yazılarKıbrıs iktibasMustafa Çıraklı yazdı: Güney Kıbrıs-Fransa Askeri Anlaşması ve Hristodulidis'in Lilliput Kumarı

Mustafa Çıraklı yazdı: Güney Kıbrıs-Fransa Askeri Anlaşması ve Hristodulidis’in Lilliput Kumarı

Orjinal yazının kaynağıyeniduzen.com

Güney Kıbrıs ile Fransa arasında geçtiğimiz günlerde imzalanan askeri statü anlaşması (Status of Forces Agreement, SOFA), Doğu Akdeniz’deki jeopolitik dengeleri sarsma potansiyeli taşıyan önemli bir hamle olarak öne çıktı. Zira her ne kadar Fransa’nın bölgedeki operasyonel kabiliyetini artırmayı hedefleyen lojistik bir adım gibi lanse edilse de, Güney Kıbrıs açısından bunun Türkiye’nin askeri varlığına karşı bir tür stratejik derinlik arayışı olduğunu söylememiz lazım.

Bir başka deyişle, Güney Kıbrıs’ın bu anlaşmayla, Fransa’nın hava ve deniz gücünü adadaki askeri altyapıya entegre etmenin ötesinde, Türkiye’yi dengelemeye yönelik yeni bir jeopolitik çerçeve oluşturmayı hedeflediği açık.

Fransa ile kurulan askeri bağ, Kıbrıslı Rum lider Nikos Hristodulidis’in son dönemde Hindistan’dan Orta Asya’ya, Avrupa-Atlantik ekseninden Körfez’e uzanan dış politika hamlelerine de ışık tutuyor.

Bu yoğun diplomasi trafiğini bir başarı hikayesi olarak görenlerin yanı sıra, taşıdığı riskler bakımından eleştirel bir bakışla değerlendirenlerin sayısı da azımsanmayacak kadar fazla. Bu bağlamda özellikle sevgili Mete Hatay’ın konuyla ilgili yazısında, Güney Kıbrıs’ın “hiperdiplomatik” hamlelerinin yarattığı güvenlik ikilemine dikkat çekmesi oldukça değerli. [1]

Bu tartışmalara naçizane bir katkıda bulunması ümidiyle; uluslararası ilişkiler literatüründe önemli bir kavram olan “Lilliput diplomasisi” pratiğinin ve bu pratiğin enstrümanları arasında yer alan “ittifak sığınağı” (alliance shelter) stratejisinin, Güney Kıbrıs’ın son dönemde benimsediği dış politika çizgisinin daha iyi anlaşılmasına yardımcı olacağını düşünüyorum.

Hemen açıklayalım: Lilliput, Jonathan Swift’in ünlü eseri Gulliver’in Seyahatleri’nden ödünç alınan bir metafor. Swift’in Lilliputları; fiziksel olarak küçük ama kendilerini olduğundan büyük gören, sınırlı kapasitelerine rağmen büyük güç siyasetinin merkezinde olduklarına inanan bir toplumu temsil eder. Uluslararası ilişkiler literatüründe ise “Lilliput diplomasisi”, küçük devletlerin görünürlük ve sembolik diplomatik hamlelerle etkilerini gerçek kapasitelerinin ötesine taşıma çabasını anlatır.

Tıpkı romandaki cücelerin uyuyan dev Gulliver’i yüzlerce küçük iplikle yere sabitlemesi gibi, Lilliput diplomasisi de küçük devletlerin sert askeri ve ekonomik güçten yoksun olmalarına rağmen, diplomatik “iplikler” kullanarak büyük güçleri kendi güvenlik alanlarına bağlama stratejisidir.

Güney Kıbrıs özellikle Avrupa Birliği (AB) üyeliği ile birlikte, küçük bir aktörün uluslararası hukuk, AB kurumları ve diplomatik girişimler aracılığıyla daha büyük bir aktörün hareket alanını sınırlandırmaya çalıştığı klasik bir “Lilliput diplomasisi” izledi. Amaç, “Kuzeydeki devi” doğrudan dengelemekten ziyade onu çok sayıda diplomatik ve kurumsal iple bağlamaktı.

Ancak son yıllarda bu yaklaşımın önemli bir dönüşümüne tanıklık ediyoruz. Şöyle ki, Hristodulidis’in selefi Nikos Anastasiadis döneminde temelleri atılan bu dış politika çizgisinde Güney Kıbrıs’ın Lilliput diplomasisi artık yalnızca Türkiye’nin hareket alanını kısıtlayacak diplomatik mekanizmalar üretmeye/kullanmaya değil; aynı zamanda ABD, Fransa, İsrail, Hindistan ve çeşitli bölgesel ortaklarla ilişkilerini derinleştirerek kendisine daha geniş bir koruma şemsiyesi oluşturmaya yoğunlaşmış durumda.

Başka bir ifadeyle, devi iplerle bağlama stratejisine ikili işbirlikleri ve ittifaklarla bir nevi “sığınak” oluşturma (alliance shelter) stratejisinin de eklendiğini söylemek mümkün.

Elbette küçük devletlerin uluslararası sistemdeki yapısal kırılganlıklarını azaltmak için çok katmanlı ittifak sığınakları araması anlaşılır bir durumdur. [2]

Nitekim küçük devletler literatürünün öncülerinden Robert Keohane’nin yarım asır önce ortaya koyduğu üzere, bu küçük devletler açısından dış politikanın amacı gerçekliği değiştirmek değil, mevcut gerçekliğe uyum sağlayarak hareket alanı yaratmaktır. [3]

Ne var ki günümüzde kapasitenin izin verdiğinden daha büyük jeopolitik roller üstlenmeye çalışan aktörlerin, diplomasi ile stratejik aşırı genişleme (“strategic overextension”) arasındaki dengeyi zaman zaman kaçırdıklarını görüyoruz. [4]

Lilliput diplomasisinin böylesi orantısız bir şekilde uygulanması durumunda ise sonuç genelde küçük devletin kendisine koruma kalkanı yaratmaya çalışırken aksine bir “güvenlik ikilemi” (security dilemma) yaratması, yani rakip aktörler tarafından bir “çevreleme” veya tehdit olarak algılanması ve karşı dengeleme reflekslerini tetiklemesi oluyor.

Kıbrıs örneğinde de gördüğümüz üzere, Güney Kıbrıs’ın Fransa ile imzaladığı askeri anlaşma ya da Doğu Akdeniz’de Yunanistan ve İsrail ile kurduğu çoklu bloklar birer “güvenlik sığınağı” olarak lanse edilirken, Ankara ve Kıbrıs Türk tarafı için bu durum adadaki dengeleri bozan bir çevreleme girişimi olarak değerlendiriliyor.

Bu pencereden bakıldığında Türkiye’den gelen sert açıklamaları, Lilliput’un iplerine karşı Ankara’nın kaslarını germe refleksi olarak görmek mümkün.

Hal böyleyken Hristodulidis’in Fransa anlaşmasıyla taçlandırdığı yeni dış politika hattının, küçük bir devletin uluslararası sistem içerisinde oynadığı fazlasıyla riskli bir Lilliput kumarı olduğunu söyleyebiliriz. Zira Gulliver’i bağlayan ipler ne kadar sıkı görünürse görünsün, dev doğrulmaya başladığında haliyle o iplerin yaratacağı bir gerilim ortaya çıkar.

Kıbrıs sorununun çözümüne yönelik yeni bir müzakere sürecinin kurgulandığı bugünlerde, böylesi adımların ve yaratabileceği etkilerin barış ve çözüm zeminine verebileceği zararın hesaba katılması gerektiği açıktır.

Not: SOFA anlaşması bağlamında Güney Kıbrıs’ın kendi güvenlik algısı kadar, Fransa’nın Doğu Akdeniz’deki enerji ve jeopolitik çıkarlarının da belirleyici rol oynadığını not etmemiz gerekiyor. Bir sonraki yazıda ele almaya devam edeceğim.

Kaynaklar:

[1] Hatay, M. (2026). “Diplomatik hiperaktivizm ve Kıbrıs’ta güvenlik ikilemi”. Diken. 7 Haziran. https://www.diken.com.tr/diplomatik-hiperaktivizm-ve-kibrista-guvenlik-ikilemi/; Ayrıca Bkz. Tirkides, I. (2026). “The Cypriot defence pivot: a strategic illusion”. Cyprus Mail. 13 Haziran. https://cyprus-mail.com/2026/06/13/the-cypriot-defence-pivot-a-strategic-illusion.

[2] Bailes, A. J. K., Thayer, B.A. & Thorhallsson, B. (2016). Alliance theory and small state alliance ‘shelter’: The complexities of small state alliance behavior. Third World Thematics, 1(1), 9–26.

[3] Keohane, R. O. (1969). Lilliputians’ Dilemmas: Small States in International Politics. International Organization, 23(2), 291–310.

[4] Snyder, G. H. (1984). The Security Dilemma in Alliance Politics. World Politics, 36(4), 461–495; Ayrıca bkz. Hall, I., Lee-Brown, T., & Strating, R. (2024). Blue Security in the Indo-Pacific. Routledge: Londra.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Mustafa Çıraklı yazdı: Guterres’in Ardından: Çözüm diplomasisi de değişmeli mi?

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres'in Kıbrıs ziyareti, büyük ölçüde...

Kerim M. Munir yazdı: Adapte Edilebilir Federalizm: Kıbrıs İçin Yeni Bir Anayasal Tasarım

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kıbrıs ziyaretine hazırlanırken, belki de...

Dionysis Dionysiou yazdı: Federasyon için son bir fırsat — Guterres, döngüyü 2017’de açtığı yerde kapatıyor

António Guterres'in Kıbrıs'a yaklaşan ziyaretinde güçlü bir simgesellik var....

Katerina Yennari yazdı: Berlin’de Bir Kadın

"A Woman in Berlin" (Berlin'de Bir Kadın), bir kadının...

Politis Ekibi yazdı: Cacoyannis’in 1974 Kıbrıs’ı Üzerine Destansı Belgeseli: “Tarih Tarafından Yönetildi”

1974 yazına gelindiğinde Mihalis Kakoyanis (Michael Cacoyannis) çoktan dünyanın...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,916TakipçilerTakip Et
914AboneAbone Ol

Son eklenenler

Hazal Yalın yazdı: Nikaragua, 7 Ders

Ben Latin Amerika uzmanı değilim; kuşkusuz Nikaragua’yı benden çok daha...

Özkan Yıkıcı yazdı: Bozulan iklim koşullarında siyaset de ısınırken

Temmuz ayına ve yaşadığımız haftaya artık elvedayı çekiyoruz. O...

Yücel Özdemir yazdı: Ukrayna ve İran’da son sözü kim söylüyor?

Ukrayna ve İran savaşlarının kısa sürede bitme olasılığı her...

Ecehan Balta yazdı: İklim finansmanı mı borçlandırma rejimi mi?

İklim krizi artık geleceğe ilişkin bir ihtimal değil. Kuraklık,...

Taner Akçam yazdı: İki büyük dalga depremleri ve yeni cumhuriyetin ayak sesleri

Cumhuriyet tarihi, Osmanlı’nın geç döneminde başlayan ve cumhuriyette de...

Özkan Yıkıcı yazdı: Tetiklenen savaş alanı ve Mısır oyuna doğru

Belli ki genel Amerikan Ortadoğu projesi sıkıştı. Üstelik Trump...

Mustafa Çıraklı yazdı: Guterres’in Ardından: Çözüm diplomasisi de değişmeli mi?

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres'in Kıbrıs ziyareti, büyük ölçüde...

Hediye Levent yazdı: Boğaz savaşları ve uçurumun eşiğinde bir kıta!

Hürmüz Boğazı’ndaki öngörülemez gidişata ek olarak yenilerde Bab El...

Canlı yayın