gibi organize suçları besleyen bir tarikata dönüşen NXIVM’un kurucusu Keith Raniere’nin yargılanmasında konuşan uzmanlar, Raniere’nin mağdurları kendisine ve örgüte bağımlı kılmak için “gaslighting”i etkili bir yöntem olarak kullandığını anlatmışlardı.

Tarikat deyince genelde bizim aklımıza dini tarikatlar geliyor ancak sadece dini inancı sömürmüyor tarikatlar.

Kişisel gelişimi teşvik ettiğini iddia eden tarikatlar da var, belli bir politik düşünce veya ideolojiyi temsil ettiğini iddia edenler de. Benim tarikatlara merakım ve anlama isteğim de 2010’lu yılların başlarında bizim memlekette de bir takım politik hareketlerin tarikatımsı kuruluş ve gelişmelerine dayanır.

Diğeri ise bildiğimiz siyaset. Özellikle Trump dönemi Amerika’sında (ve sonrasında) Trump’ın kitleler üzerindeki etkisinin nasıl ortaya çıktığını ve devamlılığının nasıl sağlandığını anlamak ve anlatmak için kullanılıyor “gaslighting”

Deniz ötesine bile gitmeye gerek yok aslında. Öğrenilmiş çaresizlik filan değil bizimkisi, çoğunluğun keyifle ortak olduğu bir “gaslighting” hikayesi.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Mihalis Stavru yazdı: Bu adada sadece biz yaşamıyoruz

“Politis” gazetesinin birkaç gün önceki manşeti, bazılarının yaşadığı yanılsamayı...

Marios Epaminondas yazdı: Bir kabahatlinin küçük öyküsü

Tarih yazımının büyük anlatılardan vazgeçip "önemsiz" insanlara yönelmeye başladığı...

Ioannis Tirkides yazdı: Kıbrıs’ın savunma yönelimi: Stratejik bir yanılsama

Haziran 2026'da Kıbrıs ile Fransa arasında imzalanan Asker Statüsü...

Mustafa Çıraklı yazdı: Güney Kıbrıs-Fransa Askeri Anlaşması ve Hristodulidis’in Lilliput Kumarı

Güney Kıbrıs ile Fransa arasında geçtiğimiz günlerde imzalanan askeri...

Mustafa Çıraklı yazdı: NATO Ankara Zirvesine Doğru

7-8 Temmuz tarihlerinde Ankara'da gerçekleşecek NATO Zirvesi yaklaşırken gözler...
4,660BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,940TakipçilerTakip Et
880AboneAbone Ol

Son eklenenler

Özkan Yıkıcı yazdı: Kaygan Zeminde Kayganlaşırken, Yaprak Misali Savrulmalar

Senelerdir Ortadoğu başlığında durmadan yazıp çizdik. Bazen ülkeler düzeyinde,...

Mihalis Stavru yazdı: Bu adada sadece biz yaşamıyoruz

“Politis” gazetesinin birkaç gün önceki manşeti, bazılarının yaşadığı yanılsamayı...

Özge Güneş yazdı: Kolombiya’dan kıtaya neofaşist kuşatma

Kolombiya tarihinin en kritik siyasi süreçlerinden birini geride bıraktı. Ülkenin...

Şener Elcil yazdı: Muhalif Olmak

Bir ülkede hükümetlerin görev yapma süresi, muhalefet edenlerin başarısı ile ters...

Özkan Yıkıcı yazdı: Sızdırtmalardan Öngörülere Kıbrıs

Adamızda yine diplomatlar gezileri başladı. Amaç malum: Kıbrıs sorunu....

Hayri Kozanoğlu yazdı: Trump devrinde merkez bankacılığı

Küreselleşmiş kapitalizm kurgusu içerisinde, özellikle de sermaye akışlarının serbestliği...

Zafer Taşkın yazdı: Alman jeopolitiğinden NATO’ya: Türkeş, Türk Sağı ve antikomünizm

19.yüzyılın sonlarında Almanya, İngiltere ve Fransa gibi geniş sömürge imparatorluklarına...

Hasan Kahvecioğlu yazdı: “Online” doktor randevusu için bu rezil “site”yi, devlete kim kakaladı?

Dünya; 1980’lerden beridir, “çevrimiçi devlet hizmeti”nin keyfini sürmektedir. Neredeyse yarım...

Canlı yayın