yaklaşımlarÖzkan YıkıcıEmperyalist gangsterlik dönemi mi? - Özkan Yıkıcı

Emperyalist gangsterlik dönemi mi? – Özkan Yıkıcı

Özellikle ikinci Trump dönemiyle tırmanan müdahale stratejisi süreci hızlandırıldı. Trump dönemiyle bir yandan açık müdahaleler, öte yandan resmen net tehditlerle birçok sistem kuralının yerle bir edilme dönemi adeta hızla pratiğe geçti. Bir yıl bilançosu oldukça kabarık. Üstelik Kafkaslar’dan Orta Doğu’ya yapılan doğrudan “barış” adı altındaki müdahalelerle de yerleşik yeni yönetim kolonizasyonlarına dönüldü. Net olan, emperyalist yeni sürecin giderek yeni isimlerle de adlandırılmaya başlanmasıdır. Son Sendika.org çevirilerinde de “gangster” kelimesi emperyalist kavramla birlikte kullanılmaya başlandı.

Son günlere bakın: Amerika’nın Orta Doğu planında açık rolü yanında seçilen ortaklarla da siyasal mesaj çakıldı. Suriye’de resmen cihatçı HTŞ, ısrarla imaj yoluyla normal bir rejim gibi kabul ettirilmeye çalışılıyor. Bir de tersinden, HTŞ’nin gelişiyle IŞİD baş düşman ilan edilip belirli yerlerde kalıcı olma tutumu da var. Üstelik bu politika Suriye’de pratikte denenmektedir. Şam’da HTŞ varlığının normal bir devletmiş gibi yapılandırılması, IŞİD’in ise orada kalıcı olmasının “terörle mücadele” şeklinde algılatılması durumu kullanılıyor.

Fakat doksanlardan beri baş düşman eksenine konulan İran’la uğraşmak hâlâ sürüyor. Üstelik Trump’a adeta yardımcı olacak şekilde halkın kitlesel kalkışları da bu defa epey zamandır devam ediyor. Hâlbuki Amerika ve İsrail, daha yeni Trump döneminde on iki gün savaşıyla bir deneme yaptılar. Net olarak herkese İran’a saldıracaklarının siyasal hamlesini de yaptılar. İran artık dolaylı yöntemlerle veya suikastlerle değil, doğrudan çatışmayla, en modern teknolojiler kullanılarak hedef alındı. Bir anlamda “şer eksenli” Orta Doğu planı artık son halkasına gelmiş durumda. Amerika, giderek bölgesel hegemonik güçlerine kontrolü bir miktar devretmeye de hazır gibidir. Bu fırsatı zaten temel gücü olan İsrail çoktan aldı. Yemen’e uzanan, çevresindeki ülkelerden açıkça toprak alarak gerçekleşen bir süreç yaşandı. Türkiye ve Mısır da aynı konumda olmaya çoktan hazır. Yeni Birleşik Arap Emirlikleri ise Afrika’ya uzanan teknolojik ve sermaye müdahaleleriyle kendinden söz ettirmektedir.

Bölgesel alanlarda dizaynlar böyle hızla sürerken, birden Monroe Doktrini akla geldi. Hedef Latin Amerika idi. “Bu nasıl olacak?” diye bekleyenlere korsanca, haydutça bir müdahale yaşatıldı. Venezuela Devlet Başkanı teslim olmaya hazırken başkentteki saray basıldı ve Maduro ile eşi alınıp Amerika’ya götürüldü. Ardından da “yargılanma” denilen yeni bir algı oyununa geçildi. Bu, pratikte açık ilan edilmiş bir hedefti. Bir anlamda Meksika’dan Kolombiya’ya kadar “sıra sizde” korkusu yayılmak istendi. Ayrıca Trump, daha seçim sürecinin sonunda komşusu Kanada ile Grönland Adası’nı da resmen ilhak edeceğini ilan ediyordu. Bir bakıma müttefik falan dinlemeden, tıkanıp miadı dolan neoliberal sürecin yerine devletçi, otoriter gangster bir açılımın haberi veriliyordu.

Şimdi ise kendine en yakın komşusu Kanada’yı açıkça eyalet yapmayı öneriyor; tabii ki Trump usulü. Bir başka açıdan da AB ortaklarına açıkça “Grönland benim” diyor. NATO’nun en savunucu ülkelerinden Danimarka’ya, saldırıya uğrarsa savunacağını söylediği devlete “Grönland’ınızı alacağım” diyor. Yine klasik emperyalist paranoya ile Rusya ve Çin korkusu salınarak… İşte emperyalist bir yılın kısa ama yıkıcı pratiği.

Bilmem, Gazze’deki soykırım sonrası yeni kolonyalizmde emlak sektörü ve turizm fetihçiliği ya da Azerbaycan–Ermenistan koridoru Zengezur çöküşünün bekçiliğiyle Orta Asya girişimine değinmek gerekir mi; buna bile gerek yok.

Bunlar olurken elbette olan biteni bilmek önemlidir. Sunulan algılara esir düşmek ya da ilgisizlik içinde deve kuşu misali başını kuma gömmek de işin cabasıdır. Bu koşullarda oradan oraya turist payı yapmacaklı mağduriyetlerle dolaşan Kıbrıslı Türkler de fırsatı başlarını kendi kumlarının altına sokarak karşılıyor. “Trump adamıza da barış getirsin” diyenler de vardır. Ama kaçının umurunda, bilinmez.

Kısaca, 2008’de Amerika’yı da vuran neoliberal tükeniş kendi içinde savruldu. Yönetememe hâliyle kriz bileşkesi, daha fazla otoriterleşmeye doğru evrildi. Yeni sermaye blokları oluştu. Yeni teknolojiler ve iletişim alanındaki kesimler, kendi üst siyasal egemenliklerine de oynamaya başladı. Faşist liderler, Bonapartizm tipi devlet otoriterleşmeleri çoğaldı. Bu durum yalnızca sömürge ülkelerde değil, en gelişmiş kapitalist devletlerde de yaşandı. Yeni faşist partiler birden ilk sıralarda dolaşmaya başladı; İngiltere gibi. Demokrasinin beşiği sayılan İskandinav ülkelerinde ise koalisyonlar ortadan dağıldı. AB’nin lider ülkesi Almanya’da aşırı sağ birinci sırayı zorlamaktadır. Japonya’da ise militarist liderlik ve kadın figürlü yeni bir otoriterleşme çizgisi gündemleşti. Listeyi uzatmak mümkündür.

Sonuç olarak emperyalizm, yeni ve açık bir saldırgan sürece girmiştir. Müdahaleler ve işgallerle, kural tanımaz bir güç kullanımı hızla devreye sokulmaktadır. Daha yılın başında Venezuela, şimdi ise açıkça İran hedef gösterilmektedir. Suriye’de HTŞ yerleştirme çabasıyla Kürtlere de tarihsel bir hatırlatma yapılmaktadır. Ama biz hâlâ kendi çalıp kendi söyleyen, enstrümanı olmayan bir koro gibi kendimizi kutsamaya devam ediyoruz.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Özkan Yıkıcı yazdı: Cumhuriyet bayramlı bir gün yaşadım

Perşembe gününü resmî tatil olarak geçirdim. Doğrusu, havada yağmurun...

Özkan Yıkıcı yazdı: İsrail seçimlerinden Brezilya sonuçlarından bir demet

Hafta sonu Brezilya'da yapılan genel seçimler ve dün gerçekleşen...

Özkan Yıkıcı yazdı: Sarsıntılarla K. Kıbrıs seçim süreci ilerlerken

Ufak ayrıntıyla başlayalım: K. Kıbrıs koşulları siyasal süreçte iki...

Özkan Yıkıcı yazdı: Brezilya’dan Sırbistan’dan gelen seçim sonuçları

Pazar gecesi gözlerimi yumarken, pazartesi günü sabahı beklediğim birkaç...

Özkan Yıkıcı yazdı: Avrupa rüzgârında gerçekleri yakalarken

Son haftaların adeta tekrarlanan süreci yeniden yaşandı. Başta Fransa,...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
4,267TakipçilerTakip Et
1,220AboneAbone Ol

Son eklenenler

Erkan Çavuş yazdı: Sonumuzun gelmesini mi bekleyeceğiz, ayağa kalkarak kendi kaderimizi ellerimize mi alacağız?

80’li yıllardan itibaren reel sosyalizmin yenilgisiyle birlikte dünyada sağ...

Özkan Yıkıcı yazdı: Cumhuriyet bayramlı bir gün yaşadım

Perşembe gününü resmî tatil olarak geçirdim. Doğrusu, havada yağmurun...

Hediye Levent yazdı: İran, Mekke anlaşmasına neden katılmak istiyor?

Bu yazıyı yazdığım saatlerde Katar, ABD-İran savaşının durdurulması için...

Ceren Ergenç yazdı: ‘Avrupa malı’ duvarı ve Türkiye otomotiv sanayi

Fransa ve Almanya, geçen hafta AB otomotiv politikasındaki uzun...

Kansu Yıldırım yazdı: Brezilya’da sınıf ittifakları, devlet ve sol

Lula da Silva, 25 Ekim 2026'daki ikinci turda Flávio...

Özkan Yıkıcı yazdı: İsrail seçimlerinden Brezilya sonuçlarından bir demet

Hafta sonu Brezilya'da yapılan genel seçimler ve dün gerçekleşen...

Özkan Yıkıcı yazdı: Sarsıntılarla K. Kıbrıs seçim süreci ilerlerken

Ufak ayrıntıyla başlayalım: K. Kıbrıs koşulları siyasal süreçte iki...

Özkan Yıkıcı yazdı: Önemli kuramla İsrail tartışılmamalıdır

Bugün İsrail sandık başında. Ben yazıyı yazarken seçim hâlâ...

Canlı yayın